Fenerbahçe 4-1 Galatasaray


Galatasaray, herkesin beklediği gibi Benfica maçının ilk 11'yle sahaya çıktı. Kazanan takım bozulmaz diye bir şey var futbolda. İnanan var buna, inanmayan da. İçinde bulunduğunuz duruma göre değişken bir şey bu aslında. Kewell-Baros-Karan üçlüsünden ikisinin seçmekte kararsızdım maç öncesi, lakin Kewell gibi bir tecrübeden faydalanma fikri benim için az da olsa ağır basıyordu. Ama mağlubiyet tamamen bu tercihe bağlanmamalı. Hatta Baros-Karan'lı Galatasaray'ın, Kewell-Nonda'lı Galatasaray'a göre birkaç seviye daha iyi top oynadığını söyleyebiliriz. Gerçi bunun ana sebebi Kewell'ın girmesinden çok, Baros ve Karan'ın aynı anda kenara alınıp, Nonda'nın ileride tek forvet olarak oynatılmaya çalışılması...

Fenerbahçe Emre'yi yedek kulübesine oturtarak, tüm muhtemel 11'leri yanılttı. Ancak Josico tercihinden başka bir değişikliğe sebebiyet vermedi Aragones'in bu kararı. Aragones'in bu tercihini Servet, Emre, Meira, Ayhan gibi topu ileriye çıkartırken pas hatası yapmaya müsait oyuncuları baskı altına almak istemesi olarak yorumlayabiliriz. Nitekim maçın 1.dakikasından, 95.dakikasına kadar Selçuk-Josico ikilisi ile boğdu Galatasaray'ı Fenerbahçe. Galatasaray'ın bu sezon hiçbir maçta şişirmediği kadar top şişirmesi de bundan dolayı biraz. Tabii; Selçuk, Josico, Edu gibi futbolcular da en az Galatasaray'daki Emre, Servet gibi pas hatası yapmaya yatkın topçular. Galatasaray da bu bölgede basketbol tabiriyle çok fazla pas arası yaptı ama maç boyunca bunları iyi değerlendiremedi...
Sezon başından beri savunduğum bir şey var Galatasaray'da. O da, Galatasaray'ın beklerinin, yani Sabri ve Balta'nın iyi oynadığı maçlarda kazanması, daha da önemlisi istenen futbolu oynaması. İstenen, Skibbe'nin oynatmak istediği futbol ne? Yerden oynamak, sakin oynamak, bol pas yapmak, üçgenler kurmak, beklerin Arda, Kewell, Lincoln gibi yaratıcı oyunculara verdiği destekle kanatlardan içeri kat ederek ve orta yaparak pozisyon üretmek, orta alanda rakibe karşı belli bir üstünlük sağlamak. Son oynanan maçların üzerinden gidelim. Galatasaray'da Topal'ın sakatlığından sonra Meira ön tarafa kaydırıldı, Emre ilk 11'e girdi. Servet ve Emre Galatasaray'ın top tekniği en düşük futbolcuları. Hatta stoperler özelinde bakarsak ülkede bu konuda en çok sıkıntı yaşayan oyuncuların başında geliyorlar. Böyle bir durumda da oyunu takımın bekleri Balta ile Sabri başlatmaya çalışıyor geriden ve onların gününde oldukları bir maçta Galatasaray topu ileriye çok daha rahat taşıyabiliyor ve istediği futbolu çok daha rahat bir şekilde sahaya yansıtabiliyor. Sanırım bu akşamki maçta Sabri ve Balta, sezonun en kötü futbollarını oynadılar, bu da Galatasaray'ın yerden çıkarken çok top fazla top kaybı yapmasına sebep oldu. Bundan daha önemlisi, topu yerden oynayarak ileri çıkartamayan Galatasaray, yine top şişirmeye başladı ki, bu nokta Galatasaray'ın maçı kaybetme sebebidir bana göre. Maçın kaybedilmesini bir tek Kewell ile yorumlamayıp, daha derin noktalara inmek gerekiyor. Hatta her maç için böyle bu. Kewell, 2.yarıda girdi de çok mu şey değişti? Aksine tanınmaz halde bir Galatasaray izledik, hem de çok daha farklı bir futbol umarken. Ama bunun nedeni X'in çıkıp Y'nin girmesi değil...
Kronometreler 1.29'u gösterirken ağlarında gördü topu, Fenerbahçeliler. Galatasaray, Fenerbahçe'yi kendi silahıyla vurdu bir nevi. Yani çok erken bir dakikada, ilk golü atarak. Lakin, rakibi kendi silahıyla vuran Galatasaraylılar, daha maçın 2.dakikası olduğunu unutmuş olmalılar. Zira çok geçmeden, Fenerbahçe namluyu Galatasaray'ın yüzüne çevirdi ve ateş etti. Ortada, hatta biraz Galatasaray hakimiyetinde giden maçta Benfica maçının yıldızı Emre, Fenerbahçe'nin istediği şekle sokuverdi maçı. Fenerbahçe ne zaman istediklerini sahaya yansıtabiliyordu? Öne geçtiğinde. Bu sezon başından böyle. Fenerbahçe, her ne kadar lig ve Avrupa'da başarılı olamayacak, eksikleri, hem de çok eksikleri olan bir takıma sahip olsa da kontra atak yapmayı çok iyi biliyor. Zico'nun Fenerbahçe'ye mirasıdır bu. Geçen sene bu sistemi oturtan ve 40-50 maç bu sistemle oynayan Fenerbahçe, bu sistemin en büyük gereğini, yani kontra atakları çok iyi bir şekilde sahaya yansıtmayı öğrendi. Bu akşam da açıkçası biraz Kadıköy'deki şans faktörü devreye girdi ve Fenerbahçe sadece mücadele ettiği bir maçta 50.dakikada 3-1'i yakaladı. Bu dakikadan sonra Aragones'in yaptığı Emre hamlesi de ayakta alkışlanmalı. Zira 3-1'den sonra kontraatak oynayacak Fenerbahçe'de, Alex'in yokluğunda bu atakları en iyi şekillendirecek oyuncu Emre'dir ve girdiği dakikadan sonra tüm kontraatakları Emre yönetti. İlk 50-60 dakika boyunca kaleye gitmekte güçlük çeken Fenerbahçe, son yarım saatte çok rahat bir biçimde Galatasaray kalesine gelmeye başladı. Buna rağmen beklediğimden az pozisyona girdi Fenerbahçe. Maçtaki tek net pozisyon olarak Guiza'nın pozisyonunu sayabiliyorum, Fenerbahçe adına. Bana kalırsa Fenerbahçe'nin attığı hiçbir gol pozisyon değil, sadece atak.

"Büyü, atmosfer, gelenek, Fenerbahçe en kötü zamanında bile..., Galatasaray en iyi zamanında bile..., ilk 20 dakika, ilk şut, Galatasaraylı futbolcunun bir tarafına çarpıp gol olması" gibi birçok inandığı şey var taraftarların, Kadıköy'deki Fenerbahçe-Galatasaray derbilerinde. Hemen hemen hepsi gerçekleşti bunların yine, tek fark Galatasaray'ın ilk golü bulması. Çok ilginç bir hal almaya başladı Kadıköy'deki Fenerbahçe-Galatasaray maçları. O yüzden Galatasaray'ın fark yememek için Kadıköy'e gittiği bir yılda temiz bir galibiyetle geri dönmesi çok fazla şaşırtmayacak ilerleyen yıllarda izleyenleri...

4 yorum:

Melik Metin dedi ki...

Ben skor yorumculuğu yapmak istemiyorum.Şunu belirtmek istiyorum.

Bir takım ne kadar çok pohpohlanırsa o kadar işler kötü gider.Zamanında Fenerbahçe de öyle davrandı ve o da nasibini aldı.

Bu maçı GS Futbol Takımı Kötü olmasından kaybetmemiştir.

GS Futbol Takımı Medyaya uyduğu için,tabir-i caizse "nasıl olsa kazanırız" mantığıyla oynayarak Büyük bir hataya ortam hazırlamıştı.Bu sonuç beni şaşırtmadı.Ve artık herkesin şunu öğrenmesi gerekir.Bir maç oynanıyor ise ve o maçın adı da FB-GS Derbisi ise "Oyuncuların Kalitesi" çok da önemli olmaz.Bunu defalarca gördük,şimdi de görüyoruz.GS Kadrosu FB Kadrosundan üstündür ama Futbol herkesin sandığı kadar Basit bir oyun değildir.

Kimim Ben dedi ki...

Kişisel Yorumum :

http://hakanbaysal.blogspot.com/2008/11/ben-senin-kadkyde-galip-gelebilme.html

Kurt dedi ki...

Son paragrafa harfiyen katılıyorum. maç öncesi neye umut bağladılarsa hepsi oldu.

Adsız dedi ki...

Yazar cok tesekkurler...

Selamlar SevalHatice