Su Kesintisi!

Bu ne biçim iş ya,bu ne akılsızlık ve mantıksızlık.Koca İzmir'in yarısının suyu yok şu anda köprü inşaası yüzünden,2 gün olarak açıklandı fakat söz verilen saatte gelmedi su hala beklemekteyiz.Keserken tam dediğiniz saatte kesersiniz ama dimi.Amacım ne partiyi ne belediyeyi kötülemek ama rezalettende öte bişeydir bu,30 dereceden fazla bir sıcaklık var ve su yok.Bu ne ya,bu ne bilinç,şuursuz insanlarca mı yönetiliyoruz koskoca ege üniversitesinde bile sular akmıyo ya inanılcak şey değil.sonra egenin incisi edebiyatı yaparsınız,neresi inci be yüz karası mübarek yüz karası.Koktuk efendim koktuk 30 derecenin alnında 3gün duşsuz geçince koktuk,olay budur...

Kupalar Akşamı

Futbolsever olarak oldukça tatmin edici bir akşamı geride bıraktım.Lazio-Sampdoria maçı 2.uzatmadan devam ediyor ve penaltılara kalacak muhtemelen,ancak izlediğim diğer 2 maç yüzünden penaltılara bakmayı,uzatmaları es geçmeyi yeğliyorum.İlk olarak İzmir'de Yusuf'un akıl dolu pasları ve Bobo'nun şahane oyunu içimde futbola dair güzel hisler uyandırdı,sonra evde Barcelona'nın şovunu izledim cipsim ve kolam eşliğinde.Beşiktaş maçını Mustafa değerlendirdiği için transit geçiyorum,ama Barcelona'nın şiirsel futbolunu buraya nasıl aktaracağım onu da bilemiyorum.Gerçi Barca'nın futbolundan daha guzel şeylerde vardı,Bilbaolu taraftarlar gibi mesela.Mestella'nın 4'te 3'ünü kapatıp,müthiş bir destek verdiler takımlarına.Maçın başındaki heyecanları Bilbao'ya golü de kazandırdı.Golü ve tribünlerin kırmızılığını görünce,kendi kendime ''Futbol asla futbol değildir!'' cümlesine yakışır bir final olacak heralde diyordum ki,uyuyan güzel uykusundan uyandı ve maçı kontrolüne aldı.Sonuçta malum,4-1...Valdes,Iniesta,Henry,Milito,Marquez,Abidal oynasa neler olurdu sorusunun cevabını beynim düşünemiyor...Unutmadan dipnot,Toure'nin yeteneklerini umarım Pes 2010 yetkilileride görmüşlerdir:)

Yazının sonunda günün adamını;attığı topuk pası ve mükemmel golüyle,Bobo;günün Sabri'sini de Alves ilan ediyorum...

Kupa Mimari


Kim ne derse desin...

Maçın Ardından || Fotoğraflarla Beşiktaş








Şampiyon Beşiktaş :) 4-2


Maç öncesinde avantajlı tarafın biz olduğunu söylemiştim. Erken gelen gol bizim adımıza iyi oldu gibi göründü ama bence olmadı. Golden sonra Fenerbahçe daha bi atak oynadı ve bu sene kocamız olarak kabullendiğimi Güiza ile skoru eşitlediler. İlk yarının son düdüğü çalana kadarda takır takır oynadılar. Devre arasında Aragones bir şeyi unutmuştu o da Beşiktaş'ın ikinci yarı çılgınlığı. Buna göre bir önlem alamayınca Tello, Holosko, Bobo, Yusuf, Ernst gibi adamlarımız çok iyi iş çıkardılar ve sonuca gittiler.


Beşiktaşımızın ilk golü Volkan Babacan'ın büyük hatası sayesinde geldi. Böyle kritik bir maçta böyle aptalca bi hata yaparsan zor forma şansı bulursun Volkan efendi bizden söylemesi. Zeminin kaygan olduğu belli o zaman ona göre bir krampon verselerdi Volkan'a. Fenerbahçe atakları sıklaşmaya başladı ve Güiza affetmedi 27. dakikada. İkinci yarıda bu kez üstünlüğü Bobo'nun müthiş golüyle ile ele geçirdik. Fabian Ernst üç kişiyle girdiği top kapma mücadelesinden galip çıktı ve zor pozisyonda topu Bobo'ya aktardı. Kaleyi cepheden gören Bobo yaklaşık 25-26 metreden çok sert bir şut çıkardı ve topu ağlara gönderdi, 2-1. Luis Aragones'in yine stoperde görev verdiği Gökhan Gönül, takımının yediği üçüncü golde büyük bir hata yaptı. Gökhan topu auta çıkması için beklerken, Yusuf Şimşek baskı yaptı ve topu kaptı, sol kanattan ceza sahasına girdi, yerden yaptığı orta savunmaya çarpıp havalandı. Havalanan topa Bobo iyi yükseldi ve kafayı vurdu, takımının üçüncü, kendisinin ikinci golünü attı ve 3-1. Fenerbahçe savunması fark ikiye çıkınca daha fazla risk almaya başladı. 80.dakikada gelişen hızlı Beşiktaş atağında, Holosko, Bobo ile duvar pasına girdi. Slovak oyuncu ceza sahası içine iyi hareketlendi, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda plase bir vuruşla topu ağlara gönderdi ve 4-1. Son dakikada Fenerbahçe bir penaltı kullandı ve maç 4-2 bitti. Onada penaltı demeye bin şahit ister.


Bana göre finale yakışan bir mücadele oldu. İki takımıda tebrik ediyorum. Teknik analize girmek isterdim ama birazdan şampiyonluk turuna çıkacağımdan bu işi belki sonra yaparım. Özellikle Yusuf ile Ernst'te ayrı parantez açmak gerekti. Nobre'yi de uzun zaman sonra görmek bizi sevindirdi. Bu seneyi çifte kupa ile kapatacağız allahın izniyle. Semih girerken bi eyvah çektik ama hatta Güiza daha fazla etkili olur diye bende düşünmüştüm ama Güiza kendini serdi. Semih'in oyuna girmesi bize yaradı. Alex, Uğur Boral ve Lugano gibi adamların bu maçta oynaması beni bi nebzede olsa korkutmuştu ama sonuç olarak kupayı aldık, sıra kafaları çekmede...

Almadan Gelmeyin


Tahmin edemiyorum maç sonucunu, gidişatını falan. Nefesleri tuttuk maç saatini bekliyoruz. Bu sene iki kere karışılaştık Fenerbahçe ile ikisinde de hüsran ile döndük. Hele ki son maçta büyük bir avantajı tepmiştik ama tekrar şampiyonluk için çok büyük bir avantaj yakaladık. Beşiktaş cephesinde durumlar iyi. Motivasyon en tepede. Fenerbahçe'nin işi biraz daha zor. 26 senedir kazanılamayan bi kupa. 2 hafta önceki derbide bu durumda Beşiktaş vardı stres, 5 senedir kazanılamayan kupa. Bu maçtada Fenerbahçe'nin üstünde ağır bir yük var. Bu bizim için bir avantaj yoksa Fenerbahçe'nin ölüsünün bile bizi yeneceğini gördük en son maçta. Fazla yazacak bi şeyde yok. Ben Beşiktaş'ın avantajlı olduğunu düşünüyorum ve kadroları vererek maça kaçıyorum.

Fenerbahçe:
Volkan Babacan, Gökhan Gönül, Lugano, Roberto Carlos, Ali Bilgin, Uğur Boral, Selçuk, Emre, Deivid, Alex, Güiza


Beşiktaş: Hakan Arıkan, Gökhan Zan, Sivok, İbrahim Toraman, Ekrem Dağ, Fabian Ernst, Cisse, Tello, Yusuf Şimşek, Filip Holosko, Bobo

Edit: Rüştü kadrodan çıkarılmış.

Tavuk Sosu


Yemeklerin gücü adına diyip 2.tarifimizide verelim bari, aslında tam tarifte değil bu bir tür kendi geliştirdiğim sosun yapımı. Neyse aşçı tam tarifi vermezmiş geleneğini bozup gerçek tarifi veriyorum hiç mi hiç merak etmeyin siz, öncelikle yayvan bir kaba bir miktar ayçiçek yağı ekleyerek başlıyoruz işe, ardından bir tatlı kaşığı salçayıda bu yağın içine ekleyip bu ikisini karıştıracaksınız, tam karışmadı mı bu iki madde merak etmeyin zaten doğaları gereği karışmazlar :) doğal halidir o onun, ardından bir miktar limon sıkmanız gerekiyor içine, sosun keskinliğini verecek şey çünkü limon. Limonsuz olunca herşey tamamda bişeyler eksik diye geçiyor içinizden. Limonun ardından biraz daha kaşık yordamıyla karıştırıp maddeleri harmanlayalım (bu sözcüğü yeni öğrendim bak)

Asıl macera bundan sonra başlıyor, çok az bir miktar zeytinyağı, bol miktarda (1,5 çorba kaşığı en az) pul biber ekliyoruz. Bol biber eklentisinden sonra ezmeye benzeyecektir görüntü korkmayın, 1 çay kaşığı kekik, 1ç ay kaşığı karabiber, 2 tatlı kaşığı acı toz biber ve 1 çorba kaşığı sumak ekleyip karıştırıyoruz. Geldik en teknik noktaların birine 3 diş sarımsakla beraber bir miktar (1/6 sı falan bir tam soğanın) soğan'ı dövüp ya da alet kullanıp eziyoruz ve ekliyoruz sosun içine. Seyreltmek için çok az daha yağ ekleyip isteğe göre de tuz ekliyoruz. Ayrıca yaptığımız sos ekmeye sürüp yiyincede enfes oluyo tavsiye edilir. Neyse efendim tavuk kanadı-incik-tavuk pirzola-schnitzel vs. ne yapacaksanız bu sosun içine koyuyorsunuz ve el yordamıyla adeta hamur yoğurur gibi tavuğa iyice işlemesini sağlıyorsunuz bu karışımın. Ardından bir 15 dk en az beklerse çok çok lezzetli oluyor fakat bekletmeseniz de olur yapıp afiyetle yiyoruz. Mangal sezonuda başladı çok çok enfes olacak sosumuz çok. Fotoğrafları koyarım yaptığım ilk gün. Sırada basit tiramisu'muz var.

Fenerbahçe ve Eksikleri


Eveeet geldik yazımızın 2. kısmına. Fanatik bir Galatasaraylı olarak Fenerbahçe'ye reçete sunacağım için çok heyecanlıyım, o kadar heyecanlıyım ki saçmalıyorum böyle işte. Neyse efendim ne olacak sanki şurada fmci mantığıyla yazı yazıyoruz deşarj oluyoruz çoşuyoruz falan işte. Fenerbahçe zaten bildiğiniz gibi çok fazla takımdaşlığın olmadığı bir klüp, yani motivatör hoca da olsa uyuyan hoca da olsa farketmiyor, fakat başkanları çok otoriter. Aragones mayasının tutmayışının 2 önemli nedeni var birincisi Brezilyalılar için mükemmel bir idol olan, adeta Pele kadar taptıkları bir çalıştırıcı yoktan yere gitti ki takımın o yarısı Brezilyalı olduğu için çok etkiledi bu takımı. 2.si ise biraz Fm diliyle anlatmam gerek bu sendromu, forumlarda falan iş yapan taktikler vardır herkes çok memnundur bu taktiklerden ancak belirli oyuncu profillerine göre yapılmıştır. Örneğin hızlı defans gerektiren taktiği Metzelder'le falan denerseniz Real bile olsanız madara olursunuz, neyse geçelim sizde indirirsiniz bi hevesle ve takımınıza koyarsınız. Burda çift yönlü oyuncu ister sizden bakarsınız yoktur, Alex'i koyayım dersiniz; savaşan mücadele eden bir ön libero ister sizde o da yoktur Selçuk'la idare edeyim dersiniz en sonunda da kötü sonuçlar alıp taktiğe lanet okursunuz fakat sorun taktikte değildir taktiğe uymayan oyuncudadır. Aziz Yıldırım'da aynı böyle yaptı, beğendiği taktiği indirdi pardon getirdi ve öyle oynamak istedi. Fakat Uğur'un Xavi, Alex'in İniesta olmadığını bilemedi, buna uygun oyuncuları da aldıramadı yönetime.

Fenerbahçe zaten oyuncu bazında belirli bir klüp yani çeşitliliği olan oyuncu sayısı çok az, Aragones ise akışkan olmayan kendi bildiği doğrudan şaşmayan bir adam. Öncelikle bunu görüp Sayın Yıldırım'dan ortasaha isteyecekti. Barış-Ayhan-Mehmet Topal-Ernst-Selçuk İnan ve hatta Cisse bile çok çok işine yarardı dedemizin fakat bu şekilde bir orta saha rotasyonu yoktu Fenerbahçe'de. Eldeki malzemeye göre taktikte çizemedi Fenerbahçe'ye, şablona en uyan isim Emre Belözoğlu oldu ki o da sakatlıktır cezalardır derken yarım oynayabildi. Bence Aziz Yıldırım'ın yapması gereken şey Galatasaray'daki ile aynı, yeniçeri ocağı vol.2 olan Brezilya ocağını yavaşça temizlemek. Yapılması gereken ilk adım yapılamadı Deivid zamlı şekilde imzaladı. Tamam iyi şut atan bir isim fakat sisteme uyan bir oyuncu değil ki o. Alex mesela kademeli olarak kesilmeli takımdan, daha mücadeleci isimlerle doldurulmalı bu kadro.

Kalede volkan mesela, herkesin imrendiği bir kaleci ancak verimliliği yok fakat yinede ben sevmesemde nefret etsemde kalede duracak tek isim o şu anda, sağ bek olarak baktığımızda Türkiye'nin en iyisi zaten Gökhan, sol tarafta Roberto Carlos çok fazla bence lükstende öte kaçıyor tamam ismi var fakat posadan da öte bir şekilde şu anda. Fenerbahçe kaç kat daha iyisini getirebilir bu ülkeye ah bi vizyonumuz olsa. Stoper olarak Lugano giderse işleri zor ancak ben Fenerbahçe içinde diyorum Sskandinav ya da Doğu Avrupa kökenli oyuncu gelsin diye.

Ön libero olarak batmış konumdalar, 2 yabancı var ki evlere şenlik bir şekilde ikisini toplasan bir oyuncu etmez o bölgede işte paraya kıyılıp alınacak kilit isimlerden biri buraya olacak. Arjantin kökenli olursa daha bir güzel olur hatta neyse orta saha için mutlaka ya bir ön libero ya da emrenin yanına 2.bir çift yönlü isim konmalı hatta Fransa'ya bakılmalı bu sefer, o oyuncuları alabilecek parasal güç var çünkü Fenerbahçe'de isimde var hatta Psg alıyorsa Sesegnon gibi bir ismi Fener hayli hayli alır. Alex'inde kalacağını ön görürsek ve tek forvet oynatacaksak Aragones'in sistemine göre bir ortasaha daha lazım ancak Uğur götürebilir bu görevi akıllı olursa çünkü hayli yetenekli bir isim, Yusuf'a bakmalı bence biraz çünkü git gide ona benziyor.

Forvet için garibim Guiza kalsın Sercan alınsın Semih'te Avrupa semalarına doğru yol alsın klübe para kazandırıp, türk futbolunun böyle mükemmel forvetleri kazanmaya ihtiyacı var çünkü. Alıncak oyunculara gelirsek stoper, ön libero-orta saha. İsim önerilerim ise Murat Ceylan-Sivaslı Sezer-Mehmet Topuz-Antepli İsmail-ve en önemli isim Sercan. Harcamayacaklarsa alsınlar bi zahmet İlhan'ı da gördük 2. ligde zor oynar artık. Neyse eğer böyle bir kurgulama ile 1 sezon daha sabrederlerse çok büyük başarılar görecekler, istikrar çok önemli istikrarın olduğu yerde başarı da vardır. Fatih Terim'in ilk döneminden tutalım, Bülent Uygun'a falan bakalım hep istikrar görürüz. Aragones bile kaç senelik çaba sonucu kazanmıştı Avrupa şampiyonluğunu. Neyse umarım başarabilmişimdir bu işi yorumlayın bakalım fenerliler nasıl yapmışsım sizin kadroyu, yarının konusu beşiktaş yazarı Mustafa...

dr.anıl kubilaydan sevgilerle...

Schuster'in Takımı


Evet düşüm gerçekleşiyor galiba, takımın başında görmek istediğim kişi demiştim Schuster için halende bu fikrim devam etmekte. Şimdi ona verebileceğimiz kadroyu şöyle gözden geçirelim, kale için Leo Franco ismi gündemde ve gelecek gibi, keşke bir sürpriz yapıp şapkadan Kameni ya da Yohann Pele'yi çıkarsa yönetim de kale konusunda tekrar huzura ersek. Defansın göbeği de sancılı bir konu her ne kadar 3 tane milli takım stoperimiz olsada, geriden oyun kurandır bilmem ne geyiklerini bırakıp Servet'in yanına kemik gibi bir stoper bulmak şart (kemik ne ya git gide İsmet Tongo-Selçuk Yula ekolüne benziyorum Allah sonumu hayır etsin) neyse tercihim Afrikalı olmasın bu oyuncu, adam gibi bir iş yapıp kuzey ekolüne gidelim Doğu Avrupa ya da İskandinav olsun bu isim, satınca para kazanabileceğimiz biri yani, yok öyle Barça ya satalım tarzında biri değil ne bileyim işte Atletico'ya Sevilla'ya Tottenham'a satabileceğimiz tarzda biri anladınız işte ya beni. Neyse sol bek için Volkan gitmeli bence, ilk geldiğinde Roberto Carlos gibi gözükmüştü ancak Orhan Ak'tan sonra gelen herkes öyle gözükürdü bu gözlere, onun yerine transfer yapılmasa da olur bence, Alparslan var sonuçta hiç kullanmasakta Hıncal dede'mizin istediği gibi hücum bek olabilir çok çalışırsa eğer. Sağ bek konusu ise muamma, bence çok iyi topçu olan Serkan Kurtuluş antrenman ve fizik eksiğini giderirse Uğur'da sağlıklı dönerse bence sorun yüksek ölçüde kaybolur fakat her ihtimale karşı Orhan Şam'ı almalıyız, sonuçta lig uzun bi maraton ve Orhan'da defansif özellikleri fena olmayan bir bek, Hakan Balta'nın sağ bek versiyonu gibi önüne koyacağımız oyuncu ile iyi bir birliktelik yakalayabilir.

Ön libero konusu ise en rahat olduğumuz yer bence her yerde Mustafa Sarp ile anlaştığımız yazıyor ki iyi haber bu Mehmet Güven'den daha iyi olduğu su götürmez gerçek bence. Mehmet Topal gibi yıldız bir ismimiz var zaten hali hazırda bu bölgede ayrıca Barış ve Ayhan'da oynayabiliyor (biri Linderoth mu dedi yok artık) Linderoth'a da yavaş yavaş yol vermeliyiz hatta hızlıca vermeliyiz bu yolu. Lincoln satılacaksa eğer ki satılmamalı bence alınacak para Nuri'ye harcansın ve gelişimi izlenilsin koltuğa yayılarak.Ayrıca Murat Ceylan'ı da alıp sakatlık durumlarında falan mükemmel bir orta saha kombinasyonu yakalamalıyız.Kanatlara gelirsek Aydın kiralansın mümkünse oynayabileceği adam olacağı bi yere Sivas mı?zuhahahaha Layla yokki orda adam olur tamam oraya gitsin :D Sol kanat şu anda en güçlü bölgemiz Arda ve Kewell orada mükemmel ikili olarak göze çarpsa da sağ kanat için bir isim şart, çok uzağa gitmemiz şart mı bence şart yani aklıma şu veya bu isim gelmiyor sağ kanat için neyse bakalım.

Forvet içinse tek isteğim var Nonda ve Ümit postalansın yönetim tüm imkanları zorlayıp Sercan'ı getirsin, Sercan-Baros ikilisinin ihtişamına bakar mısınız ya topu alıp içeri girerler mis gibi. Onları yedekleme işi Özgürcan'a kalır keyifle izleriz bizde .Yani kabaca gidecek gelecek listesi şu şekilde olmalı.

Gidecek: Mehmet Güven-Aydın-Ümit-Nonda-Hasan-Volkan-Orkun (keşke Sabri de olsa)-Lincoln belki

Gelecek: Orhan Şam-Nuri-Murat Ceylan-Mustafa Sarp-Pele-Sercan-sağ açık-defans-başlarında da Schuster

Mümkünse sene başında da Uefa'da final istiyoruz denmesin ben apaçi olarak bıktım sadece hedef göstermeden birkaç sene bu şekilde ufak eklemelerle oynasın bu takım 2-3 sene sonra bekleyelim Uefa'da finali daha gidecek çok yol var.4-2-3-1 e göre sıralarsak ta

gk-pele
dr-uğur
dc-servet
dc-yeni stoper
dl-hakan b
dmc-Mehmet t
dmc-ayhan
mc-nuri
amr-yeni isim (please nuri şahin)
aml-arda
fc-baros

Anaa 4 yabancı var sadece, işte büyüklük budur bence. Neyse bu şekil Fenerbahçe değerlendirmesi de yapmak istiyorum bi kaç gün içinde yorumlarınızı esirgemeyin fantezi kadromdan :) Beşiktaş kadrosu çorbadan hallice olduğu için yapamicam Mustafa'ya bıraktım dönüşü Beşiktaş değerlendirmesi ile olsun diye ama kardemir karabük var fındık yi aynı şi misali

Serena En İyiymiş

Efendim bu insan azmanı hanfendi kendini dünyanın en iyisi zannediyormuş, fotograf koyup hiç kirlilik yaratmak istemiyorum Tyra Banks gibi esmerlere ayıp etmiş oluruz Serena'yı koyarsak. Neyse magazinel kısmı boşverelim fakat hiç grand slam kazanamamış olan Safina'nın dünyanın en iyisi olmasına galiba biraz içerlemiş ,duygusallaşmış Serena. En iyi benim sadece kendimi yenerim diyerek kendini lastik reklamında zannetmiş sanırsam ,ulen o fizikle o güçle zaten maçlara 5-0 önde başlıyosun geriye tek oyun almak kalıyo. Hep karşı çıkmışımdır Williams kardeşlere bir tarafta narin İvanovic-Jankovic-Safina etc... diğer tarafta Serena hiç güç dengesi sağlanıyor mu? Koyun Nadal adlı diğer azmanın karşısına bakalım o zaman ne olcak. Ah Henin be ah Henin be tam en verimli çağında bıraktın ya şu sporu şöylelerin eline al gör işte çıkan tartışmaları.

Popçu(!) Murat


Evet son zamanlarda en sevmediğim tiksindiğim şarkı Murat Dalkılıç'ın söylediği kasaba şarkısıdır, ne hikmetse hiç sevmedim bu adamı da şarkısını da. Yanına da Murat Boz'u almış sanki Sezen Aksu ile düet yapıyor bi havalar bi şey. Bu kadar kasıntı bi adam görmedim ben hayatımda, nerede görsem kanalı değiştiriyorum hemen. Bu ve bunun benzeri popçular tamamen Hadise'ye,Bengü'ye yapımcılar tarafından verilmiş birer cevaptır bence. Tek amaçları önce bayan seyirci gelsin, sonra paralar gelsin zengin olalımdır.

Gelinen son nokta ise afedersiniz 21 yaşında bi kızın sabahın 8:15'inde İzmir bornova metro da afişini görünce dalkılıııııç diye bağırmasıdır ,ulen biz hadise posteri görsek hadiseee desek toplum tarafından yaftalanırız"abazaya bak, kıronun önde gideni, bilmemne falan" kız postere böyle yaptı konserde kimbilir neler yapar. Bu arada konserde kendini yırtan kız tipini merak ediyordum sayesinde öğrenmiş oldum, demek ki onlar paralı değilmiş, bilhakis candan destekleyen insanlarmış(!).

Galatasaray'ın Muhtemel Hoca Adayları


Şimdi baştan söyliyeyim futboldan çok anlamam ,daha çok gereksiz şeyler konusunda uzmanlaşmışımdır fakat bende birkaç bişey söylemek istedim. Öncelikle Bülent ile kesinlikle devam edilmeyecek burası çok açık, ben dahil çoğu kişi onu takımda görmek istemiyor. O halde onu geçtik öncelikle kendisine yolun açık olsun demek istiyorum her ne kadar büyük kaptan da olsa, Uefa finalinde çıkık kolla da oynasa; bazı şeyler için sadece Hasan Şaş yetmiyormuş. Hasan demişken bence seneye mutlaka teknik kadro içinde yer almalı, geçen seneki şampiyonlukta verdiği demeçlerin birinde taktik veren isimlerden biri olduğunu söylemişti. Kanı kaynıyor bu çocuğun ya Yılmaz Vural olur ya yeni Bülent Uygun olur orasını kestirmek güç.

İsim söylemicem şu ya da bu diye fakat yeni gelecek olan teknik adam enkaza benzer bişey teslim alacak orası kesin. Nondasından Yaserine tamamen bir enkaza döndü şu güzelim parıl parıl parlayan takım, neyse Gerets sonrasıda böyle enkazdı 1 senede parlamıştı kadro yine yaparız yeterki kalitesi, deneyimi, bilgisiyle bizi taşıyabilecek bi hoca gelsin.
Benim gönlümde yatan aslanı soracak olursanız Schuster gelsin der köşeme geçerim.

Kavurma Makarna


Söz verdiğim gibi yemek serisine başlıyorum efendim, gecikmeli oldu ama olsun artık. Önce çok az tereyağını tencerenin içine atıp eritiyoruz, daha sonra ne kadar makarna yiyeceksek bu tencerenin içine atıp karıştırmaya başlıyoruz (kelebek, fiyong çok güzel oluyor spagetti imkansız zaten :D) makarnaların rengi hafiften kahverengiye dönmeye başladığı vakit ayrı bir yerde yani kettle'da kaynattığımız suyu koyuyoruz makarnaların üstüne. Dikkat edilecek konu asıl burada serçe parmağınız kadar üstünde olsun su seviyesi makarna seviyesine göre, evet herkesin serçe parmağı uygundur bu işe :D neyse daha sonra biraz karıştırıp makarnanın içerisine 1 tane tavuk bulyon koyuyoruz asıl lezzet burada zaten. Neyse yine ara ara karıştırmak şartıyla kaynamaya bırakıyoruz, suyu çekilince tabağımıza alıp afiyetle yiyoruz. Bulyon koymamızdan dolayı ketçap, mayonez gibi şeyler pek hoş gitmiyor zaten o tadı aramıyoruz da çünkü bulyon inanılmaz lezzet katıyor. Normalde bayık olan makarna tane tane ve daha diri kalıyor. Dirilikten kastım yumuşak bir dirilik tam kıvamında yani. Yanına da fanta limon mükemmel ötesi gidiyor. Ana yemek olarak ta bir sonraki tarifim olacak fırında kanat yaptınızmıydı ohhh işte yaşamak budur. Deneyin, pişman olmayacaksınız...

Yemekler Adına

Değişik bir seri başlatmayı uygun gördüm,sevdiğim yemeklerin hangi yöntemlerle daha lezzetli olduğunu açıklayacağım ancak bir 1 saat sonra yapacağım bunu,şimdilik müsadenizle ilk olarak kavurma makarnayı sizlerle paylaşıcam.

Kendi Adıma Dükkanı Kapattım


Birazcık kafa dinliyim belki tekrardan yazmaya başlarım. Bu kafa dinleme 1 ay mı 2 ay mı olur bilemiyorum ama şimdilik dükkana kilidi vurdum. Geri dönersem bambaşka bir yazar kadrosu ile dönmeyi düşünüyorum.

Anıl ve Gencay arkadaşlarım yazmaya devam edeceklermiş...Ben kafa iznine çıkıyorum o zaman bu durumda.

Mustafa yokluğunu açıkladı ancak belki ikna edebilirim, ayrıca yaza kadar bende burdayım en azından mustafa gelene kadar göz kulak olmaya çalışırım. Neyse efendim yayındayız merak etmeyin derim ben. (p'petrelli)

Yine Yeniden Ronaldinho Haberleri


Ronaldinho Fener'e haberini gördüğüm an yaz sezonunu açtık dedim. Aslında bu konu hakkında yazmayacaktım ama aklıma Fenerbahçe'nin "Var Mısın Yok Musun"a katıldığı zaman Cem Yılmaz'ın 12 numaralı kutusundan Ronaldinho çıktığını hatırladım hem fotoyu koyar hem de bi iki kelam bi şeyler yazarım dedim.

Artık o gelir o gelmez yok bu bize bakmaz dönemi geçti. Parayı basan oyuncuyu alıyor. Ronaldinho'nun Fener'e gelmez, imkansız diye bakanlar kalmamıştır herhalde. Artık devrin para devri olduğunu herkes biliyor. Fenerbahçe'de ekonomik açıdan Türkiye'nin en güçlü kulübü. Getirir getirebilirse.

Alman 4-4-2.com isimli internet sitesi bi haber yapmış. Sarı-lacivertliler, Milan'ın Brezilyalı yıldızı Ronaldinho için 21 milyon euroyu gözden çıkardı yazmış ve ayrıca Aragones'ten dolan boşluğa yüz bin defa adı geçen Luis Felipe Scolari getirilecek demiş. Brezilyalı futbolcunun kardeşi olan ve aynı zamanda menajerlik görevini de yürüten Roberto De Assis, Alman internet sitesinde yer alan iddianın İtalyan ve Türk İnternet medyasında da yer bulması üzerine bir açıklama yaptı. De Assis, "Milano'dan ayrılmayacağız. Bu çok açık ve net. Fenerbahçe iddiaları tamamen gerçek dışı" dedi.

Derbideki Kozumuz: Bobo


Nerde okusam hep Bobo haberini görüyorum. Benim gördüğüm hatta bildiğim Bobo'nun yedek soyunacağı. Bir takımın derbide en büyük koz olarak gördüğü adam ne diye yedek başlar onuda anlamış değilim. Maç yarın, yarına kadar işler değişirse bilmem ama Mustafa Denizli'nin ileride tek forvet Holosko ile başlayacağı gelen haberler arasında. Eğer bu derbide tek forvet başlıyacaksa Bobo ile başlasın. Benim kanaatim çift forvet. Holosko ile Bobo. Fenerbahçe'nin tandemde Can ve Yasin oynayacak Bobo araya kaçışları ile çok etkili olur bu maçta. Holosko'da itici bir güç zaten. Erken goller ile maçı koparma şansımız yüksek olur ama bu sezon genelde hep ikinci yarıda açılıyoruz bu bi gerçek.

Orta sahada Delgado-Ernst-Cisse-Tello ile başlayacakmışız. Delgado pres yapmayan adam. Tello koşan adam. Bütün yük yine Cisse-Ernst'te olacak. Aslında orta sahayı kalabalık tutsak daha iyi olabilir ya da Ernst'un yanına Sivok'ı koymak daha mantıklı. Sivok, Cisse'den kat kat daha iyi işler yapar orta sahada. Bu Delgado efendi bari bu maçta bi şeyler yapsın. Yusuf ile de başlanabilir ama Mustafa Denizli o riske girmez ikinci yarıda alır Yusuf'u. Bana göre Delgado-Yusuf ikilisi ile başlamak hata olur. İkiside ağır oyuncu. Bu maçta daha çok bize koşan adam lazım. Zaten ikiside aynı anda 90 dakika beraber zor oynarlar, paylaşım yapamazlar bi türlü.

Defansa gelirsek sağda İbrahim Toraman ortada Gökhan-Sivok solda Ekrem ile başlanması bekleniyor. Böyle bir defans kurgusu ile başlarsak maçı kafandan kaybederiz. Semih'te dönecekken bu maçta. Ekrem'in hem sağ hem sol hatta her yerde oynaması büyük avantajda son haftalarda form grafiği tavan yapmış bir İbrahim Üzülmez ile solda başlamassak ayıp olur. Sağa Ekrem'i çekmek en mantıklısı. Ortada da İbrahim Toroman-Gökhan ile başlasak çok iyi olur.

Başta Bobo hakkında yazacaktım sadece, genel bi değerlendirmeyi aradan çıkarıveriyim dedim. Son olarak derbideki tek ve en büyük eksiğimiz Nobre. Çift forvet başlamayacağımıza göre şöyle bi kadro düşünüyorum;

ilk 11'im: Rüştü-Ekrem-Gökhan-İ.Toraman-İ.Üzülmez-Ernst-Sivok-Holosko-Tello-Delgado-Bobo

Bu Oynattığın Şeye Futbol Mu Diyorsun Dostum: 2-0


Şimdi hiç Premier Ligde oynanan futbolsa geyiklerine giresim yok, adamların ligden düşmemeye oynayan takımı bile 5 milyon paund verip adam alırken bizim ligde o paraya takım kurulması aradaki farkı sağlayan en önemli sebep bence, hayır bence bu da bir kısır döngü...Adamlar her maç full çekiyorlar, reklam gelirleri epeyce var, tv geliri olarakta baya bir para atıyorlar cukkaya. Ne alakası var diceksiniz tabi bunun şimdiki anlatacaklarımla.

Az önce Galatasaray maçını izledim, sakin kafa falan dinlemeden vurayım dedim şu klavyenin tuşlarına. Aman Tanrım o ne kötü futbol, o ne isteksizlik...Sene başı Hıncal vari konuşup 2 takım çıkarsak 2side şampiyonluğa oynar dediğimiz takım 2 pas yapamıyor, suçlu ise Bülent Korkmaz;asıl suçlu kim?YÖNETİM.

Skibbe kendi içinde iyi bir öğretmendi, gayet başarılı bir 2.adamdı fakat otorite boşluğu epeyce fazlaydı, yanında karizmatik bir lider olsaydı eminim şimdi hala Kadıköy şarkıları söylüyor olurduk. Sistem gayet iyiydi fakat elinde o değerde futbolcular yoktu, neyse bırakalım herşeyi maça geçelim. Bülent bir kere takım yönetmeyi bilmiyor, Hasan gel sen oyna baba, hadi Ümit koçum, Sabrim benim, Ardama bak zihniyetiyle takım yönetilmez. Volkan oyuna girince aha dedim 0-0'ı tutmaya çalışacak galiba bu seferde fakat onu bile yapamadı takım. Hayır hedef denen şey kalmamış oynatsana şu gençleri, koy Serkan'ı sağa, Alparslan'ı sola oynasınlar hele bir süre, tek maça göre yargılamamak lazım. Hem yenilince medya önüne atacağın yemler olur öyle değil mi Bülent.

Takıma adam akıllı hücum seti hazırlatmamışsın be kaptan, nasıl gol atıcaksın ki,her hafta Baros röveşata atamaz ya da rakibin kalecisi yanlış degaj dikmez haksızmıyım. Lucescu da defans yaptırıyodu ama onun takımı gayette güzel kontraya çıkıyordu, senin oyuncuların onu bile yapamıyorlar, suç onlarda mı yine hayır. Lincoln'ü onlar küstürmedi çünkü, Skibbe'nin hücum futbolunu onlar bitirmedi çünkü, ulen menejerlik oyununda bile hücum yaptırdığın takımı aniden aşırı defansif taktik yaparsan bocalıyor kaldı ki bunlar Türk oyuncular kafaları çabuk karışan, lüks araba sevdalısı adamlar, bu kadar değişikliği kaldıramazlar tabi.

Tüm maç kargaşa şeklinde geçti, 2-3 tehlikeli pozisyon vardı Baros&Yaser saolsun harcayıverdiler onlarıda. Yaser ne rahat adamdır ya insan bi geçmişini düşünür, geleceğini kurtarabilirdi bu maçla ama o kolay olanı seçti. Anadoludan takım beğensin şimdi zamanında ondan daha yetenekli olan ne isimler tekrardan Anadolu'ya döndüler. Bülent Korkmaz'ın yapacağı iş neydi, oyun planını bozmadan otorite kuracaktı, hani bir maket yaparsınız da en önemli kısmında babanıza devredersiniz bozulmasın o daha dikkatli yapsın diye bu da bir bakıma öyleydi. 1000 parça maketin 999.parçasında bozdu maketi Bülent. Cidden şu maç hakkında yazılacak hiçbirşey yok, tek Semih yazılabilir o kadar, nerelerdeydin Bülent Hoca nerelerdeydin Hamburg maçında Kewell'ı stopere koyup bu çocuğu başlatmazken. Neyse ilk yazımı da böyle bitireyim bari bitirişi olmasın, ileriki yazılarda daha da irdeleriz, beni eskiden bilenler ne kadar üşengeç olduğumu da bilirler o yüzden resmi de sonra eklemeyi düşünüyorum.

Özledim Be Seni




Beşiktaş taraftarının unutamadığı futbolcu, İnönü Stadı’nın, "Fransa'da doğdu, Beşiktaşlı oldu, helal olsun sana, Pascal Nouma” ve “Pascal bizi diskoya götür” tezarühatlarıyla çınlamasını sağladı. 2 dönem siyah-beyazlılarda forma giydi. Sen bambaşkaydın, keşke gitmesydin...

Sezonun İlk Resmi Transferi


İmzalar atılmadı ama ön protokola imza atmış Leo Franco. Bonservissiz gelmesi en büyük avantaj zaten. Boş çıksa bile o kadar fazla kaybedilen bir şey olmayacak. Bence Avrupa'da büyük başarılar elde etmek isteyen bir takım için iyi bir kaleci seçeneği değil. Leo Franco'nun maçlarını izlediğimde ben bile tedirgin oluyordum. İyi kurtarışlar yapabilen bir kaleci ama daha çok amatörce basit hatalar yapıyor. Dipnot olarak Galatasaray'lı yöneticiler Santander maçını izlememişler herhalde. Aslında Galatasaray'ın kaleci problemi yok ki. Bence De Santics fena kaleci değil. Bütün problem defansta daha çok önündeki ikili. Ora halledilirse daha iyi olurdu. De Santics'in yediği gollerin çoğu defans hatası ya da defans ile iletişim eksikliği. Ne diyeyim hayırlı olsun bakalım...

Erik Gerets


Tam olarak kendisini Galatasaray'da tanımıştık. Şu andaki kadro o zaman Gerets'in elinde olsaydı bence bambaşka olurdu da neyse konumuz o değil. Konu Gerets'in Marsilya'dan ayrılması. Maç fazlası ile Bordeaux'un 5 puan önündeler ve ligin bitmesine 5 hafta kaldı. Bordo eksik maçında galibiyet çıkarırsa puan farkı 2 olacak. Bordo'nun bugun Rennes ile deplasmanda maçı var. Pazar gunu evinde Sochaux ile maçı var. Marsilya ise evinde Touluse ile oynayacak. 35. hafta Marsilya, Nice deplasmanına Bordo ise Valenciennes ile oynayacak. 36. hafta Bordo evinde Lemans, Marsilya ise Lyon ile oynayacak. Ben burada Marsilya'dan puan kaybı bekliyorum. Zaten Bordo ile aralarında hep 1 puan fark ile zirve yarışındaydılar. 37. hafta Bordo yine evinde ve Monaco ile oynuyor. Marsilya ise Nancy deplasmanında. Son hafta Bordo Caen deplasmanında gidiyor. Marsilya ise evinde Rennes ile sezonu bitiriyor. Şu durumda 2. olur mu bilemiyorum ama bence ligi 3. sırada bitirecekler.

Gerets'e gelirsek adı Trabzon ile anıldı gazetelerimiz durmadı geleceğine pek ihtimal vermiyorum. Fenerbahçe ile adı yine anılır. Galatasaray'a geldi gelecek derler ama bence kariyerine yakışacak şekilde inşallah Belçika Milli Takımı'nı çalıştırır. Suudi Arabistan takımı Al Hilal de 3 yıl için 9 milyon euro'luk iyi bir teklif yapmış Gerets'e ama gideceğini pek sanmıyorum. Şu anda %70 sezon sonu Belçika Milli Takımı'na doğru yol alır.

İstifa Etti


Trabzonspor'da istifa şoku yaşanıyor. Teknik Direktör Ersun Yanal görevinden istifa etti...Ligin kalan 5 haftasında takımı PAF takımı antrenörü Ahmet Özen'in çalıştıracağı söylendi Sadri Şener tarafından.

Hani ne diyim son 5 hafta kalmış. Tamam şampiyonluk gitmiş olabilir ama UEFA'da mı gitsin istiyorlar. Onlarda haklı ama bir taraftan bir sene boyunca Ersun Yanal'a tahammül ettiler. Yanlışlarına, eksiklerine falan...

Hidayet "The Big Shot" Türkoğlu



Orlando 3 maçtır çok kötü oynuyordu. 4. maçıda Sixers'a verseydi bütün hayaller başka bahara kalacaktı ama bi adam var ki adı Hidayet çıktı 1.9 saniye kala üçlüğü atarak takımını evine mutlu döndürdü. Howard'ta kendini buldu bu maçta. 18 sayı, 18 ribaund bi köşede dursun.

Eskişehirspor 0-2 Beşiktaş


Dönüm noktası bir maçtı bizim adımıza. Sivas, Trabzon'u 3-0 gibi net bi skorla geçmişken bizimde bu haftayı kayıpsız atlatmamız gerekiyordu ve bunu başarabildik. Bobo ikinci yarıda oyuna dahil oldu ve golünüde attı. Tello öyle bir pas verdi ki Bobo'ya yok böyle bi şey. Bobo karşı karşıya ofsayt yok ve gol işte o anda bütün dertlerden sıkıntılardan uzaklaşmıştım. Çünkü zorlu bir deplasmanı aşıyorduk. 2003'den bu yana hasretle beklediğimiz şampiyonluğa çok yaklaştık. Bizi bu sevince boğacak başta oyuncular olmak üzere Mustafa Denizli'ye teşekkürlerimi bir borç bilirim.

Maç başında Nobre'nin oynamayacağı belliydi. Mustafa Hoca öyle bir on bir çıkardı ki yine herkesi şaşırttı. Bobo kulübede Holosko tek forvet başladı. İbrahim Üzülmez'i kulübede oturtarak Ekrem'e şans verdi ayrıca hoca. Yusuf yerinede Delgado oynadı. Serdar Özkan yine bu maçalrda yoklara oynadı. İlk 45 dakikadan sonra bi değişiklik yapmak lazımdı. Hoca, Sivok ile Serdar'ı dışarı aldı Bobo ile İbrahim Üzülmez'i sokarak çok akıllı bi hamle yaptı. En sonda da Tello'yu alıp Yusuf'u soktu. Yusuf girer girmez farkını yine ortaya koydu. Gol pasında bi beni çalımlamadı.

Eskişehir'de zamanında bizim ekmeğimizi yiyen tanıdık isimler vardı Youla ve Rıza Çalımbay. Anderson'un hafif sakatlığı vardı ama Youla ile ileride başladılar. Bülent Kocabey ve Engin Baytar çalıştılar ama maçı kazanmak adına diğer arkadaşları bir şey yapmayınca onların performansınıda konuşmaya gerek duymadı kimse. Sezgin diye bir adam var onu çok beğendim ben. Agresif, koşuyor, topa basıyor tam istediğim defansif oyuncu şekli. İleride çoğalamayınca Youla'da etkisiz kaldı. Batuhan olsa daha farklı olur muydu bilemem ama o maçı bize satardı eminim :)


Engin'den bahsetmiştim bi de Youla ile arasında bi tartışma olayı oldu. Hoca Youla'yı kulübeye çekemeyeceğine göre Engin'i çekti ve yerine Sedat'ı aldı. Youla'nın Engin ile ilgili olarak ise şunları söyledi: "O adam her topu kendisine atmamızı istiyor, o zaman git sen tek başına oyna. Devre arasında Eskişehirspor'a geldi, her hafta aynı, daha önce Batuhan'la, şimdi de benle, haftaya başka birisiyle tartışacak. Niye böyle yapıyor anlamıyorum, iyi futbolcu olsaydı büyük takımda oynardı. Neden Gençlerbirliği bıraktı onu zaten?"

Maçın ikinci yarısında tempo çok düştü ancak bu kez goller geldi. İlk yarıda sayısız pozisyon olmasına karşın gol gelmezken, oyunun adeta uyuttuğu dakikalarda Beşiktaş Bobo ile golü buldu. Eskişehirspor beraberlik için çok fazla çaba gösteremedi, Beşiktaş savunmasını kalabalık tutarken, kontra ataklarla farkı açma girişimlerinde de bulundu. Ve bu girişimlerinde de 86. dakikada sonuç aldı, Holosko'yla farkı ikiye çıkarttı.

İki takımda ikinci yarıya oyuncu değişiklikleriyle başladı. Ev sahibi takımda ilk yarıda Youla ile tartışan Engin Baytar yerini deneyimli isim Serdar Özbayraktar'a bıraktı. Beşiktaş'ta da Mustafa Denizli, golü bulabilmek için çift forvete döndü. Bobo, Sivok'un yerine oyuna girerken, Serdar Özkan da yerini İbrahim Üzülmez'e bıraktı. İbrahim Üzülmez'in sol beke geçerken, oyuna sol bekte başlayan Ekrem Dağ sağ beke geçti. Sağ bekte maça başlayan İbrahim Toraman da Sivok'tan boşalan stoperde maçın kalan bölümünde görev yaptı.

Harry Kewell: Top 10


1- “Falsolu vuruş” - 2006 Dünya Kupası elemelerinde Uruguay’ı 4-2 yenen Avustralya adına attığı penaltı golü
2- 2006 Dünya Kupası’nda Hırvatistan’a attığı gol
3- 2005 Şampiyonlar Ligi finalinde oyundan çıkması
4- Bordeaux maçında attığı gol
5- Uruguay rövanş maçında Hiddink tarafından yedeğe çekilmesi
6- 1998 Dünya Kupası elemesinde İran’a attığı gol (Azadi Stadı/ 1-1)
7- Leeds’de oynarken, Grasshoppers’a attığı gol
8- Liverpool’da forma giyerken kendisini “dünyanın en kötü saç kesimi” listesine sokan saçı
9- Sheree Murphy ile evlenmesi
10- Leeds’le anlaşması