televizyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
televizyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

TRT Lig Maçlarını Şifresiz Verecek

BundesLiga'yı yeni sezonda ekranlarına taşıyacak olan TRT, bununla da kalmayıp; İspanya Basketbol Ligi'ni Yiğiter Uluğ ve Murat Murathanoğlu anlatımında evlere sunacaktı. Bugün edinilen bilgilere göre de Aralık ya da Ocak ayında yapılması planlanan ihalede TRT, Turkcell Super Lig maçlarına da katılacak. Maçlar şifreli ya da herhangi bir para karşılığı olmayacak. TRT, maçları ücretsiz olarak yayınlayacak.

Eğer TRT, ihaleyi kazanırsa; bir başka uygulama daha bizleri bekliyor. Gaziantep'te oturan birisi, Gaziantepspor'un maçını izleyebilecek. Diyarbakır'da oturansa Diyarbakırspor'un. Fakat Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor maçları, tüm şehirlerden izlenebilecek. İlk uygulama değişik olmuş gibi. TRT'nin tüm maçları verebilmesi için iyi spikerler eklemesi gerek kadroya. Ki bana kalırsa Fransa'da olduğu gibi tüm maçlar verilmeli. Bakalım, bekliyoruz; TRT'ye destek veriyoruz.

TRT'den Üç Hamle

Yeni sezon öncesi TRT iyi bir atak yaptı. İlk olarak BundesLiga'nın yayın haklarını ellerine aldılar, ilk hamleleri bu. İkincisi ise 2010 Güney Afrika tekrar TRT ekranlarında olacak, bunlara sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Sonuçta eğer Spor Servisi'ne önem vereceklerse iyi haber fakat onlarca kanalı olan bir kurumun TSYD Kupası'nda 3. lük maçını yayınlamamasını da göz önünde bulundurmalıyım.

Resimden de anladınız değil mi? Murat Murathanoğlu ve Yiğiter Uluğ, TRT ile içeriği basketbol olmayan -ilginç- bir program için anlaştılar. Bu programın yanı sıra bu ikili NBA'in Avrupa versiyonu olarak nitelendirdiğim İspanya Basketbol Ligi'ni de haftada 2 maçla yayınlayacaklar. Bu maçları da Avni Küpeli değil; bu ikili anlatacak. Özlemiştik be ustayı. Hayırlı olsun.

Recep İvedik/Bayhan'ın Ortaya Çıkışı

İki haber var bu postta. Biri sıradan bir haber sadece resmi vereyim dedim. Adam Recep'e harbi iyi benziyor yahu. Çay satışları felan artmış. Ajanslara düşen haberlerden biridir sadece.

Bizim Bayhan'da geri dönüyor. Önce Kanal 1'de göründü. Şimdi de Deniz Seki, hapse girince ''Kimin ne olacağı belli değil hayatta.'' demiş. Fırsat kolluyor reklam için. Şarkısı gibi 'İnceden' bindirmiş Deniz Seki'ye. Bakalım bunun üstüne klip gelir mutlak. Deniz Seki, bildiğiniz gibi, ona suç işlediği için soğuk davranmış ve yarışmayı terk etmişti. Şimdi kendisi ceza evinde...

Prison Break Veda Ediyor!

Ne kadar sevilirse sevilsin, ne kadar fanı olursa olsun, üzücü haber Fox tv'den geldi. Fox tv, sevilen dizisi Prison Break bu sezonla birlikte resmen biteceğini duyurdu. Fox tv'nin bu sezon bir kaç bölüm daha ekleme girişimlerine rağmen diğer show ve dizilerle çakışan saatler ve öne sürdüğü rayting düşüşü yüzünden sonlanacak dizinin final bölümleri de nisan ayında gösterilecek. TVGuide.com'un haberine göre , En fazla 6 bölüm daha gösterilip, dizinin sonlanacağını açıklayan Fox genel müdürü Kevin Reilly, serinin güçlü bir sona ihtiyacı olduğunu düşünüyormuş.

Ne kadar sevsekte artık dizinin boku çıkmıştı. Yerinde bir karar olmuş.

Lost - 5. Sezon



Spoiler içeren en geniş promo. Sawyer ve Juliet'i yakınlaşırken görüyoruz! Merakla yeni sezonu bekliyorum.

Yemekteyiz

Haber saatinden önce yayınlanan bu yemek (!) programına muhtemelen herkes denk gelip, bakmıştır biraz. Programı bilmeyen veya sadece ismen bilen kişilere tavsiyem uzak durmaları. Lakin, bu programı 10 dakikadan fazla izlediğiniz takdirde bırakamıyorsunuz, sigara gibi olmaya başlıyor o noktadan sonra. Bakalım yemeğini beğenecekler mi, bakalım kaç puan verecekler, bakalım Naim'in (yukarıdaki resimdeki kişi) evinde neler olacak derken haftada 10 saatinizi geçiriyorsunuz bu programın başında... Programın formatı çok basit. 5 yarışmacı, 5 günde sırayla yemeklerini yapıyor, geri kalan 4 yarışmacı da beğenisine (birinin yemeğini beğenene rastlamadım henüz) göre o gün yemeğe gittiği kişiye puan veriyor. Birbirlerine verdikleri fix puan 2 zaten. Duruma göre 1 veya 3 de olabiliyor...

Buraya kadar bir şey yok. Son derece basit, sıradan bir yemek programı tasvir ediyorsunuz kafanızda, ama hiç de öyle değil. Bakmayın post'un kategorisine "damak tadı" yazdığıma. Damak tadı dışında her türlü işlevi var programın. Entrikalar, kavgalar, tartışmalar, hakaretler, yarışmacıların birbirlerinin arkasından çevirdikleri oyunlar... Bir de aşk olsa, sür pembe dizi diye piyasaya, o derece... Yemeği yapacak arkadaşa 400 YTL'lik bütçe veriliyor. El insaf yahu! Orduya mı yemek hazırlayacak bu adam? Altı üstü 5 kişilik yemek yapacak, ki zaten yemeği yiyen falan da yok. Bir çatal batırıyorlar yemeğe, çiğnemeye başlıyorlar, tam o sırada yüzlerinin aldığı şekle bakarak "ulan gören de adama zehir yediriyorlar zannedecek" diye iç geçirttiriyor insana. Hatta daha ileri gidip, yemeği peçeteye çıkartıp, tuvalete koşanlar da var. Ulan, tamam güzel değil yemek anladık, çok berbat yapmış, adam bir boktan çakmıyor, sen gurmesin ustasın aslansın kaplansın bilirsin her şeyi ama ayıp yahu. Ne tiksindirici bir şeydir yemeği adamın gözünün önünde peçeteye çıkarmak. Bu kişilerin kendilerini savunma biçimleri de (kendilerini savunmayı da düşündüklerini zannetmiyorum açıkçası) oldukça manidar: "O an çıkarmak zorundaydım"... ?!?

Bir de çatal-bıçak-kaşıkların masaya dizilişlerini takıntı yapanlar var ki... O sağda olurmuş, içe dönük olurmuş, öbürküsünün bilmem neyi dışa dönük olurmuş, o sağda değil de solda olurmuş... Gören, her yemek de bunları santim kaçırmadan, tam tamına uygun bir şekilde uyguluyor sanır. Çatal bıçak hakkındaki ilginçlikler bunla da sınırlı değil, bir de takım olayı var. O çatalla bıçak takım olmazsa olmaz. Mümkün değil. Yenemez o yemek hayatta. İsterse Ferran Adria (bkz.Aceto) yapsın o yemekleri. Adam yemek fena değildi, güzeldi, yedik vs. vs. diyor, sen de diyorsun içinden "tamam bu adam 6-7 puan verecek herhalde". En son puanlama anı gelince; "masa örtüsünü beğenmedim, çatalın kıçı yanlış yere döndürülmüş, takım değillerdi, mutfak çok dağınıktı" diyerek elinde üstünde 2 yazan kocaman kartonu kaldırıyor. Çatal kaşık takımı bakmaya gitmiyorsun sen oraya, veya masa örtüsü... Yemek yemeye gidiyorsun...

Yazsam, sayfalar dolusu yazarım bu program hakkında da, yeterli sanırım bu kadarı. Geri kalan şovları kendiniz izleyip görün diyeceğim de, en başta dediğim gibi hiç bulaşmayın, hiç.

Arz ederim. (böyle bir yazının sonu, programın efsane kişisi Hasan abinin efsane repliğiyle bitirilmeliydi)

Mehmet Baturalp


Memlekette inciğinden boncuğuna, her şeyin bir yorumcusu, eleştirmeni, anlatanı var. İşini iyi yapanı da var, kötü yapanı da. Ama spor müsabakalarında (sadece futbol değil) yerlerde sürünüyor bu mesleği icra eden kişiler. Lig TV'de Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş maçını yorumlayan kişilerin, takımları gol kaçırdığında ağzından ahları, vahları kaçırdığına tanıklık ediyoruz. Basketbol maçlarında "Allah'tan şut göstermedi, 3 atış olurdu" diyenleri de biliyoruz. Teniste Nadal-Federer maçını yorumlayan kişinin Nadal fanatiğiyse maç boyunca Nadal'ın ne kadar güçlü, kondüsyonu yüksek bir tenisçi olduğundan bahsettiğini, Federer fanatiğiyse maç boyunca Federer'in gelmiş geçmiş en teknik oyuncu olduğunu, tenis dünyasının 1 numarası olduğunu dinliyoruz. Kulüp takımlarımızın Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası'nda oynadığı maçlarda artık bayağılaşan, nefret ettiren vatan millet edebiyatlarını da biliyoruz. Sinan Şamil Sam'ın boks maçını anlatırken, Sinan'ın rakibinden bir araba dayak yemesine rağmen maçı anlatan kişinin "bu roundu aldık, puanlamada öndeyiz" demelerine, kaybedince de hakemlerin milliyetlerinden girip giydirmelerini de biliyoruz...


Galatasaray TV kapanınca, D-Spor da olmayınca, Fenerbahçe TV'den izledi çoğu Galatasaray taraftarı derbiyi. Bilmeyenler için; Galatasaray ve Fenerbahçe bayan basketbol takımları Ayhan Şahenk'te karşılaştı dün... Maç Galatasaray'ın sahasında. Yani Fenerbahçe TV'nin tribün sesini kısması doğal, lakin dün işi terbiyesizliğe vurdular bu konuda. Kısmaktan öte, "mute" yaptılar maçı, öyle izlettiler. Yahu, sen aç sesi az da olsa, küfür vs. olursa kısarsın. Maçın atmosferinin içine ettiler argo tabirle. Şahsen ben Galatasaray TV'de (gerçi yok ya, neyse), Caferağa'daki maçı sessiz izlemek istemem. Çok mu hoşuma gidiyor Fenerbahçe tezahüratları? Hayır, ama o tezahüratlarla maçın havasına giriyor ekran başındaki izleyici... Neyse, burayı atlayıp işin yorumculuk, hatta spiker-yorumculuk kısmına girelim. Spikerin adı Ömer'miş, soyadını bilmiyorum. Eski hakemmiş sanıyorum. Yorumcu da Türk basketbolunun Batur abisi. Sözde Batur abisi... Maç başlamadan birkaç dakika önce başladı yayın. Salon hemen hemen doluydu, ilk yorumu şu oldu Baturalp'in: "4-1'in etkisi büyük, salon dolmuş". Bravo, çok güzel ayar verdin, ne diyeceğimi bilemiyorum... Yahu, maç Fenerbahçe-Galatasaray maçı. Derbi. O maçı Galatasaray 20-0 kazansa da kaybetse de, o salon dolar. Bunu Baturalp bilmiyor mu? Biliyor. Ama orada durmak için neler söylemesi gerektiğini daha iyi biliyor...

Maç başlıyor. Fenerbahçe yöneticilerinin olduğu yerde kargaşa çıkıyor. Baturalp, yine 4-1'in etkisi diyor. Spiker apayrı bir konu. Fenerbahçe'li yöneticinin orada ne kadar başı dik bir şekilde kulübünü temsil ettiğini, Caferağa'da böyle olayların yaşanmadığını, Fenerbahçe kulübünün hep fair-play çağrısı yaptığını, tüm kulüplerin bu konuda Fenerbahçe'yi örnek alması gerektiğini söylüyor. Aynı arkadaş edilen küfürlere de giydiriyor. Küfürler konusunda haklı mıdır, haklıdır. Hem de çok. Ama bu küfürlere isyan ederken, araya Fenerbahçe maçlarında hiç böyle şeyler olmaz mealinde bir şeyler sıkıştırıp, yine basitleşiyor. Geçen sene final serisinin son maçını izledim aynı kanalda, maç Caferağa'daydı. Maçın sonlarına doğru Galatasaray yöneticilerinin olduğu yerde bu maçta olduğu gibi kargaşa çıkmıştı. Aziz Yıldırım, Ahmet Dedehayır'ın üstüne yürümüş, tartışma alevlenmişti. O sırada salonda bulunan bu spiker Dedehayır'ın giydiği gömleğin rengiyle mastürbasyon yapıp, kendini tatmin etmişti. Olayları çıkartanların da Galatasaray tarafı olduğunu söylemişti. E, Dedehayır'ın üstüne yürüyen Yıldırım? Bu ne perhiz, ne lahana turşusu... Ayrıca aynı maçta küfür gırla gitti. Son dakikalarda işi terbiyesizliğe vurup, şahsa hakarete dönüştürdü Fenerbahçe taraftarı; "çıldırın çıldırın, Esra için çıldırın" tezahüratıyla. Ve aynı kanal sesi bir gıdım kısmaya tenezzül bile etmedi. O maçta da sanırım bir kere anons ya yapıldı ya yapılmadı. Bu maçta daha ilk olay çıkar çıkmaz anons anons diye isyan etti aynı spiker. 2 kere de anons yapıldı sanıyorum. Bir kere daha yapılsa çıkartılacaktı taraftarlar zaten. Tabii, sesi duymadığımız için yorum falan da yapamıyoruz. Maç içi yorumlar da komedi ötesi. Burada da epey saçmalamalar oldu ki bu kişilerin basketbol bilgisinin düşük olduğunu sanmıyorum ben. Hadi, maç Fenerbahçe TV'de, o kadarı da olacak artık diyip geçelim. Lakin hakem isyanlarında komik durumlara düştüler. Hakem kötüydü evet, Galatasaray lehine daha fazla karar verdi, buna da evet. Ama Esra'nın tertemiz top çalmasına Baturalp'in "dokunması gerekmiyor, o eli oraya soktuğu an fauldür, kuralı bilmiyor Galatasaraylılar" demesi beni bitiren noktadır. Ardından eski hakem olan spiker, şaşırtıcı bir şekilde pozisyonun temiz olduğunu söyledi. Bunun ardından 10 saniye önce kural yazan Baturalp, hep Galatasaray'a oldu, bir kere de Fenerbahçe'ye olsun canım diyerek geçiştirdi. Ve tüm bunların ardından devam eden hücumda 3 saniye kararı gelince, 30 saniye önceki pozisyon unutuldu. Sil baştan... 

Ayrıca; spikerin Fenerbahçe'li bir oyuncu serbest atış kullandığı sırada, Galatasaray'lı oyuncuların serbest atışın tekrarı için hakeme itiraz etmelerini, Galatasaray'lı oyuncuların serbest atışın iptalını istediği olarak yorumladı ve Galatasaray'lı oyunculara birilerinin kuralları öğretmeleri gerektiğini söyledi. Ah be abicim, halbuki bir bilsen iptal değil de tekrar istediklerini... Ve bu tekrarı da Fenerbahçe'li oyuncuların atış kullanılmadan önce hareketlenmelerinden dolayı istediklerini... Son olarak da Baturalp'in pota isyanına değinmek istiyorum. Maçın başında Esmeral'in denediği bir üçlük girmeyince "Caferağa'da olsa sokardı bunu" diyerek yırtık dondan fırlar gibi fırlaması yok artık dedirtti. Ve Fenerbahçe her şut kaçırdığında da potaların sert olduğunu, atışların bu yüzden kaçtığını savundu. Maç istatistiklerini hızlı hızlı aradım, bulamadım, bu yüzden tam yüzdesini söyleyemeyeceğim ama tahminen 25-30 üçlük denediği maçta 3-5 tane 3 sayı isabeti bulabildi Galatasaray. Bunun yanında sadece Esmeral'in aklımda kalan 4 üçlüğü var. Baturalp, takımın %80 ile şut atmasını umuyor sanırsam...

Fenerbahçe TV bu. Tabii ki, taraf olacak, taraflı yayın yapacak. Spikerinin ve yorumcusunun taraflı yorum yapması da doğal. NTV'deki Real Madrid-Osasuna maçını anlatır gibi anlatmasını beklemiyorum spikerin bu maçı. Ama şu salon sesini biraz açsan, basketbol bilgini küçük düşürecek yorumlar yapmasan, taraftara yaranacağım diye "haydi kızım" tandanslı yorumlardan vazgeçsen ve biraz da empati kurabilsen...

Hafta Sonu Futbol Ekranı (3-6 Ekim 2008)


3.10.2008
21.30 Bielefeld - Karlsruhe (24)

4.10.2008
14.45 Birbingham - QPR (Futbol Smart)
15.00 D. Moskova - Saturn (Spormax)
15.00 Orduspor - Altay (D Spor)
16.30 Stuttgart - W. Bremen (24)
17.00 Sunderland - Arsenal (Spormax)
17.00 Celtic - Hamilton (Futbol Smart)
19.00 Lazio - Lecce (Ntv Spor)
19.20 Coventry - Suthampton (Futbol Smart)
19.30 Blackburn - M. United (Spormax)
20.00 Marsilya - Caen (Kanal A)
20.00 Konyaspor - Trabzonspor (Lig Tv)
21.00 Villarreal - R. Betis (Ntv Spor)
21.00 PSV - De Graafschap (Futbol Smart)
21.45 Naval - Belenenses (Spormax)
22.00 Lille - Valenciennes (Kanal A)
23.00 Barcelona - A. Madrid (Ntv Spor)
01.00 Velez - San Lorenzo (Ntv Spor) Bant

5.10.2008
15.30 Feyenoord - NEC (Futbol Smart)
15.30 Westham - Bolton (Spormax)
16.00 Juventus - Palermo (Ntv Spor)
17.30 Heerenveen - Ajax (Futbol Smart)
18.00 Valladolid - Valencia (Ntv Spor)
18.00 Everton - Newcastle (Spormax)
18.00 Bursaspor - Galatasaray (Lig Tv)
18.00 Rennes - Lyon (Kanal A)
18.00 Schalke 04 - Wolfsburg (24)
20.00 Erciyes - Diyarbakırspor (D Spor)
21.00 Fenerbahçe - Kayserispor (Lig Tv)
21.45 Sporting Lizbon - Porto (Spormax)
22.00 R. Madrid - Espanyol (Ntv Spor)
22.00 PSG - Nancy (Kanal A)
23.55 Chelsea - Aston Villa (Spormax) Bant
02.00 S. Moskova - K. Sovietov (Spormax) Bant

6.10.2008
20.00 Beşiktaş - Hacettepe (Lig Tv)
20.00 Rizespor - Malatyaspor (D Spor)
21.30 Guimares - Braga (Spormax)
23.00 Lexioes - Benfica (Spormax)

kaynak: tribündergi

Avrupa Yakası #3


Bugün hep futboldan gittik. Hiç yazmadığım zamanda kızıyorlar, genelde gündemde futbol var. Dizi sezonlarıda yavaş yavaş başladı. Diziler hakkında da bi şeyler karalayacağız, şüpheniz olmasın. Gerçi okulda başladı ama blogu güncel tutmaya çalışıyoruz.

Avrupa Yakası sezonu açıyor. 5 sezon oldu galiba, yamulabilirimde. Kimler gitti kimler geldi ama o hep ayakta kalmasını bildi. En son Hümeyra gitti Ata geldi. Sacit gitti, Şener Şen gelecek diyorlardı. Böyle yaz sezonunda dedikodular ve haberler çıktı. Ata'nın gitmesiyle kan kaybeder denilen dizi daha fazla reyting aldı. Burhan Altıntop ve Gaffur'un emeği büyük bunda, daha çok Burhan tabi. Ata'nın gidişiyle izlemem diyenlerde artık geri döner ve daha fazla izleyici kitlesi olur.

Gülse Birsel'in yaptığı her işi takdir etmişimtir. Hem oynuyor hem yazıyor. Kolay bir iş değil. Allah kolaylık versin diyelim ve koltuğumuza kurulup ATV'yi açalım...Son olarak kaç bölüm oldu bilen var mı?

Star TV- Uydu Sorunsalı


Maçları uydudan izleyemiyoruz ama Digitürk, D-Smart, Kablolu Tv ve karasal yayından izliyoruz. Dün araştırma yapacağımı söylemiştim. Her yere baktım herkes biss şifresini vermiş. Başka veren uydu kanalı söyleyen yoktu. Donanım Haber Forumları'nda ki şu topiciğe bi bakın. Orada her türlü bilgi var.


"korastyle" nickli üyeye o topicte elinizdeki dekoderin markasını söylüyorsunuz o da biss keyi nasıl gireceğinizi yazıyor. Üye olmadan o konuya yazamadığınızı ve özel mesaj atamadığınızı biliyorsunuzdur herhalde. Benim uydu Sansui kendisine pm attım bana yardımcı oldu. Uyduda izledim. Ben uğraşamam kardeşim diyorsanda gidecen uyducuya şifreyi kırdıracaksın. 5 ile 10 milyon arasında bir şey alır...

Herşeyi Açıkladı!


Dün Aziz Yıldırım bütün bilinmeyenleri ve bilinenlere açıklık getirmiş. Yorumlarınızı beklerim. İşte açıklamalar;

''EMRE BUNALIMA SOKULDU''


Fenerbahçe'ye transferinin ardından, özellikle sakatlığıyla gündeme gelerek sıkça eleştirilen Emre Belözoğlu'na destek çıkan Yıldırım, Emre'nin, Türk futbolunun yetiştirdiği nadir futbolculardan birisi olduğunu kaydetti. Medyada sakatlığının sık sık gündeme getirilmesinin Emre için rahatsızlık yarattığını anlatan başkan Yıldırım, özetle şunları söyledi: ''Emre'nin takımımıza çok faydası olacaktır. İleride ''İyi ki aldık'' denilecektir. Basınla olan ilişkilerini devamlı uzatmak hem ona, hem Fenerbahçe'ye zarar veriyor. Büyükler affeder. Her gün çocukla ilgili doneler ortaya koyuluyor. Aile yaşantısı iyi, saygısızlığı yok. Bir hadise yapmış. Hepimiz hata yapıyoruz. Destek olmak lazım. Sonra yapmıyor, etmiyorsa gereken söylenir. Emre Fenerbehçe'ye değil, eğer Galatasaray'a transfer olsaydı, şu an ona karşı olan ithamlar olmayacaktı. Belli Galatasaray kalemleri kasıtlı yazıyor bunları. 'Emre sürekli sakat' deniliyor. Keşke Deivid böyle sakat olsaydı da oynasaydı. Avrupa ile Türkiye'yi karıştırmayın. Orada sakat olduğunu söylerse futbolcu oynatılmaz, Ama biz 'forma için, benim için'' deriz, zorla oynatırız çocukları. Partizan maçına gittik, Semih sakattı. 'Oynaman lazım, fedakarlık bekliyoruz' dedim. Doktorlar baktı, sonra oynadı. Avrupa'da olsa oynamazdı. Sakatlığını gündeme getire getire çocuğu (Emre) psikolojik olarak bunalıma soktuk. Hep beraber adamı çıldırtacak pozisyona getiriyoruz.''


SENNA'NIN BONSERVİSİ


Josico'ya yönelik eleştiriler konusunda da Aziz Yıldırım, ''Aragones ile ilk konuşmalarımızda, Josico'nun milli takıma almayı düşündüğü bir oyuncu olduğunu söyledi. Josico'nun daha çok geriye oynadığını, Senna'nın ileriye oynadığını ifade etti, ancak sakatlığından dolayı alamadığını belirtti. Josico da gelebileceğini söyleyince transferini yaptık. Senna'nın bonservisi 24 milyon avroydu, olmadı, alamadık. Senna 17. maddeden dolayı gelebilirdi. Bu madde üzerinde çalışma yaptık. Avrupa'da ünlü avukatlarla konuştuk. Fenerbahçe'nin sportif ceza alabileceğini duyunca vazgeçtik'' diye konuştu. Guiza'yı, Barcelona'nın da istediğini bildiren Yıldırım, İspanyol golcü ile ligler bitmeden pazarlık ettiklerini ve ön protokol yaptıklarını kaydederek, ''Biz almasaydık Barcelona'ya gidecekti. Biz daha ligler bitmeden pazarlığı yaptık, ön anlaşma imzaladık. İmzalamasaydık alamazdık. Barcelona ile görüşmeler yapıyorlardı. Uzamasının sebeplerinden biri de bu'' dedi. Yıldırım, medyanın, yapılan önemli transferlerde getirilen futbolcuların değerini ölçemediğini savundu.


AURELIO GERÇEĞİ


Aziz Yıldırım, Brezilya asıllı futbolcu Mehmet Aurelio'nun, parasal konular nedeniyle menajerinin sözünü dinleyerek takımdan ayrıldığını ifade etti. Fenerbahçe'de başkanlık görevine geldiği günden bu yana yaptığı en önemli şeyin, gelir ve gider tablolarını birbirine yakın hale getirmek olduğunu anlatan Yıldırım, ''Etoo'yu da getirirdik, başkasını da getirirdik, ama kulübü borca sokardık. Ben, benden sonrası da aynı şekilde devam etsin istiyorum'' dedi. Aurelio'nun, Fenerbahçe'den yılık 1 milyon 750 bin dolar aldığını bildiren Yıldırım, geçen aralık ayında menajerinin kendilerine Aurelio'yu İspanya'nın Valencia takımına götürmek istediğini ifade ettiğini anlatarak, gelişmeleri şöyle aktardı: ''Menajerin, Valencia Teknik Direktörü Koeman ile arası iyiydi. Aurelio'nun mukavelesinde '7 milyon avro getirirse gider' diye ibare var. ''Veremeyiz'' dedik. Menajer gitti basına konuştu, 7 milyon avro verip Aurelio'yu İspanya'ya götüreceklerini söyledi. Valencia kulübünün sportif direktörüyle devamlı konuştuk, düşüncelerini sorduk. 'Antrenörle diyalog içinde, biliyoruz, ama biz almayacağız' dediler. Bu geldi, 'Madem Marco'yu vermiyorsunuz, Vederson'u verin, 6 milyon dolar bonservis parası getireyim' dedi. Biz, kadroyu bozmak istemediğimizi söyledik. O çocuğun menajeri olmadığı halde beynini yıkamış, almış pastanede konuşmuş. Hepsini Valencia'ya pazarlamak istiyor. Bundan sonra görüşmeyi kestik. Yıl sonunda geldi. Biz Aurelio için 2 milyon avro teklif ettik. Kendisine de yıllık yüzde 10 verelim dedik. Menajerin alacağı 400 bin avroyu 500 bin yaptık, ancak futbolcu için 3 milyon avro, artı 1 milyon avro da kendisine istedi. Bunu kabul etmedik. Edu 1.2 milyon avro alıyor, Lugano 1,2, Deivid 1,2... Hepsi bu civarda. O oyuncuya o parayı verirsek, diğerlerini ne yapmamız lazım?'' Aurelio ile duygusal bir konuşma yaptığını anlatan Yıldırım, ''Menajeriyle yaptığımız konuşmaları anlattım. 'Biz seni seviyoruz, seni Türkiye seviyor, kalmanı istiyoruz' dedim. 'Alacağın primlerle bu paraları alırsın' dedim. Geçen yıl 500 milyar lira alan oyuncunun eline, primlerle 1 trilyon geçti. Aurelio'nun eline en azından 350 bin dolar tutarında daha fazla para geçerdi. 'Menajer ne derse o olur' dedi. Ben kendisine her şeyi anlattım. O da gitti'' şeklinde konuştu.


AURELIO-JOSICO


Yıldırım, Aurelio'nun geri dönmek istediği şeklindeki hatırlatma üzerine, ''Bizim idarecilerle menajeri görüşmeler yaptı. Ben 'Olmaz' dedim. Burası Fenerbahçe. Bize yakışmaz, biz Fenerbahçe'yiz. Karar budur, bitti. Dönmek yok. Herkes Josico'yu görecek'' diye konuştu. Aurelio olayında Fenerbahçe'nin gereken her şeyi yaptığını, ancak bu futbolcunun para için menajerinin yaptığını tercih ettiğini kaydeden Yıldırım, ''Basın yazıyor, Tuncay gitti, şu gitti, bu gitti diye. Onlar varken Chelsea'yi geçecek pozisyona geldik mi hiç? Onlar yoktu bu kadroda'' diye konuştu.


TUNCAY


Tuncay Şanlı'nın İngiltere'ye transferinin detaylarını da anlatan Yıldırım, bu futbolcuyu da ikna için çok çalıştıklarını, ancak Tuncay'ın, Avrupa hedefini tercih ettiğini bildirdi. Tuncay'a, Middelsbrough'un vereceği rakamın üzerine çıktıklarını anlatan başkan Yıldırım, şunları söyledi: ''Tuncay'a, 'Kal Roberto Carlos'un kaptanı ol. Bazı şeyleri parayla ölçemezsin. Gider gelirsin normal oyuncu olursun. Şimdi tarihi yakalarsın, Cemil Turan olursun, Can Bartu olursun, Fenerbahçe tarihinde adın olur. Öbür türlü kopukluk olur' dedim. 'Hayır ben İngiltere'de oynamak istiyorum'' dedi. Buna rağmen gittiyse ne yapabiliriz.''


GUIZA'NIN SİGARA İÇMESİ


Guiza'nın bir kafede sigara içerken görüntülenerek haber yapılmasına da değinen Yıldırım, Fenerbahçeli eski futbolcu Rapaic ile aynı konuda yaşadıkları bir anıyı şöyle anlattı: ''Rapaic'i 10 milyon borservis bedeliyle aldık. Bir gün bizimle görüşmek istedi, oturduk ve konuştuk. 'Ben gitmek istiyorum' dedi. Bir kafede oturduğunda ve kahve içerken sigara yaktığında yanına gelen insanların 'Başkan görmesin, yönetici görmesin kızar, basın yazar' gibi şeyler söylediğini, bu nedenle iki ayda bunaldığını ifade etti. Biz de bir kahve söyledik ve sigara tuttuk. 'Bundan sonra sana kim böyle şey söylerse, başkan beni çağırdı sigara tuttu, kahve söyledi'' dersin dedim.'' Futbolcuların kendisinden çekinmesinin normal olduğunu, çünkü Fenerbahçe'nin en büyük sorumlusunun kendisi olduğunu ifade eden Yıldırım, ''Bana saygı duyuyorlar, ben de onları çocuklarım gibi görüyorum'' dedi. Son 5 yıldaki transferlere harcadıkları rakamlar ve takımdan gidenlerin kazandırdıklarının karşılaştırıldığı bir haberle ilgili mantık hatası yapıldığını ifade eden Yıldırım, ''14 milyon avroluk Alex de mi bedavaya gidecek diyorsunuz. Ben size Alex;in bonservisini 10 milyon avroya veriyorum, satabilirseniz satın. Mukavelesi bitmiş bir oyuncu gidiyorsa, burada zarar durumu olmaz, ancak oyuncuyu aldığımız değerden daha az bir değere mukavelesi bitmeden satarsam eksi yazabilirsiniz. Kezman'da bile kulüp zarar etmedi. 8'e aldım 2 yıl oynadı 4'ü gitti, ben de 4,5'a sattım kar ettim. Anelka'yı 5.3 milyon sterline aldık, 8.3 milyon sterline sattık. Marco'nun karşılığında 3-5 milyon vardı da ben bedavaya mı gönderdim'' şeklinde konuştu.


ZICO


Eski teknik direktörleri Zico ile ilk yıl 1.8 milyon avro, ikinci yıl için de 1.9 milyon avroluk anlaşma yaptıklarını hatırlatan Yıldırım, Brezilyalı teknik adamın ikinci yıl kendilerinden yeni sezon için 3,5 milyon avro istediğini, bu nedenle anlaşamadıklarını bildirdi. Yıldırım, şunları kaydetti: ''Kimse antrenör olarak Zico'yu burada tanımıyordu. Stajer dendi, gidince kıymetli oldu. Zico ile benim anlaşmam vardı. İlk yıl için 1.8, ikinci yıl için 1,9 anlaşmam vardı. Birinci sene şampiyon yapma şartı vardı. Şampiyon oldu, bir yıl daha sözleşmesi uzadı. Bizden istediği 3,5 milyon avroydu. Pazarlıklarda inmedi. Görüşmeleri uzattık, bekledik insin diye. İkinci konu kardeşiydi. Kardeşi 500 bin avro, Sant'anna 750 bin avro istiyordu. Toplamda 2,9 milyon avrolardan 4,75 milyon Avrolara gitti iş. Zico şampiyon olsaydı da fark etmezdi, parasal konu olduğu zaman anlaşamazdık. Yüzde 60-70 artırma olur mu? Aragones ve ekibinin aldığı para 3,5 milyon avrodur. Zico'ya yazılan primler kadar primleri vardır. Onun dışında bir şey yok. Bütün ekibinin aldığı 3,5 milyon avrodur.'' Teknik direktör tercihinin neden Aragones olduğu sorusuna Yıldırım, Zicolu dönemde disiplin eksikliğine de vurgu yaparak, ''Zico ile başarı geldi de, lig şampiyonluğunu yürüye yürüye kazanması lazımdı Fenerbahçe'nin. Antrenmanda tercüman çocuk hocanın arkasında kaleye şut atıyor, antrenman sürüyor. Ona göre bir düşünceleri vardı. Bizim düşüncemiz daha çok disiplindi. Bir işyeri nasıl çalışacaksa, öyle çalışılması gerekiyordu'' diye konuştu.


''SCOLARI İLE EL SIKIŞTIM. ETO'O İLE ANLAŞTIM''


Aziz Yıldırım, 2006 yılında, başkanlık görevini bıraktığını açıkladığı dönemde Portekiz Milli Takımı kampında teknik direktör Scolari ile anlaştığını, ancak Portekiz, Dünya Kupası'nda tur geçtikçe Scolari'nin vazgeçtiğini anlattı. Yıldırım, şöyle konuştu: ''Portekiz'de milli takım kampında el sıkıştım, anlaştık. Tur geçtikçe vazgeçti. Her şey de kolay değil. Fenerbahçe'yi herkes takdir etsin. Roberto Carlos geldi, Anelka geldi. Van Hooijdonk'u getirdik. Bunlar kolay değil. Transferler hemen olmuyor. Basın öyle didikliyor ki. Kıpırdama şansınız kalmıyor. Transfer olmayınca, 'Beceremediler' oluyor. Eto'o ile anlaşmıştım, ama çok büyük rakamlar istediler. Avrupa'da bu sene rakamlar alt üst oldu.'' Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 2009 Mayıs ayındaki olağan genel kurulda ne yapacağıyla ilgili henüz bir karar vermediğini belirterek, ''Mayısta gidiyor gibi bir kararım yok. Gerekirse kalırım. Kimse beklentiye veya politika yapmaya girmesin'' dedi. FB TV'de ''Futbol Zirvesi'' programında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yıldırım, ''2005 yılında 'Avrupa'da kupa kaldırana tek Fenerbahçe'nin başındayım' demiştiniz. Hala bu sözünüzün arkasında mısınız'' şeklindeki soruya, ''Söylenenler zamanına ve yerine göre değişebilir. O günkü şartlarda, beklentimizden dolayı bunu söylemiştim. Söylediklerimin arkasındayım, ama 'benle beraber şampiyon olur' demek istemiyorum. Benden sonra da şampiyon olabilir. Başarılar başlamıştır, her sene artarak devam edecektir. İnşallah Avrupa'daki başarıyı yakalarız'' yanıtını verdi. Mayıs ayındaki kongrede ne yapacağını şu anda düşünmediğini ifade eden Yıldırım, ''Arkadaşlarımla oturup konuşacağım. Mayıs ayı geldiğinde düşüncemizi kamuoyu ile paylaşırız. Mehmet Ali Aydınlar ile ilgili bir açıklama yazıldı. Kendisini severim, bu kulübe hizmet etmiş arkadaşımızdır. Ali Koç'u ise Fenerbahçe'ye ricayla, zorla soktuk. Onun gençliğinden beri hayali Fenerbahçe başkanı olmak. İçeri girince biraz korktu, zorlukları görünce. Aynı zamanda Ferit Şahenk de var. Bu tip değerli insanları burada görmek istediğimi söyledim'' şeklinde konuştu. Aziz Yıldırım, Mehmet Ali Aydınlar'ın federasyon yönetimine girmesi için eski Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan ile birlikte Aydınlar ile görüştüğünü kaydederek, şunları anlattı: ''Rahmetli Hasan Doğan yönetimi kurarken, Mehmet Ali Aydınlar'ı düşündüğünü söyledi ve bana 'Siz ne dersiniz' dedi. 'Girerse mutluluk duyarız' dedim. Onun üzerine Mehmet Ali Bey'i aradım, rica ettik, gittik. Üçümüz görüştük. Ben orada samimi olarak Türk sporu için federasyon yönetime girmesinin faydalı olacağını belirterek, 'Kafanda Federasyona girersem, Aziz Yıldırım bırakırsa federasyonu bırakıp, buraya dönemem' diye bir düşünce olabilir. Öyle bir pozisyon olursa Fenerbahçe başkanlığını düşünürsen, bırakıp gelip aday olursun' dedim. Sonra bir kulüpler birliği toplantısında, geç gitmiştim, konuşmalar yapılmış, Mahmut Özgener'i destekleme kararı alınmıştı. Toplantıdan sonra orada 3-5 kişi sohbet ederken bu konu gündeme geldi, çünkü Mehmet Ali Bey'in yönetimde devam edip etmeyeceği konuşuluyordu. 'Sizle konuşmalar yapılmış, acaba ayrılırlar mı' dediler. 'Hayır, kendi düşüncesine bağlı' dedim. Fenerbahçe demokrasiyle idare ediliyor. Aziz Yıldırım'ın işaret etmesiyle olmaz. Aziz Yıldırım'ın 1 oyu var. Kulübü daha ileri götüreceğine inanmıyorsam, kardeşim olsa oy atmam. Bu arkadaşlardan biri aday olursa, ben nerede olursa olsun gelip oyumu atarım, ama illa 'O olsun, bu olsun' diye bir ayrım yapamam. Kongre üyeleri karar verir, biz de ona saygı gösteririz. Mayısta gidiyor gibi bir kararım yok. Gerekirse kalırım. Mayıs ayı geldiğinde değerlendiririz. Kimse beklentiye veya politika yapmaya girmesin.''


''HER ZAMAN FENERBAHÇE'NİN EMRİNDEYİM''


Aziz Yıldırım, 1 milyon üye projesini çok önemsediğini, ancak kongre üyelerinin önüne geldiğinde, bu konuda kendisine yetki verilmezse, bir kırgınlığının olamayacağı söyledi. ''Ben bunu yaparım, olmazsa giderim'' anlayışında olmadığını vurgulayan Yıldırım, ''Fenerbahçe'de pazarlık olmaz. 1 milyon üye ütopik bir rakam değil. Düşüncelerimizi yetkili kurullara sunarız. Onlar onaylarsa uygularız. Onaylamazlarsa rafa koyarız. 'Küstü, kızdı' olmaz. Burası cemiyetçiliktir. Ben Fenerbahçe tarafıyım. Her zaman Fenrebahçe'nin emrindeyim. Elimden ne geliyorsa yaparım'' dedi. Yıldırım, 100. yılda 100 bin taraftar kartı projesi başlattıklarını hatırlatarak, şöyle devam etti: ''2007'de, '100. yılda 100 bin taraftar kart' dedik. Şu anda rakam 155 bin. Real Madrid'de 100 bin, Barcelona'da 160 bin civarında. Bu 155 bini 2009 Nisan ayına kadar 200 bine çıkarmayı düşünüyoruz. O zaman dünyada bir numara olacağız. Bizim hedefimiz 1 milyon üye. Bununla ilgili hukukçulardan bir ekip kurduk, çalıştık. Bir noktada tıkandık. 1 milyon üye yaptığımız zaman, seçimi İstanbul'da yapmam lazım. 100 bin kişi oy atmaya geldi, nerede oy attıracağız, nerede ağırlayacağız. O zaman bunun şubelere dağılması lazım. Bu sistem siyasi partilerde, sendikalarda var. Mevcut 15 bin delegenin yanı sıra şubelerde yapılacak delege seçimlerinden gelecek 30-40 bin kişiyle statta seçim yapılır. Bunun için kanunda değişiklik yapılması lazım. Sayın bakana bunu anlatım, olumlu karşıladı. Çalışmalar tamamlandığında, üyelerimizin karşısına geçip hazırladığımız öneriyi sunacağız. 'Evet' derlerse bunu uygulamaya başlayacağız. Fenerbahçe'nin dünyada 1 numaralı kulüp olma yolu buradan geçer. 1 milyon üye, 1 milyar dolar demek. Her sene 50 milyon dolar yıllık aidat kulübe girer.''


GENÇ FENERBAHÇELİLER


Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı tribünleriyle ilgili kombine kart sahiplerinden çok şikayet mektubu aldığını, bu konunun Fenerbahçe'ye zarar verdiğini söyledi. ''Migros tribününde Genç Fenerbahçeliler özel yer istiyor. Bu konuda ne diyorsunuz'' sorusu üzerine Yıldırım, ''Kulübün başkanının özel yeri yoksa kimse özel yer istemesin. Herkes biletini alıp maça gelir ve yerine oturur'' dedi. Yıldırım, geçmişte Genç Fenerbahçelilerin lokaline Ortega'yı kendisinin değil, o zamanki futbol takımı menajerinin götürdüğünü kaydetti. Genç Fenerbahçeliler Derneğinin kurulmasını sağlayanlardan biri olduğunu vurgulayan Yıldırım, ''Ben onlara karşı değilim, ranta karşıyım. Hepsine karşı değilim. İçinde olan 5-10 kişiye karışıyım. Çok şikayet mektubu var. Ben bu konuda sonuna kadar varım. Bu Fenerbahçe'ye zarar veriyor. Fenerbahçe'nin gelirlerini kesemezsiniz. Huzursuz ederseniz, kesersiniz. İnsanlar huzursuz olursa kaçar, gelmez. Buraya insanlar 'büyük oyuncuları izleyelim, eğlenelim' diye geliyor. Kombine alan insanların şikayeti var'' diye konuştu. Medyada amigoların yazı yazdığını, amigolarla ilişkisi olan muhabirler bulunduğunu ifade eden Yıldırım, ''Bu ilişkilerin, rantların kopması lazım. Ben istiyorum ki Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı bizim tribüne gelsin, biz de onlara gidelim. Mücadele saha içinde olsun, kavga istemiyorum. Saha dışında dostluklar olsun'' açıklamasını yaptı.


''BU KAVGAYI YAPACAĞIM, BUNLARI SİLECEĞİM''


Fenerbahçe'de tek kimliğin olmasını istediğini anlatan Yıldırım, şunları söyledi: ''Çeşitli gruplar olabilir, oraya pankart da asabilir. Fenerbahçelileri, Genç Fenerbahçeliler ile aynı noktaya getirmek üzere olduklarını gördüm. Van Hooijdonk transferinde Genç Fenerbahçeliler havaalanında futbolcunun boynuna kendi atkılarını takıyordu, 'olmaz' dedim. Orada Fenerbahçe değil, Genç Fenerbahçeliler yazıyor. Geçmişte Genç Fenerbahçeliler kale arkasında bağırıyorlardı. Onlara gerekirse bilet desteği, otobüs desteği yaptım o zamanki şartlar gereği, ama gördüm ki rant var. Genç Fenerbahçeliler diye atkı, şapka üretiyorlar. Herkes sanıyor ki Galatasaray'da, Beşiktaş'ta şu gruplar, bizde de bu grup onlarla mücadele ediyor. Ben de genç olsam öyle sanırdım. Ankara'da, İzmir'de birer tane elebaşları var, bir de burada 10 kişilik grup var. Bunu emniyet de, valilik de biliyor. Fenerium kurmuşum, devlete vergimi veriyorum. Genç Fenerbahçeliler de ürün çıkarıp satıyorlar. Ayda 25-30 milyarlık mal satıyorlar. Yılda 250-300 milyar... Bunlar kimin cebine giriyor? Yanlarına alıyorlar zengin çocuklarını, maçlara sokuyorlar, Fenerbahçe muhabbeti yapıyorlar, onlardan para alıyorlar. Kulüp başkanına yazı yazıyorlar. Siz kimsiniz? Burası 30 milyonluk Fenerbahçe. Anadolu'ya gidiyoruz otobüsten iniyoruz, bilmem ne reis diye bağırıyorlar. Biz bunları aştık. Kendileri şu kadar beyinleriyle bizi zorlamaya çalışıyor. Biz Fenerbahçeliyiz, ben Fenerbahçe için hareket ediyorum. Geliyor yerine oturmuyor, onu kaldırıyor. Adam bana yazıyor 'biz size güvendik kombine aldık' diyor. Geçen sene tribüne çıktım. İki aile yazdı, geçen sene çağırdım kulübe, 'nedir sıkıntınız' dedim. 'Biz tribüne çıkıyoruz, yerimize oturamıyoruz' dediler. Ben gidip yerlerine oturttum. Aşağı indim, baktım yine başkası oturmuş. Sarhoş... 'alkollü hareket engellenemezmiş. Engellenecek, herkes görecek. Bana 'Padişah' diye beste yapmışlar. Ben cumhuriyet çocuğuyum. Beste meste anlamam. Yense de yenilse de Fenerbahçeliyim. Bu kavgayı yapacağım, bunları sileceğim. Efendi gibi koltuğuna oturacak. Koltuğunda istediğini yapsın, küfür etmemek kaydıyla. Benim sattığım kombinede yazıyor 'rahat oturmazsan iptal ederim' diye. Buna uymayanların hepsini iptal ettim. Kanuni ne işlem varsa yaptırırım. Hiçbir şeyden korkmam, çekinmem.'' Migros tribününü hiçbir zaman kombine yapmayacağını, bugüne kadar 30 bin 288 kombine sattıklarını dile getiren Aziz Yıldırım, ''Geçen sene 24 bindi, 30 bini aştık. Arkadaşlar gelip biletlerini alırlar veya aşağıda bir bölümde koltukları sökeriz, biletler ucuza olur, gelip bağırır çağırır giderler. Avrupa'da birkaç kulüpte böyle var. Fenerbahçe başkanı, Fenerbahçeliye karşı olur mu? Fenerbahçe haklarını kimseye tecavüz ettirmem. Anadolu'daki çocuklar bilse Genç Fenerbahçeli ürünü almaz, Fenerbahçe forması alır. Kimseye karşı değilim, ranta karşıyım. Kimseden çekinmem. Herkes yerini bilecek. Bütün tribünlerde kombine alan arkadaşlar yerine otursun. 'Bunlar olmazsa tezahürat olmaz' diyorlar. Öyle şey olmaz. 50 bin kişiyi hiçe sayıyoruz, 200 kişi bu işi yapıyor, olur mu? Partizan maçında gördük. Bütün Telsim tribünü bağırdı'' dedi. Aziz Yıldırım, ''Guiza ve Semih sakatlanırsa, İlhan'a güveniyor musunuz'' sorusuna, ''İlhan Parlak'a da güveniyorum. Semih nasıl yıllarca bekledi ve sonunda Semih oldu, İlhan Parlak da bir Semih olacaktır. Kezman'ın gitmesi taraftarı değildim, onun için epey direttik. Hoca 'Gitsin' dedi. Hoca bununla konuştu. 'Ben seni 3. adam olarak düşünüyorum' dedi. O da 'Ben gitmek istiyorum' dedi. Sivas'ta golleri atınca tribünde beni gösteriyordu. Gitmeden önce çok iyiydik, gidince kötü olduk'' diye konuştu. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, kendisi ve arkadaşlarının, para ile ilgili konularda hiçbir şekilde suçlanamayacağını, kendi paralarından daha çok, kulübün paralarına sahip çıktıklarını söyledi.


Yıldırım, şunları söyledi: ''Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının suçlanamayacağı tek konu, para konusudur. Kim suçlarsa terbiyesizlik yapar. Kendi paramızdan daha çok, Fenerbahçe'nin parasına sahip çıkıyoruz. Çalışma yapıyoruz. İstersem kulübü borçlandırır, büyük oyuncu transferi de yaparım, ama gönlüm el vermez. Bu sene biriktirir ve seneye yapabilirim. Param varsa transfer yaparım, yoksa yapmam. Brezilya'da bir sistem vardır. Oyuncuların bonservisleri ve reklam hakları çoğunlukla kişiler ve şirketlerdedir. Alex'in de öyle. Biz Alex'i, Cruzerio Kulübü'nden almadık. Kişiler veya şirketler Uruguay gibi ülkelerden küçük kulüpleri alıp, ellerindeki futbolcuların haklarını da buraya koyuyorlar. Bizim yaptığımız reklam hakkı ödemesi zaten sözleşmede var olan bir ödeme. Fatura karşılığı ödüyoruz bunu. Muhasebe kayıtlarına girilen, planlı bir ödeme. Önemli olan, bu nasıl sızdı? Kulüpten bir resmi evrak dışarıya çıkıyor. Araştırdık tabii ve işlemlerimizin yapıldığı bankada bir gazetecinin eşinin çalıştığını öğrendik.''


''MÜHENDİSLİK OKUMASAM BELKİ FUTBOLCU OLURDUM''


Yıldırım, mali ve idari alanlarda başarılı çalışmalar yapması ve tesisleşmede önemli hamleler gerçekleştirmesine karşın, futbolda aynı sıçramayı yapamamalarından dolayı kendisi için, ''Betondan anlar, futboldan anlamaz'' tabiriyle eleştirilerde bulunulduğunun hatırlatılması üzerine, futboldan ve spordan anlayan biri olduğunu vurguladı. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Amatör olarak futbol da oynadım. İnşaat mühendisliği okumasaydım belki futbolcu olurdum. Fenerbahçe'de futbol şube sorumluluğu, voleybol şube kaptanlığı yaptım. Futboldan anlamak nedir? Eleştirilen idarecilik kısmı ise ayrı bir şey. Futboldan anlamak bu değil. Eğer ben başkanlık görevine geldiğimde şimdiki imkanları bulsaydım, Fenerbahçe şimdi bu noktada mı olurdu? Futboldan anlamak ayrı şey. Anlayan kim varsa gelsin, hepsiyle futbolla ilgili, sistemle ilgili tartışmayı yaparım. Ben eğitimli adamım. Haddimi bilerek, her şeyden anlarım. Basında yazan tüm yazarlar kadar futboldan anlarım, ama spordan daha fazla anlıyorum.''


KUTLUAY KONUSU


Milli basketbolcu İbrahim Kutluay'ın yeniden Fenerbahçe Ülker'de oynamak istemesi konusuna değinen Yıldırım, bu konunun tamamen antrenör Bogdan Tanjevic'in tasarrufunda olduğunu dile getirdi. Kutluay'ın geçmişteki tercihlerinden dolayı tepkili olduğunu anlatan Yıldırım, şunları kaydetti: ''Ben başkan olduğumda takımdaydı ve ücretini 600 bin dolardan 1 milyon 200 bin dolara çıkarmıştım. O bir sene sonra mukavelesi varken gitmek istediğini söyledi ve Efes Pilsen'e kiraladık. Sonraki sezon yöneticimiz Mahmut Uslu ile oturup görüştü, anlaştık, ama bu kez Yunanistan'a transfer oldu. Tekrar gelmek istediğinde ben bu kez karşıydım, ancak antrenörümüz Aydın Örs ile yöneticimiz Mahmut Uslu ısrarcı oldu ve ben 'Ne istiyorsanız onu yapın' dedim. İstemedim, çünkü bizi zor durumda bırakıp gitmişti. Geçen sezon, bu kez askerlik sorunu nedeniyle yine ayrıldı. Bu sene geri dönüp Tanjevic ile görüşmüş. Antrenörümüz kendisine oynatamayacağını söylemiş. Sonra Mahmut Uslu ile görüşüp, 'Başkan, hocaya söylesin ve beni alsın' mesajı göndermiş. Tanjevic bana, 'O zaman antrenörlüğü sen yap' derse ne yapacağım? Konu bu. Biz, kendisine 'Faal sporculuğu bırak, gel bir yerden başla, sonra bir yerlere gelirsin' dedik, ancak o, 'Oynayıp para kazanayım' diyor. Aslında böyle insanlara ihtiyaç var, ama maalesef herkes 35'inden sonra oynayacağız sevdasına girdi. Müdahil olmak istemiyorum. Hocanın oynatmayacağını söylediği yerde ısrar etmek olmaz. Kapı açık. İbrahim gelip bir yerlerden başlayabilir ve sonra istediği pozisyona gelebilir. Yeteneği var.''


''ADNAN POLAT BİZİ GURURLANDIRDI''


Aziz Yıldırım, Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat'ın, Fenerium mağazalarına yönelik sözlerinin kendilerini gururlandırdığını söyledi. Bu açıklamayı bir başkasının yapmasının aynı etkiyi yapmayacağını dile getiren Yıldırım, ''Rakiplerimizin de bizi öncü görmesiyle mutlu olduk. Dürüstçe söylemesi de olgunluktur, ama bizim bu mağazaları daha da büyütmemiz lazım'' derken, Fenerium mağazalarının bu noktaya gelmesinde emeği geçen herkese müteşekkir olduklarını kaydetti. Fenerbahçe Sportif A.Ş'nin gelişimine de dikkat çeken Yıldırım, bugün şirketlerinin yaklaşık 1,5 milyar dolarlık bir değeri bulunduğuna dikkat çekerken, Galatasaray gibi bir şirket birleştirme operasyonu olup olmayacağı sorusuna, ''Birleşme planımız yok, ama bizim başka planımız var. Zamanı geldiğinde konuşulur'' yanıtını verdi.


UEFA KUPASI FİNALİ


Yıldırım, bu sezon Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda yapılacak UEFA Kupası finaline Galatasaray'ın çıkması halinde ne hissedeceği şeklinde bir soru üzerine, ''Oynamadan bir şey söylemek olmaz. Oynasınlar, o zaman söyleriz. Kimsenin umudunu kırmayalım. Hiçbirimiz ümit olmadan yaşayamayız. Bu istekleri devam etsin, kesmeyelim, ama Beşiktaş ve Kayserispor'la birlikte başarılar dileyelim'' şeklinde konuştu.


"BELÖZOĞLU İÇİN FEDAKARLIK YAPTIK''


Fenerbahçe'de futbolcu ücretlerini belli bir denge içinde belirlediklerini kaydeden ve oyuncuların, birbirlerinin ücretlerini örnek göstererek ücret talep etmelerini kötü bir alışkınlık olarak niteleyen Yıldırım, şöyle devam etti: ''En kötüsü, bir oyuncuya biraz fazla verince, diğeri gelip, 'Ben niye o kadar alamıyorum' diyor. Şu anda da var. İşler dışarıdan göründüğü gibi çözülmüyor. Ben Aurelio'ya istediği 3 milyon avroyu verirsem, peşinden Alex, sonra bir başkası kendi istedikleri rakamları söyleyecek. Peki ben burayı nasıl idare edeceğim? Herkesin istediğini verirsek kargaşa olur. Biz, Emre Belözoğlu'nu getirmek için fedakarlık yaptık. Fedakarlık lazımdı. Bu parayı İngiltere'de alıyordu zaten. Başka türlü buraya gelmez ki. Bizim iki gözümüzü sevdiği için gelmedi. Niye gelsin ki, rahatı yerindeydi orada. Burada, 'Sakatım' dediğinde herkes saldırıyor. Ben de tenkit ediyorum, yeri geliyor. Orada böyle değil. Aldığı paranın altına buraya gelme şansı yok, ama bizim ihtiyacımız var. O zaman alacağız.'' Yıldırım, kendisine yöneltilen tüm soruları yanıtlarken, kulüp olarak alış fiyatıyla 113 milyon dolarlık gayrimenkul sahibi olduklarını, resmi olarak kendilerine gelen bir talep olmamasına karşın menajerleri vasıtasıyla Lugano ile Volkan'a bazı talepler olduğunu duyduklarını da dile getirdi. Mehmet Aurelio'yu, Real Betis'e götüren Bayram Tutumlu'nun adını kullanmadan, ''Marco'yu götüren zat, Uğur, Deivid ve Vederson'u da İspanya'ya götüreceğim diye beyinlerini yıkama operasyonu yapmaya çalışıyor'' ifadesini kullandı. Galatasaray'ın, yeni inşa edilen stadının isim hakkını satması konusu açılınca, kendilerine de Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nın isim hakkı için yıllık 15 milyon dolar civarında teklif olduğunu anlatan Yıldırım, ''Henüz bunu görüşmedik, ancak stadımızın ismini vermemiz için bir sebep göremiyorum. Yarın şartlar değişirse verebiliriz'' dedi.

Hafta Sonu Futbol Ekranı


13.09.2008 Cumartesi
12.45 FK Moskova - Spartak Moskova (Spormax)
14.30 Motherwell - Celtic (Futbol Smart)
14.45 Liverpool - M. United (Spormax)
16.30 Köln - B. Münih (24)
17.00 Blackburn Rovers - Arsenal (Spormax)
19.00 Hacettepe - Fenerbahçe (Lig Tv)
19.00 Palermo - Roma (Ntv Spor)
19.20 Derby County - Sheffield United (Futbol Smart)
19.30 M. City - Chelsea (Spormax)
20.00 Samsunspor - Giresunspor (D Spor)
20.00 O. Lyon - Nice (Kanal A)
21.00 Barcelona - Racing Santander (Ntv Spor)
21.45 Galatasaray - Antalyaspor (Lig Tv)
22.00 Bordeaux - Marsilya (Kanal A)

14.09.2008 Pazar
15.30 Stoke City - Everton (Spormax)
15.30 Ajax Amsterdam - Roda (Futbol Smart)
16.00 Genoa - Milan (Ntv Spor)
17.30 Rubin Kazan - D. Moskova (Spormax)
18.00 Hannover 96 - B. Monchengladbach (24)
19.15 Sivasspor - Bursaspor (Lig Tv)
20.00 Ç. Rizespor - Orduspor (D Spor)
20.00 R. Madrid - Numancia (Ntv Spor)
21.45 Trabzonspor - Beşiktaş (Lig Tv)
22.00 PSG - Nantes (Kanal A)
22.00 Juventus - Udinese (Ntv Spor) Bant
00.00 Boca Juniors - Independiente (Ntv Spor) Bant
00.30 Caen - S. Etienne (Kanal A) Bant

15.09.2008 Pazartesi
20.00 Altay - Karşıyaka (D Spor)
22.00 Tottenham - Aston Villa (Spormax)

ref: aceto

Esra Erol

Bizim memlekette genelde çöpçatan programları sevilmez, bu işi ön ayak olanlar da tabii... Programa katılanlar da nedense küçümsenir. İzlerken yakalandık mı da nedense aha sıçtık deriz. Bu ne lan? diye soran olursa da "amaan evde kalanları çıkarmışlar rating uğruna işte" falan deriz hatta...

Kimileri onun için "Dişi Beyaz" diyor. Bana göre de bu tanım ona cuk diye oturmuş durumda. Televizyonda gördüğüm kadarıyla neşeli, doğal, hop oturup hop kalkan birisi Esra Erol. Ve çöpçatan programları sunucularına da bambaşka bir boyut getiriyor.

Bugün biraz izledim programı yazıya başlamadan önce. Hanım kızımızda gördüğüm kadarıyla müthiş bir adap var. Eski eşiniz banyoda sırtınızı sabunlamanıza yardımcı olmuyor mu gibisinden bir soruyu bile utana sıkıla sorabilecek kadar... Ayrıca da kavga olsun rating artsın mantığından da oldukça uzak, izlediğim bölümlerde bu konularda oldukça hassastı en azından. Bir kavga falan olacağını anladığı an konuyu değiştiriyordu ve ortamın gerilmesini engelliyordu.

Evet, dişi Beyaz'ımız hakkında yazılacak daha çok şey var aslında. Ama aklıma da ilk aşamada bunlar geldi. En son Tuğçe Kıltaç için dilediğim şeyi sevgili Esra Erol için de diliyorum. Yolun açık olur umarım Esra Erol... Bir anda ne olduğunu anlamadan kaybolup gitmemen dileğiyle...

Bu arada bu yazıyı bir gün kendi adını google'da aradığında bulur mulursa eğer yazayım, bronz ten de oldukça yakışmış :)

Ana Lucia Cortez

Lost 3. sezon spoiler merkezi!!!

Dizi yapımcılarının açıklamalarına göre Michael "oğlum nerde waaaaaalt" Dawson tarafından öldürülen Ana Lucia Cortez diziye geri dönüş yapıyormuş... Kadın tabi öldü, bi güzel de gömüldü. Büyük ihtimalle flashback ile dönecek ama Lost bu belli olmaz. Belki ada Ana Lucia'yı yeniden yanına istemiş de olabilir :) Michelle Rodriguez'i severdim zaten, bu haber de sevindirdi beni. Hadi bakalım 5. sezondan yeni haberler aldıkça da ekleriz daha. Bu arada resmi büyütüp duvar kağıdı olarak kullanmak için resme de tıklayabilirsiniz. Sonra da bana teşekkürü çok görmezsiniz herhalde... :)

Hangi Yorumcu Hangi Kanalda


Türk sporseveri, mayıs sonundan beri ara verdiği futbol heyecanına önümüzdeki haftasonu başlayacak Turkcell Super Lig'le yeniden kavuşacak. Spor yorumcuları acaba hangi kanallarda boy gösterecek?
2008-2009 sezonunun ilk haftasında, bir başka rekabet ise televizyon dünyasında yaşanacak. 100'ün üzerinde spor yorumcusuyla bu alanda Brezilya'yı bile geride bırakan Türk televizyonlarında, Şansal Büyüka, Erman Toroğlu, Ahmet Çakar gibi eski yorumcuların yanısıra, Tanju Çolak ve Sergen Yalçın gibi eski futbolcular da yaptıkları yüksek ücretli transferlerle isimlerinden bahsettirecek.

LİG TV: Maraton yine favori

Şansal Büyüka ve Erman Toroğlu ikilisi, pazar günleri maç sonrası ekrana çıkarak ilginç diyalogları ile yine futbol izleyicisini ekran başına çivileyecek. Futbolseverlerin tartışmasız favorisi olan ikili, bu kez RTÜK'ten uyarı alacak mı bilinmez ancak, meslekte 35 yılını deviren Şansal Büyüka'yı Erman Toroğlu'nun karşısında, "tansiyonu düşüren adam" olarak izlemeyi sürdüreceğimiz kesin.

FUTBOL SMART: UEFA ve Şampiyonlar Ligi

D-SMART'ın yayın kuruluşlarından olan Futbol Smart, Şampiyonlar Ligi ön eleme maçları, UEFA ve Şampiyonlar Ligi maçlarını yayınlayacak. Kanal ayrıca, "3.Devre" ve "Futbol Mahkemesi" programları için çalışmalarını sürdürüyor.

NTV SPOR: Videolig ve Futbol Zirvesi

Pazar akşamları "Videolig" programında Güntekin Onay ve Rıdvan Dilmen günün maçlarının sıcağı sıcağına analizini yapacak. Pazartesi akşamları ise Ercan Taner'in sunuculuğunu yapacağı "Futbol Zirvesi" isimli programda Sergen Yalçın ve Hakan Ünsal izleyicilerle buluşacak.

NTV: 90 dakika

1999 yılından bu yana yayınlanan, Pazartesi akşamlarının vazgeçilmez spor programı "90 dakika"da Fuat Akdağ, Hıncal Uluç, Mehmet Yılmaz, Haşmet Babaoğlu yorumlarıyla futbolseverleri ekran başına toplamayı sürdürecek. Üç ünlü spor yorumcusu maçları yine kendilerine has üsluplarıyla değerlendirecek.

TRT 1: Stadyum

Pazar akşamları Erdoğan Arıkan'ın sunuculuğunu yaptığı "Stadyum" programında Ömer Üründül ve Mehmet Demirkol konuk olacak. Programdan hemen sonra ise Kerem Öncel'in sunuculuğunu yapacağı Telelig'de, Anadolu takımlarının maçları Zeki Çol eşliğinde tartışılacak.

SHOW TV: 6 Pas, Tulun ile iddialı

Show TV'de Pazartesi gecelerine damga vuran "6 Pas" programı, bu yıl yeni sezona girerken kadrosundan Hakan Can ve Hakan Ünsal'ı kaybetti. Ama kaybettiği yorumcuların boşluğunu Bülent Tulun ile doldurdu. Programının kadrosu şu isimlerden oluşuyor: Sunucu Melih Gümüşbıçak, Ahmet Çakar, Gürcan Bilgiç, Serdar Bali ve Bülent Tulun.

TV 8: Ve gol'ün değişmezi Selim Soydan

Göktuğ Sevinçli'nin sunuculuğunu yaptığı Pazar akşamları yayınlanan "Ve gol" isimli programda Selim Soydan'ın yanı sıra sürpriz iki konuk daha olacak.

ATV: Efsane geri dönüyor!

ATV, halen spor programı için kadro kurma çalışmalarına devam ediyor. "Santra" programına konuk olacak olan kişiler ile görüşmeler sürüyor. Büyük ihtimalle, Ali Şahin'in sunacağı "Santra" programına Kazım Kanat, Selçuk Yula, Selçuk Manav, Aziz Üstel gibi isimler de konuk sıfatıyla katılacak.

KANAL 1: Futbol Merkezi

Pazar akşamları Cem Yılmaz'ın sunuculuğunu yapacağı Futbol Merkezi isimli programın konukları Mustafa Denizli ve Can Çobanoğlu olacak. Ligin geniş değerlendirmesi ayrıntılarıyla "Futbol Merkezi"nde yer alacak.

STAR: Futbolig

Ertem Şener'in sunduğu, Cem Pamiroğlu, Mehmet Özdilek, Uğur Meleke ve Cüneyt Tanman'ın da yorumlarıyla renk katacağı Futbolig'de özel haberler, özel röportajlar, Avrupa kupalarındaki temsilcilerimizle ilgili son gelişmeler, Şampiyonlar Ligi'nin bütün heyecanı Futbolig'de olacak.

FOX: Verkaç gitti, Tribün Ateşi geldi

"Verkaç isimli" programın yerine Pazartesi akşamları yayına girecek olan yeni programın ismi "Tribün Ateşi" olacak. Programı Bülent Ülgen sunacak ve yorumculuklarını Engin Verel, Adnan Aybaba, Ersan Çelik yapacak.

KANALTÜRK: Kral geri döndü

Serhat Ulueren'in sunuculuğunu yaptığı "Telegol"de Ziya Şengül, Gökmen Özdenak, Orhan Ertanhan, Tanju Çolak ve Cem Papila yorumcu olacak. Program, Cuma, Cumartesi ve Pazar günü maçlardan hemen sonra yayına girecek. Programın bu seneki transferi ise Tanju Çolak. Çolak, bu programla ara verdiği "yorumculuk" mesleğine geri dönmüş olacak.

Futbol ekranından ÖZLÜ SÖZLER

"Fordçuluk yapacaklar hocam"

Şansal Büyüka: Hocam Galatasaray'ın golünde, Lincoln'ün önündeki Durmuş, ellerini saklıyor... Refakat eder gibi Lincoln'e...

Erman Toroğlu: O durduğu yeri fark edemiyor hocam. Bu kadar rahat orta yapılmaz.. Yalnız burada rahat ortadan ziyade dört Kayserisporlu oyuncunun içinde iki Galatasaraylı var. Paylaşsalar adamlarını vurdurmazlar. Fordçuluk yapacak hocam.. Yakın olacak adamına... Ceza sahasına girdiğinde adam seni ensesinde hissedecek. Ayağını yere koyup çıkamayacak. Olduğu yerden yükselemezse vurdurmaz. Ümit Karan fotoğraf çektirdi. Bu fotoğrafla Schengen Vizesi alır. Kayseri'nin savunma anlayışında sorun var. Lincoln'ün ortası da çok kesik bir orta.. Diagonal değil... Adrese teslim orta... Ümit böyle antrenmanda vuramaz.

"Huysuz adamlarız ikimiz de..."

Ahmet Çakar: Şimdi Kazım ve ben nereye gitsek huzur vermeyiz doğru mu?
Kazım Kanat: Ne diyorsun ya? Niye vermeyelim.
Ahmet Çakar: Ya Kazım apma. Huysuz adamlarız ikimizde...

"Geometrik olarak bitti"

İlker Ateş: Beşiktaş'ın şampiyonluğu matematiksel olarak değilse bile geometrik olarak bitti.

Kaynak: Vatan

Barclays Premier League, Digi'de


Daha yeni Tuncay'ın maçını izledim burada. Turksat 1 C'de şifresiz olarak vereceklermiş haftasonu 1 tane maç. "Hafta Sonu Futbol Ekranı" postuna yazarken yanına (digi) diye eklemede bulunacağımdan şüpheniz olmasın. Teşekkürler Digitürk, allah ne muradın varsa versin demekten kendimi alı koyamıyorum :) Yarın saat 17:00'da Liverpool-Aston Villa maçı var.

Ayrıca futbolseverler sadece bu haftalığına DİGİ kanalında, Fenerbahçe-İBB, Galatasaray-Kayseri ve Beşiktaş-Konya maçlarının ilk 15 dakikasını izleyebilecekmiş. DİGİ kanalının frekansınıda verelim;

11729MHz, dikey(V) , 15555 Ksps 5/6 frekansından yayınlanıyor.

TV'de Bugün

Hergün yazabileceğim bu türden bir yazı dizisi oluşturmayı planlamıyorum fakat bunu vermezsem de rahat edemezdim. Bugün akşam saat 23.45'te Show TV Saving Private Ryan'ı veriyor. Eğer ki hala gözünüzü açamadınız ve bu filmi izlemediyseniz izleyin diyorum hani? Film hakkında detaylı bilgi almak için buraya ya da buraya ikisine de tıklamadıysanız buraya tıklayabilirsiniz. O kadar link verdik tıklayın siz de bir zahmet. Akşam da filmi izlemeyi unutmayın :)

Hafta Sonu Futbol Ekranı


Bizde blogu takip edenler ve futbol severler için artık "Hafta Sonu Futbol Ekranı" adında bilgilendirme postu atacağım. Tribün dergi ve Aceto üstadın blogundan araklayarak oluşturdum :) Daha çok Aceto blogdan ama, eheh..

29.08.2008 Cuma
21.00 Ankaragücü - Trabzonspor (Lig Tv)
21.30 Karlsruhe - Köln (24)
21.45 M. United - Zenit (Show Tv) Süper Kupa
01.00 Tigre - San Martin (Ntv Spor)

30.08.2008 Cumartesi
15.30 Utrecht - Psv (Futbol Smart)
16.30 Schalke 04 - Bochum (24)
17.00 Middlesbrough - Stoke (Spormax)
19.20 Watford - İpswich (Futbol Smart)
19.30 Arsenal - Newcastle (Spormax)
20.00 Caen - Psg (Kanal A)
20.00 Kasımpaşa - Adanaspor (D Spor)
21.00 Fenerbahçe - İstanbul Büyükşehir Belediye (Lig Tv)
21.30 Sampdoria - İnter (Ntv Spor)
22.00 Marsilya - Sochaux (Kanal A)
22.45 Benfica - Porto (Spormax)
23.20 Valencia - Mallorca (Ntv Spor) Bant

31.08.2008 Pazar
14.30 Celtic - G. Rangers (Futbol Smart)
15.30 Chelsea - Tottenham (Spormax)
16.00 Milan - Bologna (Ntv Spor)
18.00 Roma - Napoli (Ntv Spor) Bant
18.00 Aston Villa - Liverpool (Spormax)
18.00 B. Münih - Hertha Berlin (24)
20.00 Numancia - Barcelona (Ntv Spor (Bant)
20.00 Samsunspor - Erciyesspor (Futbol Smart)
21.00 Kayserispor - Galatasaray (Lig Tv)
22.00 Deportivo - Real Madrid (Ntv Spor)
22.00 S. Etienne - Lyon (Kanal A)
00.00 Fiorentina - Juventus (Ntv Spor) Bant

01.09.2008 Pazartesi

20.00 Altay - Kartalspor (D Spor)
21.00 Beşiktaş - Konyaspor (Lig Tv)
23.15 Braga - Sporting Lizbon (Spormax)

Avrupa Yakası


Hümeyra ile Vural Çelik dizinden ayrıldı haberlerini alınca yine gidip-gelenin çok olacağı belliydi. Hümeyra'nın gidişi ile Ata Demirer'in döneceğini düşünüyordum ve diziye dönüşü açıklandı. Burhan-Ata kavgaları tadından yenmeyecektir. Bayadır Avrupa Yakası hakkında haber gelmiyor derken Milleyet'in sitesini gezerken Ali Eyüboğlu'nun bir yazısı gözüme çarptı. Gürse Birsel'in konu hakkındaki açıklamalarını yazalım. Herşeyi belirtiyor;

Gülse Birsel: "Tolga, yeni dönemde Komedi Dükkanı’na ağırlık vermek istediğini ve ailesine biraz vakit ayırmak istediğini söyledi. Komedi Dükkanı’nın ayrıca turnesi de olacakmış. Bu yoğun trafiğin üstüne bir de Avrupa Yakası zor geleceği için izin istedi. El sıkışarak ayrıldık” dedi. Ayrıca Gürse Birsel, "Çekimleri 12 Eylül’de başlayacak Avrupa Yakası”nın 24 Eylül’den itibaren ekranda olacağını, sezon başında gidenlerin yerine Ata Demirer’den başka transfer yapmayacaklarını ama ileride diziye sokacağı tek bölümlük karakterlerden tutanları kadrolarına katacaklarını" da söyledi.

Sacit rolü ona cuk diye oturmuştu. Kendisini severek izliyorduk ama gidişi çok kan kaybettirmeyecektir. Zamanında Ata gidince bu dizi biter demişlerdi ama Gaffur, Burhan, Şahika transferleri ile tekrar ayakta kalmayı başardı bu dizi. Yeni sezonda yine takipçisiyiz efendim..

Tribün Ateşi


Geçen hafta ilk bölümü yayınlandı ama ben kaçırmıştım. Bu haftaki bölümü kaçırmadık tabi. Bir elimde kahve bir elimde kumanda gecenin 2'sine kadar izledim bu programı. Engin Verel, Adnan Aybaba, Hayri Hiçler, Ersan Çelik ve sunucu Bülent Ülgen ile televizyonlarda çığır açacak bir program olacağını iddaa ediyorum. Pazartesi gecelerinin değişmesi olacağı kesindir. Santra ile çakışmasıda kötü oldu. Öbür tarafta da Fikret Engin ve Selçuk Manav var ama benim tercihim her zaman Tribün Ateşi olacaktır.

Bu kadro içinde en yetersiz Ersan Çelik'i görüyorum. Onun yerine Ahmet Çakar bu programa bomba gibi giderdi. Aslında seyirci olarak oturtsalar bile fevkalade olur. Adnan Aybaba tam yerini bulmuş. Yeni bir fenomen, allah başımızdan Fox Tv'yi eksik etmesin. Günün 24 saati Bez Bebek denen o salak dizinin yerine Tribün Ateşi yayınlanırsa kanal reyting rekorları kırar. Okul zamanı çocuklar okuldan kaçar, büyüklerde işe gitmez. O kadar bomba bir program.

Futbol dışında herşey konuşuluyor bu programda. Bence Hayri Hiçler buraya kasıtlı konulmuş. Önüne gelene bağırıyor ve kendini haklı çıkarmak isteyen bir piskopat görüntüsü çiziyor. Ben senelerdir futbol programı izledim Telegol'de bile bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Güldürürken düşündüren bir programda değil.

Engin Verel ve Adnan Aybaba'nın yanına zamanında Fikret Engin ile maçları anlatan ve gıcık bir ses tonu olan Hayri Hiçler'i koyarsan zaten bu program futbol konuşulmaz. Yanınada sunucuyum diye geçinen ve geçen sene İngiltere Ligi maçlarının anlatan Bülent Ülgen tam gitmiş bu programa. Seçmece ortaya karışık bir ekip.

Her hafta Pazartesi saat 23:00'da Fox'ta, takipçisiyiz..