sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Where the Truth Lies


Harddiskimi toplarken sürekli kopyalamada sorun çıkarttı. Tamam anladım derdini senin diye hemen izlemeye koyuldum..

Başrollerini Kevin Bacon, C Firth ve A.Lohman paylaşıyor. Hemen film hakkında konuşmaya başlayalım, nedir ne değildir...

Film tamamen bir karambol filmi. Şimdi iyi senaryo yazmakla, normal bir senaryo yazmak arasında fark vardır. Bu filmi izledikten sonra senaryonun içine nasıl edilir kavramını bir kez daha anlamış oldum. Yönetmenimiz güzel bişeyler çıkartmak istemiş ve biraz eline yüzüne bulaştırmış bence, şimdi neden anlatim;

Sanırdım ki K.Bacon un oynayacağı hiçbir film kötü olmaz ama bu sefer yanıldık. Olayımızda bazı ana karakterler ve yan karakterler var. Film ve senaryosu bence baştan sona kadar hatalı. Burda biraz senaryodan bahsetmem gerekecek ve bunu ilk defa yapmak zorundayım. Yazının bundan sonraki kısmı filmle ilgili sahneler içereceğinden okumamanızı tavsiye ediyorum...

-spoiler-

Şimdi, 2 ana karakterimiz, bir tane yazarımız ve bir tanede hizmetçimiz var. En salak insan bile olayın bunlar arasında geçeceğini ve ölü kızı kimin öldürmüş olacağını tahmin edebilir, açıkçası ben filmleri izlerken böyle tahminler yapmak yerine kendimi filme teslim etmeyi seven bir izleyici olmuşumdur herzaman ama bu sefer film zorladı beni. İhalenin en son uşakta kalacağı o kadar belliydi ki... Yukarıda değinmek istediğim senaryo davası burda ortaya çıkıyor. Eğer bir gizem yaratmaya çalışmışsanız bunun filmin son anlarında çözülmesini istersiniz. Ama öyle boktan bir bitiriş kısmına giriş yapmışlar ki aman allahım. Filmi son 10 dakikada çözmeleri gerekirsen bunu son 45 dakikaya ( yaklaşık olarak) yaymaya çalışmaları yüzünden bitiş yalan olmuş. Zaten izlerseniz eğer farkına varırsınız ki 2-3 tane çok can alıcı sahne var. Ben yapıyor olsaydım o sahneleri koymaz, filmin bitiş sahnelerini biraz daha erteler ve izleyiciyi heycanlanrırıdım. Hele bitmesine 20 dakka öyle bir olay oluyor ki ahanda filmin bitmesine 20 dakka kala zaten film bitiyor. Olayları kimin yaptığını anlıyorsunuz ve ondan sonra zaten gazozuna izliyorsunuz.

-spoiler

Filmde baya bir sevişme sahnesi var ama allahım bu kadar mı yapmacık olur? Sevişme sahnesini çekmek istiyorsan biraz hissettirceksin. Oyuncuların birbirlerine sokmadıkları bu kadar mı belli olur arkadaşım. Çok soğuk sahneler, gerek kamera açıları, gerek oyuncu davranışları resmen sınıfta kalmış.

Flashback sahneleri ise tam bir facia. Ortalarda kaybolup gidiyorsun bu adam kim ? hangi ara bıyık taktı.. Bıyık takan acaba bu mu bu mu ? Bu sahne ne kadar geride ? Flashbacklerden sonra gerçek hikayeye dönüş kötü olmuş.

Son olarak eklemek gerekiyor ki , karakterlerde böyle bir soğukluk var arkadaşım.. Aslında sevişme sahnelerinde olmak üzere sanki cenaze töreninnden gelen bir grup oyuncu filmi çekmişler gibi. Tamam film komedi kaldırcak durumda yok ama sevimlilik desen hiç yok. Tamam kabul ediyorum belki çok aptal birşey demek istiyorum burda ama anladığınızı umut ediyorum. Belkide bu yüzden sevişme sahneleri soğuk, senaryo hatalı geliyor olabilir.

Sinemaya gelse para verip izlencek türden değil. Kusra bakmayın, bu tür filmler herzaman güzeldir. Ama filmdeki gizemi, gizleyebildiğin kadar güzel olur...

The Last House on the Left [2009]



Geçen gün alışveriş yaptıktan sora sinema afişlerinin önünde kırmızı ışıkta beklerken bir film dikkatimi çekti.

Senaryomuz Wes Craven üretimi. Daha önce nerelerden tanıyorum diye fazla düşünmeyin. Gece Uçuşu, Çığlık 1-2-3 ve Cursed ünlü yapıtları arasında. Senarist olarak Elm Street leri unutmamak gerekir. Neyse gereksiz ayrıntılarla sıkılmayı bende sevmediğiden dolayı böyle bir niyetim yok hemen filme geçelim isterim.

İzledikten sonra ''Woah...'' gerçekten güzel film olmuş demek istiyorum..Nerden başlayalım ? Konusundan başlayalım. Kişisel olarak filmi izledikten sonra dedim ki, bu kadar da olur mu ? Düz mantık olarak bakıldığı zaman o kadar fazla denk gelme var ki. Mesela kızımızın yüzücü olması yada babamızın doktor olması filmde bu yeteneklerini kritik yerlerde, filmin kaderini etkileyecek şekilde kullanmaları açıkçası biraz ilgincime gitti ama allahtan fazla göze batmıyorlar.

Süresi 1 saat 45 dakka olan bu film için aslında söylenecek çok şey var ve herzamanki gibi konuyu anlatmadan ben sadece filmden bahsetmek istiyorum. Olay örgüsünü çok güzel kurmuşlar ama bunun adına eğer korku filmi demek istiyorsanız -ki bence değil- 1 saat bittiğinde hatta filmin 1.15. dakikasından sonra korku öğeleri dediğimiz şeylerin başlıyor olması biraz düşündürücü. Daha çok thriller denen tarza kaymış film bu aksaklıktan dolayı...

Oyuncular, oyuncular gerçekten çok iyi performans vermişler. Özellikle Sara Paxton u ben daha önce hiç izlememiştim yada gördüysemde hatırlamıyorum. Benimle aynı yaşta(1988) olan oyuncu inanılmaz cesur sahneler oynamış. Bilmiyorum ve bu sahneleri oynamasına bizim türkler '' sağlam göt varmış'' derler. Hem oynaması için, hemde filmdeki sahnelerden, zaten o sağlamlığın oldugunu anlıyorsunuz. 21 yaş belki böyle sahneleri çekmek için, gerek psikolojik olarak gerek başka yönlerden baya zor olabilir ama gerçekten çok başarılı bir performans ortaya koymuş. Gelecekte bu hatunun iyi yerlere geleceğinden şüphem yok. Filmin en iyi performans gösteren oyuncusu açık ara! Unutmadan, türk sitelerindeki bazı yorumları okuma fırsatı buldum ve değerlendirmeleri yaparken ne kadar yanlış yerlere takıldığımızı bir kez daha görmüş oldum. Şimdi artık daha fazla gizlisi yada film konusuna girmeyelim kısmı kalmadı bu işin, tecavüz sahnesine ne kadar fazla takılan insan var? Normal filmlerde bile bazen ateşli sevişme sahnelerini yada çıplak vucutları görmeye gık çıkartmayan halkımız bu sahneye neden bu kadar fazla takılmış anlamadım. Monica Belluci'nin sahnesini hemen herkez hatırlar. Kusarak sinemadan çıkanları biliyorum ben. Gerekli malzemelerden tutunda, soyuş tarzına kadar herşeyin alenen gösterildiği ve uzun uzun çekilen sahnelerdi ve iğrençlik payı yok değildi. Ama bizim sahnelerimizde -The Last House on the Left- bunlar yok. Bu kadar geniş açılardan gösterilmemesine rağmen bu kadar tepki alması ilginç geliyor adama...


Film hakkında biraz daha bişeyler söylemek gerekirse eğer, korku filmlerinde klasiktir bilirsiniz bazen kahramanlar abartılır yada bu daha çok thriller tarzı filmlerde olur. Bir adam gelir bütün bir orduyu felan dağıtır. Film burdaki ince çizgiyi bence çok güzel kurmuş. Sahneler gereği annemiz ve babamız baya bir atraksiyonun içine giriyor ve olağanüstü hiçbirşey yok. Normal 2 insanın yapabileceği kapasitede sahnelerin olması, filmin inandırıcılığını arttırmış.


Son olarak filmin sinemalarda +18 olarak gösterilmesi düşünülebilir yada en azından +15. Açık açık tecavüz sahneleri içermiyor film belki ama küçük seyircilerin -gidenler- etkilenmesi olağan. Onun dışında senaryosu gayet akla yatkın, zaman zaman yavaş ilerliyor bile denilebilen, korku sahnelerine geç giren bir film olarak görülebilir ama 1 saat 45 dakikanız boşa gitmeyecektir.
İzleyin, izlettirin.

Turn Left Turn Right

10 numara film bana kalırsa,çok saf ve temiz bir aşk hikayesi anlatılıyor.2 genç var bunlar çocukken birbirlerine vuruluyolar neyse efendim 13 yıl sonra karşılaşıyolar ve tekrardan aşık oluyolar demiyelimde aşk alevleniyor.Birbirlerine numaralarını veriyolar fakat yağmur çıkıyor ve numaralar mürekkepten dolayı karışıma uğruyo,işte yapmur nedeniyle hasta oluyolar.Bu iki insan bu yağmur nedeniyle ayrılıyolar fakat birbirlerine her zaman çok yakınlar,biri köprünün üstündeyken biri altında ya da konserde biri diğerinini 2 sıra arkasında öyle bi kader yani.En önemli kader konusu da filmin adında gizli bu iki insan komşu aynı zamanda.Birbirleriyle karşılaşmıyorlar çünkü biri sola diğeri sağa dönüp gidiyo işine yani tam tersi istikamete.Sonunu da söylemiyim artık çok süper film lan işte,Issız Adam'a bin basar benim gözümde.Müzikleri falanda gayet hoş ve insanın ruhuna dokunan cinsinden,çok büyük tavsiyemdir aksiyondan şiddetten bunaldıysanız 95 dakikanızı ayırın sadece.

Şiddete Meyalim Vallahi Dertten

Hepimizin sevdiği ve oynadığı her filmi sorgusuz sualsiz izlediği oyuncular vardır muhakkak. Benim için Haluk bilginer onlardan biridir. Konuya gelelim Polis filmi gene bu mantıkla izlediğim bir filmdi ve çok hoşuma gitmişti tehlikeli bir konusu vardı aslında herkesin beğenisini kazancak türden bir senaryo değildi ama ben beğenerek izledim filmi. Özgü Namal ve Haluk Bilginer'in oyunculukları zaten tartışma götürmezdi. Şimdi bu ikili Güneşin Oğlu adlı komedi dizisinde tekrar bir araya geliyorlarmış. Heyecanla bekliyoruz diyorum ve komedi olunca daha da bir seviniyorum. Haluk Bilginere daha çok yakıştırıyorum komedi filmlerini falan Tatlı Hayattan sonra. Başlık ne alaka diyenleriniz olabilir. Polis filminden bir alıntıdır başlık başlıkla uygun olsun diyede o repliğin geçtiği sahnenin resmini koydum.

Fatih Ürek Zararsız mı?

Bilmeyen yoktur herhalde. Fatih Ürek ve Aysun Kayacı'nın bir filmde senaryo icabı öpüşmesi gerektiğini ve Aysun'un bunu kabul etmediğini... Didem Erol Aysun Kayacı'yı hedef almış ve şu sözleri söylemiş: "Fatih'le öpüşmezmiş. Ne komik! Hem Fatih'le öpüşmekten sevişmekten bir kadın zarar görmez ki!" Açıkçası cesur açıklamaları şaşırttı beni. Sonuçta Fatih Ürek gel göstereyim zararı ziyanı da diyebilir, hiç belli olmaz :) Bu arada Aysun Kayacı'nın Fatih'i öpmem sözüne Fatih Ürek'in cevabı da netmiş: "Ben öperim!"

Film Hataları

Ordan burdan bulduğumuz film hatalarını okumayı çok severiz hepimiz. Yapımcılar o kadar uğraşır belki de müthiş bir film ortaya çıkarır fakat filmdeki en basit bir hata bazen filmden çok konuşulur... Bu o tarzdan bir hata olmasa da gördükmü de affetmiyoruz tabii :) Hata Spider-Man 2 filminden. En az 6-7 kere izlemişimdir filmi fakat hatayı anca geçen gün filmi şöyle bir tekrar izlerken farkedebildim. Her neyse resimler eşliğinde geçelim hatayı anlatmaya :)

Sahne Spider-Man'in Dr. Octopus'un tren katliamını engellemeye çalıştığı sahne. Spider-Man ağları yardımıyla treni durdurmaya çalışırken kostümü buna dayanamaz ve kendine ufak bir delik açar...

Birkaç saniye sonra Spider-Man bu deliği kapatmıştır! Ortada delik melik yok. Kostüm sapasağlam...

...ve yine birkaç saniye sonra gelen görüntüde Spider-Man'in kostümü yine aynı halde.

Beklemedeyiz

Haber biraz eskide kalmış olsa da vermeden edemezdim. 2009 yılında gösterime girecek korku-komedi filmi Jennifer's Body filminde Megan Fox ile Amanda Seyfried'in üstsüz dövüşme sahnesi olacakmış. Yapımcılar yine de uyarmış, Megan Fox'un "belli başlı bölgelerini" saçları ile kapatacaklarını. Ama olsun, yine de bir görmek lazım. Bekliyoruz...

Feysbuk #2


Öğlen saatlerinde Feysbuk hakkında bir şeyler karalamıştım. Hayatımızın vazgeçilmezi olan Feysbuk beyaz perdeye aktarılacakmış. Tabi bunu yaşamayan pek anlamayacaktır. Güzel bir şeyler çıkacağından eminim. Geri sayıma başladık, beklemekteyiz. Burada detaylar mevcut..

TV'de Bugün

Hergün yazabileceğim bu türden bir yazı dizisi oluşturmayı planlamıyorum fakat bunu vermezsem de rahat edemezdim. Bugün akşam saat 23.45'te Show TV Saving Private Ryan'ı veriyor. Eğer ki hala gözünüzü açamadınız ve bu filmi izlemediyseniz izleyin diyorum hani? Film hakkında detaylı bilgi almak için buraya ya da buraya ikisine de tıklamadıysanız buraya tıklayabilirsiniz. O kadar link verdik tıklayın siz de bir zahmet. Akşam da filmi izlemeyi unutmayın :)

O Kadın

Film hakkında izlemeden önce kafamda çok soru işareti vardı. Hiç söz olmaması sürekli şarkı üzerine oynanması falan riskli bir olaydır. Belki de bu yüzden filmi daha yeni izleme fırsatım oldu. İzledikten sonra ise keşke daha önceden izleseydim dedim kendi kendime. Sezen Aksu şarkılarını seven biriyimdir ve şarkı dinlerken çoğu insan gibi hayal kurmayı severim. Film seni yormuyo ve şarkı dinlerken senin yerine hayal kurup oynatıyo. Konusuda aşk üzerine olunca herkes bir yerinde kendini bulabilir bu filmde. Kötü yanıda var tabi filmin sonunu iyi bağlasalarda sona doğru gelirken film bir anda çok durağan bir hal alıyo kısa bir sürede olsa adamı sıkıyo beni sıktı en azından. Ama dediğim gibi kısa bir süre. Bir türk filmi olarak bence başarılı bir film, izlenmeye değer bir film.

Inglorious Bastards

Inglorious Bastards adlı 2. dünya savaşını matrak bir dille anlatan filmi tekrardan çekicek olan Tarantino kadroya Brad Pitt'i dahil etmiş. Birde Nastassja Kinski'yi de oynatmak istiyormuş ama Kinski bu tür projelere sıcak bakmıyormuş bakalım ikna olucak mı? Tabi film 2009 yılında gösterime giricek yani bu ikilinin neler yapıcağını görmek için biraz daha beklememiz lazım.

Iron Man 30 Eylül'de

Paramount Home Entertainment'in yaptığı açıklamaya göre Iron Man'in DVD'leri 30 Eylül'de raflardaki yerini alacakmış. Benim gibi sinemadayken zaman bulamayıp kaçıranlara ve kamera çekimlerini sevmeyenlere duyurulur...

Dublajı seviyoruz ama...

Lost'u orjinal dilinde izlemiş bitirmiş biriyim. Çok istememe rağmen bir kere olsun da Türkçe dublajlısını göremedim TNT'de. İnternetten indirmeye de üşendim izlemeyeceğim bir şey için... Neyse sonunda dün yakaladım TNT'de Türkçe dublajlısını. Aman Allah'ım! O ne beter bir şeydi öyle. Tabi şimdi Türkçe dublaj izleyen varsa anlamaz beni muhtemelen. "Nesi varki çok biliyon sen" der. Ama bende derim ki önce bir orijinal dilde izlemek lazım diye.

Dublaj gerekli bir şey ama bazı şeylere de yapmayın be kardeşim! The Simpsons'a yapılan dublaja bile 10 dakika dayanan ben en sevdiğim dizi olan Lost'u 10 dakika izleyemedim. Tabi bu süre zarfında da sadece birkaç kişinin sesini duydum o kadar. Ama duyduğum da yetti hani. Ne duygu vardı ne de başka bir şey. Yani demem o ki filmleri ve dizileri orjinal dilinde izleyelim, izlemeyenlere izletelim... Daha iyi olmaz mı sizce de?

Bu kadar iyi(mi?)

Efendim bildiğiniz üzere havalar sıcak ve benim gibi iş güç sahibi olmayanlar içinde bu sıcaklar sıkıcıdır. Bundan dolayı bende kafama takılan bu filmin hakkında bir ön yazı yazayım dedim. Şimdi film çekildikten sonra izleyen insanlar yeni joker Heath Ledger'ın oyunculuğunu baya övdüler bunun yanı sıra kadroda baya kaliteli bir kadro bunlar birleştiğinde ortaya doğal olarak iyi bir film çıkar bunu yadırgamıyoruz. Bunun üzerine birde oyunculuğu övülen yeni joker vefat edince film iyice ön plana fırladı ki buda normal. Benim takıldığım konu ise aşağıdaki resim.
Bu film 20'yi aşkın ülkede gösterime girdi ve görüldüğü üzere 100 bini aşkın insan oy vermiş imdb'de. Ayrıca bu filmin bir dezavantajı var bana göre oda çizgi roman uyarlaması yani herkese hitap edicek bir film değil ha ben çok severim o ayrı. Ama buna rağmen film ilk sırada. Tabi abi çok mu önemli bu sitede birinci olması diyebilirsiniz. Değil tabi muhtemelen birinci sırada kalıcıda olmaz ama listeye bakarsanız ordaki filmlerin hepsi birer başyapıt diyebiliriz. Durum bu olunca insan ister istemez soruyo bu film harbiden bu kadar iyi mi? Diye ve meraklanıyo. Cuma günü filmi izledikten sonra da film hakkında ayrıca bir yazı yazıcam onuda şimdiden haber edeyim.