David Villa Real Madrid'de


Perez'in listesinin başında olan oyunculardan biriydi David Villa. An itibariyle onun transferi de sonlanmış oldu. 40 milyon euro'ya Valencia ikna olmuş. Artık Real'in oyuncusu David Villa. Kaka'nın ardından bu transferle iki günde 160 milyon euro(Villa'ya verilecek yıllık ücreti katmıyorum)harcadı başkan Perez. Silva'da gündemde. O da yolcu Valencia'dan.

Forvet hattına iyi bir transfer geldi bence Perez'den. Raul-Higuain-Villa üçlüsüne sahip oldular şimdi. Nistelrooy yolcu, orası kesin. Higuain kulübede kalır gibi kalıyor. Raul de kalabilir, Pellegrini'ye bağlı her şey. Kaka arkadan onları destekleyecektir muhakkak. Sola Ribery, sağa da Ronaldo gelirse izleyin derim Real'i.

Casillas; Metzelder, Pepe, Heinze, Ramos; Ronaldo, Ribery, Kaka, Diarra; Villa, Raul(Higuain)

Ronaldo'ya Süper Gol

Miss World 2010!

Bekir, Bilica Fenerbahçe'de/Selçuk Fenerbahçe'de Kaldı


İki dış, bir iç transferle başladık döneme. Bilica'yı duyurmuştuk buradan zaten, bugün de Fenercell üyelerine giden mesajda açıklanmış Bilica ve Bekir transferi. Bekir'i canlı izlediğimi söylemiştim, çok yetenekli bir savunma oyuncusu. İbrahim Kızıl'a da kapak olsun bu. Bekir artık 3 yıl boyunca Fenerbahçe'nin oyuncusu. Bedavaya oyuncuyu kaybetmekten bıkmıştık artık, biz de bedavaya aldık işte.

Bilica içinse biraz fazla para verdik gibi. 1.5 milyon dolar+Yasin Çakmak transferin karşılığı. Yasin bence Sivas için çok önemli bir transfer. Bilica'nın boşluğunda iş yapabilir. Fenerbahçe'de ilk sene çok iş yaptı fakat bu sene Aragones'in bir türlü gözüne giremedi, forma şansı bulduğu maçlarda da etkili olamadı Yasin ama sağlam defans benim gözümde. Hayırlı olsun Sivas'a.

Selçuk'un sözleşmesini de uzattık. Nerdeyse 1.-1.5 yıl boyunca yüzüne bakmadığımız Selçuk, Aurelio'nun mevkiinde en iyi performansı gösteren isim oldu, biz de ona muhtaç olduk bir anda. Hertha Berlin'den teklif vardı, reddetti onu. 3 yıl daha Fenerbahçe'nin oyuncusu.

Bu seneki faciadan sonra, yerli piyasasında aktif olacağımız belliydi. Mehmet Topuz'dan sonra Bekir ve Bilica'da Fenerbahçe'de. Bu arada Topuz sorunu çözülmezse, Emreciksin ve 4 milyon euro'yu geri alıp, bonservisi Kayseri'ye geri verebiliriz.

Ufak Ahmet Çakar


Hahahahaha gördüğüm en bomba laflardan biri, hahahaha hala gülüyorum. Türkiye'de futbolun ne derece yere düştüğünün, Mehmet Topuz transferiyle birlikte en büyük kanıtlarından biri. Hayır diyorum Rijkaard bu programı izleseydi imza atmadan önce yine imzalarmıydı. Olacak iş değil ya, koskoca Beşiktaş başkanı ile spor yorumcusu(!) Ahmet Çakar sanki mahalle kahvesindeymiş gibi tartışıyor birbirlerine laf çarpıtıyorlar. Ulen başkansın sen başkan, mahalle kavgalarında söylenecek söz olan hatta ilkokul esprisi olan küçük bilmem kim sözünü nasıl söyleyebiliyorsun.

Mustafa kusura bakmasın ama eleştiricem hemde çok, siz büyük camiasınız di mi? 4 büyükten birisiniz ve hala şu tüpçüye katlanıyosunuz, niye katlanıyorsunuz üstelik borçlar yüzünden.B ırakın alsın parasını gitsin, o borcu ödemek o kadar mı zor, o kadar mı imkansız? Adamın yaptığı 4 tane iyi iş yok ki her yönüyle, Mustafa Denizli hamlesi bile Ertuğrul'un arkasından yapılmıştı onun bile iyi olup olmadığı tartışılır. Abramovich gibi sömürüyo klübü ey Beşiktaşlılar bu adam, sırtınızdan reklam yapıyo.

Düşünelim şimdi Aziz Yıldırım da bağlanıp efelik yapabilir ama asla böyle düşük bir söz söylemez ya da Özhan Canaydın'ı bu gibi bir diyalogda görebilirmiydik, Faruk Süren başkanı ya da. Sen koskocaman Beşiktaş başkanısın ve o koltukta bir zamanlar Süleyman Seba gibi birinin oturduğunu unutmayacaksın, ona göre söyleyeceksin sözünü, ona göre atacaksın her adımını. Baba Hakkı'nın ter döktüğü takımda başkanlık yapıyorsun ey Demirören, o Baba Hakkı ki ıslıklandığı bir maçın ardından "Bu formayı bana taraftar giydirdi. Şimdi onlar isteyince de çıkarırım" diyebilen bir insan, düşün yani Beşiktaş'ın taraftar klübü olduğunu.

Beşiktaş'a tutmamamıza rağmen niye sempati duyarız, Avrupa'da destekleriz, biz şampiyon olamazsak onlar olsun deriz, işte bu duruştan dolayıdır, Beşiktaşlılık duruşu. Delikanlı gibi, mert hakkını yedirmeyen ama her zaman sonsuz saygılıdır gerçek Beşiktaşlılar.

Alıp gitsin artık parasını, emin olun doğru planlamayla 2-3 senede o borcu kapatıp kara bile geçersiniz üstelik Batuhan gibi alt yapıdaki Muhammed gibi oyuncularla yükselirsiniz daha da yeter ki kararlı olun, bu şampiyonluk gözünüzü kapatmasın görün gözünüzün önündeki gerçeği.

Diyalog da tam olarak şu şekilde:

Yıldırım D: Çakar gibi kişilerden dolayı Türk futbolu değer kaybediyor.
Ahmet Çakar: Doğru doğru,bende o zaman paf oyuncusuyla çıkarım sahaya, sayın Demirören.
Yıldırım D: Sen ufak ahmet çakarla çık, terbiyesizce konuşma, sen beşiktaş klübü başkanıyla konuşuyosun...

NBA Geç de Olsa Yeni Bir Yıldız Kazandı (101-96)

Hedo'dan bahsediyorum tabii ki. Onu ve maçı irdelemeden önce Lakerslılara sakin olma çağırısında bulunuyorum. NBA'in N'sinden anlayanların hepsi Orlando'nun tarafını tutuyor. Bizim gibi takımları Play-Off yapamamamış ya da elenmiş herkes de Magic tarafında. Doğal olarak MK ve KK'da.

Magic'in artık bir şeyleri değiştirmesi gerekiyordu ki bunu da yaptılar. Nelson 7-8 dakika az oynadı, Reddick 1-6 3 sayı atsa da 27 dakika sahada kaldı. Anthony Johnson yine yok. SVG'nin yerinde Anthony Johnson ile başlarım ama işte, yürek meselesi. Şu anda form durumları göz önüne alındığın AJ, bence en iyi seçim.

Bunları geçelim, Hedo'nun LeBron'dan sonra Kobe'nin karşısında da yıkılmaması, onu resimdeki son topta bloklamasıi maçı 88-86'ya getiren sayıyı atması vs. gerçekten süper işler yapıyor. Bana bir süperyıldızı andırıyor performansı. Hem sayıyı atıyor hem de rakibin en etkili silahını durduruyor. İnanılmaz!

Kobe'den de her maç ilk maçtaki gibi oyun beklemek insanlığa haksızlık olur. Bu maçta çok da etkili değildi fakat Gasol, artık Ga''soft'' değil gerçekten Gasol oldu. Howard önünde duruyor, savunuyor elinden geldiğince. Bynum yine aptal aptal hatalar, fauller aldı gereksiz yere.

Cavs benchini tek başına geçen Mickael Pietrus çok bozukken, Gortat'ın bu maç standartlarının altında kalması gibi şeylerin Lakers'ı iyice öne taşıması gerekti fakat, Magic ilk beşinin 2 oyuncusundan 6 sayı katkı almışken buraya gelmesinin tek sebebi Hido ve Lewis'tir. (Howard çok da iyi değildi, kendinden beklenene oranla.) Hido o kadar olgun oynuyor ki inanılmazdan başka kelime bulamıyorum yani. Magic kaybederse onu başını taşlara vursun yani.

Lakers artık çok rahatladı, garantiledi gibi. Amway Arena'dan seri 3-2 gelecek gibi. Magic 3-2 önde olursa alır, Lakers önde olursa çok rahat alır.

Belki de Courtney Lee onu atsaydı, bugün Magic'in şampiyonluğundan bahsedebiliyor olabilirdik.

Los Angeles Lakers: 101
Orlando Magic: 96

Haim Fresco


Hatırlayanlarınız çoktur bu ismi, bende ne güzel unutmuştum az önce alisamiyen forumlarını okurken rast geldim kabul çöktü tekrardan. Özhan başkan'ın sağ kolu, ortağıydı. Batman ile Robin, Aragorn ile Legolas, Xavi ile İniesta gibiydi bu ikili, ayrılmazlardı. Pek çok ortak özellikleri vardı ve en büyük olanı flash transferler yapmalarıydı. Saidoo gibi,C arrusca gibi, İnamoto gibi dünya yıldızlarını kazandırdılar klübe. Ne zaman sıkışsak yardıma Haim Fresco girdi bitirdi transferi. Eşleri ikna olmuş olsa Kily Gonzales, Ze Roberto, Gallardo, İnsua, Pires futbol için,b asket takımı içinse Steve Nash, Tony Parker gibi isimler gelecekti. Olmadı fakat, yüksek kalite isteyen eşleri gelmek istemedi oysa ki Haim amca topçuları ikna etmişti.

Şaka bi yana ne ketum senelerdi onlar yarabbim, Orhanlı Cihanlı kadro, sağ açık oynayan Altan, ön liberomuzda Saidoo...Vahşet bu resmen vahşet ayrıca nereden nereye geldiğimizin de en büyük resmidir bence, Haim Fresco zamanında flash transferimiz İnamoto idi, Marek Heinz idi fakat şimdi bu isimler 18 kişik kadroya bile alınmaz gelseler. Yinede zevkli günlerdi be.

http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=180991 Alın size 10 numara yalan haber.

Fotospor


"Bu adamlar yazmaya başlamadan ne içiyolarsa aynından istiyorum bende" bir blogda görmüştüm bu cümleyi adını hatırlayamadım ama yazan okuyorsa cidden kusura bakmasın. Gerçekten de bu cümle bile başlı başına fotospor'u anlatmaya yetiyor, kardeşim bu ne atma kabiliyetidir bu ne hayal gücüdür bu nedir böyle ya. Ordakiler kazandıkları parayı nasıl yiyorlardır bilemiyorum çünkü kumardan daha beter bişey var. Hemşerim insan bi düşünür yazmadan önce fındık kadar beyninde olsa düşünürsün acaba doğru olabilir mi diye. Atıyosunuz destek yok, kanıt yok. Tamam Fotomaç'ta atıyo ama siz kadar değil sizin bi alt kademenizde onlar, Rijkaard gelirken Deco-Van Buyten ve Hamiti getirecekmiş, tarladan karpuz ya da pazardan koyun getiriyo sanki. Ya Chelsea Deco'yu satar mı hadi sattı diyelim onu bize yedirirler mi bunu düşünmüyoruz işte. Geçenlerde Fred Fener'e diyo, ya bismillah bi durun adam daha yeni gitti Brezilya'ya ne çabuk geliyo. Bunlar masumane yine, Mourinho Fenere gelecekmiş gelirken Terry-Lampard ve Drogbayı getircekmiş, oldu paşam oldu. Kimi istersin başka Stamford Bridge'i de getirseydi isterseniz paf takım için. Hatta unutmam şey vardı Lucho Gonzalez için aynen şu şekilde"Appiah Aurelio arası bir futbolcu, ayrıca Alex gibide pasları var"Cech gibi kurtarış yapıp Torres gibi de son vuruş yapabiliyo demeyi unutmuşlar. Adamlar tek adamda 3 kişiyi buluşturmuşlar bahsedilen adamda uzay topçusu valla vız bi orda vız diğer tarafta. Dedikleri takımı fm de kurmak 5 sene alırken şipşak getiriyolar, 4 büyüklerin kadrosunu say deseler şu çalışanlara 11 er isim zor sayarlar valla. Aydemir Akbaş'ın yazdığı gazeteden hayır mı gelir hiç, peh!

Fm 09'a Güle Güle Derken


Sezon'un bitişi ve yeni oyun için çalışmaların başlamasıyla böyle bir yazı yazma ihtiyacı hissettim.Tabi bunda sınavlarında bitişi ve gelen yaz ayında bol bol fm oynayacak arkadaşlara yardım etmek istemek te rol oynadı.Oynadığım en zor menejerlik oyunuydu gerçekten ve en çok hata olanlardan biriydi,gerçi zorluk anlamında fm 08'in ilk versiyonuyla yarışamaz ama toplam versiyon anlamında düşünecek olursak gerçekten çok çok zor.Başlayalım şimdi incelemeye;

Öncelikle oyuna başlarken seçmeniz gereken en önemli şey hangi versiyonla oynayacağınız.9.0.3 versiyonu daha kolay ve oynanabilirlik açısından daha iyi fakat 9.0.1 de regen diye tabir edilen oyuncular çok kaliteli çıkıyorlar,yani tüm defans özellikleri 20 olan bir oyuncuyu çok cüzi miktarlara alabiliyorsunuz ancak taktik oturtmak başarı kazanmak için saçlarınız dökülüyor.Ben size 9.0.3'ü öneriyorum.

Diğer şeyleri size bırakıyorum taktiktir vs dir falan 4-3-3 ve 4-4-2 en çok işe yarayan taktikler özellikle 9.0.1 oynayacak arkadaşlara 4-4-2 oynatmalarını öneriyorum forvetlerin biri pivot biri hızlı santrafor olsun yeter.

Bunların dışında çağrı abiden(chao grey) öğrendiğim ve çok işe yarayan determination konusuda çok önemli,maç içinde geri dönüşler yaşayabiliyorsunuz ya da ezeli rakibinize karşı çok daha iyi mücadele ediyorsunuz oyuncularınız determination olarak üstün olurlarsa.

Oyuncu özelliklerine göre taktik kurmak daha da önemli olmuş bu oyunda,örneğin beklerin savunma yapacağı bir taktikte pozisyon alması düşük birini oynatırsanız başarısız oluyorsunuz diğer özellikleri iyi olmasına rağmen.

Kaleci alırken tüm özelliklere dikkat edin ancak birebir ve refleks e daha da dikkat edin yüksek olmasına özen gösterin.

Bu basit yazımı da oyuncu önerileriyle bitireyim başka soru sormak isteyenler yorum bölümünden sorarlarsa yanıtlayabilirim.

Kaleci olarak Asenjo iyi ve çok genç fakat A sınıf bir kaleci değil,Asenjo ile başlayıp daha sonra Adler'i almanızı öneriyorum geleceğe yönelik oynuyorsanız,Tono var racingte gayet süper bir kaleci hemde oldukça cüzi miktara geliyor bunun dışında Kameni var hayvani performanslar sergiliyor bazen ama basit hatası çok oluyor ,sezon boyu size 8 puan kazandırır 3-4 puanda kaybettirir ilk sezon sonu serbest kalıyor devre arası kandırmaya bakın bence.Türkiye için Sinan Bolat müthiş bir kaleci kesinlikle Türk takımıysanız kaleyi ona emanet edin-yabancı sınırlaması açısından dedim yoksa ben Kameni'yi oynatıyorum-.

Defansa hızlı adamları koymanız bu oyunda kilit rol oynamış,bu açıdan ucuz yollu olarak N'Koulou işinize yarayabilir gelişmeye de açık.Zapata-Micah Richards gibi bir ikiliniz varsa kale savunmanız olur.Ayrıca Diakhate var Dinamo kiev'de,Gremio da Leo var bunlar 5-10 milyon arası alınıp ilerde katlayarak satılıncak oyuncular,İvanov var birde çok ucuz ancak pek önermiyorum.Eliniz 2 ya da 3. sezon para görürse sakho da hala psg deyse kesinlikle alın,büyük takımsanızda alıp geliştirin sonra keyfinize bakın.Mexes de çok büyük isim ama henüz alamadım Manchester city ile bile.Fazio'yu ikna edebilirseniz o da çok müthiş birisi,defansif özelliklerinin iyi olmasının yanısıra hızıda orta seviyede kısacası Mexes-Micah tandemini kuramıyorsanız Sakho-Fazio'yu kurun:D:D

Orta saha olarak Skjelbred 10 numara pozisyonunda ucuza kapatacağınız bir isim,Moussa Sissoko ön liboro olarak pas yapan mücadeleci bir isim.Feghouli ise tam bir 10 numara,bunlar çerez parasına alınıp ilerde iyi para edicek isimler.(çerez parası dediysek te 100 200 k değil tabi 1 ile 5 milyon arası)çerez parasıyla alınacak isimler ise zuculini ve ochirosii.ikiside inanılmaz gelişiyorlar antrenman programı+coach ekibiniz iyiyse(koçlar en az 5-6 yıldız olursa daha iyi olur)cidden çerez parasına alırsınız ve ilerde 15 20 milyona satarsınız.Tüm bu isimlerin yanında adu-guardado gibi para isteyen ancak aldığının hakkını ödeyen isimlerde var.Marquinhos'u da sağ kanat oynatırsanız takımınız daha bir golcü olacaktır.

Gelelim forvetlere öncelikle vagner love bug gibi olmuş habire gol atıyo herif bunu belirteyim,cityden daha önce davranıp almaya bakın.Gignac 7.5 milyon gibi bir paraya gelip fazlasıyla hakkını veriyor keza Milevski de öyle.Genç brezilyalı olarak ise keirrison'ı öneriyorum.

Söylediklerim dışında tabiki çok çok iyi isimler var fakat hepsini dan diye söylesem sizin için zevki kalır mı oyunun dimi a dostlar,görüşmek üzere.

Siyah İnci Yuvaya Döndü


Bu sezonki 3. transferimiz, hiç beklenmedik şekilde Ganalı Stephen Appiah oldu. Takımdan olaylı bir şekilde ayrılan Ganalı yönetimin 3. bombası oldu. Ama nasıl döneceği önemli tabii ki. Umarız sağlıklı bir şekilde döner ve bizi de attığı goller ve resimdeki hareketleriyle coşturur. Bu arada Bekir İrtegün ve Ediz Bahtiyaroğlu transferlerinde milim yol katedemedik. İlginç. İbrahim Kızıl, Fenerbahçe dışında herkese Bekir'i satabiliriz demişti. Umarım Bekir olur, çünkü canlı izledim ve harika bir oyuncu. Defansa süper alternatif olur. İki post altta bahsettiğimiz Lugano Atletico Madrid'e gidebilir. Demedi demeyin.

Özer Hurmacı Fenerbahçe'de

Aykut Kocaman'ı Daum ile Aziz Yıldırım arasına köprü görevi görmesi için takıma katan Fenerbahçe, 2. transferini yaptı sayılır. Büyük bir olasılıkla Özer Hurmacı'yı gelecek sezon çubuklu formayı giyecek. 2 milyon euro+Burak Yılmaz+İlhan Parlak+Gürhan Gürsoy karşılığında Kocaman eski öğrencisini kadroya kattı. Çok iyi bir transfer oldu bizim için. Alex'in bölgesinde oynayabilir, olmadı göbekte Emre'ye partner olabilir. Nokta atışı yaptı Fenerbahçe yönetimi. Hayırlı olsun diyelim. Yarın da resmileşir heralde.

Mehmet Topuz: Çok Yüzlüler ve Arakesitleri


Kendisi: ''Ben doğuştan Beşiktaşlıyım. 50 milyon dolar verseler Fenerbahçe'de gene oynamam.''

Faruk Süren: ''Benim bildiğim, tanıdığım Mehmet Topuz; doğuştan öz be öz Galatasaraylıdır.''

Eski Menajeri Ali Ekber Bozkurt: ''İradesi dışında hareket ediyor. Benim yanımda Aziz Yıldırım'a, 'Çubuklu kutsaldır, onu şerefle giyerim.' dedi.''

.......

Daum Fenerbahçe'ye Ne Katabilir?


Bu transferle ruh çağırmış olduk. Bizi -bana göre- 3 sene üst üste şampiyon yapan, kondisyoner Roland Koch yönetiminde hep geri dönüşlerine tanık olduğumuz Daum'un Fenerbahçesi var artık. Öyle ya da böyle Daum Fenerbahçe'de. Avrupa'da ''Her sene CL'ye katılma'' sözü veren Aziz Başkan, bu sözün sadece ''CL'ye katılmak'' tan ibaret olduğunu gösterdi bize. Daum dönemi Fenerbahçe'si Avrupa'da hiçbir zaman başarılı olamadı ama, ligi hep ilk 2'de götürdü. Şampiyon olunca CL'ye gidiyorsun zaten. Yani Avrupa'da başarı biraz hayal gibi. E o zaman sorarız kardeşim, madem Daum'u aldınız, niye yolladınız o zaman?

Volkan, Lugano, Carlos, Alex gibi yıldızlar ayrılabilirler. Şahsen Bilica'nın nasıl bir performans göstereceğini bilemiyorum şu durumda. Lugano yolcu zaten. Edu'nun sözleşmesinin feshi gibi bir durum varmış, ki bu çok tehlikeli bana göre. Uzun yıllardır birbiriyle oynayan ikili bozulma yolunda ilerliyorlar. Bilica ve X'den oluşan bir göbek izleyebiliriz önümüzdeki sezon. Bu Önder olur, Eren Güngör transfer edilir orasını bilemeyiz.

Deivid, Josico, Maldonado, Alex, Carlos, Lugano, Edu gitmeye yakınlar. Yerli olarakta, Emreciksin yolcu, Kayseri'de Topuz transferinde de anladık, FB elden çıkartmaya çalışıyor onu. Volkan'ı istemediği konuşuluyor Daum'un. Giderse eğer -48 saat içinde belli olacağı konuşuluyor- Sinan Bolat alınabilir kaleye. Fenerbahçe'de yerli kaleci geleneğini bozmaz diye düşünüyorum Volkan giderse. Bolat, sene başında adı geçmişti 2. kalecilik için, keşke alınsaydı o zaman.

Seedorf'un adı geçiyor. Maxi Rodriguez vs. isimler var basında. Maxi gelecekse gelsin ama çok uzak bir ihtimal. Nistelrooy Rijkaard sebebiyle bize değil, Galatasaray'a yakın şu anda. Spurs'te istiyor onu. Bakalım, hareketli bir transfer dönemi bekliyor bizi.

Transfer Dönemi Süper Başladı (!)

Böylesi ancak Türkiye'de olacak cinsten. Yalancı, sahtekar tanımlamalarının bile karşılayamadığı kadar iğrenç bir kişiliğe sahip, Fenerbahçe maçlarında sahada basmadık yer bırakmayan; Galatasaray, Beşiktaş maçlarında ''sağ açık'' olduğu halde ''sağ bek'' civarlarında gezinen Mehmet Topuz, ayrılıyorum dedi. ''Kayseri'de misyonumu tamamladım.''

Haliyle Galatasaray, Fenerbahçe ve duble yapan Beşiktaş kadrolarını güçlendirmek için bu oyuncuyla ilgilendi. ''Galatasaray'a gitmem'' dedi, kaldı geriye Fenerbahçe ve Beşiktaş. Önce Fenerbahçe aldı denildi, sonra Beşiktaş açıkladı Mehmet Topuz Beşiktaşlı oldu diye. Topuz'da ''Doğuştan Beşiktaşlıyım.'' dedi. -Ne iğrenç bir açıklama tarzıdır bu ya!- Sonra Fenerbahçe aşıkların arasını bozup, Mehmet Topuz'un bonservisini aldıklarını, Kayserispor'da artık onun haklarının Fenerbahçe'de olduğundan bahsetti. Topuz bunun üzerine ''50 milyon dolar verseler gene oynamam Fener'de.'' dedi. Kendisi şu durumda gerçekten Fenerbahçe'de oynayacağını mı sanıyor acaba? Beşiktaş garanti verdi, Topuz yönetim kolaylık gösterecek diyor; fakat bonservisini Fenerbahçe'ye veriyor. Noluyor abi???

Beşiktaş kulübüyle görüşmeden, bonservisi almadan nasıl böyle bir açıklama yapar anlamadım. Kocaeli Davids'i aldık dedi ya, farkı yok ondan. Fenerbahçe'de futbolcuyla anlaşmadan inadına yapar gibi adamın, ''Beşiktaşlıyım'' diyen, forma giyen adamın bonservisini aldı. Niye aldı Aziz Yıldırım anlamadım. Acaba, Topuz bizde oynar mı dedi, her şeye rağmen. Böyle dediyse, 11 yıldır başkanlık yaptığı takımın taraftarını daha anlamamış demektir. Topuz, sığar mı Kadıköy'e? Yuhlanmaz mı, top ayağına her değdiğinde? Beşiktaş, Galatasaray'ın Gökhan Ünal'a yapmak istediğini yaptı ama Kayseri öyle cıncıklı gülle takım değil, yemedi. Ortaya böyle bir tablo çıktı. Fenerbahçe de, Beşiktaş da, Kayseri de, Topuz da suçlu.

Transfer dönemi süper başladı zaten, aynı sezon gibi.

Bobiler#2

(Bkz: 1.5 ayda çözeriz bu işi :):):) )

Damiiiiiiiiiiiiiiirrrrrr Mmmmmmrrrrrrsiiiiiiiiicccccccc!!!


Aslanım benim. Solomon'a rağmen. Yine ve her zaman Fenerbahçe. Solomon istatistik bazında pek iyi gözüksede o faulü atabilirdi. Bilinçli olarak kaçırmadı zaten. Yalnız Efes baskı altında çabuk ezildi. Karakter farkı ortaya çıktı. İki defa topu oyuna sokamadılar. Ergin Ataman'ın Efes gibi bir lokomotife yakışmadığını söyledim hep. Arkasındayım hala. Gerçekten çok karaktersiz geliyor bana. Her maç hakemlere sallamalar vs. vs. O kadar eleştirdik ama maçın yıldızı da Tanjevic'ti. Son bir sene daha Mrsic. Yaş olacak 41 ama o üçlükler bitmesin 1 sene daha aslanım, 1 sene. 70-67 aldık bu arada seri 2-0..

Seni Anan Real İçin Doğurmuş Canım...

Real, Kaka'yı aldı. Perez'de baya bi mutlu, sevinçli, heyecanlı. Bir ajansa ''Kaka, Real'de oynamak için doğdu.'' demiş. Aklıma Ebru Yaşar geldi hemen. Meşhur ''Seni anan benim için doğurmuş, hamurunu benim için yoğurmuş'' tarzı. Yalnız baya iyi bir transfer oldu orası kesin. Milan'da fellik fellik oraya adam aramaya başladı. Gourcuff yok, Fabregas'ı deneyecekler gibi. Wenger'in Fabregas'ı göndereceğini düşünmüyorum. Pato'da Chelsea yolunda ilerliyor. Ne yapacak elinde Drogba, Anelka, Kalou, Malouda gibi hücum silahları varken Pato'yu Ancelotti merak ediyorum.

Gidin Allah Aşkına Ya

Bunu ithaf ettiğim kişiler halen Büyük Kaptan'a 2.şans verilmeli diyen insanlar.

Kabul ediyorum bende en başta Guardiola'mız olacak bişi uçuracak demiştim,hatta bana "yok abi ya" diyen kardeşimi de boş ümitlerle kandırmışım özür diliyorum Onur'cum senden,sen haklıymışsın.Malesef kaptan kredisini alışveriş manyağı kadın misali harcadı,hani reklam vardı ya bas bas paraları paraları mottosuyla elindeki parayı saçan insanlar vardı alışveriş merkezinde kaptanda aynı o misal harcadı kredisini ve gözümüzdeki yeri.Çok iyi de bir başlangıç yapmıştı aslında,Guardiola vari giyimi,karizmatik hareketleri,klübeye yakışan yapısıyla tam aradığımız insan demiştim ve içimden haykırmıştım "ulan sabri bile top oynuyo be"diye.Maalesef o bizim son güzel günümüzmüş,o bizim son sevindiğimiz zamanmış meğerse.

Ama yok şimdi hakkını yemeyelim Hamburg maçı 2-0 oldu anda da çocuklar gibi şendim ve gelecek rakibi düşünüyordum,ama turun döneceği aklımın ucunda yoktu,fark geliyo fark derken rüyamız bitti ve uyandık en tatlı yerinde.Daha sonra bir sabah mamurluğu başladı yüzlerde,afyonumuz patlamamıştı.Hani yüzümüzü yıkadıktan sonra bile uyanamayız ya bir süre aynı o hesap,6 da 6 5 te 5 gibi hedefler bile uyandıramamıştı takımı,ama uyanmamızı geciktiren sebeplerde vardı elbette,en büyük etkende büyük kaptandı.Çok safça bir düşünceye kapıldı,onun görüşüne göre eski dava arkadaşları kurtaracaktı onu halbuki bilemezdi ki hatta tahmin bile edemezdi ipini onların çekeceğini.Halbuki biraz cesur olunsaydı bundan daha mı kötü yerde olacaktık,mesela Hamburg maçında Semih oynasa ya da Trabzon deplasmanında Lincoln kenarda oturmasa.

Hepsi geçmişte kaldı tabi ah diyip vah diyip sızlanmaya gerek yok ancak kaç Galatasaray'lı şu an Hamburg maçını düşününce üzülmüyor ya da içi sızlamıyor.O maçla yaşanmaz sürekli ancak o maç tarihin seyrini epeyce değiştirdi,belki büyük kaptan ve biz beraber büyüyecektik ve kupalara uzanacaktık o maç olmasaydı ya da büyük kaptan küçük hakan'ın etkisinde kalmasa yapmasa etmese kıymasa şu takıma hiçbiri olmicak.

Halbuki neydi ondan beklenen,Florya'da bozulan düzeni bir nebze olsun düzeltmesi yani düzenleyici olarak getirildi o koltuğa.Yıkıp yeni düzen kurması için değil,peki o ne yaptı ondan beklenenin tam tersini.Aynı bir pistonlu kap misali yabancıların tarafı çok daha üstteydi ve kaptandan beklenen onu dengeye getirmesiydi.Çekilin koçum açılın yapıcam ben bunu hehey nidalarıyla geldi kabın başına fakat o da nesi yabancılar küçüldükçe küçüldü bülent korkmazın ellerinde,gol kralı baros-üstün insan harry kewell bile yok olma tehlikesi yaşadılar.

Kaptan'ın bazı düşünceleri olabilir tabi,mesela hasan şaş'ın kiloları.2 ye bölünse 2 messi çıkar diye düşünmüş olabilir kaptan.şaka bir yana ancak yinede teknik direktörken yaptığı 5 hamle varsa 5 i de yanlış hamlelerdir.Tek doğru işi arda'yı tekrar hayata döndürmesi oldu.5 katı tamamlanmış iskambil kulesinin en üstünü yapmak üzere getirilmişti halbuki göreve,daha sağlam ve sallanmayacak şekilde koyacaktı son kartı,o ise zemini bozuk koçum diyerek eğik zeminde yapmaya kalktı,ilk katı bile koyamadıktan sonra skibbe'nin paslı düzenine döndü ve avrupa vizesi alabildi.Hakikaten sene başında kim düşünebilirdi ki avrupa vizesini son anda alacağımızı,kabustanda öteydi bu sezon.

Büyük kaptan konusuna gelirsek keşke biz onu sadece oyuncuyken görseydik,keşke bizim için hep kolu sargılı adam olarak kalsaydı ya da rakip golcülere korku salan insan olarak.O galatasaray ruhunun birebir tanımlamasıydı ta ki gençlerbirliği maçındaki kola kadar.O kol bile bizi yıpratamamıştı çünkü yeri o kadar yüceydi ki bizim için,Metin oktay neyse bülent kaptanda oydu bizim için,bizim jenerasyonunda bir ilahı vardı artık çünkü.Fakat kısa kariyerinde yaptığı o kadar çok yanlış şey varki,İlhan cavcav bile arkasından büsürü saydırmıştı galiba haklıydı.

Biz ondaki o karizmayı istedik,biz o dik görüşü görmek istedik sahada.Barça bile gelse yılmayıp pres yapan atak oynayan takımı görmeyi istedik.İstanbul belediye maçında güç bela tek gol atıp onun üstüne yatan ya da hacettepe karşısında halısaha maçı yapan 40-50 yaşındaki amcalar gibi oynamayı asla istemedik,bülent kaptan eminim kendi maçlarını televizyondan izlese acayip eleştirirdi o topu oynatan antrenörü,lincoln neden yedek derdi şöyle derdi böyle derdi.Kendi yanlışlarını görüş düzeltmek yerine o yanlışları yapmasa yani yerleşen taktik anlayışı bozmak yerine florya da asayişi sağlasa şu an şu yazı yerine daha yüce yazılar yazıyo olacaktık inanın.

Yönetimin yapması gereken ise o açık uçlu istifayı kabul edip büyük kaptana teşekkür etmek,daha sonrasında ise bu denli kaliteli takıma gelecek sene için vizyonu olan ve taktik teknik becerileri üstün bir antrenör getirmektir.ben öyle yıldız isimler de istemiyorum sadece bu takıma yakışır oyuncu istiyorum.yönetim neyi yapıp neyi yapamadığını sorgulamalı bence daha sonra bizim geleneklerimize de yakışıcak şekilde geleceği planlamalıdır seçilemem korkusu olmadan.Çünkü eğer sağlam temeller üstüne atıldığını görürse insanlar bu planlamanın kongrede seçilememe gibi bişey sözkonusu olamaz.

Öncelikle şu altyapı biraz elden geçmeli,bir eğlence yeri olmaktan çıkıp akademi haline gelmeli yani nasıl anlatayım şimdiki gibi hatır gönül üzerine değilde daha hazır çıkan oyuncular gerekli ve oynayacağı takımlara kiralanmalı.Fiziği üstün tekniği zayıf ya da tam tersi oyuncular çıkmamalı,her şeyden azar azar yapacak kapasitede oyuncular çıkarmaya gayret etmeliyiz aksi halde önceki yazılarda da vurguladığım gibi avrupayla baş etmemiz çok ama çok zor.Anadolu üzerinde sözde seçmeler değilde gerçekten adam gibi seçmeler yapılmalı ve anadolunun belli noktalarına üstler yapılmalı.Mesela doğu anadolu için ege için gibi,scout ekibini istiyorsak önce kendi ülkemiz içinde çalışan bir scout sistemi kurmalıyız.

Gerekli adımlar atıldığı ve gerekli planlar yapıldığı sürece 3-4 senelik bir süre zarfında tekrardan hak ettiğimiz konumda oluruz ancak bunun için önce sağlam bir kafaya sahip olmalıyız.Serinkanlı düşünüp herşeyi ince ince analiz etmeli öncelikleri ona göre belirlemeliyiz,günü kurtarmayı amaçlayan hamle ile günü kurtarabilirsiniz ancak kaybedecekleriniz çok daha büyük değerler olabilir.Örneğin Büyük kaptan gibi,hasan şaş'ımız gibi takımdaki en sevdiğim isimlerden olan ümit karan gibi,önemli olan günü kurtarabilirken diğer alanlarda da iyi olmak ve en azından geleceği tehlikeye atmamak.Ben en azından bir galatasaraylı olarak hala umutluyum,ee Hagi ne demiş:

"Galatasaray adının olduğu yerde umut vardır"

biz bu sözü unutmamalı buna göre davranmalıyız.Güle güle büyük kaptan,güle güle galatasaray ruhunun kel kafası hasan,güle güle aykırı insan ümit.

Not:diğer takımlara sataşmamaya ya da ilkemiz doğrultusunda diğer takımları küçültmemeye çalıştım.Sürç-ü lisan etmişsem affola,beğenmediğiniz ağrınıza giden taraf olursa silmeye ben hazırım bu yazıyı.Amacım hissettiklerimi galatasaraylı dostlarımla paylaşmaktı.

Bilica Fenerbahçe'de



Bülent Uygun da söyledi, Bilica seneye olmayacak diye. Aldık almasına ama, kim gidecek? Edu'nun dönüşü beklendiği gibi olmayabilir, Lugano; bir öylesin bir böyle kardeşim. Bir şey söyle artık. Ya kal ya da git! Merakla bekliyorum Bilica'yı.

Anderletch Yolcusu


Anderletch Alex'i almak için nabız yokluyormuş. Anderletch menajeri Holsbeeck ise Alex ile ciddi şekilde ilgilendiklerini söylemiş. Alex'in sözleşmesi 2011 yılında bitiyor. Senelik 2.5 milyon euro alıyor ve şu andaki maliyeti 10 milyon euro civarında. Anderletch bu kadar parayı karşılayabilir mi bilemiyorum ama Alex'i almak için bazı isimleri satmamız gerektiğini biliyoruz açıklamasında bulunmuş Holsbeeck. Fenerbahçe taraftarının sevdiği bir kişilik falan da artık değişimin zamanı gelmedi mi? Bence geçiyor bile. Bu sene zaten fazla yararlanılamadı sakatlıklar yüzünden. Oynadığı oyuna, topçuluğuna bi sözüm yok ama artık bir değişim şart. Bunlarda yavaş yavaş Brezilyalıları göndererek başlansa iyi olacak. Eğer Fenerbahçe başkanı üst üste 3 sene şampiyonluk sözü verdiyse gelecek için taze yepyeni bi "10 numaralı" beyin alması lazım.

Yoann Gourcuff-Eren Derdiyok-Hernan Crespo


Yoann Gourcuff Milan'dan Bordeaux'ya transfer oldu. Fransız ekibiyle 4 yıllığına anlaştı. Gourcuff Bordeaux'ya kiralık olarak gelirken hazırlanan sözleşmede, sezon sonunda Fransız kulübünün bu futbolcuyu, arzu ederse 15 milyon euroya bonservisiyle birlikte transfer etmesine izin veren bir madde bulunuyordu. Bordeaux'nun Gourcuff için 1,4 milyon euro kira bedeli ödediği düşünüldüğünde, bu futbolcunun bonservisinin Milan'dan Bordeaux'ya geçmesi için Fransız kulübünün 13,6 milyon euro daha ödeme yapmış olması gerektiği ifade ediliyor. Gourcuff'un ise ayda 400 bin euro maaş alacağı öğrenildi. Bu maaş, Fransa'da bugün bir futbolcunun alacağı en büyük aylık olacak.

İsviçre Milli Takımı'nda forma giyen Eren Derdiyok, Bundesliga ekiplerinden Bayer Leverkusen'e transfer oldu. Gelişimini sürdürmek için iyi bir yer olabilir.

2006-2008 yılları arasında Chelsea'den kiralık gelerek İnter'de forma giyen Crespo, bu sezon başında İtalya şampiyonuna bonservisiyle birlikte transfer olmuştu. Dünyaca ünlü golcü daha önce Milan, Lazio, Parma ve River Plate takımlarında da forma giymişti. İnter'de bu sezon 13 maçta forma giyme şansı bulan Crespo, bu karşılaşmalarda yalnızca 2 gole imza atabilmişti. Crespo'nun Genoa ile iki yıllık sözleşme imzalayacağı belirtildi.

Sorunlu Öğrenci Profili

Siz de bilirsiniz her ortamda her koşulda mutlaka aşırı çalışkan yani "inek"diye tabir edebileceğimiz insanlar vardır. Bunu da bir futbol konusunu irdelemiş gibi irdelememiz lazım önemlidir sonuçta. Neyse bu çalışkan öğrenci topluluğu kendi içinde ikiye ayrılır genel olarak. İlk kısım candır ciğerdir, bunlar problemli değillerdir aksine zekalarınıda kullanan tiplerdir.Herşeyi yapabilirler, kopya çekiyoruz dendiğinde kopya çekerler, sınavda cevapları mesajla atarlar, tuttukları notları paylaşırlar her konuda yardımınıza koşarlar. Clark Kent derim ben bu tip insanlara ve hep winning karaktere sahiptirler ve çalışkanlıklarının ödülünü mutlaka alırlar. Toplumdan kopuk değillerdir toplumun en krem tabakasıdır bana kalırsa bu insanların oluşturduğu tabaka, fesatlık içlerinden bile geçmez yani sınavda ondan kopya çekip onu geçseniz en fazla güler geçer çünkü biliyodur ki asıl bilgi ondadır ve bilgi en büyük erdemdir.

Beni ifrit eden kısma geçecek olursak içine alien kaçmış ineklerden bahsedebiliriz, töbe töbe ya. Kendilerini toplumdan olanca hızla dışlamışlardır, kendi arkadaşları dışında diğer herkes gıcık olduklarını düşünür bunların. Gençliğinde bu tipte öğrenci olan öğretmen tipleri tarafından sonsuz kredileri vardır, istedikleri kadar konuşsunlar derste hoca onlar konuşunca sempatik bulur onları. Gıcıklık hat safhadadır, kopya çekmezler çekeni hocaya söylerler ya da ima ederler. Toplu kaçış girişimlerinde bile sessiz sakin ve derinden tüm sınıf kaçtıktan sonra yerinde otururlar ve hocayla karşılıklı konuşup sınıfı şikayet ederler.

Niye mi yazdım böyle saçma bir yazıyı doldum efendim doldum, geçen gece 3 e kadar uğraştığım sunum projem salak bir inek öğrenci yüzünden 1.olamadı ortalama bazında, toplam puan olarak herkese fark attım ancak dangalak 9 verdiği için ortalama düştü haliyle. Aptal insanlar ya, sahi bu tip aykırılar niye oksijen tüketiyo ki.

Ağzı Laf Yapanlar


Şampiyonlar Ligi finali, Real Madrid başkanlık seçimi derken Cristiano Ronaldo'nun ağzı Melih Gökçek'ten bile daha da çok açıldı. Ya adamın her an her saniye röpörtajı çıkıyor sıkıldım ben bu adamdan hemde fazlasıyla, o ne artistliktir o ne kendini beğenmişliktir öyle tiskindirdi kendinden. Bi gün burası evim burdayım der ertesi gün hadi gidiyorum eyvallah der sonra çıkıp ne olacak hiç bilmiyorum der, arıza sanırım. Hani amerikan lise filmlerinde olur ya yetenekli sporcular, iyi amerikan futbolu oynarlar, beysbol oynarlar ama kafalarında saman dolu gibidirler heh aynı onlardan işte Ronaldo'da. Yetenek var ancak o yeteneğiyle konuşmak yerine başka işlerle uğraşıyor (oha Osman Tamburacı gibi yazmaya başladık Allah sonumu hayretsin) İnsanları kendinden soğutmaya bile başladı, üstüne üstlük herkes Messi'ye tapmaya başladı ee yıldızlar da kayar Ronaldocum sen böyle devam edersen daha ne hallere düşcen bak.

İkinci olarak Bülent Uygun'dan söz etmeliyim, aman allahım o ne çenedir öyle. Sivas yönetimi konuşma yasağı kararını almadan önce periyodik olarak her 16 dakikada 1 röpörtaj verip her gün 3 şiir yazıyordu.A rsene Wenger'e falan taş atmıştı hatta, gördüğüm en antipatik bikaç insandan biri bak 18 yaşında tansiyon hastası yapacak insanı. Arsene Wenger'e laf atmasını mı diyim, Anadolu takımlarına puan kaptırdıktan sonraki Küçük Emrah misali tavırlarını mı diyim bizi istemiyorlar diyip ağlamalarını mı diyim. Son bombası ise şampiyon Sivas ama 1.kim olacak sözü. Yau be adam bi bırak şu çeneyide topunu oynat, bak en büyük favoriyken dandirik 2 maçta verdiğin puanlar ne hale soktu seni Galatasaray'ım inşallah yenerde o hayal kırıklığını yaşatır sana, gerçi ondan sonra da hakemleri suçlar istemediler falan diye, fesuphanallah ya.

Şu ikisini alıp şöyle bir Anadolu Klübünde birleştiriceksin ,ondan sonra eğlenceği izleyeceksin. Demeçler ardı ardına, seneye 19 mayıs stadında kalmam galibalar mı, şampiyon yapmazlar mı ne derlerse desinler ancak bu gidişle bu kadar çok konuşmayla motorlarını yakacakları kesin. Hıncal'ı da alıp ünlüler çiftliği misali bir ormana yerleşsinler güzel güzel kafa dinleyelim bizde.

Teknik Direktör Meselesi


En ağır yorumları yapabilirsiniz bu yazı hakkında yani Bülent Uygun gibi değilim eleştiriye açığımdır. Neyse başlayalım bakalım dün söz verdiğimiz değerlendirme işine.

Öncelikle takımlarımızda yapılan en büyük yanlıştan başlamak istiyorum, bizim takımlarımız yani büyük takımlarımız şu 2 yoldan birini seçiyorlar her zaman. Büyük antrenör gelirse sisteme uymayan oyuncular teslim ediliyor nasıl olsa hoca büyük diye ya da küçük isimlere daha doğrusu man management özelliği düşük isimlere yıldızlar emanet ediliyor. Bunu şu şekilde de açabiliriz ki en net örneği bu seneki Skibbe-Aragones ikilisidir, ben hala düşünürüm acaba tam tersi takımlara gelseydiler başarılı olurlardı diye.

İlkinden başlayalım, büyük adam küçük oyuncu. Bu şekilde bir film vardı galiba büyük adam küçük aşk adında o geldi birden aklıma, neyse gelelim meseleye. Bilindiği gibi ülkemize en krem tabakadan teknik direktör getirmek deveye hendek atlatmaktan kat kat daha zor bişey hatta imkansız. Hem maddi hem manevi yönden, şöyle düşünelim bugün bizim burun kıvırdığımız Scolari bile Chelsea'den baya yüklü para kazanıyordu yani önce bu maddi külfetin altına girmek gerekecek. Daha sonra ise aldığımız hoca tipiyle alakalı sorunlar baş gösteriyor, Hiddink gibi gittiği yerdeki oyuncu durumuna göre taktiğini yapan, ayağını yorganına göre uzatan (kadro anlamında transfer değil) bir çalıştırıcı alıyorsanız ne ala ancak böyle birinin şu anki ülke şartlarında gelebilitesi sıfırında altında. Diğer yönden sabit sistem adamları ise sistemine uyacak oyuncular transfer etmek için büyük bütçe istiyorlar. Bunun en basit örnekleri ise yine ülkemizden ve yine Fenerbahçe'den, Zeman ve Aragones gibi sabit sistem adamlarına verilen oyuncu tipi o sistemler için hiç müsait değildi, sonuçta siz tek pasa dayalı bir sistem kurmuş Aragones'e 5tane tam defans, 5 tane tam hücum adamı verirseniz ve bunun ortası hiç olmazsa böyle sonuçlar alınır. Geleceğim sonuç büyük teknik adam almak cesaret ister, bütçe ister. Gelenler ise biraz defoludur, Derwall yeni heyecan istemiştir ayırabiliriz bunu, Aragones yaşı nedeniyle bir ikramiye gibi gelen fırsat üstüne gelmiştir. Del Bosque'nin niye gittiğini hala anlamadım Mustafa'dan bir yorum bekliyorum hatta yazı bu konuyla ilgili.

İkinci kısım ise çok daha karışık man managemant olayı, yani aslında demek istediğim öyle bişey değil ama anlatamıyorum tam derdimi. Örneğin; Skibbe süper bir taktik insanıydı ancak takım içindeki sorunlar onu bambaşka yerlere gönderdi, vizyonsuz değildi ancak biraz korkaktı bildiği oyuncular dışına çıkmıyordu ve kondüsyon açısından çok eksik bıraktı takımı. Ayrıca Türkiye şartları içinde bilgisi sıfıra yakındı Kayseri deplasmanındaki beraberliğe sevinişini unutamam. Böyle insanlarda gelmemeli bana kalırsa, örneğin Skibbe Gaziantep olsun, Eskişehirspor olsun ya da ne bileyim Kayserispor için çok çok iyi bir isimdir ancak büyük takımda pek barınamamıştır.

Gelelim medyadaki isimlerden yola çıkıp asıl anlatmak istediğimi ortaya koymaya, hakikaten bizim yönetimler bu işi bilmiyor, bilseler Alain Perrin gibi isimler ortaya asla atılmaz. Alain Perrin de ne ya, dünkü yazımda dediğim gibi ne katıcak ülke futboluna, yeni vizyon-yeni başarılar-genç oyuncular-kaliteli alt yapı ha hangisini katıcak. Ende sadece Portsmouth ile küme düşmeme ve Lyon'la şampiyonluğu var yanılmıyosam ki yanılıyosamda yorumlarda yazarsınız eyvallah. Hata yapmışık deriz. Laudrup'un da biraz şişirme olduğunu düşünüyorum ben açıkçası, yani Bayram Tutumlu gibi bir adamın menejerliğini yapması bile tehlikeli yapar bunu. Schuster zamanı analizleri okurken Laudrup'un onun sistemini devam ettirdiğini gördüm, tamam saygın bir isimdir bir değerdir dünya futbolu için ancak hemen alıp büyük beklenti içine girmekte biraz yanlış, Laudruptansa Le Guen derim ben.

Le Guen ismi aslında biraz daha karışık, Lyon'da oynattığı futbola bayılırdım ve o zaman keşke gelse derdim keşke gelse. Fakat Glaskow tecrübesi benim için o kadar süre Lyon'da yaptığı herşeyi yıkmaya yetti bile, o nasıl çaresizlik o nasıl acizliktir. Akıcı ve sert oynattığı tamam ancak o da günü kurtarır bizim için Mustafa Denizli'nin Beşiktaş'ta yaptığı gibi. Başarılar kazanırsa en büyük Le Guen deriz ancak o gittikten sonra bakarız ki elde var sıfırdır. Ben tam olarak endüstriyel futbola geçemediğimiz için daha çok yarışmacıdan ziyade planlayıcı isimleri görmeyi daha çok isterim takımın başında, Kalli mesela 10 yaş daha genç olsa kesin gelmesini isterdim keza Co Adriaanse de o şekil. Magath'ı mesela Schalke alabiliyorsa biz neden alamayalım. Şu anda bizim ihtiyacımız olan şey kendi değerlerimizi parlatmak buna ihtiyaç duyuyoruz, örneğin Ertuğrul Sağlam-Bülent Uygun-Abdullah Avcı dışında kaliteli yerli çalıştırıcımız var mı gelecek için ışık veren,d aha önemlisi bir ekolümüz var mı? Bizim için ekol alt yapıdan çıkan oyuncunun yeteneğidir, Arda gelir o gelir bu gelir başarılı oluruz ancak bunlar kişisel başarılardır. Bizim bir model olmamız lazım kendi içinde değerli bir model hemde.

Galatasaray örneğini ele alalım, müthiş dediğimiz alt yapı dökülüyo şu anda ve yönetim Kalli'ye bir rapor hazırlattı bu konuyla ilgili, realist olacak olursak bizden asla bir Barça olmayacak, bir Manchester United olmayacak bir Bayern asla olmayacak (Bayern demişken Hoeness yazısını mutlaka okuyun borges'ten) Biz kendimiz olmalıyız çünkü bu ülkede 6+2 dururken Avrupa'da başarı birazda kendi evlatlarımızdan geçiyor. Örneğin Kewell'ın sağ açık olduğu takımda arkada Sabri durmamalı, fundemental olarak daha etkili bir isim olmalı (extensor'ın Bjk maçı hakkındaki yazısıda enfesti ona da övgülerimi göndereyim) ancak bu şekilde kompakt futbol oynayabiliriz. Mesela Uefa':yı alan takıma baktığımızda yabancıların hepsinin kritik rolleri olduğunu, yerlilerin de başlı başına büyük oyuncular olduğunu görüyoruz. Bu şekilde bir yapı kurulmalı ve bu yapıyı kuracak insan getirilmeli başımıza, alt yapıdan gelen Mehmet Güven daha az kilolu olmalı mesela daha teknik daha defansif yönü başarılı olmalı, Aydın fiziksel ve zihinsel olarak bu kadar düşük olmamalı.A ncak bu şekilde kurtuluruz fakat yönetimlerin bunu taktığı yok ,belirli menajerler var bunlar aracılığıyla hocalar alınıyo, oyuncular alınıyo olmayınca sil baştan. Perrin geldi yine aklıma delircem sonunda bu takım yüzünden o olcak Perrin ne ya Perrin.

Pembe tablo çizecek olursak düşünsenize bir 10 yıl sonra Fenerbahçe ve Beşiktaş ta alt yapılarını çalıştırıyor ve oyuncular çıkarmaya başlıyor. Buna bağlı olarak ligin kalitesi artıyor, Ada'da ve diğer liglerde daha çok oyuncumuz var ve direk katkı yapabiliyolar. Milli takım çalıştırıcımız Gökhan Gönül sakatlandığında yerine Sabri'yi oynatmıyor Napoli takımında oynayan oyuncumuz Ahmet oynuyor onun yerine atıyorum, ya da kalede Volkan arıza çıkardığında terlemiyoruz yerine Malaga'nın kalecisi Bülent oynuyor gibi. Ancak bu şekilde söz sahibi olabiliriz, ulen yazıyıda nerden nereye getirdik ya neyse. Daldan dala oldu biraz ama olsun pek çok şeye parmak bastık, sözün özü Houllier gelsin başka şey istemem.

Le Guen'de Nedir Ya


Sinirliyim hemde çok, çoktanda fazla hatta bu sinirim. Le Guen'de kimdir ya, tamam sağlıklı düşündüğümde Lyon'la elde ettiği başarılar göze çarpıyo fakat bize ne katacak ki bu, gelecek adına ne yapacak, klüp adına ne yapacak, finans adına ne yapacak, Galatasaray kültürü açısından ne yapacak. Koca bir hiç bana kalırsa. Hiçtende öte var olan yapıyı da yıkarsa o zaman görürüz, çok tartışılacağı kesin sezon içinde Lefoot'un yazdığı gibi olay oyuncu değişiklikleri yaparmış, zaten bizde arızadır bu konu gece 3l'ere kadar tartışılır. Hakkaten ha nedir bu Le Guen, Adnan Polat galiba topu dikti umudunu kaybetti bari yerime gelen daha da sçsn diyerek mi yapıyo bu hamleyi, hakkaten şaka gibi şu görüşülen isimler Perrin miş hahay be Hikmet Karaman'ı alalım daha iyi. Le Guen hakikaten Lyon dışında ne yapmış onu merak ediyorum, Nonda'yı keşfetmiş ha tencere kapak oldular işte turşusunu kurar artık Nonda'nın, bazı yerlerde Sakho'yu da getirir diyolar, futboldan minnacık anlayan hatta Adnan Polat kadar anlayanlar bile Sakho'nun gelmeyeceğini bilirler ama anlat işte. Hakkaten delircem ya valla delircem güzelim Skibbe'nin ne suçu vardı o halde, o da çileden çıkarıyodu adamı, o da delirtiyodu ama bi sistem kurmak istiyordu. Le Guen ne yapacak ki şimdi, hangi sistemi kurgulayacak, yabancı transferinde bize yardımı olacak mı, oyuncular ona saygı duyacak mı, gençlerin gelişimine katkı sağlayacak mı, en önemlisi Galatasaray ruhuna uygun bir yönetim gösterecek mi? Bence kocaman hem de koskocaman bir hayır. Ne olacak peki en sonunda devre arası bilemedik kongre sonrası ipi çekilecek sonra Hakan Şükür ya da başka birine yine gel evladım dicez. Herşeyi geçtim tamam ama Küçük Hakan'ı susturacak bir isim mi yine hayır. Galatasaray'ın geleceğini kendi geleceklerinden daha geride gören yönetimin sığ görüşüdür bu.

Neyse bu konu hakkında mini bir yazı yazarım gece, bitirmem gereken bir sunum projem var onunla meşgulüm bir süreliğine.

Diego Juventus'ta


Juventus, transfer sezonuna hızlı başladı ve Fabio Cannavaro'dan sonra Werder Bremen'den Diego'yu da renklerine bağladı. Werder Bremen'de forma giyen Brezilyalı Diego'nun, Juventus'a satışından takımının kasasına 25 milyon euro girdi.

Bu sabah sağlık kontrolleri tamamlanan yıldız futbolcunun 5 yıllık kontrata imza attığı ve senelik 4 milyon euro alacağı belirtildi. 25 yaşındaki futbolcunun adı sezon boyunca Juventus ile anılmıştı. Real Madrid'den eski oyuncusu Fabio Cannavaro'yu alarak, transfer döneminin hızlı takımlarından olacağını göstermişti.

Yararlı olacaktır sonuçta Diego'dan bahsediyoruz. Juventus'un bundan sonraki adımı Lugano olur gibi. Bu sene defans hattını tamamen yenileyecekler. Bunun ilk adımıda Cannavaro oldu.