galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mustafa Sarp



Çeşitli yorumlar var bloglarda. İBB maçının son saniyeleriyle alakalı olarak. Mustafa Sarp formasını yırttı vs. Bazı gazetelerde yukarıdaki resme benzer şeyler çıktı, bazıları yazmadı ve daha bir çok şey. Ben olaya şöyle bir yorum farkı getirmek istiyorum. Bir takımın bana göre en önemli şeyi formasıdır; arma ve bayrak kadar değerlidir. Hatta daha değerlidir kulüplerde bence. Çünkü o formada insanın teri vardır, emeği vardır. Bir oyuncunun formasını yırtması demek bana göre onu sıradan basit bir bez parçası olarak görmek demektir; ki bu da bir gaflettir. Tabii ki oyuncunun o sinirle bunu yapmasını doğal olarak söyleyenler olacaktır, ama illa o formayı baştan aşağı yırtmasına da gerek yok.

Bu Nasıl Adalet!


İşte.. Keita'nın Carlos'a attığı değen yumruk ve o maçtan haftalar önce Kasımpaşaspor Galatasaray maçında rakibi Sancak'a atmaya çalıştığı fakat tutturamadığı yumruk.. Terazinin diğer tarafında maç öncesi patlak veren olaylarda rakibe arkadan vuran Fabio Bilica. Bilica'nın cezası, yayıncı kuruluşun verdiği TV görüntüleriyle 3 maç olarak açıklandı. Fakat maçın ortasında ayan beyan Carlos'a yumruğu savuran ve gözünün altına tutturan Keita'ya 2 LİG maçından men cezası verildi.

Oysaki Kasımpaşaspor maçında Sancak'a sallayan fakat tutturamayan Keita, -yine maçın ortasında- nasıl oldu da ceza almadı ? Fenerbahçe tribününden atılan bir su Keita'ya değdi diye (ki bana kalırsa değmedi) bir de hakemin başı yarıldı diye 2 maç ceza aldık. Tamam bir şey demiyorum. Fakat Fenerbahçe'nin gittiği her deplasmanda sahaya atılan; patlasa dünyayı içine alacak kadar yangın çıkarma potansiyeline sahip çakmaklar atılıyor da neden ceza verilmiyor ? İlla bir Fenerli oyuncuda mı sahanın ortasına yatmalı ? Heralde Federasyon'un düşündüğü tek şey, 'değerse olur' mantığı.

Eğer o değilse Keita 3 maç almalıydı, rahatça. Sancak'a isabet ettiremediğinden belki de almadı cezayı. Ya da taraf oldu PFDK. Ya da her deplasmanda, özellikle son Antep, bizzat yan tribünden onlarca çakmak, para, matara atıldı.. İlla bunlarında mı hakeme değmesi gerek ceza için ? Ya da Keita'nın yumruğu isabet ettirmesi mi gerekiyor ? Yazmayayım, yazmayayım diyorum fakat içimde kalıyor.. Bu arada o Fenerbahçe tribünlerinden atılan birkaç su içinde ayrı bir yazı gelecek..

Büyük Kaptan Kewell !?



Aslında Vurun Arda'ya! Demek isterdim başlık olarak. Bu çocuk daha 22 yaşında, bir ay form düşüklüğü yaşadı, kendini kaybetti diye kızabiliriz fakat her yerde Arda'ya kızmalar, kaptanlığı elinden alınacak denmeler hoşuma gitmiyor. Belki şu durumda ezeli rakibimiz en önemli oyuncusundan form olarak yoksun ama Türk Futbolu'nun Arda ve onun gibi yeteneklere çok ihtiyacı var. Noldu ? Birkaç maç yokları oynayan Arda takımdan da dışlanıyor deniliyor Habertürk'te. Haberin ispatı ise; Emre Güngör ve Barış Özbek'in Harry Kewell'a taraftarlar içinde Büyük Kaptan diye hitap etmeleri. Ey sevgili futbolcular, takım arkadaşınıza destek olacağınız yerde köstek oluyorsunuz; koyun kendinizi Arda'nın yerine ne hissedersiniz?

Harry Kewell'ın karakterini kesinlikle tartışmıyorum, öyle bir gaflette de bulunmam. Efendiliği, karizması, yakışıklılığı, futbol yetenekleri ve daha bilimum şey göz önüne alındığında kaptanda olması gereken her şeyi taşıyor; burda da hemfikiriz. Fakat, Arda'ya inceden dokundurmalar yapacak kadar düştüyse Galatasaraylı futbolcular; Arda'nın takımdan ayrılması gereklidir bana göre. Bunlar bana yapılsaydı gerçekten inanılmaz derecede üzülür, moralim bozulurdu. Bir an önce kurtulması gerek Galatasaray'ın ve Arda'nın bu buhrandan. Aksi takdirde hiç iyi olmayan bir sonla karşı karşıya kalabiliriz.

Derbinin Faturası

Bir derbinin daha faturası ağır oldu. Derbi maçların, sadece futbol maçı olmadığını anlamıştık zaten. Ali Sami Yen'de yapılan pisliklere, Saraçoğlu da bu maçla birlikte katılmaya başladı; cezası da 2 maç oldu. Ne kadar Fenerbahçeli olduğumu biliyorsunuz, fakat bu ceza çok iyi oldu. Hiç değilse hakemin kafasını yaran taraftar 2 maç da olsa izleyemeyecek. Kurunun yanında yaş ta yandı fakat bu ceza olumlu.



Fabio Bilica, 3 Maç: Bana biraz ağır geldi. Zaten itiraza gidiyor Fenerbahçe Hukuk Kurulu. Tokattır sonuçta, başka açıklaması yok fakat 2 maçla yırtabilirdi Bilica. Nitekimde öyle olacak gibi. Fenerbahçe'nin Beşiktaş maçında kesin olarak yok, bu Kara Kartallar iyi haber mi kötü haber mi bilmiyorum fakat kendi açımdan şu an form durumları karşılaştırılığında Bilica, Önder'den kat ve kat önde.



Kader Keita, 2 Maç: Aslında 3 maç fakat Buca maçı geçtiği için 2 maç oluyor. Yumruğa 2, arkadan tokata 3. Çok güzel..

Al, Aldır!



Sadece Galatasaraylılar'ın değil, Fenerbahçelilerin, Beşiktaşlıların ve diğer tüm takım taraftarlarının sevdiği bir adamdı Alpaslan Dikmen. En azından bana göre. Ölümünün 1. yılı dolayısıyla, çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi; Sami Yen tribünlerinin lideri anıldı. ''Alpaslan'a Mektuplar'' adlı bir de kitap çıkıyor; düşünce harika. Şahsen alacağım. Gelir, Galatasaray'ın Tekerlekli Sandalye takımına aktarılıyor. Alın, aldırın diyorum.

Eldeki Maç Gitti: Galatasaray 3-0 Beşiktaş



Rüştü'den bayram hediyesi başlığını kullanmış Sporx, haklılar da. Esas Rüştü'den değilde Denizli'den bayram hediyesi aldı Galatasaray. Tam olarak, abartısız, skandal bir kadro sürdü sahaya Mustafa Denizli. Geçen sezon yaptığı katkı bir yanadursun, Fink'i kesip Yusuf'u oynatması, çok büyük bir hataydı. Nihat'ı tek başına GS defansının arasına atması oyuncunun sudan hızlı erimesine neden oldu.

Oysa formül basitti. Galatasaray'da Elano, Kewell, Keita, Baros, Arda, Servet, Hakan Balta, Mustafa Sarp milli takım kamplarındaydılar. Oyunculardan oynayanlar ya da oynamayanlar oldu. Beşiktaş'ta ise Nihat hiç, İsmail 30-35 dakika Holosko'da 40 dakika kadar oynadılar Milli Takım'da. Her haliyle daha diri bir takım Beşiktaş'ın elinde. Galatasaray'ın oyunu bugün domine edememesinin nedenlerinden biri yorgunluk; Arda'da göreceğimiz üzere..

Ligde Fenerbahçe ile birlikte en az gol yiyen takım Beşiktaş. Hakan Arıkan 4 maçta bir tek İBB'den gol yedi. 4 maçtır sakat-cezalı diye oynamayan Rüştü'yü hangi akla hizmet eski hocasının karşısına koydu anlamıyorum. Çok güzel iki tane gol attırdı biri Baros'a biri Mustafa Sarp'a. Söylediğim gibi bu oyun çok normaldi; sonuçta ilk 11'inizin değişmez adamları Milli Takımlarla maçlara çıkmışlar; senin eline kampa gidip de oynayan 2 adam var.

Tello 15 saat yolculuk yaptı, yorgundu, şuydu buydu.. Açık konuşalım, geçen sezon nazlandı Denizli. Hele biraz tatiimi uzatayım, gündemde kalayım derken göreve geç başladı. Oysaki rakipler harap durumdaydı geçen yıl. 2 kupayı da fazla zorlanmadan almışsın; adamlar seni kovacak değil ya, niye bu kadar nazlandın diye soruyor insan ? Ve Yıldırım Demirören defalarca sınıfta kaldığı yöneticilik konusunda bir sınava daha giriyor. Aynı başlangıç Fenerbahçe'de yapıldı fakat, Aragones'in bir kariyeri vardı; Euro 2008 Şampiyonunun hocasıydı. Fenerbahçe'ye yakışmaz dedi, kovabilecek durumdayken kovmadı. Aynı durum Demirören'in başına geldi. 3 farklı takımla şampiyonluk sevinci yaşamış Denizli'yi kovup tekrar hoca değişikliği de yapabilir, devam edip takdirimi alabilir de. İlki ona daha yakın bence..

Lincoln Meselesi Nereye Gidiyor ?


Spor camiasından ne isimler gelip geçti. Çok yetenekli olup kişiliği yüzünden hem kendine,hemde bağlı olduğu kulübe ve camiaya zarar veren. Bunların günümüzde ki en büyük örneklerinden biri Lincoln. Kendini verdiği zaman nasıl oynayabildiğini sezonun ilk yarısında gösterdi bizlere. Ama ne zaman poh pohlamalar bitti,Lincoln tekrar sorun olmaya başladı.

Sezon başı kamp başlarken Lincoln yine şaşırtmadı bizleri. Şahsen gelseydi şaşırırdım. Malum geçen yıl kendisini antremans sahalarında çalışırken değil, klip çekimlerinde felan görmüştük. Bu yılda Almanya'da gezelim görelim sefaları sürerken gördük onu.

Adnan Polat bana göre büyük bir yanlışlık yaparak açık bir şekilde onun Florya'ya giremeyeceğini söyledi. Lincoln şimdi bunu kullanarak; ben antremana katılmak istedim beni almadılar demiş. FIFA'ya giderse Adnan Polat'ın o açıklaması Galatasaray'ın eline ayağına dolanabilir.

Son olarak; umarım bu gelişmeler gelecekte sporcu olacak gençlere ışık olur. İnsan istediği kadar yetenekli olsun, herşey kafada bitiyor.

Yakışır 10'a


Bendeki Arda sempatisi bambaska. Rakip takımlarda sevdiğim nadir topçulardan biri. Sonunda değeri olanı kaptanlığı ve 10 numarayı aldı. Şimdi 10 numaranın geçmişide malum Hagi sonrası kimler giydi kimler hepsi de şu anda kayıptalar. Arda bu laneti yenecektir diye umuyorum. Pek takip etmiyordum şimdi kuzenim dedi Arda altına 650 milyarlık Aston Martin çekmiş diye, bi Cem Yılmaz'da var diye biliyorum, güle güle eskit koçum.

Abdul Kader Keita Galatasaray'da


Bu transfer çok iyi oldu. Rijkaard'ın 4-3-3 sisteminde iki kanatta da oynayabilecek bir oyuncu. Hızı ve top tekniğide iyi, son vuruşlarda biraz sıkıntılı. Galatasaray'ın 3 senelik teklifine evet demiş. Lyon'a maliyeti ve alacağı miktar daha yazılmadı. Hayırlı olsun, nokta transfer bana göre.

Gidin Allah Aşkına Ya

Bunu ithaf ettiğim kişiler halen Büyük Kaptan'a 2.şans verilmeli diyen insanlar.

Kabul ediyorum bende en başta Guardiola'mız olacak bişi uçuracak demiştim,hatta bana "yok abi ya" diyen kardeşimi de boş ümitlerle kandırmışım özür diliyorum Onur'cum senden,sen haklıymışsın.Malesef kaptan kredisini alışveriş manyağı kadın misali harcadı,hani reklam vardı ya bas bas paraları paraları mottosuyla elindeki parayı saçan insanlar vardı alışveriş merkezinde kaptanda aynı o misal harcadı kredisini ve gözümüzdeki yeri.Çok iyi de bir başlangıç yapmıştı aslında,Guardiola vari giyimi,karizmatik hareketleri,klübeye yakışan yapısıyla tam aradığımız insan demiştim ve içimden haykırmıştım "ulan sabri bile top oynuyo be"diye.Maalesef o bizim son güzel günümüzmüş,o bizim son sevindiğimiz zamanmış meğerse.

Ama yok şimdi hakkını yemeyelim Hamburg maçı 2-0 oldu anda da çocuklar gibi şendim ve gelecek rakibi düşünüyordum,ama turun döneceği aklımın ucunda yoktu,fark geliyo fark derken rüyamız bitti ve uyandık en tatlı yerinde.Daha sonra bir sabah mamurluğu başladı yüzlerde,afyonumuz patlamamıştı.Hani yüzümüzü yıkadıktan sonra bile uyanamayız ya bir süre aynı o hesap,6 da 6 5 te 5 gibi hedefler bile uyandıramamıştı takımı,ama uyanmamızı geciktiren sebeplerde vardı elbette,en büyük etkende büyük kaptandı.Çok safça bir düşünceye kapıldı,onun görüşüne göre eski dava arkadaşları kurtaracaktı onu halbuki bilemezdi ki hatta tahmin bile edemezdi ipini onların çekeceğini.Halbuki biraz cesur olunsaydı bundan daha mı kötü yerde olacaktık,mesela Hamburg maçında Semih oynasa ya da Trabzon deplasmanında Lincoln kenarda oturmasa.

Hepsi geçmişte kaldı tabi ah diyip vah diyip sızlanmaya gerek yok ancak kaç Galatasaray'lı şu an Hamburg maçını düşününce üzülmüyor ya da içi sızlamıyor.O maçla yaşanmaz sürekli ancak o maç tarihin seyrini epeyce değiştirdi,belki büyük kaptan ve biz beraber büyüyecektik ve kupalara uzanacaktık o maç olmasaydı ya da büyük kaptan küçük hakan'ın etkisinde kalmasa yapmasa etmese kıymasa şu takıma hiçbiri olmicak.

Halbuki neydi ondan beklenen,Florya'da bozulan düzeni bir nebze olsun düzeltmesi yani düzenleyici olarak getirildi o koltuğa.Yıkıp yeni düzen kurması için değil,peki o ne yaptı ondan beklenenin tam tersini.Aynı bir pistonlu kap misali yabancıların tarafı çok daha üstteydi ve kaptandan beklenen onu dengeye getirmesiydi.Çekilin koçum açılın yapıcam ben bunu hehey nidalarıyla geldi kabın başına fakat o da nesi yabancılar küçüldükçe küçüldü bülent korkmazın ellerinde,gol kralı baros-üstün insan harry kewell bile yok olma tehlikesi yaşadılar.

Kaptan'ın bazı düşünceleri olabilir tabi,mesela hasan şaş'ın kiloları.2 ye bölünse 2 messi çıkar diye düşünmüş olabilir kaptan.şaka bir yana ancak yinede teknik direktörken yaptığı 5 hamle varsa 5 i de yanlış hamlelerdir.Tek doğru işi arda'yı tekrar hayata döndürmesi oldu.5 katı tamamlanmış iskambil kulesinin en üstünü yapmak üzere getirilmişti halbuki göreve,daha sağlam ve sallanmayacak şekilde koyacaktı son kartı,o ise zemini bozuk koçum diyerek eğik zeminde yapmaya kalktı,ilk katı bile koyamadıktan sonra skibbe'nin paslı düzenine döndü ve avrupa vizesi alabildi.Hakikaten sene başında kim düşünebilirdi ki avrupa vizesini son anda alacağımızı,kabustanda öteydi bu sezon.

Büyük kaptan konusuna gelirsek keşke biz onu sadece oyuncuyken görseydik,keşke bizim için hep kolu sargılı adam olarak kalsaydı ya da rakip golcülere korku salan insan olarak.O galatasaray ruhunun birebir tanımlamasıydı ta ki gençlerbirliği maçındaki kola kadar.O kol bile bizi yıpratamamıştı çünkü yeri o kadar yüceydi ki bizim için,Metin oktay neyse bülent kaptanda oydu bizim için,bizim jenerasyonunda bir ilahı vardı artık çünkü.Fakat kısa kariyerinde yaptığı o kadar çok yanlış şey varki,İlhan cavcav bile arkasından büsürü saydırmıştı galiba haklıydı.

Biz ondaki o karizmayı istedik,biz o dik görüşü görmek istedik sahada.Barça bile gelse yılmayıp pres yapan atak oynayan takımı görmeyi istedik.İstanbul belediye maçında güç bela tek gol atıp onun üstüne yatan ya da hacettepe karşısında halısaha maçı yapan 40-50 yaşındaki amcalar gibi oynamayı asla istemedik,bülent kaptan eminim kendi maçlarını televizyondan izlese acayip eleştirirdi o topu oynatan antrenörü,lincoln neden yedek derdi şöyle derdi böyle derdi.Kendi yanlışlarını görüş düzeltmek yerine o yanlışları yapmasa yani yerleşen taktik anlayışı bozmak yerine florya da asayişi sağlasa şu an şu yazı yerine daha yüce yazılar yazıyo olacaktık inanın.

Yönetimin yapması gereken ise o açık uçlu istifayı kabul edip büyük kaptana teşekkür etmek,daha sonrasında ise bu denli kaliteli takıma gelecek sene için vizyonu olan ve taktik teknik becerileri üstün bir antrenör getirmektir.ben öyle yıldız isimler de istemiyorum sadece bu takıma yakışır oyuncu istiyorum.yönetim neyi yapıp neyi yapamadığını sorgulamalı bence daha sonra bizim geleneklerimize de yakışıcak şekilde geleceği planlamalıdır seçilemem korkusu olmadan.Çünkü eğer sağlam temeller üstüne atıldığını görürse insanlar bu planlamanın kongrede seçilememe gibi bişey sözkonusu olamaz.

Öncelikle şu altyapı biraz elden geçmeli,bir eğlence yeri olmaktan çıkıp akademi haline gelmeli yani nasıl anlatayım şimdiki gibi hatır gönül üzerine değilde daha hazır çıkan oyuncular gerekli ve oynayacağı takımlara kiralanmalı.Fiziği üstün tekniği zayıf ya da tam tersi oyuncular çıkmamalı,her şeyden azar azar yapacak kapasitede oyuncular çıkarmaya gayret etmeliyiz aksi halde önceki yazılarda da vurguladığım gibi avrupayla baş etmemiz çok ama çok zor.Anadolu üzerinde sözde seçmeler değilde gerçekten adam gibi seçmeler yapılmalı ve anadolunun belli noktalarına üstler yapılmalı.Mesela doğu anadolu için ege için gibi,scout ekibini istiyorsak önce kendi ülkemiz içinde çalışan bir scout sistemi kurmalıyız.

Gerekli adımlar atıldığı ve gerekli planlar yapıldığı sürece 3-4 senelik bir süre zarfında tekrardan hak ettiğimiz konumda oluruz ancak bunun için önce sağlam bir kafaya sahip olmalıyız.Serinkanlı düşünüp herşeyi ince ince analiz etmeli öncelikleri ona göre belirlemeliyiz,günü kurtarmayı amaçlayan hamle ile günü kurtarabilirsiniz ancak kaybedecekleriniz çok daha büyük değerler olabilir.Örneğin Büyük kaptan gibi,hasan şaş'ımız gibi takımdaki en sevdiğim isimlerden olan ümit karan gibi,önemli olan günü kurtarabilirken diğer alanlarda da iyi olmak ve en azından geleceği tehlikeye atmamak.Ben en azından bir galatasaraylı olarak hala umutluyum,ee Hagi ne demiş:

"Galatasaray adının olduğu yerde umut vardır"

biz bu sözü unutmamalı buna göre davranmalıyız.Güle güle büyük kaptan,güle güle galatasaray ruhunun kel kafası hasan,güle güle aykırı insan ümit.

Not:diğer takımlara sataşmamaya ya da ilkemiz doğrultusunda diğer takımları küçültmemeye çalıştım.Sürç-ü lisan etmişsem affola,beğenmediğiniz ağrınıza giden taraf olursa silmeye ben hazırım bu yazıyı.Amacım hissettiklerimi galatasaraylı dostlarımla paylaşmaktı.

Teknik Direktör Meselesi


En ağır yorumları yapabilirsiniz bu yazı hakkında yani Bülent Uygun gibi değilim eleştiriye açığımdır. Neyse başlayalım bakalım dün söz verdiğimiz değerlendirme işine.

Öncelikle takımlarımızda yapılan en büyük yanlıştan başlamak istiyorum, bizim takımlarımız yani büyük takımlarımız şu 2 yoldan birini seçiyorlar her zaman. Büyük antrenör gelirse sisteme uymayan oyuncular teslim ediliyor nasıl olsa hoca büyük diye ya da küçük isimlere daha doğrusu man management özelliği düşük isimlere yıldızlar emanet ediliyor. Bunu şu şekilde de açabiliriz ki en net örneği bu seneki Skibbe-Aragones ikilisidir, ben hala düşünürüm acaba tam tersi takımlara gelseydiler başarılı olurlardı diye.

İlkinden başlayalım, büyük adam küçük oyuncu. Bu şekilde bir film vardı galiba büyük adam küçük aşk adında o geldi birden aklıma, neyse gelelim meseleye. Bilindiği gibi ülkemize en krem tabakadan teknik direktör getirmek deveye hendek atlatmaktan kat kat daha zor bişey hatta imkansız. Hem maddi hem manevi yönden, şöyle düşünelim bugün bizim burun kıvırdığımız Scolari bile Chelsea'den baya yüklü para kazanıyordu yani önce bu maddi külfetin altına girmek gerekecek. Daha sonra ise aldığımız hoca tipiyle alakalı sorunlar baş gösteriyor, Hiddink gibi gittiği yerdeki oyuncu durumuna göre taktiğini yapan, ayağını yorganına göre uzatan (kadro anlamında transfer değil) bir çalıştırıcı alıyorsanız ne ala ancak böyle birinin şu anki ülke şartlarında gelebilitesi sıfırında altında. Diğer yönden sabit sistem adamları ise sistemine uyacak oyuncular transfer etmek için büyük bütçe istiyorlar. Bunun en basit örnekleri ise yine ülkemizden ve yine Fenerbahçe'den, Zeman ve Aragones gibi sabit sistem adamlarına verilen oyuncu tipi o sistemler için hiç müsait değildi, sonuçta siz tek pasa dayalı bir sistem kurmuş Aragones'e 5tane tam defans, 5 tane tam hücum adamı verirseniz ve bunun ortası hiç olmazsa böyle sonuçlar alınır. Geleceğim sonuç büyük teknik adam almak cesaret ister, bütçe ister. Gelenler ise biraz defoludur, Derwall yeni heyecan istemiştir ayırabiliriz bunu, Aragones yaşı nedeniyle bir ikramiye gibi gelen fırsat üstüne gelmiştir. Del Bosque'nin niye gittiğini hala anlamadım Mustafa'dan bir yorum bekliyorum hatta yazı bu konuyla ilgili.

İkinci kısım ise çok daha karışık man managemant olayı, yani aslında demek istediğim öyle bişey değil ama anlatamıyorum tam derdimi. Örneğin; Skibbe süper bir taktik insanıydı ancak takım içindeki sorunlar onu bambaşka yerlere gönderdi, vizyonsuz değildi ancak biraz korkaktı bildiği oyuncular dışına çıkmıyordu ve kondüsyon açısından çok eksik bıraktı takımı. Ayrıca Türkiye şartları içinde bilgisi sıfıra yakındı Kayseri deplasmanındaki beraberliğe sevinişini unutamam. Böyle insanlarda gelmemeli bana kalırsa, örneğin Skibbe Gaziantep olsun, Eskişehirspor olsun ya da ne bileyim Kayserispor için çok çok iyi bir isimdir ancak büyük takımda pek barınamamıştır.

Gelelim medyadaki isimlerden yola çıkıp asıl anlatmak istediğimi ortaya koymaya, hakikaten bizim yönetimler bu işi bilmiyor, bilseler Alain Perrin gibi isimler ortaya asla atılmaz. Alain Perrin de ne ya, dünkü yazımda dediğim gibi ne katıcak ülke futboluna, yeni vizyon-yeni başarılar-genç oyuncular-kaliteli alt yapı ha hangisini katıcak. Ende sadece Portsmouth ile küme düşmeme ve Lyon'la şampiyonluğu var yanılmıyosam ki yanılıyosamda yorumlarda yazarsınız eyvallah. Hata yapmışık deriz. Laudrup'un da biraz şişirme olduğunu düşünüyorum ben açıkçası, yani Bayram Tutumlu gibi bir adamın menejerliğini yapması bile tehlikeli yapar bunu. Schuster zamanı analizleri okurken Laudrup'un onun sistemini devam ettirdiğini gördüm, tamam saygın bir isimdir bir değerdir dünya futbolu için ancak hemen alıp büyük beklenti içine girmekte biraz yanlış, Laudruptansa Le Guen derim ben.

Le Guen ismi aslında biraz daha karışık, Lyon'da oynattığı futbola bayılırdım ve o zaman keşke gelse derdim keşke gelse. Fakat Glaskow tecrübesi benim için o kadar süre Lyon'da yaptığı herşeyi yıkmaya yetti bile, o nasıl çaresizlik o nasıl acizliktir. Akıcı ve sert oynattığı tamam ancak o da günü kurtarır bizim için Mustafa Denizli'nin Beşiktaş'ta yaptığı gibi. Başarılar kazanırsa en büyük Le Guen deriz ancak o gittikten sonra bakarız ki elde var sıfırdır. Ben tam olarak endüstriyel futbola geçemediğimiz için daha çok yarışmacıdan ziyade planlayıcı isimleri görmeyi daha çok isterim takımın başında, Kalli mesela 10 yaş daha genç olsa kesin gelmesini isterdim keza Co Adriaanse de o şekil. Magath'ı mesela Schalke alabiliyorsa biz neden alamayalım. Şu anda bizim ihtiyacımız olan şey kendi değerlerimizi parlatmak buna ihtiyaç duyuyoruz, örneğin Ertuğrul Sağlam-Bülent Uygun-Abdullah Avcı dışında kaliteli yerli çalıştırıcımız var mı gelecek için ışık veren,d aha önemlisi bir ekolümüz var mı? Bizim için ekol alt yapıdan çıkan oyuncunun yeteneğidir, Arda gelir o gelir bu gelir başarılı oluruz ancak bunlar kişisel başarılardır. Bizim bir model olmamız lazım kendi içinde değerli bir model hemde.

Galatasaray örneğini ele alalım, müthiş dediğimiz alt yapı dökülüyo şu anda ve yönetim Kalli'ye bir rapor hazırlattı bu konuyla ilgili, realist olacak olursak bizden asla bir Barça olmayacak, bir Manchester United olmayacak bir Bayern asla olmayacak (Bayern demişken Hoeness yazısını mutlaka okuyun borges'ten) Biz kendimiz olmalıyız çünkü bu ülkede 6+2 dururken Avrupa'da başarı birazda kendi evlatlarımızdan geçiyor. Örneğin Kewell'ın sağ açık olduğu takımda arkada Sabri durmamalı, fundemental olarak daha etkili bir isim olmalı (extensor'ın Bjk maçı hakkındaki yazısıda enfesti ona da övgülerimi göndereyim) ancak bu şekilde kompakt futbol oynayabiliriz. Mesela Uefa':yı alan takıma baktığımızda yabancıların hepsinin kritik rolleri olduğunu, yerlilerin de başlı başına büyük oyuncular olduğunu görüyoruz. Bu şekilde bir yapı kurulmalı ve bu yapıyı kuracak insan getirilmeli başımıza, alt yapıdan gelen Mehmet Güven daha az kilolu olmalı mesela daha teknik daha defansif yönü başarılı olmalı, Aydın fiziksel ve zihinsel olarak bu kadar düşük olmamalı.A ncak bu şekilde kurtuluruz fakat yönetimlerin bunu taktığı yok ,belirli menajerler var bunlar aracılığıyla hocalar alınıyo, oyuncular alınıyo olmayınca sil baştan. Perrin geldi yine aklıma delircem sonunda bu takım yüzünden o olcak Perrin ne ya Perrin.

Pembe tablo çizecek olursak düşünsenize bir 10 yıl sonra Fenerbahçe ve Beşiktaş ta alt yapılarını çalıştırıyor ve oyuncular çıkarmaya başlıyor. Buna bağlı olarak ligin kalitesi artıyor, Ada'da ve diğer liglerde daha çok oyuncumuz var ve direk katkı yapabiliyolar. Milli takım çalıştırıcımız Gökhan Gönül sakatlandığında yerine Sabri'yi oynatmıyor Napoli takımında oynayan oyuncumuz Ahmet oynuyor onun yerine atıyorum, ya da kalede Volkan arıza çıkardığında terlemiyoruz yerine Malaga'nın kalecisi Bülent oynuyor gibi. Ancak bu şekilde söz sahibi olabiliriz, ulen yazıyıda nerden nereye getirdik ya neyse. Daldan dala oldu biraz ama olsun pek çok şeye parmak bastık, sözün özü Houllier gelsin başka şey istemem.

Le Guen'de Nedir Ya


Sinirliyim hemde çok, çoktanda fazla hatta bu sinirim. Le Guen'de kimdir ya, tamam sağlıklı düşündüğümde Lyon'la elde ettiği başarılar göze çarpıyo fakat bize ne katacak ki bu, gelecek adına ne yapacak, klüp adına ne yapacak, finans adına ne yapacak, Galatasaray kültürü açısından ne yapacak. Koca bir hiç bana kalırsa. Hiçtende öte var olan yapıyı da yıkarsa o zaman görürüz, çok tartışılacağı kesin sezon içinde Lefoot'un yazdığı gibi olay oyuncu değişiklikleri yaparmış, zaten bizde arızadır bu konu gece 3l'ere kadar tartışılır. Hakkaten ha nedir bu Le Guen, Adnan Polat galiba topu dikti umudunu kaybetti bari yerime gelen daha da sçsn diyerek mi yapıyo bu hamleyi, hakkaten şaka gibi şu görüşülen isimler Perrin miş hahay be Hikmet Karaman'ı alalım daha iyi. Le Guen hakikaten Lyon dışında ne yapmış onu merak ediyorum, Nonda'yı keşfetmiş ha tencere kapak oldular işte turşusunu kurar artık Nonda'nın, bazı yerlerde Sakho'yu da getirir diyolar, futboldan minnacık anlayan hatta Adnan Polat kadar anlayanlar bile Sakho'nun gelmeyeceğini bilirler ama anlat işte. Hakkaten delircem ya valla delircem güzelim Skibbe'nin ne suçu vardı o halde, o da çileden çıkarıyodu adamı, o da delirtiyodu ama bi sistem kurmak istiyordu. Le Guen ne yapacak ki şimdi, hangi sistemi kurgulayacak, yabancı transferinde bize yardımı olacak mı, oyuncular ona saygı duyacak mı, gençlerin gelişimine katkı sağlayacak mı, en önemlisi Galatasaray ruhuna uygun bir yönetim gösterecek mi? Bence kocaman hem de koskocaman bir hayır. Ne olacak peki en sonunda devre arası bilemedik kongre sonrası ipi çekilecek sonra Hakan Şükür ya da başka birine yine gel evladım dicez. Herşeyi geçtim tamam ama Küçük Hakan'ı susturacak bir isim mi yine hayır. Galatasaray'ın geleceğini kendi geleceklerinden daha geride gören yönetimin sığ görüşüdür bu.

Neyse bu konu hakkında mini bir yazı yazarım gece, bitirmem gereken bir sunum projem var onunla meşgulüm bir süreliğine.

Schuster'in Takımı


Evet düşüm gerçekleşiyor galiba, takımın başında görmek istediğim kişi demiştim Schuster için halende bu fikrim devam etmekte. Şimdi ona verebileceğimiz kadroyu şöyle gözden geçirelim, kale için Leo Franco ismi gündemde ve gelecek gibi, keşke bir sürpriz yapıp şapkadan Kameni ya da Yohann Pele'yi çıkarsa yönetim de kale konusunda tekrar huzura ersek. Defansın göbeği de sancılı bir konu her ne kadar 3 tane milli takım stoperimiz olsada, geriden oyun kurandır bilmem ne geyiklerini bırakıp Servet'in yanına kemik gibi bir stoper bulmak şart (kemik ne ya git gide İsmet Tongo-Selçuk Yula ekolüne benziyorum Allah sonumu hayır etsin) neyse tercihim Afrikalı olmasın bu oyuncu, adam gibi bir iş yapıp kuzey ekolüne gidelim Doğu Avrupa ya da İskandinav olsun bu isim, satınca para kazanabileceğimiz biri yani, yok öyle Barça ya satalım tarzında biri değil ne bileyim işte Atletico'ya Sevilla'ya Tottenham'a satabileceğimiz tarzda biri anladınız işte ya beni. Neyse sol bek için Volkan gitmeli bence, ilk geldiğinde Roberto Carlos gibi gözükmüştü ancak Orhan Ak'tan sonra gelen herkes öyle gözükürdü bu gözlere, onun yerine transfer yapılmasa da olur bence, Alparslan var sonuçta hiç kullanmasakta Hıncal dede'mizin istediği gibi hücum bek olabilir çok çalışırsa eğer. Sağ bek konusu ise muamma, bence çok iyi topçu olan Serkan Kurtuluş antrenman ve fizik eksiğini giderirse Uğur'da sağlıklı dönerse bence sorun yüksek ölçüde kaybolur fakat her ihtimale karşı Orhan Şam'ı almalıyız, sonuçta lig uzun bi maraton ve Orhan'da defansif özellikleri fena olmayan bir bek, Hakan Balta'nın sağ bek versiyonu gibi önüne koyacağımız oyuncu ile iyi bir birliktelik yakalayabilir.

Ön libero konusu ise en rahat olduğumuz yer bence her yerde Mustafa Sarp ile anlaştığımız yazıyor ki iyi haber bu Mehmet Güven'den daha iyi olduğu su götürmez gerçek bence. Mehmet Topal gibi yıldız bir ismimiz var zaten hali hazırda bu bölgede ayrıca Barış ve Ayhan'da oynayabiliyor (biri Linderoth mu dedi yok artık) Linderoth'a da yavaş yavaş yol vermeliyiz hatta hızlıca vermeliyiz bu yolu. Lincoln satılacaksa eğer ki satılmamalı bence alınacak para Nuri'ye harcansın ve gelişimi izlenilsin koltuğa yayılarak.Ayrıca Murat Ceylan'ı da alıp sakatlık durumlarında falan mükemmel bir orta saha kombinasyonu yakalamalıyız.Kanatlara gelirsek Aydın kiralansın mümkünse oynayabileceği adam olacağı bi yere Sivas mı?zuhahahaha Layla yokki orda adam olur tamam oraya gitsin :D Sol kanat şu anda en güçlü bölgemiz Arda ve Kewell orada mükemmel ikili olarak göze çarpsa da sağ kanat için bir isim şart, çok uzağa gitmemiz şart mı bence şart yani aklıma şu veya bu isim gelmiyor sağ kanat için neyse bakalım.

Forvet içinse tek isteğim var Nonda ve Ümit postalansın yönetim tüm imkanları zorlayıp Sercan'ı getirsin, Sercan-Baros ikilisinin ihtişamına bakar mısınız ya topu alıp içeri girerler mis gibi. Onları yedekleme işi Özgürcan'a kalır keyifle izleriz bizde .Yani kabaca gidecek gelecek listesi şu şekilde olmalı.

Gidecek: Mehmet Güven-Aydın-Ümit-Nonda-Hasan-Volkan-Orkun (keşke Sabri de olsa)-Lincoln belki

Gelecek: Orhan Şam-Nuri-Murat Ceylan-Mustafa Sarp-Pele-Sercan-sağ açık-defans-başlarında da Schuster

Mümkünse sene başında da Uefa'da final istiyoruz denmesin ben apaçi olarak bıktım sadece hedef göstermeden birkaç sene bu şekilde ufak eklemelerle oynasın bu takım 2-3 sene sonra bekleyelim Uefa'da finali daha gidecek çok yol var.4-2-3-1 e göre sıralarsak ta

gk-pele
dr-uğur
dc-servet
dc-yeni stoper
dl-hakan b
dmc-Mehmet t
dmc-ayhan
mc-nuri
amr-yeni isim (please nuri şahin)
aml-arda
fc-baros

Anaa 4 yabancı var sadece, işte büyüklük budur bence. Neyse bu şekil Fenerbahçe değerlendirmesi de yapmak istiyorum bi kaç gün içinde yorumlarınızı esirgemeyin fantezi kadromdan :) Beşiktaş kadrosu çorbadan hallice olduğu için yapamicam Mustafa'ya bıraktım dönüşü Beşiktaş değerlendirmesi ile olsun diye ama kardemir karabük var fındık yi aynı şi misali

Galatasaray'ın Muhtemel Hoca Adayları


Şimdi baştan söyliyeyim futboldan çok anlamam ,daha çok gereksiz şeyler konusunda uzmanlaşmışımdır fakat bende birkaç bişey söylemek istedim. Öncelikle Bülent ile kesinlikle devam edilmeyecek burası çok açık, ben dahil çoğu kişi onu takımda görmek istemiyor. O halde onu geçtik öncelikle kendisine yolun açık olsun demek istiyorum her ne kadar büyük kaptan da olsa, Uefa finalinde çıkık kolla da oynasa; bazı şeyler için sadece Hasan Şaş yetmiyormuş. Hasan demişken bence seneye mutlaka teknik kadro içinde yer almalı, geçen seneki şampiyonlukta verdiği demeçlerin birinde taktik veren isimlerden biri olduğunu söylemişti. Kanı kaynıyor bu çocuğun ya Yılmaz Vural olur ya yeni Bülent Uygun olur orasını kestirmek güç.

İsim söylemicem şu ya da bu diye fakat yeni gelecek olan teknik adam enkaza benzer bişey teslim alacak orası kesin. Nondasından Yaserine tamamen bir enkaza döndü şu güzelim parıl parıl parlayan takım, neyse Gerets sonrasıda böyle enkazdı 1 senede parlamıştı kadro yine yaparız yeterki kalitesi, deneyimi, bilgisiyle bizi taşıyabilecek bi hoca gelsin.
Benim gönlümde yatan aslanı soracak olursanız Schuster gelsin der köşeme geçerim.

Bu Oynattığın Şeye Futbol Mu Diyorsun Dostum: 2-0


Şimdi hiç Premier Ligde oynanan futbolsa geyiklerine giresim yok, adamların ligden düşmemeye oynayan takımı bile 5 milyon paund verip adam alırken bizim ligde o paraya takım kurulması aradaki farkı sağlayan en önemli sebep bence, hayır bence bu da bir kısır döngü...Adamlar her maç full çekiyorlar, reklam gelirleri epeyce var, tv geliri olarakta baya bir para atıyorlar cukkaya. Ne alakası var diceksiniz tabi bunun şimdiki anlatacaklarımla.

Az önce Galatasaray maçını izledim, sakin kafa falan dinlemeden vurayım dedim şu klavyenin tuşlarına. Aman Tanrım o ne kötü futbol, o ne isteksizlik...Sene başı Hıncal vari konuşup 2 takım çıkarsak 2side şampiyonluğa oynar dediğimiz takım 2 pas yapamıyor, suçlu ise Bülent Korkmaz;asıl suçlu kim?YÖNETİM.

Skibbe kendi içinde iyi bir öğretmendi, gayet başarılı bir 2.adamdı fakat otorite boşluğu epeyce fazlaydı, yanında karizmatik bir lider olsaydı eminim şimdi hala Kadıköy şarkıları söylüyor olurduk. Sistem gayet iyiydi fakat elinde o değerde futbolcular yoktu, neyse bırakalım herşeyi maça geçelim. Bülent bir kere takım yönetmeyi bilmiyor, Hasan gel sen oyna baba, hadi Ümit koçum, Sabrim benim, Ardama bak zihniyetiyle takım yönetilmez. Volkan oyuna girince aha dedim 0-0'ı tutmaya çalışacak galiba bu seferde fakat onu bile yapamadı takım. Hayır hedef denen şey kalmamış oynatsana şu gençleri, koy Serkan'ı sağa, Alparslan'ı sola oynasınlar hele bir süre, tek maça göre yargılamamak lazım. Hem yenilince medya önüne atacağın yemler olur öyle değil mi Bülent.

Takıma adam akıllı hücum seti hazırlatmamışsın be kaptan, nasıl gol atıcaksın ki,her hafta Baros röveşata atamaz ya da rakibin kalecisi yanlış degaj dikmez haksızmıyım. Lucescu da defans yaptırıyodu ama onun takımı gayette güzel kontraya çıkıyordu, senin oyuncuların onu bile yapamıyorlar, suç onlarda mı yine hayır. Lincoln'ü onlar küstürmedi çünkü, Skibbe'nin hücum futbolunu onlar bitirmedi çünkü, ulen menejerlik oyununda bile hücum yaptırdığın takımı aniden aşırı defansif taktik yaparsan bocalıyor kaldı ki bunlar Türk oyuncular kafaları çabuk karışan, lüks araba sevdalısı adamlar, bu kadar değişikliği kaldıramazlar tabi.

Tüm maç kargaşa şeklinde geçti, 2-3 tehlikeli pozisyon vardı Baros&Yaser saolsun harcayıverdiler onlarıda. Yaser ne rahat adamdır ya insan bi geçmişini düşünür, geleceğini kurtarabilirdi bu maçla ama o kolay olanı seçti. Anadoludan takım beğensin şimdi zamanında ondan daha yetenekli olan ne isimler tekrardan Anadolu'ya döndüler. Bülent Korkmaz'ın yapacağı iş neydi, oyun planını bozmadan otorite kuracaktı, hani bir maket yaparsınız da en önemli kısmında babanıza devredersiniz bozulmasın o daha dikkatli yapsın diye bu da bir bakıma öyleydi. 1000 parça maketin 999.parçasında bozdu maketi Bülent. Cidden şu maç hakkında yazılacak hiçbirşey yok, tek Semih yazılabilir o kadar, nerelerdeydin Bülent Hoca nerelerdeydin Hamburg maçında Kewell'ı stopere koyup bu çocuğu başlatmazken. Neyse ilk yazımı da böyle bitireyim bari bitirişi olmasın, ileriki yazılarda daha da irdeleriz, beni eskiden bilenler ne kadar üşengeç olduğumu da bilirler o yüzden resmi de sonra eklemeyi düşünüyorum.