
Galatasaray'da olsaydı futbola böyle veda edebilirmiydi acaba onun jenerasyonundan kim jübile yaptı? Futbol hayatına Galatasaray'da devam etseydi muhtemelen bu yaşına kadar futbol oynayamayacaktı, futbolu bırakırken başladığı yer olan yeşil sahalardan değilde Galatarasaray kulübünün arka kapısından sessiz sedasız veda edecekti ama İngiltere'de futbolun bir kültür haline geldiği takımın adıyla bütünleşmiş oyunculara ne kadar değer verildiğini bu jübile ile tekrar gördük.
Tugay'ın Vedası
Bu Gözler, Owen'ı Yeniden İster
Henüz 18'inde; Wimbledon'a karşı oyuna girdikten 10 dakika sonra golünü atmıştı Owen. Evet, o zaman kendi yaş kategorisinde tek kişilik takımdı Owen. Liverpool için bulunmaz bir fırsattı bu gencecik adam. Harika işler çıkardı Liverpool formasıyla Michael Owen; harika!! 18'lik 11'in bankosuymuş o zamanlar. O zamandan Real Madrid'e gidene kadar Owen, hep Liverpool'un en golcü oyuncusuydu. Houlier, Owen'ın Liverpool'dan kopmasına sebep oldu bana göre. O zaman'ın Lucescu'su olan Houlier; ''Owen+10 defansif oyuncu'' parolasıyla çıkardığı takımdan dolayı bu süperstar'ın futbol tadını kaçırmıştı. Ve beklenen oldu. Keşke hiç olmasaydı; Owen, Real Madrid'de!
Orada da harika oynasa da hiçbir zaman eski Owen olamamıştı babamın gözünde. Yaklaşık 8 milyon euroya R.Madrid'in yolunu tutan Owen demişti: ''Liverpool'a dönmek istiyorum.'' diye. Fakat Liverpool, 16 milyon euro veremedi ve Owen o paraya Newcastle United'a transfer oldu. Owen yine harika başladı fakat sakatlıklar peşini bırakmadı, Anfield kaynaklı.
Neyse, hikaye bayağı bir uzun. Şöyle diyelim; Newcastle küme düştü. Owen gelecek sezon Aston Villa'da olacak gibi. Fakat hayır, hayır Owen! Bu gözler seni ister Anfield'da. 10 numara için seni ister bu gözler. Brad Friedel: ''Anfield'da top, Owen'ın ayağına değdiğinde altına dönüşmekten başka şansı yoktur.''
Özledim Be Seni
Hangisi?
Alparslan Dikmen #2
Ne Olur Çıkıp Şaka Desen?
Kapalı üstten geliyor;
"Alpaslan Dikmen,Sanki Süpermen,Sanırsın Batman Oooooooooo"
UltrAslan'ın Alparslan Dikmen için yaptığı beste;
"yıllar yılı hiç bıkmadın
büyük bir aşkla bağlandın
yeri geldi sabahladın
bütün ömrünü harcadın
**
şimdi söyle nerdesin sen
oldu mu bırakıp gitmen
keşke çıkıp şaka desen
ne olur ALPASLAN DİKMEN"
... Ve Alparslan Dikmen'in Beşiktaş'ın Optik başkanı öldüğünde yazdığı yazı. Büyüklüğünü kanıtlarcasına yazılmış bir yazı.
Ah be Optik! Taraftarlık aleminin renkli simasıydı Optik Mehmet… Beşiktaş Tribünlerinin Optik Başkanıydı...Güzel insandı… İyi arkadaştı… Çok kaliteli ve muhterem bir anne babaya sahipti. Hani tribün liderlerini aşağılamak için "Ne olacak işte, amigo…" derler ya, halt etmişler.
Üniversite mezunuydu O! Öyle böyle değil aslanlar gibi de Edebiyat öğretmeniydi… Ama siyah beyaz sevdası O'na mesleğini yaptırmadı. Zira uzak kalamıyordu Beşiktaş'tan… Öyle aşıktı işte!Maalesef bir Temmuz günü ve henüz 38 yaşında kalp krizinden kaybettik kardeşimizi... Gerçi farklı renklere gönül vermiştik belki ama eski tribüncülerin alayı çok iyi tanırdı birbirlerini. Zaten çoğumuz adeta beraber büyümüştük. Rahmetlinin cenazesinde farklı renkler vardı… Ve elbette kalabalık bir ultrAslan topluluğu oradaydı. Hatta mezarlığa kadar cenaze arabasının arkasından yürüdüler, Beşiktaşlı arkadaşlarımızla beraber.
Bizim gençlerden bazıları mezarlıktan ayrılırken şunları söylediler: "Abi, eskiler ne kadar da birbirini severmiş meğer... Ve hepiniz birbirinizi çok yakından tanıyorsunuz. Belki zamanında çarpıştınız ama anlaşılan o ki, o tip muhabbetler maçta kalıyormuş... Biz bunu gördük ve bu dostluğa burada canlı canlı şahit olduk."
Bu sözleri onlara söyleten belki de, mezarın başından dualar ederek en son kalkanlardan birinin ultrAslan lideri Sebahattin Şirin olmasıydı. Rahmetli Optik Başkan "Çok sevdik be abi!" derdi Beşiktaş'ı için… Biz de seni çok sevdik be Optik… Mekanın Cennet olsun!
ALPASLAN DİKMEN
Oliver Kahn

Alman milli takımının eski kalecisi olan Bayern München'in file bekçisi Oliver Kahn, yarın Allianz Arena stadında Alman milli takımına karşı jübile maçına çıkacak. Kahn, bu nedenle Münih kentinde bugün düzenlediği basın toplantısında, kendisi için artık kazanmanın o kadar önemli olmadığını belirterek, ''Oynayacağım 75 dakikadan sağ salim çıkmam önemli'' şeklinde espri yaptı.
Jübile maçında Alman milli takımına karşı oynamasının kendisi için bir onur olduğunu ifade eden Kahn, profesyonel futbolu bırakma kararından geri dönüş olmadığını kaydetti. Alman ikinci televizyon kanalı ZDF tarafından yerel saat ile 20.00'dan itibaren canlı yayınlanacak jübile maçı için bastırılan 69 bin biletin tümü henüz temmuz ayında satılmıştı. Alman Futbol Federasyonu (DFB) bu tür jübile maçlarını kaldırma kararı almış, buna rağmen Alman milli takımına katkılarından dolayı Kahn için özel bir maç yapılmasını kabul etmişti.
Kahn, 2006 yılındaki Dünya Futbol Şampiyonası'nda Almanya'nın Portekiz'i 3-1 yenerek dünya üçüncüsü olmasından sonra milli takımdan ayrılacağını açıklamıştı. DFB'nin bu kararından dolayı eski milli takım oyuncularından olan, milli takımın 2006 yılı Dünya Futbol Şampiyonası'nda teknik direktörlüğünü yapan ve şimdi de Bayern München'in teknik direktörü olan Jürgen Klinsmann da jübile maçı yapamamıştı.
kaynak: internetspor
Unutmak Mümkün Değil #2

Yazının başlığı aslında farklı olacaktı ama bu yazı dizilerinin devamı gelsin diye başlığı böyle düşündüm. Doğuş'un kendisi yürütmek istediğini söylemişti ama bende bir yerden yardım etmek istedim.
KRAL Hakan Şükür ile yazı dizimizin 2.sine geçiyoruz. Neden onu 2. sıraya koyduğumu söyliyeyim hemen. Kendisini sevmem ama sonsuz saygı duyarım. Türk Futboluna kazandırdığı herşey için ona teşekkür borçluyuz. Dün futbolu bıraktı haberini görünce şoke oldum. Hiç değilse bir sene daha oynar düşüncesindeydim ama ben dahil herkesi yanılttı. Bu büyük futbolcuyu bundan doalyı 2. sıraya koydum.
Spor hayatının ilk döneminde basketbol oynuyordu. Futbola Sakaryaspor alt yapısında başladı. 1987'den 1990'a kadar Sakaryaspor'da oynadı ve burada 39 maçta 10 gol attı. Kısa süre sonra Bursaspor'un dikkatini çekti ve transfer oldu. 1990-1992 yılları arasında çok kısa bir süre burada oynadı ve çıktığı 54 maçta 11 gol attı. Daha sonra Galatasaray'a transfer oldu. 1992-1995 yılları arasında burada oynadı ve çıktığı 90 maçta 54 gol attı. İşte Kral'ın adını duyurduğu yıllar bunlar oldu. Sonra yarım sezonluk daha doğrusu 5 maçlık bir Torino deneyimi oldu. Tekrar Galatasaray'a döndüğünde Torinolu Şaban yakıştırmalı yapıldı.
1995-2000 arasında tekrardan Galatasaray'da oynadı Kral. Burada 156 maça çıktı ve 118 gol attı. Galatasaray'ın Uefa Kupası'nı kazanırken Dortmund, Leeds ve Mallorca deplasmanlarında attığı goller altın değerinde idi. Halen izlerim o golleri, üçüde kritik anlarda atılmış goller. Tüylerim diken diken olur izlerken, ağlarım..
Tekrardan Avrupa'ya atılmaya karar verir. 2000-2001 sezonunu İnter'de geçirir. Burada 24 maçta 5 gol atar. Sonra Parma yolunu tutar Kral ve 2001-2002 sezonu burada geçer. Çıktığı 15 maçta 3 gol atabilir. 2002-2003 senesinde Blackburn Rover yolunu tutar ve burada oynadığı 9 maçta ancak 2 gol atabilir.
Görüldüğü gibi Kral'ın Avrupa karnesi epey kötü. 2003 yazında tekrar Sarı-Kırmızılı ekibe döner. 2003-2008 senelerinde burada oynar ve çıktığı 146 maçta 55 gol atar. Sezon sonu kendisine jubile teklifi gelir ama kabul etmez. En az 1 sene daha oynayacağım der. Ama dün itibari ile futbola nokta koyduğunu açıkladı. O Türk Futbol Tarihi'nin gelmiş geçmiş en iyi golcülerinden biri. Türkiye Liglerinde 249 gol atarak Tanju Çolak'ın
240 gollük rekorunuda kırmıştır.
A milli takımla oynadığı 112 maçta 51 gol atmıştır. 85 yıllık tarihimizde Milli Takımın en golcü oyuncusudur kendisi. Ayrıca Hakan Şükür, Dünya Kupası tarihinde atılan en hızlı golün sahibidir. 2002 Dünya Kupası'nda Türkiye'nin Güney Kore ile yaptığı üçüncülük maçında maçın başlama vuruşundan 10.8 saniye sonra attığı golle Dünya Kupası tarihine geçmiştir. Ayrıca Fenerbahçe'ye de 20 gol atmıştır oynadığı sezonlarda.
Birazda izlediğim maçlar ve oyunda neler yaptığını açıklayan bir şeyler karalamak istiyorum. Hücum presi yapması onun en büyük özelliğidir. Fizik gücü de mükemmeldir. Arkadaşlarına gol pozisyonları sağlama konusunda da hayli yeteneklidir. Olumsuz özelliği ise fazla duygusal oluşu nedeniyle kaçırdığı gol pozisyonlarından sonra uzun süre etkisinde kalmasıdır. Mükemmel bir hava hakimiyeti vardır. Attığı kafa golleri de bunun göstergesidir. Ayrıca fizik gücünü zamanlamasıyla birleştirdiğinde gerçekten tutulması güç bir hücum oyuncusu oluyor. Yan toplardaki bu üstünlüğü nedeniyle takım arkadaşlarına pozisyon hazırlayarak asist özelliğini de çok iyi olarak kullanıyordu.
Çok kolay pozisyona giriyor ve çoğunda golü buluyordu. Ancak havasını yakaladığı zaman attığı gollerle yetinmiyor ve 3 - 4 golü arka arkaya bulabiliyordu. Kollektif futbola son derece yatkın bir isim. Topsuz alana deparı çok seviyor. Bu pozisyonlar da
topla buluştuğu anda ise tutulması güç bir gol silahi oluyor.
- 1999-2000 Avrupa Kupaları Gol Kralı: 10 gol
- 1998-1999 Türkiye Ligi Gol Kralı: 19 gol
- 1997-1998 Türkiye Ligi Gol Kralı: 32 gol
- 1996-1997 Türkiye Ligi Gol Kralı: 38 gol
- 1998 Gümüş Ayakkabı ödülü
- 1997 Bronz Ayakkabı ödülü
- 1997 FIFA Dünya Gol Kralı ödülü
- 1997 FIFA Dünyanın En İyi Golcüsü ödülü
- Dünyanın en çok gol atan Türk futbolcusu: 395 gol (249 Türkiye Ligi, 9 İtalya Ligi, 2 İngiltere Ligi, 51 A Milli, 5 Ümit Milli, 1 A Genç, 2 B Genç, 4 Olimpik Milli, 22 Şampiyonlar Ligi, 12 UEFA Kupası, 4 Kupa Galipleri Kupası, 25 Türkiye Kupası, 5 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 3 TSYD Kupası, 1 Başbakanlık Kupası)
- Türkiye Futbol Ligi tarihinde en çok gol atan futbolcu: 249 gol
- Türkiye Futbol Ligi tarihinde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 228 gol
- Avrupa Kupaları'nda en çok gol atan Türk futbolcusu: 38 gol (22 Şampiyonlar Ligi, 12 UEFA Kupası, 4 Kupa Galipleri Kupası)
- Avrupa Kupaları'nda Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 37 gol (22 Şampiyonlar Ligi, 11 UEFA Kupası, 4 Kupa Galipleri Kupası)
- Şampiyonlar Ligi'nde en çok gol atan Türk futbolcusu: 22 gol
- Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 22 gol
- Milli Takım'da en çok gol atan futbolcu: 63 gol (51 A Milli, 5 Ümit Milli, 1 A Genç, 2 B Genç, 4 Olimpik Milli)
- Dünya Kupası tarihindeki en hızlı golü atan futbolcu: 10.8 saniye (Güney Kore - 29.06.2002)
- Milli Takım'da 2 defa bir maçta en çok gol atan tek Türk futbolcusu: 4 gol
- Avrupalı aktif futbolcular arasında milli takım formasıyla en çok gol atan 2. futbolcu: 51 gol
- EURO 1996 Grup Eleme maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 7 gol
- Dünya Kupası 1998 Grup Eleme maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 8 gol
- EURO 2000 finallerinde Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 2 gol
- Dünya Kupası 2002 Grup Eleme ve Playoff maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 6 gol
- EURO 2004 Grup Eleme ve Playoff maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 3 gol
- EURO 2008 Grup Eleme maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 5 gol
- Cumhurbaşkanlığı Kupası maçlarında en çok gol atan futbolcu: 5 gol
- Şampiyonlar Ligi'nde İtalyanlara deplasmanda gol atan ilk Türk futbolcusu (Juventus - 16.09.1998)
- Avrupa Kupaları'nda en çok maç yapan 2. Türk futbolcusu: 94 maç
- 5 kez Dünya Karması'na çağrılan tek Türk futbolcusu (3 Temmuz 1997 Dünya Karması - Asya Karması maçı \ Hong Kong, 25 Nisan 2001 Dünya Karması - Romanya maçı \ Bükreş, 15 Şubat 2005 FIFA Karması - UEFA Karması maçı \ İspanya, 19 Mart 2007 Dünya Karması yardım maçı \ Marsilya, 18 Temmuz 2007 Dünya Karması - Afrika Karması maçı\ Güney Afrika)
- Toplamda en çok milli olan Türk futbolcusu: 161 defa (112 defa A Milli, 25 defa Ümit Milli, 13 defa A Genç Milli, 6 defa B Genç Milli, 5 defa Olimpik Milli)
- Bir sezonda en çok maç yapan Türk futbolcusu: 54 maçta 4697 dakika
- Türkiye Futbol Ligi tarihinde Bülent Korkmaz ve Suat Kaya ile birlikte en fazla şampiyonluk yaşayan futbolcu: 8 şampiyonluk
- Türkiye Kupası tarihinde Bülent Korkmaz ve Suat Kaya ile birlikte en fazla Türkiye Kupası şampiyonluğu yaşayan futbolcu: 6 şampiyonluk

Ay Yıldızlı formanın hakkını veren bir futbolcuydu. Bu ülke Kral Hakan Şükür'ü unutmayacaktır. Onun golleri ve rekorları her zaman hafızamızın bir köşesinde duracaktır...
Unutmak Mümkün Değil #1

Yeni bir efsaneler yazı dizisi başlatmak istedim. Lincoln'ü sahada gördükçe , bu adama tapanları gördükten sonra böyle bir yazı dizisi başlatmak geldi aklıma. İlk konukta efsanelerin efsanesi Türkiyeye gelmiş en büyük futbolcu oldu. İtirazı olan yoktur sanırım. Bu yazıyı yazan kişinin "Lincoln 10 numaraysa , Hagi nedir?" lafını sürekli düşündüğünüde hesaba katın lütfen okurken.
Gheorghe Hagi.. Yada karpatların maradonası..
Galatasaray'ın oynadığı dönemdeki her türlü başarının en önemli mimarlarından. Belkide en önemlisi. Trabzonspor'la başladığı Galatasaray kariyerine yine bir Trabzonspor maçıyla bitiren , yüce insan. Unutmak mümkün mü Bilbao'ya attığı son dakika golünü? O yaşımda beni attığı golle hüngür hüngür ağlattığını unutmak mümkün mü? Yada Dortmund'a attığı golü? Deplasmanda Dortmund'u devirmiştik , varmıydı ötesi? Monaco'ya attığı golü (!) hatırlamayan yoktur sanırım. 40 metreden atılan inanılmaz golden sonra izlediğimiz mekandaki şaşkınlığı hala unutamam. Yada Uefa finalinde Arsenal kaptanı Adams'a yaptığı hareket. Kızamamıştım bile ona. O kadar çok seviyordum onu. Kızdığım tek kişi hakemdi orada , haklı bir kart olduğunu bile bile. Erol Ersoy'la her zaman yaşadığı diyalogu , sivri dilini , agresif tavırlarını , "Neden hiç Avrupa'da yılın futbolcusu seçilmedin?"
sorusunu verdiği "Çünkü Romanya'da doğdum." cevabı hiç unutmadık. Daha onlarca satır yazabilirim onun hakkında ancak biraz da bilinmeyen yönlerini göstermek istiyorum. Buyrun bunları bilmesenizde olur bölümüne;
Bunları Bilmesenizde Olur
-İsminin Kutsal Dağı ziyaret eden anlamına geldiğini.
-İyi bir Cruyff hayranı olduğunu ve sırf onun için Barcelona'ya gittiğini.
-Romen veliahtı olarak Alin Stoica'yı gösterdiğini.
-Zamanın Sakaryaspor - Galatasaray maçında Hagi'nin kadroya girmediğini öğrenen taraftarların tribüne girmediklerini.
-Emre Aşık için "Saha içinde böylesine küfür eden bir futbolcuyu ilk kez gördüm. Ölmüş anneme küfür eden Emre'yi hiç affetmeyeceğim'' dediğini.
bilmesenizde olurdu. Ancak yazının bu noktasına kadar geldiyseniz artık biliyorsunuz. Az önce sizler için arşivimden çıkarıp upload ettiğim Hagi videosunu da koymak isterim buraya;
İşte O Video!
Yaşattıkların için tekrar tekrar teşekkürler güzel insan! Seni hiç unutmayacağız!
Shawn Kemp

Zamanının en iyilerinden birisiydi. Seattle'ın 1995-1996 sezonunda finale çıkmasında rolü büyüktü. Kendisinin çok sorunlu bir kişilik olduğu, esrarkeş olduğuda bilinmektedir. Ülkenin birçok yerinden gayri meşru çocuğu vardır. Seattle'da çok parlak yıllar geçirmesine rağmen, takım yönetimiyle hep anlaşmazlık yaşamıştır. Daha sonra Cleveland'a takas olup, oradada all-starlık performanslar göstermesine rağmen, sorunlu kişiliği yüzünden oynadığı hiçbir yerde Seattle'daki parlak oyununu ortaya koyamamıştır.
Şimdi 39 yaşında ve Avrupa yollarına düştü. İtalya'nın Premiata Montegranaro takımı ile anlaşmış. 1051 kariyer maçına çıkmış Kemp, helal olsun..
Oktay Derelioğlu #2

Vay be o da veda etti. Seni unutmaz bu büyük camia Oktay. Bir gün gelir burada teknik direktörlük yaparsın. Yolun açık olsun.. Bana göre türk futbolunun yetiştirdiği en önemli yeteneklerden birisi kendisi. Kendi kendini bitirdi o ayrı konu.
Oktay Derelioğlu #1
Thuram veda etti
Monaco’da başladığı kariyerinde dikkat çeken Thuram, İtalya’da Parma’ya transfer olduktan sonra bütün dünyada tanınmaya başladı. Savunmanın hem ortasında, hem de sağında aynı mükemmellikte oynayabiliyordu. Çok golcü olmasa da, durduğu bölgeye duvar örmesiyle kısa sürede Fransız Milli Takımı’na yükseldi.
Ülkesinde düzenlenen 1998 Dünya Kupası’nın yıldızlarından biri olan savunma oyuncusu, 142 maç sürecek milli takım serüveninde atacağı iki gole imza atmak için yarı final maçını beklemişti adeta. Hırvatistan ağlarını biri sağ, biri sol ayakla olmak üzere iki gol bırakan Thuram finali getirmiş, Zidane’ın kafalarıysa Fransa’da bayram yaşanmasına neden olmuştu. Fransa’nın en popüler adamlarından biri olmuştu Guadolupe doğumlu futbol yıldızı. Yıllar sonra bir röportajda kendisine yöneltilen ‘Fransa’yı birleştirdiniz’ iddialarına sadece bir başarıya imza attıklarını söyleyerek yanıt vermeyi tercih etmişti. Ona göre Fransa birleşmemişti ve banliyödeki çocuklar elbet bir gün nefretlerini kusacaktı!
1999’da UEFA ve İtalya Kupası’nın kulpundan tutan Parma takımının bir vazgeçilmesi olan Thuram, yaklaşık 30 milyon euro karşılığında Juventus’a transfer oldu. Juventus ile iki şampiyonluk kazandıktan sonra Barcelona’nın yolunu tutan oyuncu, Katalan ekibinde çok başarılı olamadı.
EURO 2008’e erken havlu atan Fransa’nın formasını bir daha giymeyeceği açıkladıktan sonra PSG’ye imza atması beklenen Thuram’ın kalbinde tespit edilen sorunlar, futbola veda anlamını taşıyordu. Kardeşini kalp hastalığından kaybeden futbolcu, Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy ile yaşadığı polemikler de biliniyor. Sarkozy’nin banliyölerde yaşayan gençler için kullandığı kelimelere kızan Thuram, politikacıya gereken cevabı da vermişti.
Kaçak olarak Fransa’ya giren göçmenleri, Fransa’nın 2006’da İtalya ile yapacağı karşılaşmaya davet eden unutulmaz savunma oyuncusu bir inisiyatife de imza atmıştı. Barcelona’dayken Katalanca’nın kullanılması için düzenlenen kampanyalara destek veren Thuram, ayrıca Fransa’daki Katalan bölgesinin bağımsızlığına kavuşması için çalışıyor. Bakalım bu kadar politik olarak aktif olan yıldız, beklendiği gibi federasyonda görev alacak mı?
Marc Overmars geri dönüyor

Hollanda futbolunun yetiştirdiği önemli isimlerden Marc Overmars, dört yıl aradan sonra tekrar sahalara döneceğini açıkladı. 35 yaşındaki sol kanat oyuncusu 2004 yılında dizinden geçirdiği sakatlık nedeniyle futbola veda etmişti.
Bu sezon futbola başladığı takım olan Hollanda 2. Ligi'ndeki Go Ahead Eagles'da forma giyeceğini açıkladı.








