
Olmuyor arkadaş olmuyor. İki maçtır 90'da kapıp kaçıyor Lyon, içim acıyor. Voronin'den medet uman bir takıma döndük. Durun durun beteri var; Sotiris Krygiakos! Kaç topu kaleciye derken forvetlerin önüne atıyordu ? İnanılmaz gerçekten. Benitez aklını kaybetmiş olmalı demiştim Krygiakos'u alırken. Haklı çıkıyorum maalesef. Kaptan sağ bekte başladı, Agger'la Yunan ortada. Genç Insua solda. Önlerinde Masch-Lucas-Yossi-Voronin beşlisi ve en önde Torres.
Babel girdikten sonra yazdı golünü fakat, tarih bir kez daha tekerrür etti; Bastos aşırdı bizimkiler uyudu Lisandro şoku yaşattı. Şimdi Lyon'un Artemio Franchi'den 3 puan alması gerek. Liverpool da Debrecen'i yenerse Anfield'da kıyamet kopacak. Lyon 1 puan koparır Liverpool'da Debrecen'i yenerse, Anfield'da 3 farklı kazanmak zorundayız. İşler iyice sarpa sardı bu grupta. Son bir şeyle bitirelim; Hayat varsa, umut vardır.
Lyon 1-1 Liverpool
Beşiktaş'ın Hesabı, Kitabı

Küme düşen Newcastle'ın gözde iki forveti vardı. Biri İngiliz futbolunun prensi Owen, diğeriyse eski İnterli Martins. Owen, Fergie'nin ellerinde hayata döndü; dün de golünü attı. Grafite'nin kart cezalısı oluşu en çok 3. santrafor Martins'e yarayacaktı. Etkili olmasını bekliyordum fakat Martins Beşiktaş defansı arasında eridi. Fakat Misimovic ve Gentner'e takımın beklerinin hücumcu oluşu eklenince Beşiktaş kaçınılmaz bir mağlubiyet aldı, 3 tane yedi.
CSKA'nın puanı, gruptan çıkma şansını devam ettirmeleri demek. Fakat eğer 8 dakikada iki gol yememeyi başarabilseler, grup Beşiktaş'ın ekseninden çıkacaktı. 9 puanlı ManU, 7 puanlı Wolfsburg ve 6 puanlı CSKA. Beşiktaş yatıp kalkıp Valencia'ya dua etmeli. Old Trafford'da olası bir ikinciliği engellemek adına Manchester işi sıkı tutacaktır. Burda yaşanacak yenilgi büyük olasılıkla 4. olarak eve dönme demek. Yenilgi kuvvetle muhtemel.
Fakat olur da Fenerbahçe'nin yaptığı gibi İngiltere deplasmanından 1 puan gelirse işler değişebilir. Wolfsburg-CSKA maçı (Maç Rusya'da) temsilcimizin UEFA yolunda kader maçı. Wolfsburg'un kapıp kaçacağı 3 puan ve BJK'nin 1 puanı durumu 4'e 2 yapar ki bu son maçta iplerin Beşiktaş'ın eline geçmesi demek. Bakalım, neler olacak ?
CL'nin İlk Hafta Röntgeni

CL'nin ilk haftası geride kaldı. Beşiktaş kaybetti, Thomas Müller bas bas bağırmaya devam etti, Juve Diego'suz kaldığı maçta puan bıraktı, Arsenal nefis bir geri dönüş yaptı, Liverpool çok zorlandı vs. CL'de ilk hafta geride kalırken gruplarda durumları sizin için değerlendiriyoruz.
A Grubu
Bayern, Van Buyten ve Müller (2) ile sonuca gitti İsrail'de. 1-5'lik Dortmund maçında Signal Iduna Park'ta 80.000 kişiyi yine iki kez susturan Müller CL'de de boş geçmedi. Van Gaal, yavaş yavaş istediğini yapıyor, bunu anlamak zor değil... Juve ise Bordeaux önünde bir puana razı oldu. Diego'nun sakatlığı direk etkiledi takımı; Blanc'ın takımı iyi top oynadı, yeni transfer Plasil attı golü Bordeaux adına.
B Grubu
BJK maçının geniş çaplı analizi birkaç post altta mevcutken; bir kez daha yazmaya gerek yok diye düşünüyorum. Grubun diğer maçında çiçeği burnunda hoca Juande Ramos, CSKA ile çıktığı ilk CL sınavında, Grafite'yi durduramadı. Üç tane attı Brezilyalı. Wolfsburg üç forveti ile çok tehlikeli oluyor. Beşiktaş'tan 6 puan almaları sürpriz olmayacaktır fakat City maçını düşünen United önünde iyi oynadılar; ne olursa olsun United bu. Tek temsilcimiz, başarılar diliyoruz tekrar.
C Grubu
Kadrosuna Lucho'yu, Heinze'yi, Morientes'i ekleyen Marsilya ile Milan karşı karşıya geldiler. İnzaghi 2 tane attı ve Milan 2-1 kazandı. Milan, bu sonuçla kötü giden duruma birazda olsa dur dedi, Leonardo'nun kredisi arttı. Seedorf ve Galliani çok gaza gelmişler maçtan sonra, bu takımla CL'de iyi yerlere geliriz mesajını vermişler. Diğer maçta ise Ronaldo'nun 2 tane gol sığdırdığı maç, Real Madrid Zürih'i 5-2 yendi. Guti yine attı, kral Raul eşlik etti. Real rahat kazandı..
D Grubu
Madrid'in öte yakası iyi gitmiyor. Ligde alınan kötü sonuçları unutturacak bir APOEL maçı bekleyen Vicente Calderon'daki taraftlarlar 0-0'lık sonuçla şoke oldular. Geçen sene yine CL'de Anorthosis ile boy gösteren Rum Kesimi, bu sene de bunu APOEL ile yapacak anlaşılan.. Chelsea ise Porto önünde Anelka ile güldü, Ancelotti bir şeyleri değiştirmiş belli oluyor. Porto yine yıldızları sattı fakat Radamel Falcao, Hulk, Cristian Rodriguez gibi oyunculara sahipler, gruptan çıkmalarını bekliyorum.
E Grubu
Bizim taraf zorlandı bayağı. Kuyt yine çıktı sahneye; Mr. Duracell.. 45+1 de attı golü. Bu tür takımlara karşı oynamak her zaman zordur; kapalı kutulardır açamazsan bomba patlar. Liverpool ilk yarı bunun sıkıntılarını yaşamadı değil fakat devre kapanırken gelen gol iyi oldu moral açısından ve aldı maçı. Lyon ise Fiorentina'yı aynı skorla devirdi. Gol yeni yıldız adayı 8 numara Pranjic'ten geldi.
F Grubu
Barça ve İnter kapıştı, gol sesi çıkmadı. Mourinho adına söyleyebileceğim tek şey Balotelli'yi kenarda fazla unutması oldu. Barça yine akıl almaz pas yaptı fakat sonuca gidemediler. Bu iki devin puanları paylaştığı gecede Rus ve Ukrayna takımları Kiev ile Kazan Rusya'da karşılaştılar. 1-0'dan 3-1 maçı çeviren Dinamo Kiev ilk hafta sonunda Sheva'lı kadrosuyla Barça ve İnter'in önüne kuruldu.
G Grubu
Stuttgart, Rangers ile ilginç bir maç oynadı. İlk yarı gümbür gümbür geldiler fakat Walter Smith'in öğrencileri sonradan açıldı, galibiyeti kaçırdı ikinci yarıda. İki takımında birer puan aldığı, Rangers'ın evine mesut döndüğü grupta, Sevilla Urcizeni'yi Brezilyalı oyuncularıyla geçti. Fabiano ve Renato iki golün altına imzalarını atıp takımlarını liderlik koltuğuna oturttu.
H Grubu
Arsenal rüya gibi döndü gerçekten. Bendtner, Vermaelen ve Eduardo ilk 4 dakikada 2 gol yiyen Topçular'ı zafere taşıdı Belçika'da. Zico'yu tekrar yanı başımıza getiren Olmpiakos ise AZ Alkmaar'a Yunanistan'da tek kurşun sıkarak 3 puanı almayı başardı. Grupta Arsenal ve Pireler 3 puanla zirvede. Standard ve AZ Alkmaar, henüz puanla tanışamadılar.
Beşiktaş 0-1 Manchester United

Maçın hakkı bu muydu değil miydi; gerçekten bu konu hakkında bir şey söylemek zor. İnönü'de taraftarını da arkasına alan Beşiktaş'ın Fergie için zorlayıcı bir ekip olacağı belliydi. Maça iki İbrahim'in yanında Sivok-Ferrari ile başladı Beşiktaş. Ekrem Dağ'ın yeri, yine Ernst'in yanıydı. Unutmadan, Ernst yine iyiydi. Önlerinde Rodrigo Tabata, Holosko-Serdar kanatlarda, önlerinde Nobre..
Beşiktaş'ın da kulübesi zengin aslında. İsmail Köybaşı, Nihat Kahveci, Rodrigo Tello, Michael Fink gibi oyuncular var; bu da Denizli'nin rotasyonda eğer görevde kalırsa pek zorluk çekmeyeceğini gösteriyor.. Bobo'yu bilerek söylemedim; çünkü onun aklı pek Beşiktaş'ta kalmamışa benziyor. Üst üste gelen sakatlıkları, form düşüklüğü, mutsuzluk da cabası. Bobo, Beşiktaş'a pek katkı sağlamıyor şu sıralar..
Biraz da ManU diyelim.. Geçen seneki takımdan eser yok. Orta karar oyuncuları sisteminde birer yıldıza dönüştüren (bkz. Darren Fletcher) Fergie'nin bu sezonki yeni yıldızı zannımca Valencia olacak. Biraz da İbrahim Üzülmez-Antonio Valencia, eşleşmesini fırsat bilerek oynadı ManU. Akıllıcaydı. Valencia, İbrahim Üzülmez'i gerçekten zorladı, sarstı fakat yıkamadı. Solda görev alan Luis Nani ve Evra arasında uyum halen sağlanabilmiş değil. Carrick-Scholes orta sahası, biraz önlerinde Anderson ve tek forvet Rooney. Etkisiz kaldı 10 numara. Ne zaman ki Owen ile Berba girdi; çift forvete döndü United, o sıralar etkili oldular.
Beşiktaş'ta Tabata çok silik oynadı. ÇARŞI'dan Tabata'yı bağrına basmasını beklemek çok gerçekçi bir davranış olmayacaktır. Çarşı demişken, taraftar gerçekten 50-55 dakika etkisizdi fakat 65 ile gol dakikası 77 ye kadar müthiş baskı kurdular United'lı oyuncular üzerinde. Taraftar sınıfı geçti bence. Son olarak, Hakan günün iyilerindendi, keza Ernst. Öte tarafta kötü bir futbol oynandı. Ön plana çıkan karşısındaki bekin zayıflığıyla da olsa Valencia idi bana göre.
Fikstür'ün kötülüğünden bahsetmiştim, Beşiktaş'ın CL Yolculuğu
adlı yazıda. Neticede ManU ile oynanacak maçın ardından iki deplasman, ve elde 0 olabilir. CSKA, Ramos ile yeni hava yakaladı fakat ellerinde Beşiktaş'ı devirecek kalitede oyuncular yok. O günde söyledim, şimdi de söylüyorum; şu grup gerçekten zor. 3. olunabilirse ne ala hakkaten. Bugün iyi top oynadı Beşiktaş fakat bal yapamayan arı gibiydiler. Diğer maçlarda başarılar dileyelim..
Confident Of Handling Nihat

Şu günlerde FM'ye feci sarmış durumdayım ve Press Conference'larda bu başlığı çok gördük. Yani klasik bir FM Tabiri. Confident Of Handling .... diye gider işte. Başlık bu oldu fakat, VDS'nin açıklamaları gayet hoşuma gitti açıkçası. Hani Rooney ile Levent Erdoğan'ın dahi diyaloga girdiği şu ülkemizde VDS, Nihat hakkında iyi bir golcü, İnönü de tehlikeli bir yer demiş. Fakat zannımca Ben Foster koruyacaktır kaleyi. Malum kendisi tek el bir yaz geçirmişti. Hazır olması zaman alacaktır. Bu arada Rooney'in açıklamaları da yakışıksızdı fakat Levent Erdoğan'ın ''Soğuk espri'' deyip Rooney ile diyaloga girmesi beni bir hayli şaşırttı, rüya gibi.
Beşiktaş'ın CL Yolculuğu
Dün aslında kura çekilir çekilmez yazıyı yazacaktım fakat, Sporx'te gördüğüm haber üzerine biraz beklemeye geçeyim dedim. Neticesinde Levent Erdoğan transferi açıklayacaktı. Bu isim sürpriz şekilde Türkiye'yi ayağa da kaldırabilirdi fakat Beşiktaş, kendinden bekleneni yaptı ve Tabata'yı transfer etti. O yazımızda da belirtmiştik; neticesinde son günlere sarkan Delgado sorunu böyle bir transfere itti Beşiktaş'ı.
Grup'ta ikinci torbadan en kötü takım geldi ve Sevilla'nın bulunduğu grupla beraber en ideal gruptu aslında. Nitekim oraya yerleşen Beşiktaş, daha sonra 4. Torbadan gelen son Almanya Şampiyonu ile iyi başladığı kurayı, kötü bitirdi. 3. Torbadan gelmiş olmak böylelikle hiçbir anlam ifade etmemiş oldu. Fakat bir de şu açıdan bakmak gerekiyor. Unirea Urcizeni ya da başka güçsüz takım, Averaj Takımı olurdu grupta. Beşiktaş'ın hedefi UEFA'ya kalmak değil, diğer iki rakibinin yaptığını yapıp gruptan çıkmak. Bu neticede Wolsfbrug diğer takımları bayağı bir zorlayacak. Urcizeni olsaydı 6 puan tüm takımlar için cepte olurdu ve bu Beşiktaş için iyi olmazdı.
Gruptaki takımlara bakınca, son iki yılın finalisti ve birinin şampiyonu Manchester United, hiç kuşku yok ki en önemli oyuncusu Ronaldo'yu kaybetti. Keza Tevez ile de yollar ayrıldı. Yerlerine gelen oyunculardan Michael Owen, son dönemde sakatlıklarıyla gündemde fakat kötü bir United dönemi geçirmiyor. Antonio Valencia da arkasındaki bekle çoğu maç uyum sorunu yaşıyor. Bunlar maç ile atlatılacak şeylerdir.
İki sezon önce Fenerbahçe'nin grubunda izlediğimiz CSKA'da ise en önemli isim kuşkusuz Vagner Love. Rusya'da ligin erken bitmesi ve 6. maçın CSKA ile olması fikstür açısından büyük avantaj. Hele de CSKA'nın iddiası biterse ki tersi çok zor olur; Beşiktaş'ın 3 puanı var demektir. Takımın yapabileceği en iyi şey Dzagoev-Krasic'ten oluşan orta sahayı kilitlemek olabilir. Love'un da etkinliği azalacaktır.
Son Almanya Şampiyonu ise Grafite-Dzeko forvet hattını taklacı Martins ile güçlendirdi. Almanya'da yine en büyük şampiyonluk adayı konumundalar. Keza arkalarında Zvejzdan Misimovic, Gerdner gibi oyuncular da bulunuyor. Gerçeten 4. torbadan çekebileceği en zor kurayı çekti Beşiktaş. Kule santrofor Dzeko'nun yanında müthiş bir bitiriciliği olan Grafite ve ultra hızlı Martins eğer o maçta oynarlarsa beklere kabus yaşatacak kapasitede.
Genel olarak bakıldığında ise, Beşiktaş'ın şu gruptan çıkması zor gibi görünüyor. 3. lük ise bana göre cepte. CSKA'dan alınabilecek bir 6 puan, İnönü'de taraftarın müthiş desteğiyle gelebilecek bir üç puan daha gruptan çıkma barajı için yeterli olabilir. Fakat, fikstüründe biraz kötü yanı yok değil. ManU ile başlayıp iki deplasman sonucu alınamayacak puan, Denizli'yi 0'a götürebilir.
Besiktas JK - Manchester United FC
CSKA Moskva - Besiktas JK
VfL Wolfsburg - Besiktas JK
Besiktas JK - VfL Wolfsburg
Manchester United FC - Besiktas JK
Besiktas JK - PFC CSKA Moskva
Türk Futbol Tarihine Geçen Maçlar #1: Sevilla-Fenerbahçe
Türkiye Futbol Tarihi'nde Galatasaray'ın UEFA ve Süper Kupa'yı kazanmasından sonra ilk kez bir takım Galatasaray'ın başardığını başarıp, CL'de gruptan çıkmıştır. Biz Fenerbahçeliler, kurayı büyük bir heyecanla izlerken, ya Sevilla ya da Porto demiştik. Sevilla geldi gelmesine de son iki yılın UEFA Şampiyonu, son iki yıldır da Avrupa'da tur kaybetmemiş bir takımdı Sevilla.
İlk maç için Kadıköy'e gidildiğinde Fenerbahçe hızlı başlar maça. Kezman ile öne geçen Kanarya, Edu'nun O.G'si ile yıkılır. Sonrasında Lugano 2-1 yapar, Carlos'un ayağına mal olan pozisyonda Escude, skoru 2-2 yapar. Sonrasında Nöbetçi Golcü golü atar ve Zicolu Fenerbahçe, 3-2 önde tamamlar ilk maçı.
Eşleşme öncesi Jimenez, Fenerbahçe'nin OFTAŞ ile yaptığı maçı izlemiştir ve turu geçeceklerinden pek bir emindir. İkinci maç için Roman Sanchez Pisjuan'a gidildiğinde birtakım spor kalemleri ''Bikini giyerim.'' tarzı açıklamalar yapsalar da avantaj gol olarak Fenerbahçe'dedir.
Maçın başında kazanılan bir pozisyonda Daniel Alves, frikikten birazda Volkan'ın hatasıyla takımını 1-0 öne geçirir. Bu golün şokunu atlatamadan Keita uzaklardan vurur ve maç 10 dakikada 2-0 olur. Ben dahil birçok futbolsever, acaba kaç fark olacak derken, Zico'nun Fenerbahçesi, baskının altından erken kalkar ve 22'de Deivid de Souza maça denge getirir. Herkes acaba demeye başlamıştır, ben de dahil.Edu'nun sakatlık nedeniyle tedavi edildiği pozisyonun devamında Fredric Kanoute topu ağlara gönderir ve ilk yarı bitmeden suratlar tekrar düşmüştür. Soyunma odasına 3-1 gidilmiştir. Avantaj Sevilla takımına geçmiştir. İlk kez bir Türk takımı başarıya bu kadar yaklaşmışken kıyısından dönecektir belki de.
İkinci yarının başıyla beraber özellikle Uğur Boral ile etkili olan Fenerbahçe çok gol kaçırır. Artık rüyanın sonuna yaklaşılmaktadır. Alex rakip yarı sahanın ortasında kazanılan bir serbest vuruş için topun başına geçtiğinde dakika 79'dur. Ortaya yine Deivid dokunur, top direkten döner fakat Deivid'in önüne düşer; ona da topu ağlara yollamak kalır. Skor 3-2'dir ve artık uzatma yolları görünür.
Uzatmalarda tek pozisyon 120'de ceza yayından bir Free-Kick'tir. O pozisyonda salondan odama gitmiştim. Alves topu baraja takar ve maç penaltılara gider. Penaltılarda ev sahibi takım her zaman bir baskı hissetmiştir.O zaman klasik ve berbat görüş vardı bende: Biz de şans yok, görüşü. İlk penaltılar için gelindiğinde Kanoute topu rahatça ağlara yollar. Korkum artmıştır. Vederson geldiğinde ise eyvah dedim, eyvah! Fakat Vederson düzgün bir vuruşla topu sol üste yollar. Skor 1-1'e gelmiştir bu dev eşleşmenin penaltı atışlarında.
Sonrasında Sevilla'da topun başına ilk maçta skoru 2-2 yapan Escude gelir. Escude'nin vuruşunu o maç iki tane net hata yapan Volkan Demirel çıkarır; avantaj artık Fenerbahçe'nin elindedir. Fenerbahçe'de ise Edu Dracena topu Palop'a nişanlar; inanılmaz bir fırsat kaçmıştır. Skor ikinci penaltılar sonrasında hala eşittir.
3. penaltılarda Sevilla'da Drago topu ağlara gönderir. Fenerbahçe'de ise topun başına geçen Aurelio, spikere meşhur ''Mehmetçiğe selam olsun.'' sözünü söyletmiştir. İş artık 4. lere kalmıştır. Sevilla'da en güvenilen adamlardan Enzo Maresca'nın vuruşunu Volkan Demirel bir kez daha çıkarıp borcunu öder. Maçın en çok koşan adamlarından Kezman, topu ağlara yollar ve bu sefer avantaj Fenerbahçe'ye geçmiştir.
5. penaltıda Milan'ın Shevchenko'su tarzı takımın en iyi penaltıcısı Dani Alves geçer topun başına. Fakat onun ayaklarıda inanılmaz havaya giren Volkan'ı engelleyememiştir. Volkan'ın çıkardığı top Fenerbahçe'ye Çeyrek Final kapısını aralamıştır. Fenerbahçe'yi küçümseyen Jimenez büyük bir şok geçirirken Ali Koç da fenalaşmıştır. Nasıl sakin kalsın?
Ben mi? Babamın direktifiyle direk aşağı inerek tur için hazırlıklara başlamıştım bile. Yeni bir seri, zevkli bir seri olacak. Sevilla, Fenerbahçe şokunu unutmamıştır eminim hala. Ve Fenerbahçe o sezon Chelsea ile Çeyrek Final'de karşılaşır. O Zico Londra'da taraftara tırnak yedirmeyi dahi başarmıştır. Bir sonraki seri yazısında görüşmek üzere.
Gönderen Emre zaman: 21:34 0 yorum
Etiketler: cl, fenerbahçe, futbol, türk tarihine geçen maçlar
Anderlecht 5-0 Sivasspor
Hazırlık maçlarında ortaya konan berbat futbol, her maç yenilen farklar; bunun bir nevi göstergesiydi. İki sene önce Fenerbahçe'ye sahasında atamayıp 2 yedikten sonra temsilcimize CL'de Çeyrek Final yolunu açan Anderlecht, Sivasspor önünde var gücüyle saldırdı maçın ilk dakikalarından itibaren. Yasin Çakmak dışında ilk kez CL maçına çıkan takımı, CL maçına çıkan tek oyuncusu Yasin Çakmak kötü oynayarak yaktı.
Bu gerçekten denildiği gibi bir sürpriz miydi? Elbette ki hayır. Yine de 3-0 tarzı bir skor beklerken, ilk kornerini maçın 87. dakikasında kullanan Sivasspor; maçı kadro dizilişiyle hediye etti Anderlecht'e. Bülent Uygun yine çıkıp klasik açıklamalarını yaptı: ''Suç benim.'' dedi. Bu noktada suç gerçekten Bülent Uygun'un. Neden mi? Alt tarafa buyrun.
İki sene önce Fenerbahçe ile karşılaştığında izlediğimiz Anderlecht'de Boussafa, Biglia, Polak ve 2-3 oyuncu sahadaydı. Bülent Uygun zahmet edip de o maçlardan birini izleseydi ya da normal bir lig maçını izleseydi Boussafa'nın yeteneklerini görme fırsatına sahip olurdu. Sol da Abdurrahman'ı ve defansı yedi bitirdi. Sivasspor, Petkovic'in hediyesi ile 1-0 geriye düştüğünde dakikalar 17'yi gösteriyordu ve Anderlecht bir çok pozisyondan yararlanamamıştı.
Takımın bu kadar çaresiz olmasında, geçen sene savaşan, göze öyle aman aman hoş gelmese de takdirimizi alan taktikten ödün vermesiydi. Mehmet Yıldız'ın yokluğunda kontraatak oynayacağın bir maçta Ersen Martin gibi, ağır bir oyuncuyu sürdü sahaya forvette Uygun. Sağına da yeni transfer Erman'ı koydu. Oysaki hızlı bir forvet hattı sürmeliydi sahaya. Akeem Agbetu ve Yannick Kamanan'dan başkası değildi bu isimler. Kamanan aralara iyi kaçan bir oyuncuydu nitekim aldığı bir topu kontrol etme başarısını göstermiş olsaydı golü bulacaktı Sivas ama olmadı.
Agbetu gibi hızlı bir oyuncuyu yedekte tutunca Anderlecht saldırdı da saldırdı ilk dakikalar. 30'da da 3 ü bulup turu geçtiler, aralarında üçgenler kurup paslar yaptılar vs. vs. Anderlecht tüm bunları yaparken Sivasspor, kaleye isabetli bir şut atamamakla beraber hiç bir organize hücum geliştiremedi. Erman Musa ya da başka birinin araya kaçması dışında bir taktiği yoktu Sivasspor'un. E hal böyle olunca da Europa League'e düştü yolu Sivasspor'un.
Son iki senedir şampiyonluğu zorlayan Sivasspor'un, büyük takımlardan yolu geçen kim varsa transfer etme politikası da beni öldürecek yakında. Ersen, Hasan Şaş gibi oyuncuları istiyorlar hep. Ersen Martin'i bugün gördük hiçbir şey yapamadı. Tekniği çok az. Sırtı dönük aldığında işi bitiyor adamın. Son olarak şunu söylemek gerekirdi ki bir Pini Balili olsaydı çok şey değişebilirdi. Ya da orta sahanın ortası ya da solunda oynayan Sezer.
Şampiyonlar Liginde Çeyrek Final Eşleşmeleri

Villareal-Arsenal eşleşmesini gördüğüm an 2006'da Riquelme'nin kaçırdığı penaltı golü aklıma geldi. Zor bir eşleşme. Arsenal bu aralar toparlandı fenada oynamıyorlar. Villareal'in de durumu iyi. Ortada bir maç olur. Villareal ilk maçta 2-0'lık bir skorla Arsenal deplasmanına giderse tur atlar. Aksi takdirde Arsenal'in avantajı daha fazla. Arsenal bir adım önde.
Manchester diğer ekiplere göre çok iyi bir kura çekti. Buraya kadar gelen bir takımın güçsüz olduğunu kimse düşünmez zaten. İlk maçta işi bitirir M.United. Bu senede kupa ile dönerse 1994'ten sonra ilk kez 2 sene üst üste CL'yi kazanan takım ünvanını alacak.
Süper bir karşılşma bizi bekliyor. Liverpool vs Chelsea. Liverpool'dan bi gıdım haz etmem oynadıkları oyun ortada. Chelsea'de Hiddink'in gelişi ile muhteşem bir ivme yakaladı. Drogba'nın formu gözlerden kaçmıyor. Benim için Chelsea bir adım önde ama turu atlıyacak taraf Liverpool olur.
Bayern Münih başkanı Karl Heinze Rummenige'nin kurada Barcelona'yı çektiklerinden sonraki yüz ifadesi fotoromanlardan kaçmamış. Münih'in işi gerçekten çok zor. Klose'de sezonu kapattı. Bu sene kupaya gözünü dikti Barça elenmesi mucize olur. Messi-Eto'o-Henry şeytan üçgeni her takımı korkutur başkanım...
YARI FİNAL EŞLEŞMELERİ
M.UNITED - PORTO / VILLARREAL - ARSENAL
BARCELONA - BAYERN MUNIH / LIVERPOOL - CHELSEA
FİNAL EŞLEŞMESİ
1.TAKIM: BARCELONA - BAYERN MUNIH / LIVERPOOL - CHELSEA
2. TAKIM: M.UNITED - PORTO / VILLARREAL - ARSENAL
Şampiyonlar Ligi Gecesi#4

Şampiyonlar Ligi'nde 2. maçlar A, B, C ve D Grupları'nda oynanan karşılaşmalarla sona erdi. Devler Ligi'ne sürpriz bir başlangıç yapan ve Roma'yı deplasmanda yenen CFR Cluj, evinde Chelsea'ye de teslim olmadı ve golsüz sona eren karşılaşmanın ardından namağlup unvanını devam ettirdi. A Grubu'ndaki diğer maçta Roma, deplasmanda Bordeaux'u geriye düştüğü maçta Baptista (2) ve Vucinic'in golleriyle yenmeyi başardı.
Anorthosis küçümsenmeyecek bir takım olduğunu yine gösterdi. Bir Yunan ekibini daha eli boş gönderdi. Savio çok iyi oynadı. Bilindiği gibi bu takımı Trabzonspor'dan tanıyoruz. Pana'yı evinde 3-1'lik skorla geçmeyi başardı. B Grubu'ndaki diğer maçta İnter kendi evinde Bremen ile berabere kaldı. Maicon ile öne geçmelerine rağmen, Pizzaro'nun golüne engel olamadı.
Lucescu'nun takımı Shaktar Donetsk, evinde Barcelona'ya öne geçtiği maçta Messi'nin son 5 dakikadaki gollerine engel olamadı ve yenildi. C Grubu'ndaki diğer maçta Lizbon kendi evinde Basel'i 2-0 yenmeyi başardı ve gruptan çıkmak adına avantaj sağladı.
D Grubu'nun iki favori ekibi A.Madrid ve Liverpool kendi evlerindeki maçları kazanarak puanlarını 6'ya yükseltti. Liverpool, PSV önünde 3-1 galip gelirken golleride Kuyt, Keane ve Gerrard attı. Gerrard'ın golünü bir izlemek lazım. Madrid ise kendi evinde Marsilya'yı 2-1 yenmeyi başardı. Agüero yine boş geçmedi.
Şampiyonlar Ligi Gecesi#3

Şampiyonlar Ligi'nde 2. maçlar E, F, G ve H Grupları'nda oynandı. Devler Ligi'ndeki tek temsilcimiz Fenerbahçe, sahasında Dinamo Kiev'le 0-0 berabere kalırken, G Grubu'ndaki diğer karşılaşmada Arsenal, sahasında Porto'yu 4-0 mağlup etti. Sahada Robin Van Persie ve Adebayor şov vardı. İkiside 2 gol 1 asist yaptı.
Gecenin sürpriz sonuçlarından birisi ise BATE Borisov - Juventus karşılaşmasından geldi. Ev sahibi takım 2 farklı üstünlüğü ele geçirmesine rağmen Iaquinta'nın gollerine engel olamadı ve karşılaşma 2-2 sona erdi. H Grubu'ndaki diğer maçta Real Madrid, Zenit 2-1'lik sonuç ile yendi. Star veriyordu maçı ama bizim orada kına nedeniyle ancak Fenerbahçe maçına yetişebildim. Zenit bu sene Şampiyonlar Ligi'nde içeride maç bırakmaz diye düşünüyordum ama bu gidişle UEFA'ya bile kalamaz gibi görünüyor.
F Grubu'ndaki iki maçta berabere bitti. Bayern Münih sahasında Lyon ile berabere kaldı. Lyon'un golünü 29. dakikada Demichelis kendi kalesine attı. Münih'in golünü ise 52. dakikada Ze Roberto kaydetti. Münih bu sonuçla puanını 4'e, Lyon ise 2'ye yükseltti. Gruptaki diğer maçta Steau Bükreş içeride Fiorentina ile berabere kaldı.
E Grubu'ndaki maçlarda Villareal kendi evinde Celtic'i yenmeyi başardı. Golde tanıdık bir isimden geldi, Marcos Senna. Villareal 1-0 kazandı ve puanını 4'e yükseltti. Gruptaki diğer maçta ise United, Aalborg deplasmanından 3 gol ve 3 puanla döndü. Goller Berbatov (2) ve Rooney'den geldi. Ronaldo'nun dönüşü son iki maçta ne kadar pozitif etki yarattığını görüyoruz. United'da puanını 4'e yükseltti.
Şampiyonlar Ligi Gecesi#2
Şampiyonlar Ligi Gecesi

Bir önceki postta hem içimi döktüm hem Liverpool-Marsilya maçı hakkında bi şeyler karaladım. Maç 2-1 bitti, Liverpool kazandı. Gecenin diğer maçlarında Roma'nın yenilmesi haricinde bir süpriz yoktu. Cluj, Roma'yı deplasmanda yendi hem de 1-0'dan maçı çevirerek. Roma, Pannucci'nin attığı golle öne geçti ama Cluj, Juan Culio'nun attığı gollerle maçı kazanmayı bildi. Beleşten Romanya şampiyonu olmadığını gösterdi ve diğer rakiplerine göz dağı verdi. Chelsea beklendildiği şekilde Bordo'yu yendi hem de 4-0 ile. Anelka yine boş geçmedi, Lampard ise fantasyciler için umut oldu. Barcelona, Sporting'i 3-1 yendi. Bu maç alt biter dedik ve yanıldık. Messi'den gol bekledik olmadı ama Eto'o atmış bi golü. Diğerlerini ise Marquez ve Xavi'den gelmiş. En çok güvendiğim takımlardan biri olan Basel kendi sahasında Shaktar'a yenildi. Shaktar'ın ligteki performansına bakarak Basel yener demiştim ama yanıldı. Shaktar'ın iki golüde frikikten gelmiş. Pana, kendi evinde İnter'e yenilmiş. İbrahimovic'in 2 asisti var. Goller Adriano ve Mancini'den gelmiş. Mourinho boşa güvenmemiş Adriano'ya. Liverpool'un grubundaki en güçsüz ekip olduğunu düşündüğüm PSV kendi evinde A.Madrid'den 3 tane yedi. Agüero yine formunun zirvesindeyi. Üst bitti maç iyide veriyordu, 1,95. Anarthosis yine boş olmayan bir takım olduğunu gösterdi bu maçta. Almanya'da Bremen ile golsüz berabere kalmak ilerisi için çok iyi.

