Şu Fenerbahçe'de bireysel olarak Volkan ve Edu dışında kimseye iyi oynadı demek mümkün değil. Daha doğrusu Fenerbahçe'ye takım olarak iyi oynadı demek mümkün değil. Fenerbahçe'nin kapasitesinin Arsenal'i yenmeye yetmeyeceğini anlamış Aragones ilk maçta. O da el mahkum, anti-futbol anlayışını sahaya sürmek zorunda kaldı. İzleyen, maçtan keyif almak isteyen biri için berbat birşey bu, lakin Fenerbahçe'nin kendi çıkarları açısından doğru oyun planını seçtiği aşikar. Hemen puan hesaplarına girilmeye başlandı, şu şunu yenerse, şu şurdan olursa çıkıyoruz, böyle olursa UEFA'ya gidiyoruz, şu maçta yenilirsek sonuncu oluyoruz vs vs. diye. Yenerse, yenilirse, ederse diyebiliriz ama şu şunu kesin yener, Fenerbahçe 2.olur, 3.olur, sonuncu olur diye kesin birşey söyleyemeyiz. Zira bu grupta Arsenal dışında geriye kalan 3 takım zayıf takımlar ve kendi aralarında oynadıkları maçlarda ortaya ne çıkacağı belli olmaz. Fenerbahçe'nin Porto'ya karşı böyle oynayacağını sanırım kimse düşünmüyordur. Zaten şu oyunla 2 maçtan 2 puan çıkarır Fenerbahçe. Alınan 1 puan çook da önemli 1 puan değil açıkçası. Bu maçtan puan aldı Fenerbahçe, ama alamasaydı da çok fazla şey farketmezdi. Puan tablosuna göz attığımızda, saha içine baktığımızda grupta hala 4.lüğe en yakın takım Fenerbahçe. Alex olsaydı, Fenerbahçe kazanırdı bile diyecekler muhakkak olacaktır, biliyorum. Ancak şu sahadaki Fenerbahçe'nin içine Alex gibi bir oyuncuyu koyamazsınız. Koyarsanız da böyle bir futbol anlayışı benimseyemezsiniz. Bu akşam top rakipteyken Guiza ve Semih dahil herkes topun arkasına geçti. Şu anki tablo karşısında tahminlerde bulunmak çok zor. Oynanacak 5.maçlardan sonra grubun gidişatını daha rahat kestirebiliriz. Bu arada, bahis şirketleri bu akşam zengin oldu...
Arsenal-Fenerbahçe #3
Hull City-Hoffenheim-Napoli
Avrupa'nın 3 büyük liginin 3 çıkış yapan takımı. Hull City Premier Lig'de 20 puanla 6., Napoli Serie A'da 20 puanla 4., Hoffenheim Bundesliga'da 25 puanla 1.sırada. İki takımın da birkaç maçını izledim bu sezon. Hull City'nin başarısı pek fazla devam etmeyecek gibi geliyor bana, orta sıralarda takılacaklarını tahmin ediyorum bu yıl. Ama tesadüf değil. Kazanılan hiçbir başarı tesadüf değildir. Çok fazla dillerde dolanmaya başladı bu "tesadüf" lafı da, söyleme gereği hissettim...
Fenerbahçe-Arsenal #2

Uefa'ya gitmek için 1 puan avantajdır. Eğer gruptan çıkmak istiyorsa mutlak galip gelmesi gerek. Şimdi ilginç bir maç olacak. Banko Arsenal yener diyemiyorum. Güiza'nın gol atacağını düşünüyorum. Alex yok. Rakipte Adebayor, Walcott ve Gallas en önemli eksikler. Fenerbahçe 4-4-2 oynarsa bu maçı kazanma şansı gerçekten artar. Alex'in yokluğu en çok Semih!e yarayacak, çizgide oynamayacak. Kalede Volkan, Gökhan-Edu-Lugano-Carlos, sağda Deivid, solda Uğur, ortada Selçuk-Josico, ileride Güiza-Semih dizilişi çok güzel olur. Fenerbahçe nasıl bir oyun anlayışı güdmeli? Kimlerle sahaya çıkmalı? Yorum bölümü sizi bekler..
Dip Not: Arsenal ceza sahasına kullanılacak her uzun taç gol niteliği taşır. Bakınız Stoke City maçı. Delap 3 uzun taç attı 2 si golle sonuçlandı. Burda Gökhan'a büyük iş düşüyor..
KK Buducnost
G.Saray Cafe Crown'ın Eurocup Ön Eleme Turu'ndaki rakibi. Yugoslav ekibi, Adriyatik Ligi'nde mücadele ediyor. Rakocevic, Obradovic, Pavlovic gibi isimlerin bir zamanlar ter döktüğü takım. Alt yapıları çok ama çok kuvvetli. 1 oyuncuları hariç hepsi Sırp ve Karadağlı. Takımın en yaşlı oyuncusu 26 yaşındaki Otasevic. Bunun dışında 1 tane 84 doğumlu, 1 tane de 86 doğumlu oyuncuları var. Bu 3'ü dışında geriye kalanların hepsi 89-90'lı oyuncular. Bu akşam İstanbul'da G.Saray Cafe Crown'u çok zorladılar, 2 sayı farkla mağlup oldular. Turu geçmek için önemli bir fırsat elde ettiler. Ne zaman Yugoslav, Sırp takımıyla eşleşsek, ismini cismini de bilmesek, ekoldür sonuçta dikkat etmek gerekir deriz. Bazen gerçekten taş gibi takım çıkar karşımıza, bazen de fos. Bunlar taş gibiler ve geçen sene bu kupada yarı finale yükselen Galatasaray'ı, evlerine erken yolcu edebilirler...
Eren Derdiyok
İsviçre-Türkiye maçını beraber izlediğim abime; bak gör 2 hafta sonra bu Eren'i 3 büyüklere transfer edecek tüm gazeteler demiştim. Öyle de oldu, Beşiktaş'ı da Galatasaray'ı da Fener'i de nasibini aldı bu asparagas haberlerden. Gelsin, atılacak manşette hazır. Misal; Fenerbahçe Eren'in golleriyle Kayseri'yi 2-0 mağlup etti: "Eren Varsa Derdin Yok!". Tabii biz anlamıyoruz ya, bir de "Derdin Yok" kısmını siyah fontla yazıp, gözümüze gözümüze sokarlar, neyse... Eren, gecenin en büyük sürprizlerinden birine imza atarak, Nou Camp'da Barcelona ile 1-1 berabere kalan Basel'in golüne imzasını çakmış. Türkiye'ye mi Avrupa'ya mı bilemem ama bu sezon sonunda mutlaka bir yere transfer yapar...
Selçuk-Özer-Gökhan
Galatasaray'ın almak isteyip de son anda çeşitli sebeplerden dolayı alamadığı oyuncular. Hakan Balta'yla birlikte alınması planlanıyordu Selçuk'un, yattı o zaman. Sezon sonunda Trabzon'a gitti, şimdi fırtına gibi esiyor. Düz, özelliksiz Trabzon orta sahaları arasından sıyrıldı. Özer, geçen sezon Necati Ankara'ya kiralık verilirken alınmıştı. 1 yıl Ankara'da kiralık oynayacak, ondan sonra Galatasaray'a gelecek dendi. Belli olmayan bir sebepten dolayı bu transfer de yattı, Özer bu sezona Ankaraspor'la birlikte müthiş başladı. Gökhan'ın hikayesi biliniyor. Oftaş'tayken Galatasaray ile anlaştı, sonra Fenerbahçe kaptı diye özetleyelim. Bu sene çok ciddi bir düşüş var Gökhan'da da ama bu Galatasaray'ın çok önemli bir futbolcu kaçırdığı gerçeğini değiştirmiyor tabii...
Benfica-Galatasaray #1
Estadio de Luz'dan harika bir kare. 65.000 kapasiteli statlarını lig maçlarında büyük ölçüde, Avrupa maçlarında tamamen dolduruyorlar. Bu yaz 24 oyuncuyla yollar ayrıldı, transfere 22 milyon euro harcandı. Kadrolarında Luisao, Reyes, Cardozo, Katsouranis, Aimar, Perreira, Di Maria, Nuno Gomes, David Suazo gibi oyuncuları barındırıyorlar. FM efsanesi Adu'nun yolu da Benfica'dan geçmiş. İstedikleri gibi çıkmayınca bu yıl Monaco'ya kiraya vermişler. Portekiz Ligi'nde namağlup, 2.sıradalar. Geçen hafta evlerinde 2-1 kazandıkları maçı izleme fırsatı buldum. Stoperler duran toplarda sürekli ileri çıkıyor, vuruyorlar da. Kanatları çok çok etkili kullanıyorlar. Bekler Pereira ve Ribeiro sürekli hücuma katılıyorlar. Nuno Gomes golcü kimliğinden uzak, daha çok yaratıcı. Zaten ikili oynadığı Suazo da takımda en çok pozisyona giren isim. Kanatlardaki ortalardan sonra dönen toplarda Reyes'e dikkat, hemen hemen hepsine vuruyor, iyi de vuruyor. Orta sahaları yumuşak. Defansta sıkıntıları var. Ağır, hantal stoperlerle oynuyorlar, formda bir Baros çok pozisyona girer. Atar mı soru işareti.
Ankaraspor'un Çıkışı
Taraftarı olan Anadolu takımlarına karşı oluşan sempati ve taraftarı olmayan Belediye takımlarına karşı oluşan antipati o kadar artmış olacak ki, sezon başından beri tek başarısı Galatasaray'ı yenmek olan Bursaspor'un göklere çıkarıldığı Süper Lig'de gözümüzün önünde, 2.sırada bulunan Ankaraspor görülmüyor. Veya görmemezlikten geliniyor. Belediye takımlarının gereksizliği, saçmalığı ayrı bir konu, lakin Belediye takımları düşsün, ölsün, gebersin gibi bir yaklaşımın altında Belediye takımlarının teknik direktörlerine, futbolcularına yazık oluyor. Öyle olmasa Aykut Kocaman ve öğrencileri şu an çok daha fazla konuşulabilirdi, değil mi?
Ronaldinho, Beckham ve Frikikler
Ronaldinho-Beckham birlikteliği 3-4 aylığına da olsa gerçekleşecek. Resimdeki karelerde Ronaldinho da Beckham da şu anki hallerinden çok daha iyiydiler ve iyi kullandıkları frikikler, oynadıkları oyunun yanında işin eşantiyonuydu. Son yıllarında ikisi de düşüşte, Becks de yaşlılık belirtileri de görünmeye başladı. Hal böyle olunca İtalyan medyası Beckham gelince frikikleri kimin kullanacağı üzerine yoğunlaşmış. Ronaldinho dönüşümlü kullanırız diye demeç vermiş. İtalyanlar frikikleri kimin kullanacığından çok, Milan takımında oynayan futbolcularının yaşları ile ilgilense eminim daha hayırlı olacak. Ha arada, Pirlo da yakında bu frikik savaşı yarışının içerisine girebilir. Böyle karışık durumlarda mahallede oynadığımız maçlarda yazı-tura türünden envai şeyler denerdik veya arkadan kalede veya defansta duran eleman gelip "tamam çekilin lan, ben vurucam başlatmayın frikiğinize, penaltınıza" derdi. Bu durumda Maldini'nin de devreye girmesini bekleyebiliriz...
Abartma Sorunsalı
Baştan belirteyim, bu yazı "Fenerbahçe Aurelio'yu nasıl kaçırdı" temalı bir yazı değildir... Betis'te harika başladı Aurelio. Goller, asistler, ortaya koyduğu futbol. Gazetelerin manşetlerini süslemeye, idol olmaya başlamış bile İspanya'da. Teknik direktör Chaparro, Aurelio'yu asla bırakmayacaklarını, bıraktıkları takdirde taraftarlara hesap veremeyeceklerini söylemiş. Anlayın Aurelio'nun ne kadar sevildiğini, sahiplenildiğini, yıldızlaştırıldığını, göklere çıkarıldığını. Birkaç Betis maçını izleme fırsatı buldum. Her zamanki gibi iyi, Fenerbahçe'de izlediğimiz adamın aynısı işte. Çok fazlası yok geçen seneden. 30 yaşına gelmiş bir adamın da 3 ayda mutasyona uğraması da mümkün değil. Aurelio aynı Aurelio. Ama farklı olan bir şey var. İspanyol medyası Aurelio'yu bu kadar yüceltirken, teknik adamı, başkanı, taraftarı Aurelio'yu bu kadar sahiplenirken; biz de kulübün başkanı para sorunu çıkardı diye yolladı, spor yazarı, taraftarı aman çok abartılıyor, gören de Aurelio'yu Maradona sanacak, bu takımın bu hale gelmesinin tek sebebi Aurelio değil dedi. Evet tek sebebi bu olamaz, böyle bir şeyi savunanın da olduğunu düşünmüyorum ama Aurelio'nun gidiş Fenerbahçe'nin düşüşünün en önemli sebeplerinden biri.
FC Seoul ve Türk Medyası
Şenol Güneş'in takımı FC Seoul'un Kore Ligi'nde şampiyonluğa koştuğu son 1 haftada (!) medyamız tarafından defalarca yazıldığı için, çok fazla oralara girmeyeceğim. Kore Ligi, FC Seoul ve oyuncuları hakkında da zerre bilgim olmadığından dolayı da işin futbol yönünden ahkam kesmek istemem. Detaylı FC Seoul analizi Noat Samisa'nın blogunda zaten mevcut.
Arsenal-Fenerbahçe #1
Walcott ve Adebayor sakatlanınca basınımız bayram etti, bana da bu postu okumanızı tavsiye etmek düştü.
Galatasaray 3-1 G.Antepspor
Dakika 9, 0-0. Dakika 11, 2-0... Zorlanması beklenen Galatasaray, G.Antep savunmasının ve kalecisinin üst üste yaptığı hataları affetmeyip, maçı istediği kıvama henüz 11.dakikada getirmişti bile. Sezon başından beri öne geçtiği maçlarda daha iyi bir futbol koyup, bu maçları kaybetmeyen Galatasaray, istediği futbolu oynayabilmek için gerekli ortamı çok kısa bir süre içerisinde oluşturdu. Galatasaray 2-0'dan sonra Baros, Arda, Lincoln ile ardı arkası kesilmeyen pozisyonlardan birini çizginin ötesine geçirebilse, taraftarlarını ilerleyen dakikalarda bu kadar tedirgin etmeyebilirdi. Nitekim, bu müsait pozisyonları değerlendiremeyen Galatasaray, Arda'nın yarattığı penaltı sonucu maçı zora soktu.
Football Manager 2009 - Demo
14 Kasım'da çıkıyor oyun. 2 haftadan az bir süre kaldı. SI Games oyunun demosunu çıkarmış. Şu an indirmekteyim ben de. Demoyu oynayanların görüşlerini aktaralım kısaca... 3D maç motorunun üzerinde biraz daha çalışılması gerektiği, şu haliyle fena olmadığı söyleniyor. Ben dahil pek çok Galatasaraylı da biraz hayal kırıklığına uğrayacak sanırım. Zira yeni transferlere rağmen Galatasaray'ın oyunda yeteri kadar iyi olmadığı söyleniyor. Arda, Lincoln, Linderoth takımın en pahalı oyuncularıymış. Baros ve Kewell beklenenin altında, Ayhan da felaket kötüymüş.
Ruben de la Red

Haberi yeni okudum. İspanya'da geçen Perşembe günü oynanan Real Union-Real Madrid Kral Kupası maçında birden bire yere yığılarak baygınlık geçiren ve şuurunu kaybeden de la Red’in yapılan ilk testlerinde sağlık durumu iyi çıksa da futbol kariyerinin bitme riskinin olduğu söyleniyor. Real Madrid’in resmi internet sitesinden, "İyiyim. Benimle ilgilenen herkese teşekkür ederim" diye mesaj yollayan futbolcunun, riske atılmamak için bu hafta sonunu evinde dinlenerek geçireceği, takımla antrenmanlara çıkmayacağı bildirildi. Real Madrid kulübü, genç orta saha oyuncusunun başına gelenlerin nedeninin tam olarak öğrenilmesine kadar, De la Red’in dinlendirilmesinden yana olduğunu açıkladı.
Şimdi bu olayı görünce aklıma bir anda Antonio Puerta geldi. Geçen yıl maç içinde benzer bir şekilde baygınlık geçirmiş ve hayatını kaybetmişti.
Eskişehirspor 2-2 Fenerbahçe

Yine deplasman, yine Fenerbahçe kayıplarda. Eskişehir son üç maçınıda içeride oynadı. Galatasaray, Bursaspor ve Fenerbahçe. Fortis'de Bursaspor'a yenildi, Galatasaray'ı da yendi. Bence Fenerbahçe'yi de yenerdi, bi golü sayılmadı. Eğer Eskişehir, kupada Bursaspor'u yenseydi Fenerbahçe'yi bu maç için banko olarak görürdüm. Bir gevşeme kesin olurdu takımda ama yenilince aklı başına geldi ve Fenerbahçe karşısında diri gözüktüler. Rıza Çalımbay'ı da burada alkışlamak lazım. Eskişehir tam 61 dakika 10 kişi oynadı kolay değil. İçerideki maçların neredeyse hepsinde Fenerbahçe'nin rakipleri eksikti vev galip gelmişti. Bu sefer deplasman ama galibiyet yok.
Edu'nun golünüde değiniyim. Antu.com protesto amacıyla anasayfasına Edu'nun resmini koyarak "10 kişiye bedel" yazmış. Taraftar yine isyanda doğal olarak, kasti yapıyor gibi geliyor insanlara. Bu sezon güzel başladı derken yine gollerinin devamının geleceğini gösterdi Edu. Fenerbahçe'de savunma göbeğini değiştireceğine Lugano ve Edu ile sözleşme yenilemeye çalışıyor. Bu yapılan hatalar nedir, bi gören yok mudur acaba? Hey başkan, hey hoca! Bu Edu ile Volkan acaba ne zaman anlaşmaya başlayacaklar?
Deivid'in niye 11'de başlamadığınıda anlamadım. Alex sakatlandı. Güiza maç boyunca gol kaçırma dersi verdi izleyenlere. Yine sahada kötü Fenerbahçe vardı. Arsenal'e kafa tutamazlar gibi. Walcott ve Adebayor yok diyorlar ama bilemiyorum. Fenerbahçe'nin iki golüde penaltıdan geldi, bu ayrıntıyı vermeden geçmeyelim. Hoca Kazım'ı cezalandırdığın yetmedi mi daha? Kaç maçtır çocuğu 18'e almıyorsun, yazık ya. Daha fazla yazıpta ruh sağlımız bozulmasın. Beşiktaş'lı olmama rağmen yazdıkça rahatsız oluyorum ve sinirleniyorum. Bu takım nasıl toparlanır, Ocak'a kadar neler olur hiç bilmiyorum.. Sanki maç boyunca Fenerbahçe 10 kişi oynadı, bu kadar kondisyon yüklersen adamlara olacağı bu. Maç sonunu çıkarıyorlar. Güiza'da "sigaramıda içerim, adamlar gibi de koşarım" diyor. Büyüksün hacı..
Osman Özdemir
Mütevaziliği, kişiliği, karakteriyle saygı duyulacak bir insan, Osman Özdemir. Oynattığı futbol da kendisi gibi. Geldikleri gibi düşerler, çok genç kadroları var, tecrübesizler, taraftarları yok söylemleri arasında GB Oftaş'ı rahat bir şekilde ligde tuttu. Hiçbir maçtan sonra ağzından salyalar akarak demeçler vermedi, "hakem konuşmayı hiç sevmem ama..." ile başlayan cümleler kurmadı, futbolu Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş'tan ibaret sanan yurdum insanına çok güzel dersler verdi...
Berbatov'dan City'e Destek
Manchester City'i Araplar alınca, fanatik City taraftarı olan Oasis grubunun üyesi Noel Gallagher, "United taraftarlarının alacağı her litre benzinin, bize yeni transferler olarak geri döneceğini bilmek güzel" diyerek giydirmişti, ezeli rakiplerine. United taraftarları City'e aldıkları benzinle ne kadar katkı yapıyor bilmiyoruz tabii, ancak Berbatov'un boş durmadığını görüyoruz...
Cumartesi Ertesi
Premier Lig'de Cumartesi hareketli geçti. Manchester, 4-1 öne geçtiği Hull karşısında, art arda yediği gollerden sonra ecel terleri döktü. Ferguson 10 tane de atabilirdik, yenilebilirdik de demiş. Anlaşılan bol pozisyonlu, zevkli bir maç olmuş. Chelsea 5'er 5'er atmaya devam ediyor. Boro deplasmanını 5 golle geçmişlerdi, bu hafta da Sunderland'i 5 atıp evlerine göndermişler. Liverpool ligdeki ilk mağlubiyetini çıkışa geçen Tottenham karşısında aldı. Redknapp farkını geldiği gibi ortaya koymuş durumda, lakin 2 haftadır golleri 90+'da attıklarını da eklemek lazım. Arsenal, lige yeni yükselen ekipler karşısında evinde kaybetmeye devam ediyor. Stoke da Hull gibi 2-1'lik tarifeyi uyguladı. Sabri'nin atacağı 10 frikiği, Delap'ın 1 tane tacına değişmem...
Joe Kinnear ve Harry Redknapp
Given, Coloccini, Barton, Martins, Owen, Duff, N'Zogbia, Gutierrez, Ameobi ve daha pek çoğu. Kağıt üzerinde iyi bir kadro gibi değil mi? Evet öyle, lakin sahada konuşamıyorlar. Sadece bu sezona has bir durum da değil bu, Newcastle geçen yıllarda da çok farklı değildi. Aslında bu sezona iyi bir başlangıç yaptıklarını söyleyebiliriz. İlk maçta Old Trafford stadında alınan beraberlik, ardından gelen Bolton galibiyeti ve Coventry'e karşı kazanılan kupa maçı. Ancak sonrasında felaket bir seriyle karşı karşıya kaldı, Newcastle. Arsenal, Hull ve West Ham'e ligde kaybedilen maçlar, son sıraya kapağı atan Tottenham'a karşı kaybedilen maçla veda edilen kupa ve son olarak da St. James Park'taki Blackburn darbesi. Mağlubiyet serisinin başlangıcı olan Arsenal maçının ardından görevi bırakmıştı Keegan. Ondan sonra da art arda 4 maç kaybederek, bir türlü iflah olmadılar. Taa ki Kinnear takımın başına gelene kadar. 
Merhabalar
Herkese merhabalar. Böyle "hoşgeldin, merhaba" tarzı yazılarda becereksizimdir ama yapacağız üstünkörü bir şeyler artık... Bundan önce Ağustos ayında açtığım, kendime ait bir blogum vardı. Aslında ona da devam ediyordum, lakin Mustafa'nın kadroyu yeniliyoruz, gelir misin demesi üzerine artık buradayım. Eski blogda da buraya taşındığımızı yazdım. Orada takip edenler, artık yazılarımızı buradan takip edebilirler. Eski yazılarıma göz atmak için de şuraya tıklayınız.
Neredeydik?

Güzel soru gerçekten. Benim iş, güç, okul, dersane, kurs falan filandan pek başımı kaldıramıyorum, bi de bunun üstüne yazılılar geliyor ama elimden geldiğince blogu yine güncel tutmaya özen göstereceğim. Diğer arkadaşlardan da haberim yok ama yeni arkadaşlar aramıza katılabilirler. Bugün "Futbol Blog" programında yazımın yayınlandığını duydum. Programın tekrarı gece 1'de imiş, izleyelim bakalım. Nba sezonuda başladı ama biz ortalarda yokuz işte. Medarı iftaarımız Los Angeles Lakers sükse yapmaya devam ediyor.
Bildiğiniz gibi bloglara sansür gelmişti. Bende baya bir soğumuştum bu işten. Hatta protesto olsun diye blogger açılınca bloga post atmayacağım demiştim ama allahtan hemen açıldı. Neden kapandığıda net değil. Galiba bazı bloglardan online maç izleniyormuş. Digitürk yetkilileri mahkemeye falan vermiş diyorlar. Neyse ya geçmişi bırakalım, önümüze bakalım. Geri döndük...



