fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ne Oldu da Biz Bu Duruma Geldik ?



Başlık Demet Akalın'ın şarkısından. 'Ne oldu da biz duruma biz bu duruma geldik ? Az mı sevdik..' diye gidenden. Önder Turacı için bu durum çok açıklayıcı bir tabir. Futbola iyice ısındığım zamanlardı. Fenerbahçe Emre'li Newcastle önündeydi, St.James Park'ta. Önder'i orada çok beğenmiştim. Maçı kaybetmiştik fakat, Sibierski atmıştı golü de. Hafızam beni yanıltmıyorsa şayet. Ondan sonra FM tabiriyle D RC pozisyonuna geçti Önder. Sağ bekte PSV deplasmanına kadar hep forma giydi.

Sonrasında Gökhan Gönül'ün gelişi vs. derken Önder back up oyuncusu haline geldi. Takımdan ayrıldı, Zico'da kendisi gibi olunca tekrar geldi. Aragones döneminde de değişen pek bir şey olmadı. Edu'nun ayrılışı sonrası Bilica'nın takıma uyumunun uzun sürmesi derken, yabancı kontejyanından faydalanarak ilk 11 çıkmaya başladı. Başlık burada devreye giriyor. Bilica'nın Lugano ile kusursuz uyumundan sonra Önder takımda yedek kalmaya başladı. Kız arkadaşıyla kavga etti, atardamarı kesildi. Hesabı da kesildi geç de olsa. Yolu açık olsun.

Özer'den Alex Yapmayın



Bir tartışmadır almış başını gidiyor..
Özer yeni Alex'tir diyorlar, onun veliahtı.
20 numarayı da almış, cuk oturmuş felan..
Fakat yanılıyorlar.
Türk futbolunun gelecekteki en büyük yıldızlarından birini de yanıltmalarından korkuyorum.
Özer'i Alex yapmalarından.
Bu sayfalarda 2-3 ay önce yazmıştım Özer'i, çoğu bilmiyorken.
Fenerbahçe için yeni bir fırsat olduğunu Özer'in.
Daha sonra Özer akımı başladı medyada.
Ki haklılar.
Sağ açık oynadı, sol açık oynadı, kaptanın yerinde oynadı.
Hepsinden yıldızlı pekiyi aldı Özer.
Peki Özer nedir, necidir?
En büyük özelliği nedir?
Özer, yeni Alex'tir diyenler acaba araştırıyorlar mı?
Biliyorlar mı ki Özer çift yönlü oyuncudur.
Biliyorlar mı ki sol bek dahi oynar ?
Özer'i Alex yapmak onun bir çok özelliğinden faydalanmamak demektir.
Sözün özü, Özer Alex'in yerinde de oynar, Emre'nin yerinde de.
Özer'den Alex yapmak, Baroni yapmakla aynı şeydir. (Mübalağa)
Not: Blog Schumacher hızında..

Carlos Giderken #2



Daha önceki platformlarda da hep yinelediğim buydu; isminin TSL ile yan yana yazılması bile şu dönemde nereye gittiği belli olmayan futbolumuz için büyük kazanç diye. Belki Fenerbahçe'ye oyun anlamında fazla bir şey veremedi fakat, starlık yönü, popülerlik yönü vs. vs. derken Fenerbahçe'ye sporun dışında kaldığı alanlarda çok şeyler kazandırdı Carlos. Ayrılık hayatın parçası, Roberto Carlos'un Fenerbahçe macerasıda perşembe günü son bulacak.

Takdir ediyorum yönetimi bu konularda. Samandıra ve Dereağzı tesislerine Can Bartu ve Lefter'in isimlerinin verilmesi gibi davranışlar yapılıyor. Futbolcu transferi sonrası takımın efsaneleşen futbolcularından bir tanesini de imza törenine getirsek fena olmayacak, bunlarda zamanla kültüre yerleşecek şeyler. Misal Real Madrid, Di Stefano'yu getiriyor. Galatasaray'da yapmıştı bunu bu yaz, takdir edilecek şeyler. Carlos'a teşekkür edilip, plaket verilecek. Yolu açık olsun.

Fenerbahçe 3-2 Ankaragücü || Özer Hurmacı



Ankaraspor günlerinden takip ettiğim, özel bir ilgi duyduğum oyuncuydu Özer Hurmacı. Öyle ki ilk geldiğinde verilen Özgür Çek'ten daha çok şey getireceğine inandığımı belirtmiştim, orta sahanın her yerinde oynayabilecek bir oyuncuya, jokere ihtiyacı vardı Fenerbahçe'nin. İnanılmaz teknik, süratli, hırslı olan Özer Hurmacı aradığımız kan olabilirdi. Ligde 15 Hafta sonra ilk 11 başlamasının tek suçlusu Herr Daum'du. O bugün inanılmaz oynadı asist yaptı, çizgiden top çıkardı.

İbrahim Akın felan boş ver, Özer şu takımda solda banko oynar. Santos'u da beke çek. Al sana takım. Vederson ve Uğur da yedekleri olsun. Şu anki düşüncem bu oldu. Fenerbahçe'de gün geçtikçe gelişen bir değer varsa bu da Özer'dir, devam edecektir. İlerleyen yıllarda Sercan Yıldırım, Mehmet Batdal ve Serdar Eylik gibi isimlerle birlikte Türk Futbolu'nu sırtlayacaklarndan şüphem yok. Arda Turan gibi kendini kanıtlayacağına inanıyorum Özer'in ki bunu da başarıyor.



Ankaragücü 40 tane topçuya sahip. Bu durum Fikret Yılmaz için hem avantaj hem dezavantaj. Bir kere antrenmanda maksimum verimi almak çok çok zor 40 tane oyuncuyla. Avantaj olan tarafı fazlasıyla geniş olan kadro. Darius Vassel bugün çok iyi oynadı; Aydın'ı çok beğendim. Ankaraspor'un geçen sezon parlayanlarından olan Toguy Meye sonradan oyuna girdi, keza Madiou Konate. Bu takımın ligde orta sıralarda yer alması gayet şaşırtıcı. Yeni gelen Norveçli Sollied bu duruma el koyabilir.

Fenerbahçe'de ise Roberto Carlos'un son maçı oldu bence. Sarı kartı gördü, cezalı duruma düştü. Devre arasında da takıma veda edecek. Görünüm o yönde. Mehmet Topuz 3. haftadan sonra bir şekilde bu takımda şans buldu, sağ ya da ortada. Daniel Güiza attığı golle bir heyecan patlaması yaşadı. Takımın yaklaşık 1.5 ay sonra gelen galibiyeti ancak bu kadar zor olabilirdi. Fenerbahçe son bölümde baskılı olan taraftı, hak etti. Son pozisyondaki gol tartışması için yorum sizlerin.

Bitsin Artık Bu Çile



Takım Ankaragücü karşısına çıkıyor. Hedef mutlak 3 puan fakat maç seyircisiz. Kasımpaşa maçını kaybetmemizin nedenlerinden biri de seyircinin olmayışıydı. Takımı itecek bir güç bulunamamasıydı. Bu maçta seyircisiz. Karşımızda ligin önemli kadrolarından bir tanesi var, dikkatli olmak zorundayız. 8'de 8 rekorunu 4'te 4 rekorunun gölgesinde bırakma ihtimali var, Allah korusun. Gazetelerden bazıları Selçuk yerine Özer'i yazıyor Emre'nin yerine. İyi olur.

Andre Santos büyük olasılıkla yedek, Aziz Yıldırım ciddi şekilde uyardı, bugün de Daum onu yedek soyunduracak. Cristian Baroni'deki inanılmaz istikrar devam ediyor, nazar değmesin. Alex de Souza biraz formsuz keza Mehmet Topuz'dan daha olumlu şeyler bekliyoruz. Defansta Bilica-Lugano arasında uyum sorununun artık kalmadığını düşünüyorum. Carlos yerine Vederson başlıyor, solda inanılmaz bir organizasyon sorunu olacağını söylemek güç değil.

Keza 'Uğurinho' bu maçta ilk 11'de olacak gibi, kendisinin orta sınıf bir Anadolu takımına gönderirim ben yönetici olsam. Deivid ve Emre olmayacaklar bu maçta. Benim kadrom;

Volkan; Vederson, Bilica, Lugano, Gökhan; Andre Santos, Cristian, Selçuk, Özer, Alex; Güiza

Carlos Giderken#1



Acısıyla tatlısıyla ve daha bir çok şeyi geride kaldı artık. Fenerbahçe dünyanın gelmiş geçmiş en iyi sol bekine çubukluyu giydirdi, yaşı öyle ya da böyle. İlk duyduğunda büyük bir camianın başkanı: 'Carlos mu? Ha ha. Formasını bile alamazlar.' tarzı açıklamalar yapsa da Fenerbahçe ve Roberto Carlos adının birlikte anılıyor oluşu bile Türk Futbolu büyük kazançtı. Nitekim Cassio Lincoln, Elano, Andre Clarindo Dos Santos gibi yıldızlar buraya gelebiliyorsa, bunun yegane sebeplerinden biri Fenerbahçe; özelinde Roberto Carlos, Ariel Ortega, Nicolas Anelka gibi yıldızlardır.

Roberto Carlos'suz Fenerbahçe'de çoğu oyuncunun pozisyonunun değişeceği aşikar. Daum en basitinden Andre Santos'u sol beke çekmekle başlamalı işe. Devamında ara transfer dönemi çok iyi değerlendirilmeli ve takıma bir sol açık katılmalı. Vederson ya da Uğur'la yürümez bu iş. Yerli piyasından İbrahim Akın ismini söylemiştim, kendisi Fenerbahçe'ye de gelebilirim tarzı açıklamalar yapmıştı. En azından değerlendirilmesi çok şukela hareket olur; tabi azı dişlerinde öğütülmeyecekse.

Onun yanı sıra yabancı piyasasından Ricardo Quaresma olabilir. Tabi ki onun gelişi çok çok zor, sonuçta mutlaka peşinde La Liga, EPL, Serie-A'dan büyük takımlar olacaktır. Ve son alternatif, maalesef Tuncay Şanlı. Aziz Yıldırım ve transfer komitesi eğer mal değilse, Tuncay'ı Stoke City'den Fenerbahçe'ye getirmez. Tuncay'ın bana göre bu saatten sonra tek bir dönüş yolu var, o da kiralık olarak. Yani bedelsiz. Niye bedelsiz? E sorarım size, siz bedavaya verdiğiniz bir şeyi tekrar para ödeyerek alır mısınız?

Eskişehirspor 2-1 Fenerbahçe



Ligde ilk 10 maçın 9 unu kazanan Fenerbahçe'ye ne olduda bu duruma geldi hiç bilmiyorum.. Tabi ki oyuncular form düşüklüğü yaşayacak, bunlar işin doğası fakat 3 maçtır üst üste gelen yenilgileri bu sebep asla ve asla açıklayamaz. Sahada bir çok yıldız var zaten, bu adamlar hocasız da oynar, emin olun. Asıl meziyet onları maça hazırlamakta, form düşüklüğü olduğunda yerine bir başka oyuncuyu hemen takıma adapte edebilmekte. Bunun en kolay yolu, Rijkaard ile ülkemizde çılgınlaşan rotasyon. Daum bunu sağlamcı karakteriyle yapmıyordu başlarda ve sonuç maalesef ortada.

Genelinde sakin geçen maçta, kazanan takımdan Güiza ve Carlos yoktu sahada. Önder'in maç öncesi gelen kaza haberinin oyuncular üzerinde herhangi bir etki bırakmadığına eminim. Hani bakarsınız yarın birileri buna bağlar durumu. Hayır. Sakat Carlos'un yokluğunda solun rakip savunucusu tarafında Vederson ve onun önünde Brezilya Milli Takımı'nın forveti(!) Andre Santos vardı. Forveti diyorum çünkü bir ara ilk golden önce Semih-Santos çift forvet oldu sanki. Alex'in bir kafa dışında varlık gösteremediği, Gökhan'ın alışkın olduğumuz performansını yinelediği vs. bir maçtı, kaybettik.



Hani şu takımda Cristian Baroni olmasaydı bugün işler çok farklı olurdu. İnanılmaz kritik toplar kesti. Asıl umut Santos'daydı, fakat Cristian bambaşka oynuyor. Emre'nin yokluğunda görev alan Selçuk'un aklı Aragones günlerinde kalmış anlaşılan. Emre'nin oyuna girdikten sonra hafif çekingenliği vardı, doğaldır. Ve şu takımda keşke herkes bir Tota olabilse, bir Bilica olabilse.

Semih'in oynamaya mecalimi yok ya da isteksiz mi çözemedik. Yalnız bu iş böyle giderse Fenerbahçe'nin forvet hattında baştan aşağı bir değişiklik seyredebiliriz. Eskişehir'le bitirelim. Ümit ve Mehmet'in yokluğunda Youla karıştırıcı adam rolünü iyi üstlendi, Es-Es Adem'le sonuca gitti. Beşiktaş, Kasımpaşa ve Eskişehir.. Fenerbahçe maalesef doğru yolda değil.

Tamam Geçmiş Olsun da



Kulüpte ilginç şeyler oluyor. Öyle ki bu saatten sonra alınacak galibiyetler felan pek de umrumda olmayacak. Bir başıboşluk, bir isteksizlik söz konusu sanki. Teki antrenörü iterek doğrudan soyunma odasına gider, teki dalga geçiyormuş gibi bir kalıyorum, bir gidiyorum der; gideceği takımı da söyler, teki (ya da ikisi) takım 3-1 yenildikten sonra soluğu barda alır, onlardan bir tanesi sabah antrenmana yetişeceğim derken ölümden döner, teki nişanlısıyla kavga eder, sarhoştur, gece geç saatlere kadar eğlenmiştir sakatken(Çeşitli spekülasyolar var). Atardamarı kesilir. Tamam geçmiş olsun da biraz çeki düzen..

Dünya Yıldızı (!)



Türkiye'nin en üst düzey liginde gol kralı olmuş, Avrupa'da 3. olmuş Türk Milli Takımı'nın bir numaralı golcüsü ve daha bir sürü başarısıyla kariyerini konuşturan, kendisine verilen şansları Dünya Yıldızımız'dan binlerce kat daha iyi Semih Şentürk 83. dakikada oyuna girdiğine tepki göstermiyorda, 2 sezondur yokları oynayan Dünya Yıldızı Daniel Güiza oyundan çıktığına tepki gösteriyor ve Fenerbahçe antrenörünü iterek doğrudan soyunma odasına gidiyor. Hadi 30. dakikada çıksan anlarız da, nedir bu tepki yani? Noluyoruz ? Kimse ve kimse Fenerbahçe'den asla ve asla büyük değildir..

Futbolu Bıraktıktan Sonra Spor Yazarı Ol Cenk İşler



Bir süredir yazamıyorum, Fenerbahçe utanç verici mağlubiyetler aldı, beni de burada mahçup etti, sorun değil. Bugün tekrar siftah yapıyoruz ve konuğumuz ünlü spor yazarı (!) ve futbolcusu Cenk İşler. Biliyorsunuz Kasımpaşa formasıyla Fenerbahçe'ye bir gol atınca basının inanılmaz ilgisini üzerinde bulan Cenk, Daniel Güiza'ya ''Büyük takım oyuncusu değil.'' yakıştırmasını yapmış; boynumuz kıldan incedir efendim. Kendisi büyük takım futbolcusudur, büyük futbolcudur. Kendileri ilk kırmızıyı kim görüre kendisini işaretleyip 13. dakikada kırmızı kart görmemiş kadar temiz bir futbolcudur, Güiza'nın hakkında ahkam kesecek kadar da bilgilidir hatta. Sağol Cenk..

Bülent Deriş



"Atmosferi fazla germemek lazım. Fakat haftasonunda farklı bir galibiyet elde edeceğimize inanıyorum. Fenerbahçe maçıyla birlikte gol yollarında yaşadığımız sıkıntıyı aşacağız. Buna inanıyorum"

Yani bu açıklamanın mantığı nedir ? Çıkıp yenerim de kardeşim ona kimsenin lafı yok. Bilmem kaç yıldır evinizde kaybediyorsunuz; bu kadar rahat konuşturan nedir bu adamı ? Ya da yönetici bazında yaptığı işler nedir ki bu açıklamayı koskoca bir camia adına yapabiliyor ? Fark atarmış, atabilirsin ona da tamam ama çıkıp da ''Fark atacağımıza inanıyorum.'' demek nedir yahu?

Fenerbahçeli Olmak



Fenerbahçeli olmak bu ülkede..
Fenerbahçeli olmak şikeci olmaktır..
Fenerbahçeli olmak ahlaksız olmaktır..
Fenerbahçeli olmak hakeme para (!) yedirmektedir..
Fenerbahçeli olmak zengin ama salak kulüp taraftarı olmaktır..
Fenerbahçeli olmak saçmalıktır; ne Fenerbahçesi..
Fenerbahçeli olmak suçtur..
Fenerbahçeli olmak taraftarın ağzını dağıtan sporcunun takımını tutmaktır.. Yersen!
Fenerbahçeli olmak Alex'i sevmektir, büyülenmektir..
Fenerbahçeli olmak Tanjevic'ten nefret etmektir..
Fenerbahçeli olmak olay çıkarmaktır (!)
Fenebahçeli olmak orta parmak yapan kadınla aynı takımı tutmaktır..
Fenerbahçeli olmak sahaya 15000 tane su atmaktır..
Fenerbahçeli olmak başkanına ana avrat küfretmektir..
Fenerbahçeli olmak başkanının derbi öncesi gönlüm x'ten yana açıklamasını sevinçle karşılamaktır..
Fenerbahçeli olmak tek olmaktır..
1'e 17 olmaktır Fenerbahçeli olmak..
Tekiz ve mutluyuz.. Var mı ?

Semih'ten Ayrılık Sinyali



Beklenen gerçekleşiyor sanki.. Semih zorla yuvadan uçacak bu gidişle. Bir türlü düzenli forma şansı bulamadı Semih. Sahada yüreğiyle oynayan, kulübüne bağlı olan ve son yıllardaki yegane alt yapı ürünümüz olan bu oyuncuya sahip çıkmalıyız. Galatasaraylılar nasıl elin Avustralyalısına sahip çıkıyor biz de Semih'e o düzeyde sahip çıkmalıyız. Tabi ki Semih ve Harry Kewell'ı kıyaslamıyorum fakat yine de bir benzetme yapmak istedim.

Semih giderse, Güiza'da yolcu, forvet hattının baştan yapılanabileceğini söylesek hata etmeyiz. John Carew eğer Türkiye'ye gelecekse bu takım lütfen Fenerbahçe olsun. Topu tutabilen; Alex'ten maksimum faydalanabilecek bir santrafor tipi. Bu arada açıklama gelmiş transfer yapılmayacak diye; yalandır. Deivid, Carlos gibi adamlar gidecek deniyor gidecekse aynı kalmaz bu kadro, kalmamalıdır.

Daum'un Transfer İsteği



Daum devre arası için transfer istiyor. Fenerbahçe'de kontejyan ağzına kadar dolu. Deivid, Zico'nun yanına gidecek büyük olasılıkla. Pireler'e şöyle bir 4-5 milyon euroya satabilirsek çok hoş olacak. Onun dışında Roberto Carlos salı günü bence gideceğini açıklayacak. Kontejyan 6 ya iniyor. Güiza'nın devre arasında takım değiştirme olasılığı var bence. Atletico onu alabilir. Fenerbahçe'nin kontejyanının 5 e düşmesi demek bu. Ve bir forvet; Alman hocanın isteği.

Gazetelerde Luis Fabiano ismi geçiyor. Gerçekten zor bir transfer. Peşinde dünyaca ünlü kulüpler var ve Brezilyalı Sevilla'da mutsuz. Fabiano'nun Fenerbahçe'ye gelişi dünyayı sarsar. Ne Fabiano ne de başka bir forvet Fenerbahçe'de bu sistemde tam kapasite ile oynayamaz bence. Yine de klası yetecek oyuncu derler ya; aynen öyle. Onun dışında Carew, Halil Altıntop, Mutu (Allah korusun) gibi oyuncular alınabilir. Devre arasının hareketli geçeceği kesin..

Solomon Ayrıldı/Emir'de Domuz Gribi



Beklenen oldu. Will Solomon, disiplinsiz hareketleri nedeniyle Fenerbahçe'den ayrıldı. Tabi ki bu resmi açıklama. İşin iç yüzünde neler döndü bunu bilemeyiz tabii ki fakat; yine de oyunun her iki yönündeki katkısıyla takıma çoğu maç enerji veren yapısıyla Solomon oldukça iyi bir oyuncuydu; her ne kadar bazı maçlar raydan çıksada. Yokluğunda sakatlığı atlatan kaptan ve Greer guard rotasyonunu götürecek.

Takımın basketbol şubesi hayli hareketli şu sıralar; Emir'de ve Birsel'de domuz gribine rastlanmış deniyor. Preldzic'in Cibona maçında domuz gribi virüsü taşımasına karşın oynadığı da yazılıyor. Tabii ki Emir'de virüse o maçtan önce rastlanmış olsaydı o maçta oynamazdı; bunlar boşa yazılıyor, proveke ediliyor insanlar. Yine de geçmiş olsun 22'lik yıldızımıza. Tanjevic'te Solomon gitti diye bi paket kına almıştır şimdiden.

Alex Milli Takımda (?)



Goal.Com'da gördüm, ne kadar doğru bilemiyorum. Fakat haberin doğru olduğuna inanmak istiyorum. Dunga'nın planlarında bence de olmalıydı; Elano ve Santos'un olduğu takımda Alex haydi haydi olmalıydı. Yok sahayı 20 metre kullanır, yok bunların devri geçti, değil arkadaşım iş. Alex hakediyor. Elano ile mevcut form durumunu kıyaslayalım en basitinden. Ya da Dos Santos'la. Sonuna kadar hak ediyor. Bugün de sahada olacağı söyleniyor. Bu gazla çıkar aslanlar gibi oynarsın be Alex.

Kayserispor 1-1 Fenerbahçe



Türkiye'de futbol günlük yaşanıyor. Daum'u çıkıp Galatasaray maçında öven kesim, bugünden itibaren korkak oyunu nedeniyle eleştirecekler. Ki bunda haklılar da. Son iki deplasman maçında öne geçip puan kayıpları gerçekten can sıkıcı. Yapamadığı hamleler yüzünden son 3 maçta 5. puan kaybını Kadir Has'ta yaşadı Fenerbahçe. Zorunluluktan forvet oynayan fakat Semih ve Güiza'dan başarılı performanslar sergileyen Kazım'ı sağda başlatıp, İspanyol'u forvet oynattı. 90 dakika boyunca sahada görünmeyen Güiza, nasıl olur da çıkmaz anlamış değilim.

Maçta Kayseri'nin etkili olduğu dakikalarda taktik olarak yetersiz kaldı. Andre Santos gibi bir oyuncunun kulübeye hapsolması, yerinde başlayan Vederson ve Carlos'a ben olsam sitti sene solu emanet etmem. Alex'i Beşiktaş'a saklıyor, belli. Fakat Alex profesyonel bir oyuncu. Kart görmeyeceğini biliyor herhalde. Buna rağmen takımı beyninden uzak tuttu. Üstelik Türkiye Lig'lerinin gol kralı her maç 20 dakika oynayacaksa, bu koca bir ayıptır.

Ve sahanın en iyisi Kazım çıkıyor; orada yapılacak yegane değişiklik vardı bana göre. Kazım'ın santrafora çekilmesi daha sonrasında Topuz sağa, Özer Alex'in yerine. Fakat Daum bunu yapmadı. Üstüne üstlük son dakikalarda Özer'den son anda vazgeçip, takımı 1 puana yatırdı. Derbi galibiyetinin anlam ve önemini lig bazında bitirmiş oldu, Herr Daum.

Kazım'ın sarı kartı vardı, bahanesi gerçekten çok saçma. Bu seviyede top oynayan oyuncular sarı kart görmeyeceklerini biliyorlardır. Her şey geride kaldı; Daum'un oynattığı korkak futbol nedeniyle Cangele ve Mehmet Eren ikilisine ek olarak Gökhan Emreciksin Fenerbahçe sahasında cirit attılar. Volkan takımını kurtardı; Fenerbahçe Kayseri'den Daum'un dediği gibi 1 puan kazandı.

Ben Senede 2 Kez Saraçoğluna Gidiyordum..




Evet ben,
Antepten.
Senede iki kez Saraçoğluna gidiyordum.
Uçakta 1000 km den fazla yol katederek.
Antep maçlarına burnumun dibinde olsa da seçerek gidiyorum mesela.
Taraftarın bir kısmı pislik, her maç birine bir şey oluyor.
Tercih etmiyorum.
Belki Fener gelirse.
O da Fener tribününe!
Maç seçerek gitmeye gayret ediyorum.
Mümkünse heyecanı yüksek olsun diyorum.
Genelde babama, özelinde de dayıma salça olup gidiyordum bir şekilde.
Ortam harika oluyor.
Hele maç öncesi Fenerium alışverişi.
Bilmiyorum neler oluyor diğer büyüklerin stadlarında.
Misal, 22 Kasım'da İnönü'de olacağım.
Bir korku var mı içimde?
Var.
Kendimi rahat ifade edemeyebilirim belki de.
Rahat olamayabilirim.
Saraçoğlu hakkını İnönü'yle tepecek kadar Fenerbahçe aşığıyım.
***
Kombinelerdeki yüksek satışların oluşturduğu ne vardı ?
Beraberinde getirdiği ?
Cevap doğru, taraftar kültürü.
Saraçoğluna ailecek haftasonu aktivitesi olarak giden taraftar.
Ya da kız arkadaşını sürpriz için Kadıköy'e rahatça götüren taraftar.
Bayanın, çocuğun olduğu yerden ne kadar zarar gelebilir ?
Boşuna mı deniyor bayanlar stada, çocuklar stada..
Fenerbahçe'nin en büyük artılarından biriydi.
Kompleks muhteşem, altında alışveriş merkezi.
Fenerium'un hem de!
Al, alabildiğin kadar.
Al ne geliyorsa içinden.
Fenerbahçe taraftar kültürü derbiyle sekteye uğramıştır.
Selçuk Yula'nın dediği gibi;
Uzaktan gelen taraftar bu stadın da uzağında kalmış.
1990'ların sonundaki Fenerbahçe stadı sanıyor hala burayı.
Sanıyor ki her maç birinin kafası kırılmazsa action olmaz.
Sanıyor ki birileri üzülmezse derbinin tadı çıkmaz.
Futboldan keyif alalım, hüzün değil.
Orada hakemin kafası yarılmakla kalmayıp beyin kanaması olsaydı;
Ey onu atan taraftar;
Hesabını verebilecek miydin ?
Orta yaşlarında bir insanı alıp dünyadan göç ettirecek kadar cesur insan;
Çocuklarına, karısına bu acıyı unutturabilecek miydin?
***
Değip değmemeyi bir kenara bırakıp, değdi farz ediyorum..
Keita'ya gözünün hesabını verebilecek miydin ?
28 yaşındaki bir oyuncunun futbol kariyerinin hesabını?
Bundan sonra alamayacağı paraların hesabını ?
***
Ben senede 2 kere Saraçoğluna gidiyordum.
Ailecek insanlar geliyor eğleniyordu, biz de ta oralardan ailecek geliyorduk.
Ne güzel diyorduk, ortam ne harika.
Türkiyedeki her stat böyle olsa.
Fakat bu maç unutulmalıdır, bu maç kara lekedir.
Derbiyide bu blogda böylelikle kapatalım.
Futbolda daha güzel şeyler oluyor.
Sağlıcakla.

Bu Nasıl Adalet!


İşte.. Keita'nın Carlos'a attığı değen yumruk ve o maçtan haftalar önce Kasımpaşaspor Galatasaray maçında rakibi Sancak'a atmaya çalıştığı fakat tutturamadığı yumruk.. Terazinin diğer tarafında maç öncesi patlak veren olaylarda rakibe arkadan vuran Fabio Bilica. Bilica'nın cezası, yayıncı kuruluşun verdiği TV görüntüleriyle 3 maç olarak açıklandı. Fakat maçın ortasında ayan beyan Carlos'a yumruğu savuran ve gözünün altına tutturan Keita'ya 2 LİG maçından men cezası verildi.

Oysaki Kasımpaşaspor maçında Sancak'a sallayan fakat tutturamayan Keita, -yine maçın ortasında- nasıl oldu da ceza almadı ? Fenerbahçe tribününden atılan bir su Keita'ya değdi diye (ki bana kalırsa değmedi) bir de hakemin başı yarıldı diye 2 maç ceza aldık. Tamam bir şey demiyorum. Fakat Fenerbahçe'nin gittiği her deplasmanda sahaya atılan; patlasa dünyayı içine alacak kadar yangın çıkarma potansiyeline sahip çakmaklar atılıyor da neden ceza verilmiyor ? İlla bir Fenerli oyuncuda mı sahanın ortasına yatmalı ? Heralde Federasyon'un düşündüğü tek şey, 'değerse olur' mantığı.

Eğer o değilse Keita 3 maç almalıydı, rahatça. Sancak'a isabet ettiremediğinden belki de almadı cezayı. Ya da taraf oldu PFDK. Ya da her deplasmanda, özellikle son Antep, bizzat yan tribünden onlarca çakmak, para, matara atıldı.. İlla bunlarında mı hakeme değmesi gerek ceza için ? Ya da Keita'nın yumruğu isabet ettirmesi mi gerekiyor ? Yazmayayım, yazmayayım diyorum fakat içimde kalıyor.. Bu arada o Fenerbahçe tribünlerinden atılan birkaç su içinde ayrı bir yazı gelecek..

Derbinin Faturası

Bir derbinin daha faturası ağır oldu. Derbi maçların, sadece futbol maçı olmadığını anlamıştık zaten. Ali Sami Yen'de yapılan pisliklere, Saraçoğlu da bu maçla birlikte katılmaya başladı; cezası da 2 maç oldu. Ne kadar Fenerbahçeli olduğumu biliyorsunuz, fakat bu ceza çok iyi oldu. Hiç değilse hakemin kafasını yaran taraftar 2 maç da olsa izleyemeyecek. Kurunun yanında yaş ta yandı fakat bu ceza olumlu.



Fabio Bilica, 3 Maç: Bana biraz ağır geldi. Zaten itiraza gidiyor Fenerbahçe Hukuk Kurulu. Tokattır sonuçta, başka açıklaması yok fakat 2 maçla yırtabilirdi Bilica. Nitekimde öyle olacak gibi. Fenerbahçe'nin Beşiktaş maçında kesin olarak yok, bu Kara Kartallar iyi haber mi kötü haber mi bilmiyorum fakat kendi açımdan şu an form durumları karşılaştırılığında Bilica, Önder'den kat ve kat önde.



Kader Keita, 2 Maç: Aslında 3 maç fakat Buca maçı geçtiği için 2 maç oluyor. Yumruğa 2, arkadan tokata 3. Çok güzel..