Her Rüyanın Bi Sonu Var


Bazı gerizekalılar var kendilerini cok iyi bi bok zannediyorlar, çok sinirleniyim bu aralarda. Zaten adam olsa gelip adsız yorum yapmaz. Şu blog olayı çok yıprattı beni. Girip bi şeyler yazıyoruz kendimizce kafa dağıtmak için onuda burnumuzdan getiriyorlar. Bu sefer kesin olarak kapattım dükkanı, sıkıldım artık. Artık onlarda gitsin kendine başka yıpratacak adam bulsunlar.

Ulan gerizekalı adsız, kuzenimin dediğini yazdım Arda postunun altına Aston Martin çekmiş diye adam vatan gazetesinde okuyupta söylemiş beğenmiyorsan ne oku ne de yorum yap. Şu aralar yine kanı bozuklar artmaya başladı.

Evet kesin olarak blog kapandı, diğer yazarlarada emekleri için teşekkürlerimi bir borç bilirim, iyi ki sizle beraber bu işi yaptık, o konuda çok mutluyum şüpheniz olmasın. Bu blog benim için bir rüyaydı ve artık bu rüyanında sonuna geldik.

Ve son olarak geçen yaz Kıvanç ve Anıl arkadaşım açmıştı bu blogu ve bugünde 1. senesi, Kıvanç öss senesi nedeniyle aramızdan ayrılmıştı. Anıl ise üniversitenin ağırlığı yüzünden ama kendisi son dönem yazıları ile eşlik etmişti. Bu blogu açtıkları için onlara çok teşekkür ediyorum. Anıl ve Kıvanç'ın yeni bir blog projesi var bizim okuyucuların oraya da bakmasını tavsiye ederiz. Blog arşiv olarak kalsın ne kadar saçma salak yazılarımız olsa da belki arada girip okumak isteyen olur. Hadi kendinize iyi bakın, iyi tatiller.

Yakışır 10'a


Bendeki Arda sempatisi bambaska. Rakip takımlarda sevdiğim nadir topçulardan biri. Sonunda değeri olanı kaptanlığı ve 10 numarayı aldı. Şimdi 10 numaranın geçmişide malum Hagi sonrası kimler giydi kimler hepsi de şu anda kayıptalar. Arda bu laneti yenecektir diye umuyorum. Pek takip etmiyordum şimdi kuzenim dedi Arda altına 650 milyarlık Aston Martin çekmiş diye, bi Cem Yılmaz'da var diye biliyorum, güle güle eskit koçum.

Ankaragücü Maniche'yi Aldı!


Sporx'te gördüm haberi ve not düşmek istedim. Haber başlığında kesin bir dil kullanmışlar, haberin içeriğin baktın mı "Portekiz gazetesi A BOLA'nın iddiasına göre gelecek yıl Avrupa arenasında sahne almak isteyen ve bunun için güçlü bir takım yaratmak isteyen Ankaragücü'nün Maniche ile 3 yıllığına kontrat imzaladığı ve oyuncuya yıllık 2.5 milyon Euro vereceği söylendi." deniliyor. Millet habere çok tıklasın diye yapmayacak şeyleri yok. Galatasaray, Fenerbahçe çok peşinde koşmuştu Maniche'nin şimdi Ankaragücü'ne gelirse garibime gider, ha inşallah da gelir. Vassell'e çok bomba karşılama yapan Ankaragücü taraftarları Maniche'ye neler yapar düşünemiyorum. Avrupa külüplerinden baya teklif geliyor diye okumuştum Maniche'ye. Resmi imzayı atmadan inanmam ama bi köşede dursun bu post. Kalkıpta Maniche şöyle oyuncu böyle oyuncu diye yazmak istemiyorum. Gelirse şukela olur diyip bi köşeye çekilirim.

Bloga da fazla uğrayamıyorum, güncelleme konusunda sıkıntı çekiyorum. Şu sıralar ailem ile ilgilendim, daha bi de tatile çıkacağım, yine ara ara girer önemli şeyler oldu mu yazarım. Kendinize ii bakın dostlar.

Fenerbahçe'de Yaprak Dökümü


Fenerbahçe verim alamadığı oyuncularını bir bir gönderiyor. Yasin Çakmak, Can Arat, İhan Parlak, Kerim Zengin, Maldonado ve Gökhan Emreciksin ile başlayan yaprak dökümü Burak Yılmaz, Josico ve Gürhan ile devam ediyor. Daha gidecek oyuncular olacaktır. Burak, Eskişehirspor ile 2 yıllığına anlaşmış. Kendisi hiç büyük takım topçusu olamadı ne Beşiktaş'ta ne Fenerbahçe'de. Manisaspor'da yarım dönem oynamıştı diye hatırlıyorum Holosko takasında göndermiştik. Orada nerdeyse kendini bulmuştu, gol krallığını iyi yerde bitirmişti ama Manisa ligden düşünce takımdan ayrılıp Fener'e imza atmıştı. Şimdi Eskişehirspor için ter dökecek ve yarar sağlayacağını düşünüyorum.

Geçen sezon Villareal'den büyük umutlarla alınmıştı Jose Joaquin Moreno Verdu Josico. Mehmet Aurelio yerine getirdik, iş yapar dediler. 34 yaşındaki topçu getirilir mi ulan dedi herkes. Bu sezon sadece 14 maçta oynadı. Halen merak ederim Josico'yu getirmek nerden esti diye. Sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilmiş. Son dönemlerde Josico'nun problem çıkardığı yazılıyordu sonunda olay bi şekilde bağlanmış. Ne diyelim yolu açık olsun. Fenerbahçe Josico'dan kurtularak rahat bir nefes aldı, şimdi daha rahat edecekler ve önliberoya iyi bir oyuncu getireceklerdir.

Takımdan son ayrılan Gürhan oldu. Antalya ile 2+1 yıllığına anlaşmış. Saat şimdi 3 olduğuna göre bugün imzayı atması bekleniyor. Benim her zaman beğendiğim bir oyuncuydu. Ara ara görev aldığında da başarılı olmuştur ama bir türlü ilk 11'e girme gibi bi lüksü olmadı. Kendini göstermek ve geliştirmek adına Antalya onun için iyi bir seçenek oldu.

Eskişehirli Hedo

Evet artık Hedo Raptors'un oyuncusu. NBA'de kritik anlardaki sayı becerisiyle öne çıkan, geliştikçe gelişen asist yapan ribaund alan; 20-5-5'lik bir oyuncuya dönüştü Hedo. Hal böyle olunca da Free-Agent piyasasının en gözde ismi oldu.

Olayların gelişim sürecini anlatmaktansa, bu olayın Raptors adına faydasına bakalım. Calderon-DerRozan-Hedo-Bosh-Bargnani beşi kağıt üzerinde kötü bir beş değil. Savunma konusunda sıkıntı yaşayacak bir beş. Skor yönünden çok atacak ve çok yiyecek bir beş.

Tabi ki Blazers tercihi onun için kariyer anlamında daha iyi olacaktı. Skorer fakat kimi zaman ekmeğini taştan çıkartan Roy, Bayless, Blake, Aldridge ve Oden gibi gençlerden kurulu Blazers'a abilik edecek kritik toplardaki becerisini gösterecekti. Fakat o Raptors'u seçti.

Raptors hem 3 milyon dolar daha fazla para verdi fakat elbette ki ana sebep bu değil. Yaşınız 30'a gelmiş ve bir yuva sahibisiniz. Elbetteki ben Blazers'a gidiyorum diyemezsiniz, eşiniz var ve küçük bir kızınız var; onun geleceğini düşünmek zorundasınız.

Eşi Toronto'yu istedi; Hedo'da Toronto'yu seçti, bundan daha doğal bir şey yok tabi ki. Fakat bir takım kesimlerde ''Kılıbık Erkek'' yakıştırması yapmasın. Evlilik bu, Çocuk Parkı değil! Ve tüm bu olaylar doğrultusunda Hedo Raptors ile anlaştı; hayırlı olsun.

Hayırlı Olsun


Euroleague kuraları çekildi. Ciddi değerlendirme için henüz erken ama hedefler yüksekse güzel kuralar. Efes'in deplasmanları zor, fakat kolay grup. Tabii ön elemeden sağlam bir takım gelebilir, dikkat. (Misal;Benetton) Fenerbahçe'nin iç sahada yapabilecekleri onları ilk 2'ye bile sokabilir. Siena ve Malaga en ciddi rakipler olur gibi. C ve D gruplarına bakınca şükürler olsun diyorum...

Fikstür Çekildi


DERBİ TARİHLERİ

5.HAFTA GALATASARAY-BEŞİKTAŞ
9.HAFTA GALATASARAY-TRABZONSPOR
10.HAFTA FENERBAHÇE-GALATASARAY
12.HAFTA TRABZONSPOR-BEŞİKTAŞ
13.HAFTA BEŞİKTAŞ-FENERBAHÇE
17.HAFTA TRABZONSPOR-FENERBAHÇE

Tabata Dedikodusu


Bilindiği gibi Delgado'nun ameliyat masasına yatacağı ve en az 3-4 ay sahalardan uzak kalacağı haberi gelmişti bir hafta önce. Beşiktaş ile Tabata haberleri çıkmaya başladı. Hatta 8.5 milyon euroya transferin bitti haberleri ortalarda dönüyor. Yok ebesinin ki diyeceğim. 8.5 milyon euroya daha iyi isimler alınırdı ya, yazık ulan. Gerçi daha belli değil Yıldırım Demirören'in İtalya'dan dönmesini bekliyorlarmış.

Biz İsmail Köybaşı'nı almıştık ne oldu ondan vaz mı geçildi?

Where the Truth Lies


Harddiskimi toplarken sürekli kopyalamada sorun çıkarttı. Tamam anladım derdini senin diye hemen izlemeye koyuldum..

Başrollerini Kevin Bacon, C Firth ve A.Lohman paylaşıyor. Hemen film hakkında konuşmaya başlayalım, nedir ne değildir...

Film tamamen bir karambol filmi. Şimdi iyi senaryo yazmakla, normal bir senaryo yazmak arasında fark vardır. Bu filmi izledikten sonra senaryonun içine nasıl edilir kavramını bir kez daha anlamış oldum. Yönetmenimiz güzel bişeyler çıkartmak istemiş ve biraz eline yüzüne bulaştırmış bence, şimdi neden anlatim;

Sanırdım ki K.Bacon un oynayacağı hiçbir film kötü olmaz ama bu sefer yanıldık. Olayımızda bazı ana karakterler ve yan karakterler var. Film ve senaryosu bence baştan sona kadar hatalı. Burda biraz senaryodan bahsetmem gerekecek ve bunu ilk defa yapmak zorundayım. Yazının bundan sonraki kısmı filmle ilgili sahneler içereceğinden okumamanızı tavsiye ediyorum...

-spoiler-

Şimdi, 2 ana karakterimiz, bir tane yazarımız ve bir tanede hizmetçimiz var. En salak insan bile olayın bunlar arasında geçeceğini ve ölü kızı kimin öldürmüş olacağını tahmin edebilir, açıkçası ben filmleri izlerken böyle tahminler yapmak yerine kendimi filme teslim etmeyi seven bir izleyici olmuşumdur herzaman ama bu sefer film zorladı beni. İhalenin en son uşakta kalacağı o kadar belliydi ki... Yukarıda değinmek istediğim senaryo davası burda ortaya çıkıyor. Eğer bir gizem yaratmaya çalışmışsanız bunun filmin son anlarında çözülmesini istersiniz. Ama öyle boktan bir bitiriş kısmına giriş yapmışlar ki aman allahım. Filmi son 10 dakikada çözmeleri gerekirsen bunu son 45 dakikaya ( yaklaşık olarak) yaymaya çalışmaları yüzünden bitiş yalan olmuş. Zaten izlerseniz eğer farkına varırsınız ki 2-3 tane çok can alıcı sahne var. Ben yapıyor olsaydım o sahneleri koymaz, filmin bitiş sahnelerini biraz daha erteler ve izleyiciyi heycanlanrırıdım. Hele bitmesine 20 dakka öyle bir olay oluyor ki ahanda filmin bitmesine 20 dakka kala zaten film bitiyor. Olayları kimin yaptığını anlıyorsunuz ve ondan sonra zaten gazozuna izliyorsunuz.

-spoiler

Filmde baya bir sevişme sahnesi var ama allahım bu kadar mı yapmacık olur? Sevişme sahnesini çekmek istiyorsan biraz hissettirceksin. Oyuncuların birbirlerine sokmadıkları bu kadar mı belli olur arkadaşım. Çok soğuk sahneler, gerek kamera açıları, gerek oyuncu davranışları resmen sınıfta kalmış.

Flashback sahneleri ise tam bir facia. Ortalarda kaybolup gidiyorsun bu adam kim ? hangi ara bıyık taktı.. Bıyık takan acaba bu mu bu mu ? Bu sahne ne kadar geride ? Flashbacklerden sonra gerçek hikayeye dönüş kötü olmuş.

Son olarak eklemek gerekiyor ki , karakterlerde böyle bir soğukluk var arkadaşım.. Aslında sevişme sahnelerinde olmak üzere sanki cenaze töreninnden gelen bir grup oyuncu filmi çekmişler gibi. Tamam film komedi kaldırcak durumda yok ama sevimlilik desen hiç yok. Tamam kabul ediyorum belki çok aptal birşey demek istiyorum burda ama anladığınızı umut ediyorum. Belkide bu yüzden sevişme sahneleri soğuk, senaryo hatalı geliyor olabilir.

Sinemaya gelse para verip izlencek türden değil. Kusra bakmayın, bu tür filmler herzaman güzeldir. Ama filmdeki gizemi, gizleyebildiğin kadar güzel olur...

Ron Artest Lakers'ta


Şampiyon takıma iyi bir takviye oldu. Tabi üzgün herkes Ariza ile yollar ayrılıyor. Artest'in gelişine pek sevinemedik ama camia adına hayırlı olacaktır. Resmen bedavaya geliyor. 3 senelik 18 milyon dolara tamam demiş. Zaten şöyle bir açıklamasıda oldu.

"Ben Lakers'a gidiyorum; Lakers, Lakers, Lakers. Şu anda Los Angeles'tayım. Para gerçekten umrumda değil, Lakers'ta hiçbir şey için bile oynarım."

Abdul Kader Keita Galatasaray'da


Bu transfer çok iyi oldu. Rijkaard'ın 4-3-3 sisteminde iki kanatta da oynayabilecek bir oyuncu. Hızı ve top tekniğide iyi, son vuruşlarda biraz sıkıntılı. Galatasaray'ın 3 senelik teklifine evet demiş. Lyon'a maliyeti ve alacağı miktar daha yazılmadı. Hayırlı olsun, nokta transfer bana göre.

Matteo Ferrari Transferi Üzerine


Şampiyonlar Ligi'ne bu sene ' Ferrari ' yle gidiyoruz, Avrupa'da ' Fink ' atıcaz, İnönü'de zaten herkes ' Yusuf Yusuf ', Beşiktaş ' Üzülmez ' ! :)

Kaçan Balık Büyük Geldi

Futbola İskenderunspor'un altyapısında başladıktan sonra İskenderun Beşiktaşlılar Derneği'nin takımı olan Kartalspor'a geçen İsmail, Siyah-Beyazlı formayla daha küçük yaşlarda tanışır. İskenderun Kartalspor'da gösterdiği performansla kısa sürede büyük mesafe kateden ve 10 numaralı formayı sırtına geçiren İsmail, Gaziantepspor'un altyapı hocalarının dikkatini çeker.

2006 yılında G.Antepspor'un genç takımına transfer edilir. 2007-08 sezonunun son haftasına kadar amatör olarak PAF takımda oynar. Beşiktaş ise aynı sezonun 32. haftasında F.Bahçe maçında çıkan olaylar sebebiyle Bursaspor maçını Adana'da oynamak zorunda kalır. Maç için Adana'da bulunan Siyah-Beyazlı takımın kaldığı otele, İsmail'i İskenderun Kartalspor'da yetiştiren antrenörü ile bir yönetici gelerek Menajer Sinan Engin ve altyapı koordinatörü Halim Aydın'a genç futbolcuyu denemelerini önerir. Fakat Beşiktaşlı yöneticiler, bu teklifi geri çevirerek o dönem Gaziantepspor'un PAF takımında oynayan ve profesyonel sözleşmesi olmayan İsmail'i denemeyi bile kabul etmezler.

İsmail'in yüzüne şans birkaç hafta sonra güler. PAF takımdaki performansıyla göze batan genç oyuncu, 2007-08 sezonunun son haftasında oynanan Gaziantepspor-İstanbul Bş. maçında oynatılarak profesyonel sözleşme yapılır. Bir sonraki sezon ise tam 24 maçta forma giyen başarılı sol kanat oyuncusu, büyük takımları peşinden koşturmayı başarmıştır. 4 Haziran 2009'da başarılı bir fıtık ameliyatı geçiren genç İsmail, önceki gece 4,5 milyon Euro bonservis bedeli karşılığında Beşiktaş'a transfer olarak hayallerini gerçekleştirir. Beşiktaş yönetimi de 2 yıl önce bedavaya alacağı bir oyuncuya astronomik bir bedel ödeyerek renklerine bağlar.

KARŞIYAKALI RIDVAN'IN DA HİKÂYESİ AYNI

Beşiktaş yönetimi, İsmail'le birlikte Karşıyaka'nın parlayan yıldızı Rıdvan Şimşek'i 400 bin Euro karşılığında renklerine bağlamak üzere. 18 yaşındaki genç oyuncunun hikâyesi de tıpkı İsmail Köybaşı gibi. Genç milli takım kampındayken geçen yıl Ümraniye'de Yemen Ekşioğlu tarafından Siyah-Beyazlı yöneticilere önerilen Rıdvan, 19 bin Euro yetiştirme bedeli karşılığında Beşiktaş'a transfer edilecekti. Ancak yönetim, bu parayı vermeye yanaşmayınca bu transferin maliyeti 400 bin Euro'ya kadar yükselmiş oldu.(http://www.internetspor.com/news.php?news_id=9015)


Bana da şimdi kızacaksınız hep Beşiktaş'ın yanlışlarını yazıyorsun diye. Herkesin bunları bilmesini istediğimden yazıyorum. Bedava gelecek adama şimdi 4.5 milyon euro ve iki adam veriyoruz. Alıp pafta oynatsan ne olacak kardeşim ya. Giden paralara yazık, günah ya. O zaman kim varmış yazıyor işte Sinan Engin. Allah senin belanı versin ulan.

Mondiali Antirazzisti




Başlığı görenler ne bu diye şaşırabilirler,doğaldır.Sezon bittikten sonra boyalı basınımız at gözlüğünü çıkarmadı,tüm hızıyla endüstriyel futbolun gerekliliklerini yerine getirdi,sezon boyu bir maça ayrılan 4 sayfa yerini saçma sapan uyduruk transfer haberlerine bıraktı gazetelerde.Televizyonlarda 50-60 yaşına gelmiş,dünyadan bir haber ''efsane yorumcularımız'', olabilitesi imkansız transfer haberlerini tartıştılar saatlerce.Güzel şeyler es geçildi yine,yalanlar,dolanlar,çıplak peri masalları anlatıldı durdu,toplum kandırılmaya devam etti 1 aydır.Edecekte...Fotospor,fotomaç tarzı yazılar girmek yerine bu yaz,spora dair güzel şeyleri yazmaya çalışacağım.Bana ne Mehmet Topuz'un menajerinin şok etkisi yaratacak açıklamalarından,Tevez'in Beşiktaş'a gelme ihtimalinden...Şu günlerde 1997'den beri İtalya'da düzenlenen ''Irkçılık Karşıtı Dünya Kupası''na ülkemizden ilk kez katılacak olan taraftarların heyecanı daha önemli benim gözümde.Maçlarda yaşanan kavgaları,olayları Ana Haberlere çıkaran ulusal basınımız,bu güzel olayı bir altyazıyla ya da bir gazetede ufak bir köşede bile yer vermedi.Niye versinler ki?Malum İstanbul'un Üçüzleri dışındakiler sadece ''Futbol Teroristi'' olduklarında yer bulabiliyorlar kendilerine basında.Hoş,öyle bir kaygılarıda yok en azından haberde geçen bu güzel insanların.Birgün gazetesi bu güzel olaya değindiği için kocaman tebrikler buradan,toplumun değil ama en azından benim kalbimin trajını kazandılar...

Habere ulaşmak için;

http://www.birgun.net/report_index.php?news_code=1246188153&year=2009&month=06&day=28

Sıkıcı yaz günlerinde,spora dair benzer güzelliklerin devamı gelir umarım...

Juan Sebastian Veron


Edgar Davids'in Kocealispor olayından sonra hiçbir bu tip habere inanmıyorum imzayı atana kadar. Beni heyecanlandıran bir durum olduğu için içimden bi şeyler karalamak geldi. Bursaspor Veron'u getirmek istiyormuş. Ne kadar yaşlıda olsa Anadolu kulüpleri için paha biçilemez oyuncu. Ulan Veron be, heyecanladım ha şimdi. İnşallah getirirler.

Serdar Kurtuluş


Takımdaki en sevdiğim oyunculardan biriydi. Çok fazla sakatlanmasa bize çok yararı dokunurdu ama olmadı işte. İlk 11'de yer alması da zordu artık. Galiba İbrahim Köybaşı transferinde kullanıldı. Gaziantepspor ile 1 yıl opsiyonlu 3 senelik imzayacakmış. İnşallah orada başarılı bir grafik çizer. Yolun açık olsun genç adam, milli takım seviyesine kadar yükselmen dileğiyle...

The Last House on the Left [2009]



Geçen gün alışveriş yaptıktan sora sinema afişlerinin önünde kırmızı ışıkta beklerken bir film dikkatimi çekti.

Senaryomuz Wes Craven üretimi. Daha önce nerelerden tanıyorum diye fazla düşünmeyin. Gece Uçuşu, Çığlık 1-2-3 ve Cursed ünlü yapıtları arasında. Senarist olarak Elm Street leri unutmamak gerekir. Neyse gereksiz ayrıntılarla sıkılmayı bende sevmediğiden dolayı böyle bir niyetim yok hemen filme geçelim isterim.

İzledikten sonra ''Woah...'' gerçekten güzel film olmuş demek istiyorum..Nerden başlayalım ? Konusundan başlayalım. Kişisel olarak filmi izledikten sonra dedim ki, bu kadar da olur mu ? Düz mantık olarak bakıldığı zaman o kadar fazla denk gelme var ki. Mesela kızımızın yüzücü olması yada babamızın doktor olması filmde bu yeteneklerini kritik yerlerde, filmin kaderini etkileyecek şekilde kullanmaları açıkçası biraz ilgincime gitti ama allahtan fazla göze batmıyorlar.

Süresi 1 saat 45 dakka olan bu film için aslında söylenecek çok şey var ve herzamanki gibi konuyu anlatmadan ben sadece filmden bahsetmek istiyorum. Olay örgüsünü çok güzel kurmuşlar ama bunun adına eğer korku filmi demek istiyorsanız -ki bence değil- 1 saat bittiğinde hatta filmin 1.15. dakikasından sonra korku öğeleri dediğimiz şeylerin başlıyor olması biraz düşündürücü. Daha çok thriller denen tarza kaymış film bu aksaklıktan dolayı...

Oyuncular, oyuncular gerçekten çok iyi performans vermişler. Özellikle Sara Paxton u ben daha önce hiç izlememiştim yada gördüysemde hatırlamıyorum. Benimle aynı yaşta(1988) olan oyuncu inanılmaz cesur sahneler oynamış. Bilmiyorum ve bu sahneleri oynamasına bizim türkler '' sağlam göt varmış'' derler. Hem oynaması için, hemde filmdeki sahnelerden, zaten o sağlamlığın oldugunu anlıyorsunuz. 21 yaş belki böyle sahneleri çekmek için, gerek psikolojik olarak gerek başka yönlerden baya zor olabilir ama gerçekten çok başarılı bir performans ortaya koymuş. Gelecekte bu hatunun iyi yerlere geleceğinden şüphem yok. Filmin en iyi performans gösteren oyuncusu açık ara! Unutmadan, türk sitelerindeki bazı yorumları okuma fırsatı buldum ve değerlendirmeleri yaparken ne kadar yanlış yerlere takıldığımızı bir kez daha görmüş oldum. Şimdi artık daha fazla gizlisi yada film konusuna girmeyelim kısmı kalmadı bu işin, tecavüz sahnesine ne kadar fazla takılan insan var? Normal filmlerde bile bazen ateşli sevişme sahnelerini yada çıplak vucutları görmeye gık çıkartmayan halkımız bu sahneye neden bu kadar fazla takılmış anlamadım. Monica Belluci'nin sahnesini hemen herkez hatırlar. Kusarak sinemadan çıkanları biliyorum ben. Gerekli malzemelerden tutunda, soyuş tarzına kadar herşeyin alenen gösterildiği ve uzun uzun çekilen sahnelerdi ve iğrençlik payı yok değildi. Ama bizim sahnelerimizde -The Last House on the Left- bunlar yok. Bu kadar geniş açılardan gösterilmemesine rağmen bu kadar tepki alması ilginç geliyor adama...


Film hakkında biraz daha bişeyler söylemek gerekirse eğer, korku filmlerinde klasiktir bilirsiniz bazen kahramanlar abartılır yada bu daha çok thriller tarzı filmlerde olur. Bir adam gelir bütün bir orduyu felan dağıtır. Film burdaki ince çizgiyi bence çok güzel kurmuş. Sahneler gereği annemiz ve babamız baya bir atraksiyonun içine giriyor ve olağanüstü hiçbirşey yok. Normal 2 insanın yapabileceği kapasitede sahnelerin olması, filmin inandırıcılığını arttırmış.


Son olarak filmin sinemalarda +18 olarak gösterilmesi düşünülebilir yada en azından +15. Açık açık tecavüz sahneleri içermiyor film belki ama küçük seyircilerin -gidenler- etkilenmesi olağan. Onun dışında senaryosu gayet akla yatkın, zaman zaman yavaş ilerliyor bile denilebilen, korku sahnelerine geç giren bir film olarak görülebilir ama 1 saat 45 dakikanız boşa gitmeyecektir.
İzleyin, izlettirin.

Lanet Olsun Bıktım Ulan


Hergün Beşiktaş hakkında olumsuz bir haber görmekten bıktım. Spor sitelerini gezerken yine bir aptallık yaptık mı ki diye düşünerekten geziyorum siteleri. Habertürk'te gezenirken şu haber dikkatimi çekti. Ulan bu kadar da olmaz be 1 senedir oynattığınız adamın bonservisini halen vermemişiz. Allah için Yıldırım Demirören ya da artık kim ilgileniyorsa bu işle nasıl kafasını yastığa koyduğunda rahat uyuyor anlamıyorum. Hergün medya da olumsuz haber görmekten sıkıldı insanlar. Beşiktaş'lı olmayan bile bu kadar fazla yönetim hatası olmaz diyor. Bundan sonra bi elinizi vicdanınıza koyunda şu kulübü daha fazla yıpratmayın. Herkesin bi sınırı var bunu aşmamak lazım. Sadece Nihat transferi ile gönül alınmaz. Önce kendi içindeki sorunları çözeceksin. Yeter bea!

Bu paralar sanki bedava geliyor. Her sene en az 5-6 milyon euro zarar transferlerden oluyor. Del Bosque'de iyi bir girdi 8 milyon euro. Ondan sonra Seric, Diatta, Higuan, Gordon gibi salakça yapılan yabancı transferleri. Şimdi ise Zapo'nun İbrahim Köybaşı karşılığında Gaziantepspor'a kiralandığı söyleniyor. Gökhan Zan gittikten sonra kalır diye düşünüyordum, neyse. Hiç bir yerde yok böyle yönetim hataları...

ManU'nun Yeni Forması

Çok hoşuma gitti.. Rugby tarzı forma. Şu anda benim bir numaram.

Michael Jackson Hayata Gözlerini Yumdu

Büyük adamdın, iyi şarkıcıydın. Keşke hiç estetiklere felan bulaşmasaydın. İnsanlar seni öyle sevmişti. Ah ah, Michael Jackson 50 yaşında öldü. Oysa ki Londra'daki konser biletleri haftalar önce tükenmişti. Allah rahmet eylesin.