tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türkiye'de Görülmesi Gereken Yerler #2











Baştan sona: Pamukkale, Aspendos, Ölüdeniz, Alacahöyük, Kapadokya, Amasra, Safranbolu, Nemrut, Hasankeyf, Mardin

Nemrut hariç hepsini gezdim. Tavsiye ederim, kesinlikle gezin görün.

* interhaber.com'dan araklandı resimler..

Türkiye'de Görülmesi Gereken Yerler











Baştan sona: Edirne/Kıyıköy, İstanbul/Adalar, İstanbul/Poyrazköy, İstanbul/Anadolu Kavağı, Bursa/Cumalıkızık, Bursa/Uludağ, Çanakkale/Gelibolu, Kazdağları, İzmir/Şirince, İzmir/Efes

Kazdağları hariç hepsini gezdim. Tavsiye ederim, kesinlikle gezin görün.

Irkçılığa Hayır


Bir insan niye ırkçıık yapar anlamam hiç, kendi şahsi görüşüm en ağır cezanın verilmesi yönünde ırkçılık yapanlara. Hayır insan rengini, cinsiyetini seçemez ki kaldı ki seçse bile bunların hiçbir önemi yok insan olduğu sürece. Herkes eşittir bana kalırsa yetenek, para konularında eşitlik bozulsada her konuda eşitlik olmalıdır bana göre. Şanslıyız ki ülkemiz bu konuda Avrupa'nın en iyi ülkelerinden biri ırkçılık konusunda hatırladığım hiçbir vukuat yok. Hırvatistan maçını izledim de sinirlendim bir, daha öncede Eto'o konusunda sinirlenmiştim böyle. Hayır kendi takımlarında olsa tıkır tıkır oynasa bakalım yapabilcekler mi öyle şey. Eduardo olsaydı o an sahada neler olurdu kim bilir. 23 Nisanda verilen mesaj gibi tüm dünya çocukları kardeştir ve bu bilinçle büyütülmelidirler. Aslında yönetim çocuklara bırakılsa dünya da ne savaş kalır ne bişey, tüm sorun onların beyinlerini yıkayanlarda. Irkçılık yapanların topunu bi kampa kapatıp 30 sene orda tutmak gerek. Akıllanırlar belki, rengi koyuymuş...ne var rengi, teni koyuysa özünde insan olması önemli değilmidir ya da yaptıkları. Uefa ve Fifa Allahtan çok katı bu konuda, yeni bir reklam filmi yoldaymış bu olaya karşı. Blatter ve Platini'nin alnından öpüyorum bu konuda.

Bilardo Oynamak

Sezonun son tatilini yaptım son 1 hafta Antalya'da daha sonrada İzmir'e döndüm. Döndüğümün ilk günü kardeşim gibi sevdiğim 3 arkadaşımla birlikte buluşup takıldık. Yemekti gezmekti derken bir oyun salonuna girdik amaç biraz vakit geçirip eğlenmekti. Masa tenisiyle başladık hayatımda ilk defa oynadığım bu oyunda çok becereksiz olduğum hemen belli oldu konuya döneyim hemen yan tarafta da bilardo masası vardı. Arkadaşa hadi len bilardo da yapalım biraz dedim. Tabi bir sorun vardı dördümüzde daha önce elimize ıstaka bile almamıştık. Gereke etrafın sakin olması gerek 4 kişi olmamızın verdiği cesaretle oynamaya başladık. Amerikan bilardo bilgimiz teorik olarak vardı kuralları falan biliyoduk yani ama özellikle ilk 3-5 vuruşumuzda pratiğe dökemedik oyunu. Sonra sonra vuruşlar biraz düzelmeye başladı. Hele de ilk toplarımızın girdiğindeki havamız(sanırsınız avrupa şampiyonasından çıkıp geldik) acayipti. Ama eğlence ve aldığımız zevk biran olsun azalmadı 1 saat boyunca oyunu zevk alarak oynadık ve baya bi eğlendik hatta işi abarttık haftada bir gün bilardo günü yapmaya karar verdik. Eğer arkadaş grubuyla dışarı çıkarken ne yapalım diye düşünürseniz bilrdo oynamak aklınızda bulunsun. Nasıl oynadığınız önemli değil alınan zevkte pek bir değişiklik olmuyo. Kuralları bilin yeter.

Tabi Bize Olimpiyat Vermezler

Az önce televizyondan paralimpik oyunlarını izledim. Adamların tribünleri hınca hınç dolu, paralimpikte bile doldurmuşlar yani. Oyunlarda çok hoş geçiyor, dünya rekorları falan. Duygusal bile olsa bazen, keyifli hakikaten. O azmi o başarma arzusunu yüzlerinde görmek insanı daha iyisini yapmak konusunda ateşliyor. Tavsiye ederim izlemenizi. Neyse ülkemizde normal olimpiyat 2092 olimpyatlarında bile dolmaz, dolmaz yani. Kim gidicekte olimpiyat izlicek, güzellik yarışması değil bişey değil. Resimsiz bi yazı olsun bu da artık...

Tuvaleti Amacından Saptırmak?!

Bilmiyorum sizde durum nedir ama bende durum kötü, epey kötü. Tuvalete girdim mi elimde illaki bir dergi, kitap vb. bir şey olacak. (Tercihim dergidir bu arada) Eskilerde evdekiler tiksinmesin benden diye gizli saklı sokardım dergileri falan ama alışkanlık olunca dergileri bile tuvalette bırakır oldum. Bizde klozetin karşısında çamaşır makinesi vardır. İşimi bitirdiğimi oraya koyarım. (Az önce baktım da epey biriktirmişiz yahu :))

Bazen acil durumlarda tuvalete girerken etrafta deli gibi dolandığım olur, annem-babam sorar ne aradığımı, ben de bir güzel tuvalete gireceğim dergi lazım derim. Yani durum ne kadar vahim siz anlayın. Bazen hiçbir şey bulamazsam bile alırım mp3 player'ımı müzik dinlerim. Boş durmamak lazım, vaktimizin her anını iyi harcamamız lazım sonuçta :)

Arada bir el boş giderim dalgınlıkla, o zamanlar da etrafta deterjan, çamaşır suyu ne bulursam artık onların üzerindeki yazıları okurum. Okumazsam da yapamam. (Sıçamam)

Benim gibiler de vardır muhakkak, sıkça döner etrafta bu geyik. Yaygın bir şey olsa gerek ama sizin böyle alışkanlıklarınız yoksa da tavsiye etmem açıkçası. Hiç bulaşmayın. Uzun lafın kısası: Siz siz olun tuvaleti amacından, kendinizi yolunuzdan saptırmayın. Tuvalette de uzunca süre kalmayın...

Tavsiye #3

Yazı dizimin 3. yazısındaki tavsiyem çok çok önemlidir dikkate alın ve Lost illetine sakın olaki bulaşmayın... Bulaşacaksanız da zamanlı bulaşın...

Çok fazla yabancı dizi izlemiyor olmama rağmen bu yaz öncesi ben de herkes gibi "ulan neymiş şu Lost 3-5 bölüm izleyelim de ne olduğunu görelim" diye Lost'a başlamış ve hayatımın hatasını yapmaktan kıl payı kurtulmuştum. Kıl payı kurtuldum; çünkü diziye yazın yani işin gücün olmadığı dönemde başladım. Mazallah birkaç ay geç başlasam diziye direk ÖSS senemde işi gücü bırakıp Lost izleyecektim. Her neyse, dediğim gibi 3-5 bölüm izleme niyetiyle başladığım dizide 1 ay gibi bir sürede (ki bazı Lost Fanlarına göre uzun bir süre) 4 sezonu da sildim süpürdüm.

Tavsiye #2

Daha önceden başlattığım yazı dizisinin 2. yazısı ile bu sefer sizleri yine gerilere götürecek bir tavsiyede bulunmak istiyorum... Bu sefer tavsiyem sadece futbolseverleri ilgilendiriyor. Onu da belirtelim hemen ve yazımıza başlayalım...

Şuralar iyice merak saldığım uğraşlarımdan birisi eski futbol müsabakalarını izlemek. (Bknz: konuşmalarımda kullandığım kelimeler bile değişti) Beşiktaş'lı olduğum için öncelikli tercihim BJK TV olsa da Supersport da gece 12'ye kadar nostalji futbol maçları veriyor ve oraya da zaman zaman takılıyorum. (Supersport gece 12'den sonra 18+ yayına geçiyor, onu da belirtmek lazım)

90'lı yılların maçlarını izlerken Amokachi'den Ohen'e, Khlestov'dan Rahim'e, Şifo Mehmet'ten Münch'e, Fevzi'den Shorunmu'ya, Kaptan Recep'ten Oktay'a, Alpay'dan Ahmet Dursun'a ve nice onlarcasına tekrar tanık oluyorum.

İnsan on küsür yıl öncenin maçlarını izlerken yine zamanın ne çabuk geçip gittiğini hatırlıyor ve tabi bana göre şimdi eskisi kadar tadı olmayan derbileri izlerken geçmişine dönüyor bir yandan. Kısacası tavsiyem şudur ki bir futbolseverseniz eski maçları da arada bir ın izleyin... Unuttuğunuz nice yetenekleri, geçmişinizle beraber tekrar hatırlayın...

Arşiv:
Tavsiye #1

Tavsiye #1

NOT: Yazı Lost 3. sezon finali hakkında spoiler içerir...

**
Tatilim dolayısıyla uzun süredir bloga yazı yazamasam da görüyorsunuz ki boşlamıyorum blogu :) Dün kendi kendime düşünürken bir anda aklıma geldi kendimce tavsiyelerimi içeren bu tür bir yazı dizisi hazırlamak... Başlayalım bakalım hadi ilk tavsiyem ile.

Lost 3. sezon finalini izleyenler görmüştür Charlie'nin ölümünden önce kendince unutamadığı 5 hatırasını bir yere not ettiğini. Ben de düşündüm dün kendi kendime şu kısa hayatımla ilgili unutamadığım ne var diye. Ve bir süre baktım ki epey bir zaman geçmiş ve ben hiç sıkılmadan neredeyse bütün hayatımı gözden geçirmişim. Unutulmaya yüz tutmuş o kadar hatıram varmış ki meğer... Hepsini birer birer hatırlayınca gerek sevindim, gerek hüzünlendim ama güzel bir deneyim yaşadım ve nelere değer verdiğimi bir kere daha hatırladım. Size de bu yazı dizisinin ilk bölümünde işte bunu tavsiye ediyorum: Hayatınıza yön veren 5 olayı alın elinize kağıdı kalemi ve bir yere not edin. Bakın neler olacak... Hadi bakalım bana tekrar iyi tatiller :) Yeniden görüşmek üzere...