komik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
komik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Baros ManU'da, Nihat Marsilya'da



Evet Sporx'e göre, Manchester United, Baroslu kadrosuyla Spurs'ü 3-1 yenerken, Nihatlı Marsilya'da deplasmandan 2-1'lik galibiyetle dönmüş. Belli zaten, Denizli fazla sabremedi; Baros'un parlamasına da daha fazla dayanamadılar..

Karabükspor Formalı Rizeliler


Çaykur Rizespor A2 takımı büyük bir dikkatsizlik nedeniyle Karabükspor maçında kendi formalarını kullanamadılar. Formaları Rize'de unutan ekip Karabükspor'un deplasman formalarıyla mücadele etti. Amblemi kapatıp maça öyle çıkan ekip deplasmandan bir puanla dönsede maçla ilgili en çok konuşulan olay bu oldu.

Ronaldo'ya Süper Gol

Miss World 2010!

How Much İs Ronaldinho?


Bambaşkasın Fotomaç...

Zach Randolph and Mike Dunleavy


hahahaha thanks to kubi on gencsubyalar blog

İyiymiş


cem uzann : "acuna çıkmayan kalmıcaaaak"

Bobiler#1








Sizce nasıllar?

Çok Güldüm!


Bizim Nobre'nin sene sonunda sözleşmesi bitiyor. Şimdiden pazarlıklara başlamışız ve Juan Figer'in şimdi dediklerini okudumda hem şoke oldum hem de çok güldüm.

Yeni sezonda Nobre ayarında oyuncu almaya kalksanız en az 5 milyon Euro bonservis ücreti vereceksiniz. Ben size kolaylık gösteriyorum ve 3 yıllık sözleşme için 3 milyon Euro istiyorum. Nobre Beşiktaş’a alıştı, kaptan da oldu. Bu nedenle Nobre’nin siyah beyazlı forma altında oynamasını istiyorum. Aksi taktirde, Nobre’ye birçok takım talip. Size bir ay süre veriyorum. Kararınızı bize bildirirsiniz.

İlginç Diyaloglar


THY çağrı merkezindekilerle yolcular arasında geçen gülünç diyalogları Milliyet gazetesi yazarı Dinçer Şeref derlemiş. İşte o diyaloglar;

THY: İyi günler, danışma.
Yolcu: İyi günler, bugün nereden bilet alabiliriz?
THY: Sadece Taksim ve havalimanı açık bugün.
Yolcu: Anladım. Taksim’deki havalimanının telefonunu alabilir miyim?
* * *
Yolcu: İstanbul’a son uçak kaçta?
THY: Nereden?
Yolcu: Buradan.
THY: Nereden arıyorsunuz?
Yolcu: Şehir içinden.
THY: Nereden?
Yolcu: Erzurum’dan.
* * *
Yolcu: İyi akşamlar hanımefendi. Trabzon-İstanbul arası ne kadar sürüyor acaba?
THY: Bir saniye efendim.
Yolcu: Tamam teşekkürler, iyi akşamlar.
* * *
THY: Ne kadar kalacaksınız Almanya’da?
Yolcu: Neden soruyorsunuz?
THY: Ona göre bilet keseceğim, onun için.
Yolcu: Ee olsun. Ben uçakta kalmayacağım ki otelde kalacağım.
* * *
Yolcu: Çocuğumla ben uçacağım, oğluma çocuk fiyatı istiyorum, ne kadardı?
THY: Çocuğunuzun 12 yaşını aşmaması gerekiyor, kaç yaşındaydı?
Yolcu: 32 yaşında.
* * *
THY: Çocuğun adını alabilir miyim?
Yolcu: Mustafa İbrahim S... İ... Hayvan babası böyle bir isim vermiş. Sanki Arap şeyhi ufacık çocuk... Dayısıyım, çok üzülüyorum da çocuğa. Affedersin yani hanımefendi.
* * *
THY: Hangi numarada oturuyorsunuz beyefendi?
Yolcu: Sanayi Mahallesi 14 numara.
* * *
Yolcu: İyi günler hanımefendi, bir sorum olacaktı.
THY: Tabii buyurun.
Yolcu: THY ticketing bölümünde çalışanların maaşı ne kadar?
* * *
Yolcu: İyi günler, ben Almanya’ya gidecektim.
THY: Olur hanımefendi, nereye peki?
Yolcu: Havaalanına.
* * *
THY: Uçak akşam 5’te efendim.
Yolcu: Doksan beşte mi, çok geç yahu
* * *
Telefona İngilizce hat geldiğini ekrandan gören personel:
THY: Reservation, may I help you?
Yolcu: A ben yanlış basmıştım. Şimdi İngilizce bastım diye İngilizce mi konuşmam gerekecek?

* * *
Yolcu: Diyarbakır kaç para?
THY: 58 milyon 500 bin, indirim belgeniz varsa 32 milyon.
Yolcu: İndirim belgesi kaç para?

Çakma İPhone


Türkçe menüye de sahip olan Çin malı iPhone'a çift SIM kart takılabiliyor. Çin'deki elektronikçilerde ve pazarlarda satılan sahte iPhone'ların fiyatı ise yaklaşık 800 yuan (120 dolar). Cihazın kabının üzerine ise sadece ''Phone'' yazıyor. Kutunun içinde bir adet şarj cihazı, 2 pil ve bir adet de kulaklık bulunuyor. Orijinaliyle hemen hemen aynı olan sahte iPhone'un özellikleri de insanı şaşırtıyor. Dil seçeneklerinde ise Türkçenin yanı sıra İngilizce, Almanca, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Taylandca, Vietnamca, Rusça ve Arapça olmak üzere 12 dil bulunuyor.

Meizu MiniOne, EDGE ve W-CDMA destekli olacak. İşletim sistemi olarak Windows CE 6 kullanan MiniOne, 533 MHZ Samsung işlemciye sahip. Ayrıca 128 MB DDR belleği de bulunuyor. 16 milyon renkli TFT dokunmatik ekran, 720x480 çözünürlük ve önde 0,3 megapiksel, arkada da 3 megapiksel olmak üzere iki adet kamera da ürünün sahip olduğu diğer özellikler. iPhone'un 2 megapiksellik kameraya sahip olduğunu hatırlatalım.

"Alex Koşmuyo"


Ekran başında beni koparan bir Sergen Yalçın repliği. Sanki kendi çok koşuyomuş gibi. Bazen kendini aşan yorumlar yapsada yinede iyi yorumcu. Tarafsız kalabiliyor diğerlerinin aksine. Selçuk Yula mesela, Fenerde Fener diye ağlarken Sergen ortada bir yerde duruyor. Bu alakasız postu da Sergen'in bir diyalogu ile bitireyim;

Birisi: Sergen niye koşmuyorsun?

Sergen: Koşunca yoruluyorum abi ondan.

Ünlülerin MSN Şeysi


* Resmin büyük hali için tıklamayı unutmayın

Msn Tespitleri

Son günlerde msn deki gariplikler üzerine kadim dostum Ergin'le bir yazı hazırldık. Keyifle okursunuz umarım...

Bir gün pek kıymetli üstadım Ergin'le otururken bir anda kafamda ampul yandı. (kafasında ampul yanmak) " msn'in şu haline bak dostum." dedim. baktı. bir şey anlamadı. sonrasında onun da ampulu yandı sanıyorum ki, gözlerini hiç bulunmamış bir keşif yapmış kâşif gibi kıstı. "doğru." dedi. ne diyo lan bu gibisinden şöyle bir baktım ve devam ettim; " çeşit çeşit insan var." "evet abi n'olmuş bu nicklerin hali kendimi 2. dünya savaşındaki alman şifre çözücüler gibi hissediyorum." diye söze girdi gözümüze çarpan chikolatajojuq, phembhephanter nicklerinden sonra. gerçekten de öyleydi. çevreye şöyle bir göz attık. (noktasına dokunmadan)- google earth'ta kabeyi bulup mousela 7 kere dönsek hacı olur muyuz? - ben hep sağ tarafıma dönük yatarım kalbimdeki sen ezilme diye..- [b]hayat bir sınavsa adımı yazar çıkarım!! (life one examination name write get out!!)[/]- beni ekle seninle konuşmam lazım!şeklindeki iletilerle kendimizden geçtik, yeri geldi faz yeri geldi boyut değiştirerek başka alemlere doğru yol aldık. yol alırken de rastladığımız şeyler vardı. mesela şu yazarken sürekli iğrenç karakterler çıkan insanlara denk geldik. her harfte, her kelimede farklı bir ifade... örneğin " çok yoruldum." yazacak. yazar yazmasına ama anlamak için yanınızda dekoder taşımanız ya da tıpkı şifreli bir cine5'i şifresiz izlemeye çalışıyormuşçasına dikkatli bakmanız gerekir. çünkü çok'un ok kısmında alakasız bir biçimde baş parmağını havaya kaldırıp göz kırpan bir inek, yo kısmında ise kafasını sağa sola sallayan bir kedi olacaktır muhtemelen. Ergin'le aynı anda birbirimize döndük (filmlerda falan olur ya hani lan) o an dr.oetker'in neden hâlen doçent olamadığını anlamışçasına bakmıştık birbirimize. bir titreşimle kendimize geldik. karşımızda bir nik, halay çeken insanlar? amacı nedir, neden böyle? diye sorguladık. yetmedi "hayatın amacı nedir lan?" diye sorguladığımız da oldu. sonrasında bir dolmuş yazısı aklıma geldi, saygımdan sustum.
"hayalle yaşarken gerçek dünyadazamanı içmişiz haberimiz yok"
ergin de anlamış olacak ki ellerini arkada bağlayıp başını önüne eğdi. bir dakikalığına öyle bekledik. fakat bu msn eziyeti bitmek tükenmek bilmiyordu. adını ya da sevdiceğinin ismini parantez içinde harflerle ve dolayısı ile sembollerle yazan insanlar vardı.. hâlâ aşk var mı şarkısını koydu ergin, ortamı efkâr kaplamıştı, gözlerimiz doldu, duygulandık. hayat sevince güzel, ne yaratıcı, ne güzel şeyler bunlar diye düşünüyordum ki "hayat ne güzel lan vapurlar filan." diye söze girdi ergin. girdiği andan itibaren başta "hayat bir sınavsa adımı yazar çıkarım!" iletisi olmak üzere tüm iletiler üzerimize üşüşmeye başladı. ikimiz de hemen oradan kaçmamız gerektiğini biliyorduk. sağı solu kaplamış anlamsız ifadelerden kıvrak çalımlarla kurtulduktan sonra anıl topu bana fırlattı. tam kaleye yönelmiştim ki arkamdan biri çekip düşürdü. yerde bir iki parande attıktan sonra, ayağım topa çarptığından top kalecinin yanından filelerle buluştu. (noluyo lan? hangi hikaye bu?) ne olduğunu ikimiz de anlamadık. ama yine de ergin hakeme itiraz etti. acılar içinde kıvranırken "hem penaltı, hem gol!" dediğini duydum. hakem elini cebine götürdü. (bkz. hakemin elini cebine götürmesi) bir süre onu bekledik. sonra baktık eli olmadan geldi. golümüzü sayımış penaltımızı da vermişti. topun başına ergin geçti. (bkz: topun başına geçmek) maçın son dakikası, son penaltıydı. zaten hem penaltı hem gol olduğundan 1-0 öndeydik. aynı anda hem amerikan samoasını hem de papua yeni gine'yi elemek, adımızı üst finale yazdırmak üzereydik. ergin penaltıda topu filelerle buluşturdu. o anda da çok duygusal anlar yaşandı. uzun zamandır beklenen bir andı. yine gözlerimiz doldu. baktım hakeme o da duygulanmıştı.
kartını gösterdi. yeni yaptırmış, "nası lan güzel mi?" dedi. "kıyak olmuş abi." dememe rağmen "dön sırtını." dedi. numarama bakacak sandım ama öyle yapmadı. kartını sırtıma koyup tek eliyle adımı yazdı.. ortamın duygusallığından bir şey demedim. ergin’in de gözleri dolmuştu. gizlice yedek klübesine geldik, hüngür hüngür ağladık.

Tabi Bize Olimpiyat Vermezler

Az önce televizyondan paralimpik oyunlarını izledim. Adamların tribünleri hınca hınç dolu, paralimpikte bile doldurmuşlar yani. Oyunlarda çok hoş geçiyor, dünya rekorları falan. Duygusal bile olsa bazen, keyifli hakikaten. O azmi o başarma arzusunu yüzlerinde görmek insanı daha iyisini yapmak konusunda ateşliyor. Tavsiye ederim izlemenizi. Neyse ülkemizde normal olimpiyat 2092 olimpyatlarında bile dolmaz, dolmaz yani. Kim gidicekte olimpiyat izlicek, güzellik yarışması değil bişey değil. Resimsiz bi yazı olsun bu da artık...

Tuvaleti Amacından Saptırmak?!

Bilmiyorum sizde durum nedir ama bende durum kötü, epey kötü. Tuvalete girdim mi elimde illaki bir dergi, kitap vb. bir şey olacak. (Tercihim dergidir bu arada) Eskilerde evdekiler tiksinmesin benden diye gizli saklı sokardım dergileri falan ama alışkanlık olunca dergileri bile tuvalette bırakır oldum. Bizde klozetin karşısında çamaşır makinesi vardır. İşimi bitirdiğimi oraya koyarım. (Az önce baktım da epey biriktirmişiz yahu :))

Bazen acil durumlarda tuvalete girerken etrafta deli gibi dolandığım olur, annem-babam sorar ne aradığımı, ben de bir güzel tuvalete gireceğim dergi lazım derim. Yani durum ne kadar vahim siz anlayın. Bazen hiçbir şey bulamazsam bile alırım mp3 player'ımı müzik dinlerim. Boş durmamak lazım, vaktimizin her anını iyi harcamamız lazım sonuçta :)

Arada bir el boş giderim dalgınlıkla, o zamanlar da etrafta deterjan, çamaşır suyu ne bulursam artık onların üzerindeki yazıları okurum. Okumazsam da yapamam. (Sıçamam)

Benim gibiler de vardır muhakkak, sıkça döner etrafta bu geyik. Yaygın bir şey olsa gerek ama sizin böyle alışkanlıklarınız yoksa da tavsiye etmem açıkçası. Hiç bulaşmayın. Uzun lafın kısası: Siz siz olun tuvaleti amacından, kendinizi yolunuzdan saptırmayın. Tuvalette de uzunca süre kalmayın...

Durgunluk #2

İki gündür internet kesintisi yüzünden bloga pek yazamadım. Oruç oruç buraya yazmakta içimden gelmedi bugün. Neyse iftarımızı yaptık ve soluğu burada aldım. Son dakika bomba transferlerden sonra acaba neler olmuş diye yazılarımıza başlayalım.

Şu karikatürüde koymadan bitirmeyelim yazıyı;

Tiago başkanını tuvalete kilitledi!


Serie A'nın şampiyonluk adaylarından Juventus'un satış listesindeki ismi Tiago'nun, kulüp başkanı Giovanni Cobolli Gigli'yi tuvalete kilitlediği ortaya çıktı.

SKY İtalia'da canlı yayında bir açıklamada bulunarak konuyla ilgili iddiaları doğrulayan Gigli, "Tuvalete kilitlendiğim haberi doğru" dedi. Portekizli oyuncu Tiago, kulübünün kendisini satış listesine koymasına sinirlenmiş, Everton ve Monaco'dan gelen teklifleri de reddetmişti. Bu durum, Tiago gitmediği için transfer gerçekleştimeyen Juventus'da tansiyonu iyice yükseltti. Ancak Tiago'nun satılmaması için baskı yapmak amacıyla Juventus Başkanı Gigli'yi tuvalete kilitlemesi ipleri kopardı.

Gigli'nin bir saat süreyle tuvalette kapalı kaldığı, daha sonra yardım isteyen sesini duyan takım oyuncularından Alessandro Del Piero'nun kapıyı kırıp başkanı kurtardığı ortaya çıktı. Olayın bu şekilde ortaya çıkmış olamasının utanç verici olduğunu dile getiren Gigli, "Bir arkadaşıma söylemiştim. O da konuşmuş" diye konuştu.

Gigli, "Sesimi duyup yardıma gelen Alessandro del Piero, kapıyı kırıp beni kurtardı. Hatta maç öncesi sakatlanmasını istemediğimden, başka birini yardıma çağırmasını istedim ama o kapıyı kırıp çıkmamı sağladı. Umarım Tiago gece yarısına kadar kendine bir yer bulur" demekle yetindi.

kaynak: Fanatik

bomba gibi bir haber ne diyeyim yani :)))))))))))))))))))))))

Ne Zannederdim?

Yeni bir yazı dizisi oluşturmayı planlıyorum fakat evvela söyleyelim ki başlık Batug'dan arak. Ama yazılar sadece P.A.T. (uzun uzun Parmak Arası Terlik yazmamak için kısalttım ama açıklama sağolsun daha da uzattı) yazarlarına ait olacak... Burada tahminim o ki kendimi rezil etmekle kalmayıp insanları da kendimden soğutacağım ama olsun. Maksat içimizi dökmek değil mi? Hadi başlayalım bakalım ne zannederdik?

İnternet'i Internet Explorer zannederdim!
Tam yılını hatırlayamasamda 90'lı yılların sonlarına doğruydu. İlk bilgisayarımı aldığım zaman bilgisayarı aldığım yer eve sipariş ettiğim bilgisayar gelene kadar geçici bir bilgisayar göndermişti. Kurulumu yapacak olan "abiler" PC'nin kurulumunu yapıp gitmişlerdi. İşte olay benim için buradan sonra başlıyordu. Kurulum yaparken durmadan PC'ye reset atmaları beni epey kıllandırmış olsa da kurulumu yapan "abiler" evden gidince bir hevesle PC başına oturuşum ve sevinç çığlığı atışım dün gibi aklımda.

"Aaaa bu salaklar internet de yüklemişler bize"
Evet bir heyecanla bu şekilde bağırmıştım. Fakat tabi gördüğüm şey Internet Explorer'dan başka da bir şey değildi. O zamanlar oyundan bile daha çekici gelmiş olacak ki direk IE'i açmış ve o zamanlar bildiğim tek site olan bjk.com.tr'yi tarayıcının adres çubuğuna girmiş ve dakikalarca sitenin açılmasını beklemiştim. Tabi ne kadar beklesem de gördüğüm şey hep sayfa görüntülenemiyor hatası oluyordu. Daha sonra işi bir bilenine sorduk tabii. Öğrendik ki işin aslı öyle değilmiş. Bir IE internet etmiyormuş... :)

Komikler #1



kefren'in sfenksi , bülent ersoy

*bobiler.org

Anlamadım?

Yorumsuz...