gereksiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gereksiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ağzı Laf Yapanlar


Şampiyonlar Ligi finali, Real Madrid başkanlık seçimi derken Cristiano Ronaldo'nun ağzı Melih Gökçek'ten bile daha da çok açıldı. Ya adamın her an her saniye röpörtajı çıkıyor sıkıldım ben bu adamdan hemde fazlasıyla, o ne artistliktir o ne kendini beğenmişliktir öyle tiskindirdi kendinden. Bi gün burası evim burdayım der ertesi gün hadi gidiyorum eyvallah der sonra çıkıp ne olacak hiç bilmiyorum der, arıza sanırım. Hani amerikan lise filmlerinde olur ya yetenekli sporcular, iyi amerikan futbolu oynarlar, beysbol oynarlar ama kafalarında saman dolu gibidirler heh aynı onlardan işte Ronaldo'da. Yetenek var ancak o yeteneğiyle konuşmak yerine başka işlerle uğraşıyor (oha Osman Tamburacı gibi yazmaya başladık Allah sonumu hayretsin) İnsanları kendinden soğutmaya bile başladı, üstüne üstlük herkes Messi'ye tapmaya başladı ee yıldızlar da kayar Ronaldocum sen böyle devam edersen daha ne hallere düşcen bak.

İkinci olarak Bülent Uygun'dan söz etmeliyim, aman allahım o ne çenedir öyle. Sivas yönetimi konuşma yasağı kararını almadan önce periyodik olarak her 16 dakikada 1 röpörtaj verip her gün 3 şiir yazıyordu.A rsene Wenger'e falan taş atmıştı hatta, gördüğüm en antipatik bikaç insandan biri bak 18 yaşında tansiyon hastası yapacak insanı. Arsene Wenger'e laf atmasını mı diyim, Anadolu takımlarına puan kaptırdıktan sonraki Küçük Emrah misali tavırlarını mı diyim bizi istemiyorlar diyip ağlamalarını mı diyim. Son bombası ise şampiyon Sivas ama 1.kim olacak sözü. Yau be adam bi bırak şu çeneyide topunu oynat, bak en büyük favoriyken dandirik 2 maçta verdiğin puanlar ne hale soktu seni Galatasaray'ım inşallah yenerde o hayal kırıklığını yaşatır sana, gerçi ondan sonra da hakemleri suçlar istemediler falan diye, fesuphanallah ya.

Şu ikisini alıp şöyle bir Anadolu Klübünde birleştiriceksin ,ondan sonra eğlenceği izleyeceksin. Demeçler ardı ardına, seneye 19 mayıs stadında kalmam galibalar mı, şampiyon yapmazlar mı ne derlerse desinler ancak bu gidişle bu kadar çok konuşmayla motorlarını yakacakları kesin. Hıncal'ı da alıp ünlüler çiftliği misali bir ormana yerleşsinler güzel güzel kafa dinleyelim bizde.

Popçu(!) Murat


Evet son zamanlarda en sevmediğim tiksindiğim şarkı Murat Dalkılıç'ın söylediği kasaba şarkısıdır, ne hikmetse hiç sevmedim bu adamı da şarkısını da. Yanına da Murat Boz'u almış sanki Sezen Aksu ile düet yapıyor bi havalar bi şey. Bu kadar kasıntı bi adam görmedim ben hayatımda, nerede görsem kanalı değiştiriyorum hemen. Bu ve bunun benzeri popçular tamamen Hadise'ye,Bengü'ye yapımcılar tarafından verilmiş birer cevaptır bence. Tek amaçları önce bayan seyirci gelsin, sonra paralar gelsin zengin olalımdır.

Gelinen son nokta ise afedersiniz 21 yaşında bi kızın sabahın 8:15'inde İzmir bornova metro da afişini görünce dalkılıııııç diye bağırmasıdır ,ulen biz hadise posteri görsek hadiseee desek toplum tarafından yaftalanırız"abazaya bak, kıronun önde gideni, bilmemne falan" kız postere böyle yaptı konserde kimbilir neler yapar. Bu arada konserde kendini yırtan kız tipini merak ediyordum sayesinde öğrenmiş oldum, demek ki onlar paralı değilmiş, bilhakis candan destekleyen insanlarmış(!).

Bobiler#1








Sizce nasıllar?

Gökhan Zan


Beni tanıyanlar bilir Gökhan Zan'dan pek hazetmediğimi. Milli Takım ya da Beşiktaş kadrosuna bakarım Gökhan Zan'ı gördüm mü bi eyvah çekerim, çekeninde çok olduğunu bilirim. Bir türlü sevemedim kendisini. Yaptığı hatalara artık tahammül edemez olduk. Bi adam her maç mı hata yapar. Bi daha sakatlığı var ki en önemli konu bu. Lakabı "Cam Adam" zaten. Dokunduğun anda sakatlanıyor. Saha içinde o düştü mü ya da bi yerini tuttuğunda en az 2 hafta yok deriz. Omzundan çok çekiyor bu aralar. Yine bu aralar performansı ile konuşuluyor. Çok ilginç bi notuda sizle paylaşıyım. Gerçi okuduğumda şaşırmadım. "Beşiktaş bu sezonki tüm gollerini, Gökhan Zan´ın sahada bulunduğu 315 dakika içerisinde yedi." Şaşırdınız mı? Bence hayır :)

Sivok ve Zapo transferi ile herkes yedek bekler demişti, bende dahil. Gerek 6+2 kuralı gereksede sakatlıklar yüzünden Gökhan, Antalyaspor karşısında 90 dakika, Belediye maçında 45 dakika, UEFA Kupası’nda ise Siroki Brijeg sınavında 90 dakika ve önceki günkü 4-1’lik Kharkiv mücadelesinde 90 dakika sahadaydı. Bu oynanan maçlarda Beşiktaş kalesinde 8 gol gördü. Sezonun ilk maçında, Siroki Brijeg deplasmanına çıkan Beşiktaş bir gol yerken stoperde Gökhan vardı. Antalyaspor maçına ilk 11’de çıkan Gökhan kornerden gelen topa yükselmedi ve hatası gole neden oldu. Belediye karşılaşmasında Sivok’un sakatlanmasının ardından 45 dakika görev yapan milli futbolcu, uyumsuz bir görüntü çizdi. Beşiktaş'ın 5 maçlık gol yememe orucu, Belediye sınavında Adriano’nun kafasıyla sona erdi. Beraberlikle liderlik de gitti. Ve önceki gece oynanan Metalist Kharkiv karşılaşması. İkinci golde önündeki topu sektiren, basit hatalar yapan Gökhan Zan’ın, EURO 2008’deki görüntüsünden eser yok. Taraftarların yanı sıra yöneticilerin de büyük tepkisini toplayan Gökhan Zan’ın oldukça moralsiz olduğu ve İstanbul’a dönüşte kimseyle konuşmadığı gelen haberler arasında. Bugün hep oyunculardan gittik hayırlısı bakalım. Bu adam toparlanmaz bu sene.

Ha son olarak bi de bu adam Beşiktaş ile sözleşme uzatmıyordu. Nerden bu kadar bu adamın üstüne gittik. Bence Euro 2008'de ki performasından dolayı. Orada fena değildi. Yine hatalar yaptı ama sezon içindeki kadar değil. Zate az maç oynadı. Oynadığı maçlardada fena değildi. Bi de Gökhan ile Zapo küsmüş.

Beşiktaş'ın Bu Sezonki Savunma Performansı

Tanburacı'nın Bıyığı


Gazetelerde yayınlandığı şekliyle diyalog:

Terim:

"Yahu Osman, biraz önce Sky TV’de konuşmuşsun, bana söylediler. Ben ne demişim? Gündem değiştiriyormuşum, öyle demişsin. Ulan bu ne biçim konuşma?"

Tanburacı bu üslup karşısında şaşırıyor, nezaket içinde:

"Hocam, beni hep böyle zamanlarda arıyorsun, bir kere de, nasılsın, diye arasana."

Terim’de fren tutmuyor:

"Ulan ben senin bıyığını s...."

Tanburacı yerinde fırlıyor, "Sen ne biçim konuşuyorsun" derken, sinirden zangır zangır titriyor. Milli Takım Teknik Direktörü kendini kaybediyor:

"Ulan ben senin, ananı, avradını s....".

Tanburacı, "Doğru konuş, konuşmasını öğren" diye bağırırken, Fatih Terim galiz küfürlerini sıralamayı sürdürüyor.

alternatif fatih terim osman tanburaci diyalogları

"Alex Koşmuyo"


Ekran başında beni koparan bir Sergen Yalçın repliği. Sanki kendi çok koşuyomuş gibi. Bazen kendini aşan yorumlar yapsada yinede iyi yorumcu. Tarafsız kalabiliyor diğerlerinin aksine. Selçuk Yula mesela, Fenerde Fener diye ağlarken Sergen ortada bir yerde duruyor. Bu alakasız postu da Sergen'in bir diyalogu ile bitireyim;

Birisi: Sergen niye koşmuyorsun?

Sergen: Koşunca yoruluyorum abi ondan.

"Allah var Allah yukarıda, gördün mü"


Volkan'ın ikinci sarı karttan atılmasının nedeni bu söz işte. Hacettepe'li oyuncu penaltı atışından yararlanamadıkdan sonra. Haftaya Gençlerbirliği maçında kaleyi Volkan Babacan koruyacak. Bakarsın Volkan abisini keser. Volkan bu hareketlerini sürekli yaparsa genç kalecinin önünde aşmış olur. Onun sayesinde milli takım iyi bir kaleci kazanır. Bizde katkılarından dolayı kendisine plaket veririz.

1 dakika içinde 2 sarı kart görmekte her baba yiğidin harcı değildir...

İlker Tahsin

Bugün biraz gereksiz takılıyorum ama böyle şeylere de ihtiyaç var her blogda,hem spor içerikli yazsakta adımızdan da anlaşıldığı gibi terlik blogu burası,her an herşey olabilir yani...İlker Tahsin muhteşem bir Yavuz'un Minibüsü skecidir,adamı gerçekten kahkaha manyağı yapar.Güldürmek konusunda Cenk-Erdem den sonraki favorimdir.iyi akşamlar sevgili seray severler diyerek başlar maçı anlatmaya,adından da anlaşıldığı gibi bariz bi İlker Yasinle dalga geçme durumu mevcuttur.Buharlaşan Hakan şükür mü ararsınız,90+43 ler mi alakasız sözleri ard arda sıralayarak güldürü yapar.Arada Rıdvana bağlanır ne olur Rıdvan diye.Sağ kaşı kaldırıp sol kulakla radyodan diğer maçı takip ettirir hep birbiriyle bağlantılı gibi.Diğer maçlardan hep skorlar bekler.Olmadık insanları oynatır maçta.Komik işte ya girin izleyin pişman olmazsınız.İspanya maçı anlatımının bi bölümü şu şekildedir


ilker tahsin:evet bu turu da geçersek daha 34 tur var gerçi ama yoluda yarıladık yahu.z grubunda brezilyanın üstünlüğü devam ediyor eğer yenilmeden finale kadar çıkabilirlerse bizde yenilmeden finale kadar gelebilirsek o zaman afrika kupasının gol kralını beklemek zorundayız.Evet inanamıyorum ispanyollar sahaya boğa yavrusu getirmişler halay çekiyorlar.Yapma raul,yapma zidane,yapma rüştü...İspanyollar çok hırslı sahaya matador kıyafetleriyle çıkmışlar ve eveaetttt raul boğaya dönüştü,inanılmaz inanılmaz.Bu kadar hırsın sonunda böyle olacağı belliydi,hakem para atışını yapıyor ve o da neee,raul parayı da kaptı gerçekten bu hırs inanılmaz....kaleyi biz seçiyoruz.Bodrum kalesi tarafı bizim galiçya kalesi tarafı onların
Edit:Akşama uygun olursam 2 maçı da değerlendiricem,akşama kadar pek yazı beklemeyin benden.

Cenk&Erdem

Mega ikili,muhteşem insanlar.her yaptıkları programla izleten ve kendilerince bi fan grubu sahibi olan 2 insan.Hani bazen ya seversiniz ya nefret edersiniz ya işte bu da öyle bi sevgi.Cenk Erdemi ya çok seversiniz sürekli onlardan kesitler sunarsınız ya da nefret edip ehh bee diyip lanet okursunuz ki ben o seven çoğunluktayım.Sözleri,şakaları o kadar alakasız ki insan gülmekten kendini alamıyor.Hayır küp tuz hangi insanın aklına gelir ki ya da bunun gibi pek çok şey.Erdem beyin fıkraları hele,o sonu garip ve alakasız biten fıkralar.Ne yayınlanma saatleri etkiledi izlememi ne de o kanaldan bu kanala transfer olmaları.Cenk mi Erdem mi vardı eskiden,gecenin bi yarısı gülmekten karnımızı yarardı ortadan.Sonraları öğrendik ki Cenk beyler müziğe de yetenekliymiş ve onun sayesinde Türkiye'nin kendimce en iyi rock grubu olan Malt la tanıştım.Ne diyim ki umarım uzun seneler sizi ve çağrışımlarınızı görürüz.(just in timberlake saati göstererek)

11


Evet alakasız olcak ama hergün bir sayı hakkında yazı yazarak geri sayım yapmayı düşünüyorum.Bu olaya 11 sayısından başlamayı uygun gördüm.Bir bakıma yazı dizisi şeklinde bişey olacak,pek beğenilmezse devamıda gelmez bu nedenle yorumlarınızı bekliyorum.Başlayalım haydi...11 sayısı özellikle en sevdiğim sayılardan birisidir,böyle kendini tekrar eden rakamlarla oluşan sayılara bayılmışımdır zaten.Futbol dan başlayalım futbol 11 kişiyle oynanır mesela.iki basamaklı en küçük asal sayıdır kendileri.Amerikanın en büyük terör olayı yine 11 Eylülde yaşanmıştır.Futbolda ise genellikle yıldız forvetin yardımcısı giyer bu numarayı(Arif Erdem gibi)Çok fazla şey çıkmadı bu sayıyla ilgili ama olsun.Yarın 10 ile karşınızda olacağız...

Tanjevic-Hıncal-Ender


Eheh biliyorum 1 hafta olmuş yazmayalı,kafa iznine çıkmıştım sanırım döndüm o izinden.Karalamam gerek çünkü bişiler,yazılarımdan mahrum bıraktığım için özür dilerim hepinizden...Şu bi haftadaki olaylara bakıyorumda hem çok şey oldu hemde çok az,garip bi haftaydı yani.Saçmalamaya başlamadan şu yazıma döneyim bari.Efendim bu başlıktaki isimleri bilerek seçtim,evet evet bilerek.Issız adaya düştüğümde alacağım 3 şey değil tabikide bunlar,ülkeden uzaklaştırmamız gereken üçlü.Hatta aralarına bir kişi daha alabilirsek Güntekin Onay'ın deyimiyle "Bu üçüne ülkeden uzaklaştırmamız gereken dörtlü" diyebiliriz.Tanjevic'in basketbolumuza ne kattığı daha çok ne katamadığı ortada.Bana sadece nasıl rotasyon yapılmaz gibi bir kavramı kazandırdı,sıcak oyuncu çıkarıp alakasız adamı oyuna sürerek.Neyse asıl sinirim Hıncal'a.Çok şey bildiğini sanıyo be... Federer adam diilmiş,Galatasaray şöyleymiş,Canavar bir center ve bir numara ile Avrupa'da kupa alınırmış.Torres Güiza'dan kötüymüş vs. vs. vs. Tabi Hıncal'ın Güizadan kastı eşiyse tabi o Torres'ten iyidir.Bir numara dediği kaleci herhal yoksa bu iki pozisyonu iyi yapmak hiçbişey için yeterli değildir ki.İşte kanıt ortada Türk Telekom...El-Amin ve Dudley canavarlar bence ama 4-3-2 numaralı pozisyonlara iyi adamlar alınmayınca şampiyon olunamıyormuş dimi Hıncal'ım.Neyse Hıncalla ilgili çok doluyum zaten ileriki günlerde ona bi yazı ayırıcam merak etmeyin dostlar.Gel gelelim Ender'e...Türk basketboluna katkılarından dolayı tebrik edip kapıyı göstermeyi kendime borç bilirim.Yahu bizim lise takımındaki adamlar bile yere bakmadan top sürüyo bu hala yere bakıyo.Hoop Ender oğlum,parkede cüzdan bulamazsın bakma boşuna,kim söylediyse kandırmış seni evladım.Birde çıkarken torpilinin merkezini öğrenirim,çok büyük birinden torpilli olmalı yoksa başka türlü bu seviyelerde bir takımın guardı olamaz bu çocuk.Bu efsane üçlümüze ekleyebileceklerim vardır elbet.Necati Bilgiç özellikle,bu tonton dedemiz Fenerbahçenin her maçında hakemlerden yakınır,hazırlık maçında bile yapılan hataları verilmeyen kartları söyler yazılarında.Eski alışkanlık sanırım.İsmet Tongo var birde Joackim Löw'ü tanımayan,o da kimmiş diyen.Eski yazılarımda gördüğünüz üzere Eşref Apakta katılabilir bu amcalarının yanına.Neyse fazla uzattım toparlayamıyorumda yazıyı.Okuyun keyifle işte.