
"Atmosferi fazla germemek lazım. Fakat haftasonunda farklı bir galibiyet elde edeceğimize inanıyorum. Fenerbahçe maçıyla birlikte gol yollarında yaşadığımız sıkıntıyı aşacağız. Buna inanıyorum"
Yani bu açıklamanın mantığı nedir ? Çıkıp yenerim de kardeşim ona kimsenin lafı yok. Bilmem kaç yıldır evinizde kaybediyorsunuz; bu kadar rahat konuşturan nedir bu adamı ? Ya da yönetici bazında yaptığı işler nedir ki bu açıklamayı koskoca bir camia adına yapabiliyor ? Fark atarmış, atabilirsin ona da tamam ama çıkıp da ''Fark atacağımıza inanıyorum.'' demek nedir yahu?
Bülent Deriş
Gönderen Emre zaman: 21:15 3 yorum
Etiketler: beşiktaş, fenerbahçe, futbol
Beşiktaş'ın Hesabı, Kitabı

Küme düşen Newcastle'ın gözde iki forveti vardı. Biri İngiliz futbolunun prensi Owen, diğeriyse eski İnterli Martins. Owen, Fergie'nin ellerinde hayata döndü; dün de golünü attı. Grafite'nin kart cezalısı oluşu en çok 3. santrafor Martins'e yarayacaktı. Etkili olmasını bekliyordum fakat Martins Beşiktaş defansı arasında eridi. Fakat Misimovic ve Gentner'e takımın beklerinin hücumcu oluşu eklenince Beşiktaş kaçınılmaz bir mağlubiyet aldı, 3 tane yedi.
CSKA'nın puanı, gruptan çıkma şansını devam ettirmeleri demek. Fakat eğer 8 dakikada iki gol yememeyi başarabilseler, grup Beşiktaş'ın ekseninden çıkacaktı. 9 puanlı ManU, 7 puanlı Wolfsburg ve 6 puanlı CSKA. Beşiktaş yatıp kalkıp Valencia'ya dua etmeli. Old Trafford'da olası bir ikinciliği engellemek adına Manchester işi sıkı tutacaktır. Burda yaşanacak yenilgi büyük olasılıkla 4. olarak eve dönme demek. Yenilgi kuvvetle muhtemel.
Fakat olur da Fenerbahçe'nin yaptığı gibi İngiltere deplasmanından 1 puan gelirse işler değişebilir. Wolfsburg-CSKA maçı (Maç Rusya'da) temsilcimizin UEFA yolunda kader maçı. Wolfsburg'un kapıp kaçacağı 3 puan ve BJK'nin 1 puanı durumu 4'e 2 yapar ki bu son maçta iplerin Beşiktaş'ın eline geçmesi demek. Bakalım, neler olacak ?
Beşiktaş 0-1 Manchester United

Maçın hakkı bu muydu değil miydi; gerçekten bu konu hakkında bir şey söylemek zor. İnönü'de taraftarını da arkasına alan Beşiktaş'ın Fergie için zorlayıcı bir ekip olacağı belliydi. Maça iki İbrahim'in yanında Sivok-Ferrari ile başladı Beşiktaş. Ekrem Dağ'ın yeri, yine Ernst'in yanıydı. Unutmadan, Ernst yine iyiydi. Önlerinde Rodrigo Tabata, Holosko-Serdar kanatlarda, önlerinde Nobre..
Beşiktaş'ın da kulübesi zengin aslında. İsmail Köybaşı, Nihat Kahveci, Rodrigo Tello, Michael Fink gibi oyuncular var; bu da Denizli'nin rotasyonda eğer görevde kalırsa pek zorluk çekmeyeceğini gösteriyor.. Bobo'yu bilerek söylemedim; çünkü onun aklı pek Beşiktaş'ta kalmamışa benziyor. Üst üste gelen sakatlıkları, form düşüklüğü, mutsuzluk da cabası. Bobo, Beşiktaş'a pek katkı sağlamıyor şu sıralar..
Biraz da ManU diyelim.. Geçen seneki takımdan eser yok. Orta karar oyuncuları sisteminde birer yıldıza dönüştüren (bkz. Darren Fletcher) Fergie'nin bu sezonki yeni yıldızı zannımca Valencia olacak. Biraz da İbrahim Üzülmez-Antonio Valencia, eşleşmesini fırsat bilerek oynadı ManU. Akıllıcaydı. Valencia, İbrahim Üzülmez'i gerçekten zorladı, sarstı fakat yıkamadı. Solda görev alan Luis Nani ve Evra arasında uyum halen sağlanabilmiş değil. Carrick-Scholes orta sahası, biraz önlerinde Anderson ve tek forvet Rooney. Etkisiz kaldı 10 numara. Ne zaman ki Owen ile Berba girdi; çift forvete döndü United, o sıralar etkili oldular.
Beşiktaş'ta Tabata çok silik oynadı. ÇARŞI'dan Tabata'yı bağrına basmasını beklemek çok gerçekçi bir davranış olmayacaktır. Çarşı demişken, taraftar gerçekten 50-55 dakika etkisizdi fakat 65 ile gol dakikası 77 ye kadar müthiş baskı kurdular United'lı oyuncular üzerinde. Taraftar sınıfı geçti bence. Son olarak, Hakan günün iyilerindendi, keza Ernst. Öte tarafta kötü bir futbol oynandı. Ön plana çıkan karşısındaki bekin zayıflığıyla da olsa Valencia idi bana göre.
Fikstür'ün kötülüğünden bahsetmiştim, Beşiktaş'ın CL Yolculuğu
adlı yazıda. Neticede ManU ile oynanacak maçın ardından iki deplasman, ve elde 0 olabilir. CSKA, Ramos ile yeni hava yakaladı fakat ellerinde Beşiktaş'ı devirecek kalitede oyuncular yok. O günde söyledim, şimdi de söylüyorum; şu grup gerçekten zor. 3. olunabilirse ne ala hakkaten. Bugün iyi top oynadı Beşiktaş fakat bal yapamayan arı gibiydiler. Diğer maçlarda başarılar dileyelim..
Eldeki Maç Gitti: Galatasaray 3-0 Beşiktaş

Rüştü'den bayram hediyesi başlığını kullanmış Sporx, haklılar da. Esas Rüştü'den değilde Denizli'den bayram hediyesi aldı Galatasaray. Tam olarak, abartısız, skandal bir kadro sürdü sahaya Mustafa Denizli. Geçen sezon yaptığı katkı bir yanadursun, Fink'i kesip Yusuf'u oynatması, çok büyük bir hataydı. Nihat'ı tek başına GS defansının arasına atması oyuncunun sudan hızlı erimesine neden oldu.
Oysa formül basitti. Galatasaray'da Elano, Kewell, Keita, Baros, Arda, Servet, Hakan Balta, Mustafa Sarp milli takım kamplarındaydılar. Oyunculardan oynayanlar ya da oynamayanlar oldu. Beşiktaş'ta ise Nihat hiç, İsmail 30-35 dakika Holosko'da 40 dakika kadar oynadılar Milli Takım'da. Her haliyle daha diri bir takım Beşiktaş'ın elinde. Galatasaray'ın oyunu bugün domine edememesinin nedenlerinden biri yorgunluk; Arda'da göreceğimiz üzere..
Ligde Fenerbahçe ile birlikte en az gol yiyen takım Beşiktaş. Hakan Arıkan 4 maçta bir tek İBB'den gol yedi. 4 maçtır sakat-cezalı diye oynamayan Rüştü'yü hangi akla hizmet eski hocasının karşısına koydu anlamıyorum. Çok güzel iki tane gol attırdı biri Baros'a biri Mustafa Sarp'a. Söylediğim gibi bu oyun çok normaldi; sonuçta ilk 11'inizin değişmez adamları Milli Takımlarla maçlara çıkmışlar; senin eline kampa gidip de oynayan 2 adam var.
Tello 15 saat yolculuk yaptı, yorgundu, şuydu buydu.. Açık konuşalım, geçen sezon nazlandı Denizli. Hele biraz tatiimi uzatayım, gündemde kalayım derken göreve geç başladı. Oysaki rakipler harap durumdaydı geçen yıl. 2 kupayı da fazla zorlanmadan almışsın; adamlar seni kovacak değil ya, niye bu kadar nazlandın diye soruyor insan ? Ve Yıldırım Demirören defalarca sınıfta kaldığı yöneticilik konusunda bir sınava daha giriyor. Aynı başlangıç Fenerbahçe'de yapıldı fakat, Aragones'in bir kariyeri vardı; Euro 2008 Şampiyonunun hocasıydı. Fenerbahçe'ye yakışmaz dedi, kovabilecek durumdayken kovmadı. Aynı durum Demirören'in başına geldi. 3 farklı takımla şampiyonluk sevinci yaşamış Denizli'yi kovup tekrar hoca değişikliği de yapabilir, devam edip takdirimi alabilir de. İlki ona daha yakın bence..
Gönderen Emre zaman: 02:27 0 yorum
Etiketler: beşiktaş, futbol, galatasaray
Confident Of Handling Nihat

Şu günlerde FM'ye feci sarmış durumdayım ve Press Conference'larda bu başlığı çok gördük. Yani klasik bir FM Tabiri. Confident Of Handling .... diye gider işte. Başlık bu oldu fakat, VDS'nin açıklamaları gayet hoşuma gitti açıkçası. Hani Rooney ile Levent Erdoğan'ın dahi diyaloga girdiği şu ülkemizde VDS, Nihat hakkında iyi bir golcü, İnönü de tehlikeli bir yer demiş. Fakat zannımca Ben Foster koruyacaktır kaleyi. Malum kendisi tek el bir yaz geçirmişti. Hazır olması zaman alacaktır. Bu arada Rooney'in açıklamaları da yakışıksızdı fakat Levent Erdoğan'ın ''Soğuk espri'' deyip Rooney ile diyaloga girmesi beni bir hayli şaşırttı, rüya gibi.
Beşiktaş'ın CL Yolculuğu
Dün aslında kura çekilir çekilmez yazıyı yazacaktım fakat, Sporx'te gördüğüm haber üzerine biraz beklemeye geçeyim dedim. Neticesinde Levent Erdoğan transferi açıklayacaktı. Bu isim sürpriz şekilde Türkiye'yi ayağa da kaldırabilirdi fakat Beşiktaş, kendinden bekleneni yaptı ve Tabata'yı transfer etti. O yazımızda da belirtmiştik; neticesinde son günlere sarkan Delgado sorunu böyle bir transfere itti Beşiktaş'ı.
Grup'ta ikinci torbadan en kötü takım geldi ve Sevilla'nın bulunduğu grupla beraber en ideal gruptu aslında. Nitekim oraya yerleşen Beşiktaş, daha sonra 4. Torbadan gelen son Almanya Şampiyonu ile iyi başladığı kurayı, kötü bitirdi. 3. Torbadan gelmiş olmak böylelikle hiçbir anlam ifade etmemiş oldu. Fakat bir de şu açıdan bakmak gerekiyor. Unirea Urcizeni ya da başka güçsüz takım, Averaj Takımı olurdu grupta. Beşiktaş'ın hedefi UEFA'ya kalmak değil, diğer iki rakibinin yaptığını yapıp gruptan çıkmak. Bu neticede Wolsfbrug diğer takımları bayağı bir zorlayacak. Urcizeni olsaydı 6 puan tüm takımlar için cepte olurdu ve bu Beşiktaş için iyi olmazdı.
Gruptaki takımlara bakınca, son iki yılın finalisti ve birinin şampiyonu Manchester United, hiç kuşku yok ki en önemli oyuncusu Ronaldo'yu kaybetti. Keza Tevez ile de yollar ayrıldı. Yerlerine gelen oyunculardan Michael Owen, son dönemde sakatlıklarıyla gündemde fakat kötü bir United dönemi geçirmiyor. Antonio Valencia da arkasındaki bekle çoğu maç uyum sorunu yaşıyor. Bunlar maç ile atlatılacak şeylerdir.
İki sezon önce Fenerbahçe'nin grubunda izlediğimiz CSKA'da ise en önemli isim kuşkusuz Vagner Love. Rusya'da ligin erken bitmesi ve 6. maçın CSKA ile olması fikstür açısından büyük avantaj. Hele de CSKA'nın iddiası biterse ki tersi çok zor olur; Beşiktaş'ın 3 puanı var demektir. Takımın yapabileceği en iyi şey Dzagoev-Krasic'ten oluşan orta sahayı kilitlemek olabilir. Love'un da etkinliği azalacaktır.
Son Almanya Şampiyonu ise Grafite-Dzeko forvet hattını taklacı Martins ile güçlendirdi. Almanya'da yine en büyük şampiyonluk adayı konumundalar. Keza arkalarında Zvejzdan Misimovic, Gerdner gibi oyuncular da bulunuyor. Gerçeten 4. torbadan çekebileceği en zor kurayı çekti Beşiktaş. Kule santrofor Dzeko'nun yanında müthiş bir bitiriciliği olan Grafite ve ultra hızlı Martins eğer o maçta oynarlarsa beklere kabus yaşatacak kapasitede.
Genel olarak bakıldığında ise, Beşiktaş'ın şu gruptan çıkması zor gibi görünüyor. 3. lük ise bana göre cepte. CSKA'dan alınabilecek bir 6 puan, İnönü'de taraftarın müthiş desteğiyle gelebilecek bir üç puan daha gruptan çıkma barajı için yeterli olabilir. Fakat, fikstüründe biraz kötü yanı yok değil. ManU ile başlayıp iki deplasman sonucu alınamayacak puan, Denizli'yi 0'a götürebilir.
Besiktas JK - Manchester United FC
CSKA Moskva - Besiktas JK
VfL Wolfsburg - Besiktas JK
Besiktas JK - VfL Wolfsburg
Manchester United FC - Besiktas JK
Besiktas JK - PFC CSKA Moskva
Tabata Beşiktaş'ta

Beşiktaş beklenen 10.5 numara transferini gerçekleştirdi. Şehrimizin son dönemde görüp geçirdiği en yetenekli oyunculardan olan Tabata'yı aldılar. Ama ne fiyata aldılar? Beşiktaş bonservis için Gaziantepspor'a tam 8 milyon euro para ödedi ki, Galatasaray'ın Brezilya Milli Takım oyuncusu Elano'yu 7 milyon euroya getirdiğini varsayarsak transferin hatalı olduğunu anlayabiliriz. Gerçi Elano transferi sindirilerek yapılmış bir transferdi. CL'de grubun korkutucu olması, transferin geç kalması gibi etkenler hemen bir transfere sürükledi Beşiktaş'ı, piyango Gaziantepspor'a vurdu. İbrahim'in yine kesmeye başladığı İsmail Köybaşı ve Tabata için 13 milyon euro+Tigana döneminin yıldızı Serdar Kurtuluş'u verdi Beşiktaş. Yazık oldu..
Yıldıray Beşiktaş'ta Gibi
Deco'da sona yaklaşıldı denildi, Elano-Lincoln-Tabata haftalarca gündemi meşgul etti. Elano, Galatasaray yolunu tuttu, Deco ve Tabata takımlarında kaldı. Arjantin'den 3-4 oyuncuyu da listesine alan Demirören Yıldıray'ın işini bitirdi. Yıldıray son 1-1.5 yıldır düzenli olarak forma şansı bulamıyordu Stutgart'da. Euro 2008'de kadrodan çıkarıldığında şaşırmıştım fakat pek de iyi bir sezon da geçirmeden 'mecburiyetten' dolayı Beşiktaş'a transfer oldu.
3 yıllık bir anlaşma imzaladılar. Stutgartlı yöneticilerle de pazarlık halindelermiş. Şu durumda pek fayda geleceğini zannetmiyorum Yıldıray'dan Beşiktaş'a. Tabi yaşı da biraz ilerledi, 31'ine geldi. Fakat kariyeri ortada da bir isim. Leverkusen'le CL Finali'ne 10 numara olarak ilk 11 çıkmış, sonraki durak olan Hertha Berlin'de 71 maçta 14 gol atmış bir oyuncu.
Bu transfer sonrası kadroda nasıl değişikler yapacak acaba Denizli? Bana kalırsa tek forvet Bobo ya da Nobre, arkasında Yıldıray, Holosko, Nihat 3'lüsü BJK'nin yeni 11'i olabilir. Sonradan direnç getirecek Yusuf ya da Bobo'nun solda başlaması durumunda Nihat Kahveci'de yedek güç olacaklardır fakat Beşiktaşlı blog sahipleri bunu daha iyi analiz edecektir.
Sonuç olarak Beşiktaş, bu transferle bir kumar oynadı. Ayrıca Avrupa'da temsilcimiz Tuncay, Mevlüt, Hamit ve Halil dışında kalmadı zannımca. Hafızamı zorlamak istemiyorum bir de İbrahim Kaş var. Ki o oynuyor mu oynamıyor mu haber de alamıyoruz.
Beşiktaş 0-2 Fenerbahçe

Maç öncesi Olimpiyat Stadı pek içime sinmemişti, aynı FOX gibi. Ve o FOX bizleri yanıltmayarak en olmadık yere reklam koyarak maç keyfimizin bazı dönemler içine etmeyi başardı. Stad'ta rüzgarın hat safhada olduğu maça Denizli, sağ kanatta ikinci yarıda 2-1'lik maçta Fenerbahçe'nin canına okuyan Holosko'nun yerine Yusuf ve solda da Bobo ile başladı. Bu ikilinin önünde ise Nobre vardı. Orta saha üçlüsünde Fink-Ernst-Tello defansta ise Ankaraspor'dan alınan genç Erkan Güven, bir başka 20'lik İsmail Köybaşı ve Sivok-Ferrari ikilisi vardı.
Fenerbahçe ise defans dörtlüsünü Bilica-Önder-Wederson-Gökhan ile kurmuştu. Alex'in ST'den ziyade CF oynadığı bölümün arkasında kurulan orta sahada MR'de CKR, ML'de Santos vardı. Ortada ise yeni transfer Cristian Oliveria Baroni ve Emre Belözoğlu vardı. Alex'in çoklayıcı olduğu Güiza ise tek başladı forvette maça.
Maçın başıyla beraber iki takımda etkili geldi. Beşiktaş ilk 20 dakikada tahmin ettiğimin aksine harika oynadı diyebilirim. Direkten dönen bir kafa, Nobre'nin kaçırdığı bir gol vardı ilk 20 dakikaya ait. Daha sonrasında maç yazımızda belirttiğimizin aksine tandemi top yapamayan, eli ayağına dolaşan Beşiktaş karşısında zaman zaman preslerle etkili olan Fenerbahçe, 2 kere tüm rakip yarı sahayı geçti tek başına. Birinde Alex kaçırdı, diğerinde ise verilmeyen faul ve bir kırmızı kart vardı.
Hakem işimiz değil ama çok da iyi bir yönetim gösterdiğini söylemek doğru olmaz, her iki takım adına. İlk yarı 0-0 geçilirken yeni transferlerden Fink etkili bir performans göstermişti. Görev adamlığını başarıyla yerine getirirken, Carlos ile harika anlaşan Santos maçın başlarında bizleri büyülese de sonradan oyundan düştü. Daum'un planı basitti aslında. Takım, 4-4-1-1'den zaman zaman 4-2-3-1 e dönüyordu. Kazım, Santos ve Alex Güiza'nın arkasını üçlüyordu. Beşiktaş'da ise diziliş aynı devam ederken Ernst defansı zaman zaman Fink'e bırakarak ofansif yöne bürünüyordu. Emre her zamanki gibi presi başlatan adam oluyordu ve Fenerbahçe bazı dönemlerde karınca gibi çoğalıyordu. Daha sonra ikinci yarının başında Beşiktaş, Nihat'ı oyuna aldığında yüreğime su serpildi ki haklı da çıktım. Nihat'ın geçen sezonki Emre'den pek bir farkı olmayacak gibi. Nitekim o Nihat, herhangi bir etkinlik gösteremedi. Fenerbahçe'de ise ilk yarıda uzaktan tek şutu Emre ile atmıştı. Oysa ki üretkenliği 0 olan Kazım'ın yerinde Deivid olsaydı çok uzaktan şut izleyebilirdik.
İkinci yarıda Deivid oyuna girdiğinde Fenerbahçe yavaş yavaş etkinliğini arttırıyordu. Beşiktaş, oyundan tamamen düşmüştü. İlk yarıda 'acaba' dediğimiz Cristian ise Maldonado ve Josico'dan farklı olarak alıp yana oynamıyordu. Topu Bilica ile birlikte ileriye taşıyan adam Cristian, atakları Emre ile başlatan isim oluyordu. Sonrası zaten Deivid'in üretkenliği ile yavaş yavaş açılmaya başlayan Alex, ilk yarı mükemmel oynayan 'Golyatör Güiza' ya biraz dinlenme şansı veriyordu.
Beşiktaş ise oyundan kopmuştu. İsmail'in bu bölümde performansı çok hoşuma gitti. Keza Ankaraspor'dan transfer edilen Erhan Güven de çok iyi bir performans gösterdi. Etkinliği azalan Bobo ve Nobre ikilisi ilk yarıdaki kadar pozisyon bulamıyordu. Kısacası Fenerbahçe maçı almaya adım adım ilerliyordu.
Daum'un Fenerbahçesi'nin en büyük özelliği neydi? Roland Koch'un yüklediği süper kondisyon ile 76-90 arası goller bulmak. Keza herkes Cristian kullanacak dediği sırada topa vuran Alex'in frikiğinde top Sivok'un eline çarpıyordu; bilinçli ya da bilinçsiz. Penaltıyı gole çeviren KrAlex'ti. Ve o Alex 90'da maçın yine süper oyuncularından biri olan Güiza'nın asistini reddetmiyordu ve skoru 2-0'a taşıdığında bu senenin çifte şampiyonunun 'triple' yapma hedefine sekteyi vuruyordu.Mehmet Topuz ve Özer'in olmadığı takımın yedek kulübesi buna rağmen harikaydı. Uğur, Deivid ve Selçuk'la kullanıyordu haklarını Daum. Emre çıkarken yine çok alkış aldı; hak etti gerçekten o alkışları. Keza görüntüye geldi; Daum'da öğrencisine sarıldı. Kazım, çok üretken olmamasına karşın boyu kısalan Beşiktaş stoperlerinden Ferrari'nin tüm kafa toplarına çıktı, bir çoğunu kazandı.
Beşiktaş kötü değildi ilk yarıda. Denizli maç sonu alkışlanması gereken açıklamalar yaptı. Daum da öyle. Bu iki hocayı takdir etmek gerek. İkisi de hakemlerle ilgili sorulara nazikçe cevap verdiler, Denizli Fenerbahçe'yi tebrik etti; son derece sakindi, bir o kadar da sevimliydi. Sezar'ın hakkı Sezar'a diyen Daum, Beşiktaş ilk 30 dakikada bize nefes aldırmadı dedi. Tebrik etti rakibini. Herkesin görmek isteyeceği bir portre izledik. Bu iki takıma da başarılar ligde
Gönderen Emre zaman: 09:43 1 yorum
Etiketler: beşiktaş, fenerbahçe, futbol
En Büyük Bomba Senin İstifan Olacak Başkan

Yine bi Demirören haberi okudum yerimde duramadım yazmak geldi içimden. Aziz Yıldırım 3 sene üst üste şampiyonluk sözü verdi ve işi garantiye alarak Daum'u getirdi. Bizim Demirören çıkıp 5 sene üst üste şampiyonluk sözü verdi, dedim sidik mi yarıştırıyorsun ulan. Senin şu takımın başında olduğun sürece değil 5 kere 2 kere bile üst üste şampiyon olacağımızı düşünmüyorum. Zaten sen başkan olalı 5 sene oldu ve ilk defa geçen sezon şampiyon olduk. Tamam bu sene yine şampiyonluk adaylarındanız ve kadroya eklemelerde yapıldı ama ne bileyim üst üste şampiyon olmak uzak bi kavram bize ama inşallah kırarız bu önyargıyı. Catania maçınıda izledim hele ki İsmail'i çok beğendiğim. Bizim Deli İbo'ya ilk uyarıyı verdi. İlk hazırlık maçı olmasına rağmen takım iyi işler yaptı. Ernst biraz silikti. Sivok ise tam bombaydı, pini çekilmiş bir bomba. Ferrari kademede iyiydi falan işte. Neyse konuya dönelim. Bobo, Catania maçında isteksiz bi görüntü çizdiği doğru ve bunun üzerine başkanın Bobo'ya yol vereceği yazıldı. Başkan'ın Bobo yerine düşündüğü isimler Sosa ve Renato imiş. Herhalde Demirören Münih'ten Sosa'yı kimlerin istediğini bilmiyor ya da bu da yalan haber. Neyse biz yinede karalayalım bi şeyler. Sosa'yı geçiniz efendim. Renato'ya gelirsek. Benim bildiğim Renato 1980 doğumlu ve defansif orta saha oyuncusu. Bobo'yu gönderipte onu almak ne kadar bomba olur orası muamma.
Eh kardeşim İsmail'e o kadar para verdin, Ferrari'ye o kadar para verdin ve yıllık alacağı parada 3,5 milyon euro civarı bir şey. Nihat geldi, yıllık o da 3,5 milyon euro alacak. Bunu gören yabancılar tabiki de zam isteyecek ne varki bunda. Meğer bomba transfer yapacan daha doğrusu Renato falan alacaksan onun yerine Bobo, Tello ve Holosko'nun yıllık maaşını arttırsana. Holosko karın tokluğuna oynuyor, 900 bin idi herhalde yıllık aldığı ücret. Bobo geçen sezon çok iyi bir sezon geçirmiştir ve maliyeti 6 milyon euro değildir. En az bir sene daha kalıp Şampiyonlar Ligi vitrininde de kendini gösterip daha yukarı bir fiyate gönderilmelidir illa gidecekse. Bu sezon maaşını arttır kalsın adam. Hem sen mutlu ol hem Bobo mutlu olsun ve takım için gollerini atmaya devam etsin. Tabi bunu düşünecek kafa yok bizim başkanda. Yazını başlığında dediğim gibi en büyük bomba senin istifan olacak başkan...
İlla bomba transfer mi yapmak istiyorsun o zaman bize Quaresma'yı getir. Levent Erdoğan transfer hakkında bi şeyler açıklamış ama ben duymadım. Benim duyduğum bonservis olarak yıllık 11 milyon euro önerdiğimiz. Bu adamdan en çok sağ kanatta verim alırsın. Orta sahanın heryerinde de oynayabilir. Beşiktaş'a gelirse zaten Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı için gelecektir. Gelmesini istemeyen olur da hani gelirse tekrar kendini bulur be arkadaş bana biraz uzak gibi gelsede Beşiktaş'a gelmesi. Gerçi yukarıda maaşlar artsın dedikte Quaresma gelirse bu sefer diğer yabancılar yönetimin başını daha çok şişirebilir zam için. Neyse hayırlısı neyse o olsun.
Tabata Dedikodusu

Bilindiği gibi Delgado'nun ameliyat masasına yatacağı ve en az 3-4 ay sahalardan uzak kalacağı haberi gelmişti bir hafta önce. Beşiktaş ile Tabata haberleri çıkmaya başladı. Hatta 8.5 milyon euroya transferin bitti haberleri ortalarda dönüyor. Yok ebesinin ki diyeceğim. 8.5 milyon euroya daha iyi isimler alınırdı ya, yazık ulan. Gerçi daha belli değil Yıldırım Demirören'in İtalya'dan dönmesini bekliyorlarmış.
Biz İsmail Köybaşı'nı almıştık ne oldu ondan vaz mı geçildi?
Matteo Ferrari Transferi Üzerine
Kaçan Balık Büyük Geldi
Futbola İskenderunspor'un altyapısında başladıktan sonra İskenderun Beşiktaşlılar Derneği'nin takımı olan Kartalspor'a geçen İsmail, Siyah-Beyazlı formayla daha küçük yaşlarda tanışır. İskenderun Kartalspor'da gösterdiği performansla kısa sürede büyük mesafe kateden ve 10 numaralı formayı sırtına geçiren İsmail, Gaziantepspor'un altyapı hocalarının dikkatini çeker.2006 yılında G.Antepspor'un genç takımına transfer edilir. 2007-08 sezonunun son haftasına kadar amatör olarak PAF takımda oynar. Beşiktaş ise aynı sezonun 32. haftasında F.Bahçe maçında çıkan olaylar sebebiyle Bursaspor maçını Adana'da oynamak zorunda kalır. Maç için Adana'da bulunan Siyah-Beyazlı takımın kaldığı otele, İsmail'i İskenderun Kartalspor'da yetiştiren antrenörü ile bir yönetici gelerek Menajer Sinan Engin ve altyapı koordinatörü Halim Aydın'a genç futbolcuyu denemelerini önerir. Fakat Beşiktaşlı yöneticiler, bu teklifi geri çevirerek o dönem Gaziantepspor'un PAF takımında oynayan ve profesyonel sözleşmesi olmayan İsmail'i denemeyi bile kabul etmezler.
İsmail'in yüzüne şans birkaç hafta sonra güler. PAF takımdaki performansıyla göze batan genç oyuncu, 2007-08 sezonunun son haftasında oynanan Gaziantepspor-İstanbul Bş. maçında oynatılarak profesyonel sözleşme yapılır. Bir sonraki sezon ise tam 24 maçta forma giyen başarılı sol kanat oyuncusu, büyük takımları peşinden koşturmayı başarmıştır. 4 Haziran 2009'da başarılı bir fıtık ameliyatı geçiren genç İsmail, önceki gece 4,5 milyon Euro bonservis bedeli karşılığında Beşiktaş'a transfer olarak hayallerini gerçekleştirir. Beşiktaş yönetimi de 2 yıl önce bedavaya alacağı bir oyuncuya astronomik bir bedel ödeyerek renklerine bağlar.
KARŞIYAKALI RIDVAN'IN DA HİKÂYESİ AYNI
Beşiktaş yönetimi, İsmail'le birlikte Karşıyaka'nın parlayan yıldızı Rıdvan Şimşek'i 400 bin Euro karşılığında renklerine bağlamak üzere. 18 yaşındaki genç oyuncunun hikâyesi de tıpkı İsmail Köybaşı gibi. Genç milli takım kampındayken geçen yıl Ümraniye'de Yemen Ekşioğlu tarafından Siyah-Beyazlı yöneticilere önerilen Rıdvan, 19 bin Euro yetiştirme bedeli karşılığında Beşiktaş'a transfer edilecekti. Ancak yönetim, bu parayı vermeye yanaşmayınca bu transferin maliyeti 400 bin Euro'ya kadar yükselmiş oldu.(http://www.internetspor.com/news.php?news_id=9015)
Bana da şimdi kızacaksınız hep Beşiktaş'ın yanlışlarını yazıyorsun diye. Herkesin bunları bilmesini istediğimden yazıyorum. Bedava gelecek adama şimdi 4.5 milyon euro ve iki adam veriyoruz. Alıp pafta oynatsan ne olacak kardeşim ya. Giden paralara yazık, günah ya. O zaman kim varmış yazıyor işte Sinan Engin. Allah senin belanı versin ulan.
Ediz Bahtiyaroğlu

Arada girip yazıyorum. Bu güncel olamama cumaya kadar devam edecek ondan sonra allahın izniyle blog tekrar aktifliğine dönecek. Biz yokken baya dedikodular, transferler oldu onları toparlayacaz inşallah. En önemlisi Gökhan Zan'ın Galatasaray'a gitmesi oldu herhalde. Nasıl angut bi yöneticimiz var allahım ya adamın opsiyonunu nasıl unutursun sen ya, mal mısın! Neyse gitti artık Gökhan onun hakkında ayrı bi yazı yazacağım. Şimdi gelelim Ediz konusuna. Gökhan'ın gidişi ile stoperde bi eksiklik oluştu doğal olarak. Bi İbrahim Toraman gitse üzülürdüm mesela ama Gökhan'a hiç üzülmedim yani. Şimdi Gökhan'ın boşluğunu Ankaraspor'un genç stoperi Ediz ile doldurmayı düşünüyormuşuz, gelen haberler bu şekilde. Genç, pırıl pırıl bir arkadaş. Eğer alırsak Beşiktaş için çok iyi olur. Gökhan, Türkiye'de topu oyuna en kötü sokan stoperlerden biri ve çok sakatlanıyor. Ediz, Gökhan'a abartısız 10 basabilecek bi stoper. Bu Gökhan gitti diye kendimizi avutmak için demiyorum. Ediz'i izleyenler az-çok fena olmadığını bilir. En kötü Milli takımın düzeyine kadar çıktığını bilsen yeter zaten. Benim tek korkum Ankaraspor ile görüşmeden Ediz ile temasa geçilmesi oldu. Bu kulüp geçmişten hiç mi ders çıkarmayacak ya?
Geçmiş Zaman Olur Ki: Fenerbahçe-Beşiktaş Arasındaki Transfer Öyküsü
Medyaspor'da gezinirken haberi gördüm. Tuğrul Yenidoğan imzalı bu haberde Mehmet Topuz'da yaşanılan olayların aynısı Sabri Dino'da da yaşandığını kaleme almış. 3 tane daha transfer öyküsü yakında geliyor. Bu haberi bloga taşımamın sebebi aynı olayı Beşiktaş'ın da yapmış olduğu. Ben Beşiktaşlıyım ama bırakın Mehmet Topuz ne yaparsa yapsın artık fazla üstüne gitmenin bi alemi yok. Böyle çok oyuncunun açıklamaları var. Devir değişti, parayı basan adam oyuncuyu alıyor. Yinede arada bazı istisnalar çıkabiliyor. Herkes Mehmet Topuz'un imza töreninde yapacağı açıklamayı bekliyor. Bence "Fenerbahçelilik kanım debreşti, ondan bu kulübe imza attım" şeklinde olur. Neyse haber altta;
"BEN FENERBAHÇELİYİM. BAŞKA KULÜPTE OYNAMAM!" DEDİ, BEŞİKTAŞ'IN SEMBOLÜ OLDU!
Rahmetli Sabri Dino'dan bahsediyorum...
Beşiktaş'ın sembol kaptanından, Napoli Panteri'nden, 100. Yılda hiç tartışmasız biçimde 100 Yılın Altın Kadrosu'nun kalecisi seçilen SABRİ DİNO'dan...
Sabri Dino'nun transfer öyküsünü okuyunca, Mehmet Topuz transferiyle birebir örtüşen noktalarını fark edecek ve hayrete düşeceksiniz:
Yıl 1965...
Fenerbahçe ve Beşiktaş, Beyoğluspor'un başarılı kalecisi Sabri Dino'nun peşine düşerler...

Fenerbahçe Başkanı Necdet Uluğ'un Pendik'teki yazlığında ağırlanan Sabri Dino beklenen açıklamayı yapar: "Beşiktaşla hiçbir ilgim yok! Fenerbahçe'ye gitmeye hazırım!"

O zaman şimdiki gibi forma giyip röportaj verecek televizyon kanalları yoktur. Sabri Dino, kendi el yazısıyla bir açıklama yazar ve gazetecilere verir:
"Sevgili Sporseverler,
Ben Fenerbahçe'de oynamak kararındayım.
Başka hiçbir kulüpte oynayamam.
Fenerbahçe'yi çok seviyorum ve artık Fenerbahçeli kalacağım
Sabri DİNO"

Sonunda ne mi oldu?
Sabri'nin kulübü Beyoğluspor'la anlaşan Beşiktaş işi bitirdi....
Akaretler'e gelen Sabri, Baba Hakkı'nın elini öper, kendini Beşiktaşlı yapan mukaveleyi imzaladı...
"Yuvama döndüm. Ben Beşiktaşlıyım!" açıklamasını yaptı...

10 yıl boyunca Beşiktaş'ın ve Milli Takım'ın vazgeçilmez kalecisi oldu... Beşiktaş kaptanı olarak futbola veda ettiğinde, Beşiktaş'ın sembol ismi Sabri Dino'ydu...
Kimseler onun "Ben Fenerbahçeliyim! Fenerbahçeyi çok seviyorum..." dediği günleri artık hatırlamıyordu... Fenerbahçeliler bile...
Sabri Dino'nun transfer öyküsü böyle...
Sizlere "Fenerbahçe-Beşiktaş" arasında yaşanmış 3 transfer öyküsü daha anlatacağım...
Öyle öyküler ki, roman olur...
Bundan sonraki öykü hakkında küçük bir ipucu da vereyim: "Beşiktaş'a imza attı... Beşiktaşlı oldu... Sözleşmesinin federasyon tarafından onaylanacağı gün herkesin şaşkın bakışları arasında sözleşmeyi kaparak koşa koşa kaçtı... Ortadan yok oldu... Ortaya çıktığında artık Fenerbahçe'nin futbolcusuydu... Hepiniz onu tanıyorsunuz..."
Yarın Medyaspor'da. O haberide bloga taşır, hem nostalji yaparız hem yorumlarda bulunuruz. Hadi eyvallah...Yeter Yıldırım Demirören!

Anıl, Ahmet Çakar konusunda bi şeyler yazmış. Yaptığı Beşiktaş başkanına yakışmayacak hareketler. Sezon sonunda şampiyon olamasaydı bırakacaktı kesin olarak, sezon boyunca şampiyon olmak içimden gelmedi sırf kurtulmak için. Gerçi sezon boyunca çenesini fazla açmadı. Son hafta ailesi ile falan maça gelmesi güzel görüntülerdi. Artık içinde ne kadar birikti ise Mehmet Topuz davasında hepsini döktü. Şimdilik alacakları var diye gitmediği söyleniyor. Bi baba yiğit çıkıp şuna parasını verse çek ellerini Beşiktaşımızın üstünden dese ne kadar güzel olurdu be. Tek olumlu hamlesi Mustafa Denizli gibi dursada Anılcım onuda mecburen getirdi. Zamanında benim olduğum kulubün kapısından Mustafa Denizli ve Sinan Engin giremez demişti. Sağolsun Sinan Engin epey bi karıştırdı ortalığı. Manisa'ya da yazık oldu tekrar kümeye düşecekler. Zamanında bi http://www.demirorenistifa.com/ vardı halen duruyor mu bilmiyorum ama orada Demirören'in şu ana kadar yaptığı bütün yanlışlar yazıyordu, hatırlatalım.
- Serdar Bilgili zamani takimi yüz üstü biraktiniz, "baskan adayi olmam" dediniz ama oldunuz.
- Seçimden önce anlastiginiz Lothar Mattheusu seçimi kazandiktan sonra yüz üstü birakip baska bir antrenörle anlastiniz.
- Del bosque gibi dünyaca ünlü bir hocanin arkasinda oldugunuzu belirttiniz ve kovdunuz.
- "Riza Çalimbay evladimizdir ancak benimle gider" dediniz, evladiniz gitti ve siz koltugu birakmadiniz.
- Gordon Milne tam yetkilidir dediniz adama aylarca bosu bosuna para ödediniz, bir de hiç bir sey yokmus gibi tazminat verip gönderdiniz.
- Koskoca BESIKTAS Erkek Basketbol Takimini 3 kurusa Cola Turkaya sattiniz .
- "Ben burda oldugum müddetçe mahkemesi bitmeden Sinan Engin göreve gelemez" dediniz, "Tigana'nin gitmesi için benden yardim istedi" diyen Sinan Engin'i tekrar göreve getirdiniz
- "Tüm branslarda sampiyonluk" dediniz Voleybol takimimiz su anda 2.ligde.
- 6 ayda bir gerek forma üreticisi gerekse de forma sponsoru degistirdiniz.
- "Localar yikilacak" dediniz yine sözünüzde durmadiniz.
- BESIKTAS'in hisselerini hiç sikilmadan sürekli sattiniz.
- Senelerce çaba sarfedilerek alinan Fulya projesi'nin çeklerini proje daha bitmeden kirdirdiniz.
- Akatlar Spor Kompleksi'nin adini Cola Turka Arena yaptiniz.
- Türkiye Kupasi´ni Baba Hakkilarin, Seref Beylerin mezarina götüreceginize UluSOYSUZunuzun babasina götürdünüz
- Sanki babanizin kulübü gibi kafaniza göre para verdiniz aldiniz, verdiniz aldiniz.
- Taraftara sirin gözükmek adina febe'nin artiklarini topladiniz.
- Ülker'in sponsorlugunda BESIKTAS'in katledilisini hala izlemektesiniz.
- Milangaz febe maçlarina reklam verecegine, reklamlari BJK TV'ye verdirseydiniz.
- "BESIKTAS ile ilgili haberler BJK TV'den yapilacak" dediniz, BJK TV'yi Dogan Holding'e sattiniz.
- Millet Lig Tv'nin kablolarini kesiyor, siz o'nun yayinladigi maçlara reklam veriyorsunuz.
- Ali Gültiken'i hiç suçu günahi yokken, çok da basarili bir menajerken, etik olmayan bir sekilde görevden aldiniz.
- Sirf Trabzon yabanci oyuncu alabilsin diye ellerindeki Jun denen kalitesiz adami transfer ettiniz.
- Kulüpler Birligi toplantisina bir tane yönetici göndermeyip haklarimizi TS'li yöneticiye devrettiniz.
- 2 milyon dolar için futbol subesini Celal Kolot'a sattiniz.
- Orhan Yildirim gibi spor yazarlari'ni sizi elestiriyor diye, susturmak için Seyahat islerini onun sirketine vererek eteginizdeki taslari dökmesini engellediniz.
- Kivanç Oktay kayinçonuz diye yaptirdigi evleri futbolcu alacaklarina karsilik sattiniz.
- "Besiktas büyük lokmadir, bogazinizda kalir" dediniz, elaleme bizi rezil ettiniz.
- Ismet Arzuman, Affan Keçeci gidecek dediniz, adamlarin belki de maaslarina zam yapildi, ne gitmesi.
- Ezeli rakibinizin sampiyonlugunu isteyecek kadar BESIKTAS'li olmadiginizi gosterdiniz.
- Sivas maçina paf takimiyla çikacagiz dediniz, sözünüzü yediniz.
- Her icraatinizda, her sözünüzde BESIKTASlilik durusunu ayaklar altina aldiniz
Iste bu ve bunun gibi nice örnekler gösteriyor ki; Siz asla BESIKTAS'li olamazsiniz. Bu yüzden DEMIROREN ISTIFA!!!
Ufak Ahmet Çakar

Hahahahaha gördüğüm en bomba laflardan biri, hahahaha hala gülüyorum. Türkiye'de futbolun ne derece yere düştüğünün, Mehmet Topuz transferiyle birlikte en büyük kanıtlarından biri. Hayır diyorum Rijkaard bu programı izleseydi imza atmadan önce yine imzalarmıydı. Olacak iş değil ya, koskoca Beşiktaş başkanı ile spor yorumcusu(!) Ahmet Çakar sanki mahalle kahvesindeymiş gibi tartışıyor birbirlerine laf çarpıtıyorlar. Ulen başkansın sen başkan, mahalle kavgalarında söylenecek söz olan hatta ilkokul esprisi olan küçük bilmem kim sözünü nasıl söyleyebiliyorsun.
Mustafa kusura bakmasın ama eleştiricem hemde çok, siz büyük camiasınız di mi? 4 büyükten birisiniz ve hala şu tüpçüye katlanıyosunuz, niye katlanıyorsunuz üstelik borçlar yüzünden.B ırakın alsın parasını gitsin, o borcu ödemek o kadar mı zor, o kadar mı imkansız? Adamın yaptığı 4 tane iyi iş yok ki her yönüyle, Mustafa Denizli hamlesi bile Ertuğrul'un arkasından yapılmıştı onun bile iyi olup olmadığı tartışılır. Abramovich gibi sömürüyo klübü ey Beşiktaşlılar bu adam, sırtınızdan reklam yapıyo.
Düşünelim şimdi Aziz Yıldırım da bağlanıp efelik yapabilir ama asla böyle düşük bir söz söylemez ya da Özhan Canaydın'ı bu gibi bir diyalogda görebilirmiydik, Faruk Süren başkanı ya da. Sen koskocaman Beşiktaş başkanısın ve o koltukta bir zamanlar Süleyman Seba gibi birinin oturduğunu unutmayacaksın, ona göre söyleyeceksin sözünü, ona göre atacaksın her adımını. Baba Hakkı'nın ter döktüğü takımda başkanlık yapıyorsun ey Demirören, o Baba Hakkı ki ıslıklandığı bir maçın ardından "Bu formayı bana taraftar giydirdi. Şimdi onlar isteyince de çıkarırım" diyebilen bir insan, düşün yani Beşiktaş'ın taraftar klübü olduğunu.
Beşiktaş'a tutmamamıza rağmen niye sempati duyarız, Avrupa'da destekleriz, biz şampiyon olamazsak onlar olsun deriz, işte bu duruştan dolayıdır, Beşiktaşlılık duruşu. Delikanlı gibi, mert hakkını yedirmeyen ama her zaman sonsuz saygılıdır gerçek Beşiktaşlılar.
Alıp gitsin artık parasını, emin olun doğru planlamayla 2-3 senede o borcu kapatıp kara bile geçersiniz üstelik Batuhan gibi alt yapıdaki Muhammed gibi oyuncularla yükselirsiniz daha da yeter ki kararlı olun, bu şampiyonluk gözünüzü kapatmasın görün gözünüzün önündeki gerçeği.
Diyalog da tam olarak şu şekilde:
Yıldırım D: Çakar gibi kişilerden dolayı Türk futbolu değer kaybediyor.
Ahmet Çakar: Doğru doğru,bende o zaman paf oyuncusuyla çıkarım sahaya, sayın Demirören.
Yıldırım D: Sen ufak ahmet çakarla çık, terbiyesizce konuşma, sen beşiktaş klübü başkanıyla konuşuyosun...
Pascal Noumaa
Ulan yaptın yine yapacağını, reklam filmini izledim şimdi gözlerim doldu. "Özledim abi memleketimi özledim" diyişi ne kadar içten öle. Arabaya bindiğinde ayna ile oynarken Beşiktaş formalı resmini görünce eski günler aklıma geldi. İki gün öncede zamanında Show Tv'de yayınlanan Pascal'ın Beşiktaş zamanlarını gösteren 6 dakikalık bir video vardı. Keşke şu anda Beşiktaş forması giyseydinde eskiden yaptığın herşeyi yine yapsaydın. Uefa maçında Mills'e yumruk atsaydın, derbide kırmızı kart görseydin, antremanda duvarın köşesinde işeseydin ama keşke oynuyor oysaydın o forma üstünde olsaydı. 2003'de ki şampiyonlukta da emeği büyük. Herşeyi yapan bir oyuncuydu. Golünü atardı, asistini yapardı, top isterdi, top atardı, boşa koşardı kısaca herşeyi yapardı. Bu kalp seni unutmaz, unutmayacakta emin olabilirsin. Ve son olarak;
fransa da doğdu/beşiktaşlı oldu/helal olsun sana/pascal nouma pascal nouma/ ooooooooooooooooo
Kısa kısa Pascal
Öhh Naptın Bilader?

Takım şampiyonluğa gidiyor, taraftar mecburen gelecek. Biliyor işini bu tüpçü. Ayıptır lan bu bilet fiyatları ne yahu? Sömür sömüre bildiğin kadar insanları, biz senden ne zaman kurtulacağız çok merak ediyorum. Bi de acaba Vip'de neler var merak ettim şimdi...
VIP ÜST B&E 750,00 TL
VIP ÜST A&F 500,00 TL
VIP ALT A&F 425,00 TL
VIP ALT B&E 450,00 TL
VIP ALT C&D 500,00 TL
NUMARALI ORTA 425,00 TL
NUMARALI KENAR 375,00 TL
KAPALI ÜST 300,00 TL
KAPALI ALT 250,00 TL
YENİ AÇIK 90,00 TL
ESKİ AÇIK 90,00 TL
RAKİP TAKIM (E.AÇIK) 90,00 TL


