Bellamy City'de


Manchester City, ara transfer dönemindeki ikinci transferini West Ham United'ın Galli golcüsü Craig Bellamy'iyi alarak gerçekleştirmiş. Transfere giden para West Ham için iyi. 15 milyon euro telaffuz ediliyor. Bridge'den sonraki ikinci transfer.

Forvet hattı için rotasyon yapabilecek seviyeye ulaştı Mark Hughes'un takımı. Tecrübeli Vassel, genç Brezilyalılar Jo ve Robinho, bu sezon sakatlanması dışında iyi bir genç yetenek olan ve döndüğünde formundan şüpheye düşeceğimi pek sanmadığım Valeri Bojinov, yine Bulgar gibi yetenekli, kısa boyuna rağmen toplara iyi vuran Daniel Sturridge ve Craig Bellamy ile rotasyonun alası yapılır.

Liverpool dönemlerinde ilginç bir anısını paylaşmadan geçemeyeceğim. Liverpool, Camp Nou'ya giderken uçakta ''Niye şarkı söylemiyorsun?'' temalı çıkan kavgada şu anda Roma'da bulunan John Arne Riise'yi, golf sopasıyla dövüp, o maçta attığı golden sonrada o hareketi canlandırması her zaman gülümsetmiştir beni. Gerrard'ın da o sevinci bozmadan, adına yaraşır bir şekilde golü kutlamasını da takdir ederim...

Erkan Zengin


Şimdi ilginç bir haber okudum. İsveç ekibi Hammarby'de oynayan Türk oyuncu Erkan Zengin Beşiktaş ile prensipte anlaşmış. Şimdilik kulübünden 100 bin euro karşılığında kiralanacakmış. Sene sonunda ise satın alma opsiyonu ile alınabilirmiş. 23 yaşında ve sağ kanatta oynuyor. Benim anlamadığım bir konu var. Bu adam takımında ilk 11 çıkarken ne diye bu kadar ucuza kiralanıyor. Büyük bir ihtimalle yalan haberdir ama blogun bir köşesinde dursun. Sizinde yorumlarınızı bekliyorum. Oyuncu hakkında fazla bir bilgim yok. Yarar mı sağlar, gereksiz transfer mi olur vs vs...

Gole Gel#3: Yoann Gourcuff



Gourcuff'un harika bilek hareketlerinin ardından attığı muhteşem gol. Dünkü Bordeaux'un, PSG önünde kazandığı 4-0'lık maçtan. Adamlar bizden korkun diye Galatasaray'a mesaj gönderiyor.

Üç Saniye


Bizim blogta yazarlık yapan ve çok sevdiğim arkadaşım Mesut Ulukök kendine özel "basketbol" blogu açmış. Burada yazmaya devam etseydi bizim için daha iyi olurdu. Neyse kendisine başarılar diliyorum. Bloga şuradan ulaşabilirsiniz.

* Resim Anıl'ın blogtan. Klavyede print screen tuşu yokta :)

Zico Baş Ağrıtacak


Gittiği günden bu yana Alex de Souza ile temas halinde bulunan Brezilyalı teknik adamın, Rus Kulübü yöneticileriyle yaptığı ilk görüşmede sunduğu şartları, Fanatik ele geçirdi. CSKA Moskova’ya verilen transfer listesindeki ilk 3 isim, İstanbul’dan...

Alex'in yanı sıra Lugano ve Deivid’i de takımında görmek isteyen Zico; CSKA’ya verdiği raporda şu ifadeleri kullandı: “Üçünün de hem futboluna hem karakterine kefilim. Gelmeleri halinde bize büyük güç katarlar. Vakit geçirmeden işi bitirmeliyiz...” Zico’nun son cümlesinin nedeni ise şu: Alex, Deivid ve Lugano’nun sözleşmeleri 31 Mayıs 2009’da sona eriyor. Fenerbahçe Yönetimi üç yıldızla yeni kontrat için görüşmelere başlarken, 1 Ocak itibariyle üç oyuncunun da başka bir kulübe imza atma hakkı bulunuyor.

Ortalık karışacak gibi duruyor :)

Cisse'ye Talip Var#2


O kadar iyi bir oyuncu değil ama Beşiktaş'ın orta sahasının bütün yükünü bu arkadaş çekiyor, ondan çok önemli bir oyuncu bizim için. Kampa geç geldi diye bileti kesildi. Kendiside husursuzluk yapınca gönderilmesi kesinleşti. Marsilya, Monaco ve Lens gibi takımların kendisiyle ilgilendiğini söylüyor. Eğer Cisse giderse kesinlikle Geremi gelmeli. Bence gönderelim gitsin takımda huysuzluk yapanın hiç bir zaman yeri olmaması lazım.

Eduardo Cisse'nin kariyerinde bir Monoca ile Şampiyonlar Ligi finali ve PSG ile kazanılmış 1 Fransa Kupası bulunuyor. Liverpool'un Fildişi Sahili asıllı yıldızı Djibril Cisse ile karıştırılan futbolcu, Fransa'da 10 yılda, 279 maçta 13 gol attı. 29 yaşındaki oyuncunun başarıları arasında bir Fransa ligi şampiyonluğu, iki Fransa Kupası ve bir Şampiyonlar Ligi finali bulunuyor.

Geremi-Beşiktaş İkilemi


Beşiktaş 1 tane yabancı transferi yapacağını açıkladı. Herhalde bu Geremi olacak. Hem ön libero hem de sağ kanat oynayabiliyor. Kulübü Newcastle ile 2010'a kadar sözleşmesi var ama orada mutsuz olduğunu her daim söylüyor ve belli ediyor. Geçen haftada başka bir Avrupa kulübünde oynamak isterim demiş. Beşiktaş'ın da bunlar arasında olduğunu belirtmiş. Resmi teklif yapmak için nabız yoklanıyor, 1 haftaya kadar bu transferde netleşir. Ben daha bomba bir yabancı transferi beklerdim takımdan ama bu da olur. Tecrübeli bir oyuncu takıma faydası dokunacağına inanıyorum. Herhalde bu transferle Seric'e yol verirler. Geremi, 1997-98 döneminde Gençlerbirliği’nde oynamış, buradan Real Madrid’e transfer olmuştu. Daha sonra Middlesbrough ve Chelsea’de forma giydi. Şimdi ise Newcastle’da top koşturuyor.

Öte yandan internetten yayın yapan transfermarketweb.com sitesi, Ajax’ta forma giyen Danimarkalı forvet oyuncusu Rommedahl’a Avrupa’nın çeşitli kulüplerinden teklifler geldiğini, bunların arasında Beşiktaş’ın ilk sırada bulunduğunu yazdı.

Arthur Zico: CSKA Moskova'da


Rus basını, Zico'nun CSKA Moskova'yla 3 yıllık bir anlaşma yaptığını yazdı. "Avrupa'ya tekrar döndüğüm için mutluyum" açıklamasını yapan Arthur Zico'nun yeni takımından övgü ile bahsedmesi dikkat çekti. Brezilyalı çalıştırıcı, eski CSKA Moskova'nın teknik direktörü Valeriy Gazayev ile yakalanan başarı grafiğini devam edeceğini belirtti.

Zico, yedi yıldır yanında olan abisi Edu'nun ise yeni takımında yardımcılık görevi yapacağını söyledi. Eylül 2008'de Özbekistan Oliy (yüksek) Lig takımlarından Bunyodkor'ın başına geçen Zico, takımını Asya Şampiyonlar Ligi'nde yarı finale kadar çıkarmış ve Özbekistan'da şampiyonluk ve federasyon olmak üzere iki kupayı kaldırmıştı. Zico'nun 2009'un sonuna kadar Bunyodkor ile anlaşması bulunuyordu.

Kimine göre stajerdi, kimine göre futboldan anlamıyordum ama bence o dahiydi. Günümüz futbolunu en iyi bilen kişilerden birisi. CSKA ile başarılara ulaşacağından şüphem yok, tekrar ismini duyuracağındanda.

Yıldırım Demirören'in Aldığı Fenerbahçeliler


Beşiktaş ile sözleşme imzalayan tecrübeli futbolcu Yusuf Şimşek, başkan Yıldırım Demirören döneminde transfer edilen 8. Fenerbahçeli futbolcu oldu. Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören'in başkanlığa geldiği 30 Mayıs 2004 tarihinden sonra birçok futbolcu transfer edilirken, bunlardan bir bölümü geçmişte Fenerbahçe'de forma giydi.

Demirören, 2004-05 sezonunda Fenerbahçe'den Ali Güneş'i transfer ederek sarı-lacivertli takımdan ilk transferi oldu. Ali Güneş'in yanı sıra önceki sezonlarda yine Fenerbahçe'de kariyer yapan Mustafa Doğan ve Tayfun Korkut da Beşiktaş kadrosuna dahil edildi. Beşiktaş, başkan Demirören döneminde 2005-06 sezonunda Fenerbahçe'den Mert Nobre'yi alırken, 2006-07 sezonunda ise herhangi bir girişimde bulunmadı. 1 yıllık aranın ardında yine Fenerbahçeli oyunculara yönelen siyah-beyazlı kulüp, 2007-08'de ise kaleci Rüştü Reçber'in yanı sıra Mehmet Yozgatlı'yı kadrosuna dahil etti.

Bu oyuncuların yanında Fenerbahçe'de kariyer yapmış oyunculardan kaleci Murat Şahin 2004-05 sezonunda siyah-beyazlı takıma geldi. Bu sezon başında Fenerbahçeli oyuncular konusunda girişimlerde bulunmayan Beşiktaş, Yusuf Şimşek'i transfer ederek ara verdiği geleneği sürdürdü. 2000-01 sezonunda Fenerbahçe'ye transfer olan ve bu kulüpte 2.5 sezon forma giyen tecrübeli oyuncu, istenilen performansı gösteremeyince takımdan ayrıldı. Geçen sezon eski takımı Denizlispor formasıyla başarılı performans sergileyen yeni transfer, sezon başında ise Bursaspor kadrosuna dahil olmuştu.

Bursaspor'da ortaya koyduğu performansla tekrar dikkatleri üzerine çeken Yusuf'a Trabzonspor talip olmasına rağmen Beşiktaş tecrübeli oyuncuyu aldı. Siyah-beyazlı takım, Yusuf'a sözleşme imzalatarak Fenerbahçe kariyerine sahip bir oyuncuyu daha kadrosuna dahil etti. Bu arada, Beşiktaş Kulübü'nün kadrosuna aldığı eski Fenerbahçeli oyuncuların bir bölümüyle yollar ayrılırken, bunlardan sadece Mert Nobre ve kaleci Rüştü Reçber siyah-beyazlı ekipte futbol yaşantılarını sürdürüyor.

Yusuf Beşiktaş'ta


Ben haberi galiba Perşembe günü gazeteden okudum. İlk bi heyacanlandım sonra detaylara girince lanet olsun dedim. 34 yaşında götünün kılları ağarmış bi oyuncuya karşılık 18'lik Aydın ve yedekleyici stoper Tuna'yı vermişiz, üstünede 600 bin euro verilmiş deniliyor. Demirören zamanındaki bu transferlere taraftar akıl sır erdiremiyor. Ee şimdi ne olacak? Ben Delgado'nun yerinde olsam valizimi toplar giderdim. Taraftar Sergen ayarında oyuncu severde neye mal olduğunada önem verir. Aydın falan gitmeseydi belki kabullenebilirdi. Artık Yusuf çıkar 3-5 şık pas atar, 3-4 de şut çeker sezonu kapatır. Neyseki sezon sonu istersek Aydın'ı alabiliyormuşuz ama o da 1 milyon euro karşılığındaymış. Yıldırım Demirören bu adama değmez diye almayacağını adım gibi biliyorum ondan sitem ediyorum.

Bu transfer Bursaspor'un işinede geldi. Trabzon'un verdiği oyuncular bizim verdiklerimizden 5 kat daha kötü. Bu arada Yusuf'u da özel olarak Mustafa Denizli istetmiş. Onunda futboldan ne kadar anladığı çok belli oluyor. Ertuğrul Sağlam işini biliyor. Sol kanada çok iyi oyuncu aldı. Stoperlerine yedekleyecek olan Tuna'yı da aldı. Konratı feshedilen Ali Tandoğan'ı da takımana katmış. Bursaspor, Yusuf'u en iyi şekilde elinden çıkardı, helal olsun demekten başka bir şey gelmiyor aklıma. Son olarak Yusuf yıllık 450 bin TL alacakmış.

Sergen'in çok güzel bir açıklamasınada size sunuyum. “Beni gönderdikleri zaman ondan daha gençtim. Hadi Mustafa hoca istedi, yönetim buna nasıl müsaade ediyor. Beşiktaş kadro anlamında giderek küçülüyor. Yusuf’u alıyorsun, Delgado oynadığında yedek mi kalacak? 34 yaşında bir futbolcu alıyorsun, seneye ne yapacaksın, nerede oynatacaksın?”

Süleyman başkan görüyorsun di mi koskaca camiayı kimlere bıraktığını...

Abdülkadir Kayalı ve Gökhan Emreciksin


Anca kendimi toparladım, yazılılardan kafayı kaldırdım ve tekrar geri döndüm :) Yapılan transferler ve dedikodular hakkında yazmaya başlıyorum. Ahanda başlangıç Fenerbahçe ile. Abdülkadir ve Gökhan ile 4,5 senelik anlaştılar ve imzalarda atıldı. Gökhan zaten bu senenin en dikkat çeken oyuncusuydu. Abdülkadir'i pek izleyemedim ama hakkında hep olumlu şeyler duydum. Yaşı daha 18, pırıl pırıl bir genç. Milli takımda oynadığı zamanlardaki gösterdiği performans herkesi büyülemiş. İngiliz takımlarının bile gündemine girmiş. Ümit Milli ve U18'nin kaptanlığını yapmış bir oyuncu. Gelecekte Fenerbahçe kaptanlığı yapmasını umanlar çoğunlukta.

Abdülkadir Fener'in yarayan kanası olan ön libero mevkisi için aranan kan olabilir. Hadi hayırlısı. Kazım ya da Deivid'i yedekleyecek iyide bir sağ açık aldılar. Burada da patlama yaparsa ilk 11'e kadar gelebilir. Gerçi aklıma şimdi büyük kulüplerde sönen oyuncular geldi.

Bu Geceki Maçtan- LeBron James Dunks on KG



Steps var hocam!

Cristiano Ronaldo Ferrari Crash

Russell Westbrook: Dunk Practise, Vote Dunk Contest

Gole Gel #2: Albert Riera

Lincoln'e Çılgın Teklif


Rus kulübü 14 milyon euro gibi bir teklif veriyormuş. Ben olsam tereddüt etmeden satardım Lincoln'ü. Çünkü çok disiplinsiz ve başına buyruk bir oyuncu. Bu performansınada aldanmayın. Belki ikinci yarı çok kötü oynayacak. Şimdiki performansıda 7 gol 14 asist, önünde saygıyla eğiliyorum ama elden çıkarılırsa 10 milyon euro veya daha fazlaya Galatasaray adına iyi olur. Yoksa 10 milyon euro'dan aşağıya bırakmazlar, bırakmamaları lazım.

Hedefler büyük şu anda. Takım UEFA'da çok iyi gidiyor, ligte de herşey oturdu. Eğer Lincoln satılırsa herşey alt üst olabilir. Yeni alınacak oyuncu takıma alışacak vs vs. Lincoln'ü satıp al Mehmet Yıldız'ı çift forvetli sistem oyna. Böyle çok senaryo var..

Manchester United'ın Transfeleri


Alex Ferguson gençlere önem vermeye devam ediyor. Zamanında Ronaldo'nun boşluğunu dolduramadığından onu Madrid'e göndermek istemiyor diye yazıyordum. Yavaş yavaş bu boşluğu doldurmak için gelecek vaad eden "10 numaralar" alıyor. Zoran Tosic fena oyuncu değildir ama ben esas Adem Ljalic'e değinmek istiyorum. Daha 17 yaşında pırıl pırıl bir genç, yukarıdaki resimde kendisine ait. Her iki ayağınıda iyi kullanabilen bir oyuncu. Sırplar ondan çok şey bekliyor. United'a biraz erken gitti ama olsun orada daha çok şeyler kapacağından kimsenin şüphesi yoktur herhalde. Bonservis konusunada gelirsek United, Partizan'a 24 milyon dolar gibi bir bonservis ödeyecekmiş deniliyor, daha ortada bonservis hakkında bir açıklama yok.

Zoran Tosiç bu hafta içinde United ile antremanlara çıkacakmış. Adem Ljalic ise seneye Manchester United forması giyecekmiş.

City'nin İlk Transferi Bridge


Ara transfer için 100 milyon avro ayıran City, ilk transferini yaptı. 28 yaşındaki Wayne Bridge, sol bekte görev yapıyor. Hughes: ''Onunla Southampton'ta beraber oynadığımız dönemlerde süper bir yetenekti ve Chelsea gibi büyük bir takımda forma giyiyordu.'' demiş İngiliz için.

Chelsea'da genelde yedek oyuncu oldu. 2005'te oynadığında pek bir şey yapamadı, Del Horno'dan dolayı; 2006'da da Gallas-Cole takasından sonra Ashley Cole'ün arkasında beklemeye başladı. İlk sezonda Abramovich'in paraları saçıp aldığı adamlardan biriydi, yine Al-Fahim'in bol para saçtığı dönemlerde aldığı ilk adam oldu.

Sola istenilen verimi verebilir mi orası bilinmez ama Chelsea'de bulduğu formadan daha fazlasını bulacaktır City'de. Bu arada transfer için 11-12 milyon euro ödenmiş Chelsea'ya ki Chelsea, yedek sol bekini ancak bu kadar iyi fiyata satabilir. Bakalım, umarım Ben Haim gibi kötü oynamaz, çünkü Ben Haim, Chelsea'dan gittiğinde herkes bayram etmişti. Gerçi Bridge gitti diye daha az kişi bayram ediyordur.

Bu arada 90 milyon avro kaldı. Bakalım kimler gelecek?

Bobiler#1








Sizce nasıllar?

Hadise; Crazy For You...


Baby you're perfect for me
You're my gift from heaven
This is the greatest story of all times

We met in like in a movie
So meant to last forever
And what you're doing to me feels so fine

Angel, i wake up and live my dreams
Endlessly
Crazy for you

Can you feel the rhythm in my heart?
The beat's going düm tek tek
Always out it like there's no minute
Feels like there's no way back

Baby i read all answersIn your exotic movements
You are the greatest dancer of all times
You make me feel so special
No one can kiss like you do
As if it's your profession, feels so fine
Angel, i wake up and live my dreams


Endlessly
Crazy for you
Can you feel the rhythm in my heart?


The beat's going düm tek tek
Always out it like there's no minute
Feels like there's no way back

Can you feel the rhythm in my heart?

(Resim Salsa Basket'ten...)

Drogba'dan Vecizeler...


Gidip, Burnley taraftarına bozuk para atıp orta parmağını gösterdi, daha sonra Anelka'yla anlaşıyorum ama ikimizde oynayalım dedi, daha çok geçmedi ki top oynamaktan soğudum dedi; 100.000 € cezaya çarptırıldı, daha internet sitelerinde bu haberleri okurken bir de Adebayor hakkında konuşmuş Drogba:

''Geçen sezon ben de Eto'o da talihsiz sakatlıklar yaşadık. Adebayor bu dönemde, Arsenal'i tek başına sırtladı. 24 gol kaydetti. Ödül için adayım Emannuel'dir.''

Bayern'den Juve'ye Çalım

Bayern Münih sezon sonu için bonservisi elinde olan Hırvat golcü, Ivica Olic ile anlaştı. Olic'in menajeri 3 yıllık bir sözleşmenin altına imza attıklarını belirtmiş. Olic 1 Temmuz 2009'da Münih kadrosunda olacak.

Juventus'da Olic ile ilgileniyordu. Alessandro Del Piero'nun yaşlı oluşu, David Trezeguet'in sık sakatlanan türde bir oyuncu olması, Iaquinta'nın beklentileri karşılayamayışı ve bu sezon kafa gollerini sıralayan Amauri ile başka takımların ilgilenmesi, Juve'yi Olic'e itiyordu. Fakat Almanlar, Olic için önce davrandılar.

Olic için doğru mu bilemiyorum. Toni ve Klose'nin ardında yedek beklemesi muhtemel. Podolski 2009-2010'da durmayacak Allianz Arena'da. Orası kesin olduğu için Podolski'yi oraya koymuyorum. Juve'de biraz daha fazla forma şansı bulabilirdi, ama kendi ve menajerinin kararı.

6 Portland'lı Aynı Anda Sahada



Salı gecesi Boston ile Portland, Rose Garden'da karşı karşıya geldi. Brandon Roy'suz Boston'u mağlup eden Portland maçta kural hatası yaptı. 6 oyuncu aynı anda sahadaydı bunuda ilk farkeden Kevin Garnett oldu. Maçın tekrarlanma durumu gündemde. Tamda Boston'a biri daha tekme vurmuşken maç tekrarı olmasın. İlgili video yukarda..

İlginç Kırmızı Kart



Böyle bir durumla ilk kez karşılaşıyorum. Stoke City'li oyuncu kendi oyuncusuna tokat atıyor ve hakem kırmızı kart gösteriyor. Kural hakkında bir bigim yok, araştırmadımda. Bir bilen varsa ve bizi bilgilendirirse çok iyi olur.

N'aber Blog?


Uğrayamıyorum sana epeydir blog. Baya ihmal ettim seni anlayacağın... Nasılsın, iyisindir inşallah? Yeni yıl, yeni umutlar falan mı diyorsun, yoksa bana mı öyle geliyor blog? Yok öyle bir şey, duymamış olayım... "Hayat zor, şu köşedeki kıyıyı görüyor musun? Onun yanındaki kayayı? Fena çarptı işte bana o kaya usta, çok fena" edebiyatları yapmayacağım elbette, sarhoş da değiliz aşık da. Var ama bizim de dertlerimiz neticede. Vardır herhalde seni ihmal etmemiz için önemli sebepler. İnanıyorsun dimi bana, blog?

Daldan dala atlarsam durmadan, kusuruma bakma şimdiden blog. Yazamadıklarım, yazmadıklarım birikti içimde. Evet, yazamadıklarım. İtiraf ediyorum, biraz da üşengeçliktendi seni ihmal etmem... Aceto ustayı okuyorum bugün. Şu son yazdığı Arjantin Havaları yazısını. River-Boca rekabeti üzerine yapılan genellemelere karşı şikayetini bildirmiş üstad. İyi demiş, doğru demiş. Real Madrid'e, "Franco'nun çocukları" diyenlere de gönderme yapmış, iyi etmiş. Dedim daldan dala atlayabilirim çokça, atlıyorum şimdi. Haberiniz olsun yani. Şu Franco'nun çocukları meselesine tilt olurum oldum olası. Ne meret şeydir anlamadım gitti be arkadaş. 2 saat önce Galatasaray, Fenerbahçe hakkında gayet düzgün bir şekilde konuştuğunuz bir adam hayal edin. Gayet düzgünden kastım, "ekinler dize kadar", "sosisli" muhabbetlerine falan girmeden teknik, taktik konular üzerine konuşmak işte. Bakıyorum, adam anlıyor futboldan. Belli. Mantıklı konuşuyor, yeri geldiğinde fikirlerini kanıtlarıyla birlikte sunuyor bana. Saatler 23.00'ı gösteriyor sonra. Haydi kaçtım ben maça diyorum, o da "ben de El Clasico'dayım" diyor. Dakika kaç hatırlamıyorum, ama 60-70 falan işte. Penaltı oluyor. MSN titriyor, "çaktık olm" yazıyor, "ehehe, kurtarır Casillas" diyorum. Casillas çıkarınca gülme efektini basıyorum, kızıyor biraz anlıyorum. Yumuşatmaya çalışıyorum, cool takılıyorum yani. Zira, elin İspanyolunun derbisi çook da umrumda değil açıkçası. Ha, bu arada anlamışsınızdır herhalde artık benim Madrid, arkadaşın Barça sempatizanı olduğunu.

Dakika 80. Atıyor Eto'o golü. İleti geliyor, "goooooooool, çaktıııııııık" tadında, bir şey demiyorum, biliyorum böyle biri değil çünkü. Messi ikinciyi atıyor son dakikada. "CANNAVARO GİRDİN Mİ DİREĞE, ÇAKTIK MI FRANCO'NUN ÇOCUKLARI, HAHAHHAHA" yazıyor. Evet, aynen bu şekilde, hepsini büyük harflerle. İçimden gelmiyor o an bu Franco'nun çocukları meselesi hakkındaki düşüncülerimi ona anlatmak. Biliyorum zira, ne desem meali "çaktık" anlamına gelecek cevaplar alacağımı. Susuyorum ama yazacağım ulan sana bir gün bunları, blog diyorum. Aha da yazıyorum işte. Franco'nun çocuklarını merak ediyorum ben. Raul mu, Franco'nun çocuğu? Casillas mı yoksa? Zidane mı? Salgado mu? Carlos mu? Helguera mı? Hangisi Franco'nun çocuğu? Merak ediyorum, hem de çok. 

Daldan dala atlamıştık bunları yazarken, unutmuş olabilirsiniz tabii. Aceto üstad; River-Boca, Madrid-Barça olaylarında tercüman oluyor hislerime ama takılıyorum yine ben başka bir yere. Uğraşamadım şimdi o postu bulmaya ama okumuşsunuzdur mutlaka. Bülent abi, Heysel Faciası ile ilgili post'unda yapılanlar insanlık dışıdır, asla unutmayacağım bunu diyor. Liverpool'a iyi yaklaşmadığını da hissettiriyor size. İnsanlık dışı bu yapılan elbette, vahşet bir şey ama River-Boca, Madrid-Barça olaylarına baktığın gözle baksan bu olaya da daha güzel olmaz mı be abi? Amacım, Aceto'yu kınamak veya yanlış düşünüyorsun demek de değil, sadece bir aracı oldu aslında onun bu konu hakkındaki düşünceleri bana. Bu parçalar yakın zamanda bir araya gelince duramadım yazamadan.

Bir önceki paragrafta yazdıklarımdan, Liverpool sempatizanı olduğumu anlamanız zor olmamıştır muhtemelen. Sen değil miydin demin Franco'nun çocukları üzerinden arkadaşına kızan da diyebilirsiniz. Bilmiyorum; aynı şey mi onla bu ama daha bir farklı yaklaşıyoruz galiba yurt dışında sempati duyduğumuz takımlara. Burada Galatasaray, Fenerbahçe hakkında paragraflar dolusu analizlerle fikir alışverişine girdiğiniz adamla, Barcelona-Real Madrid rekabeti üzerine en çok Franco'nun çocukları meselesi hakkında konuşmanız sizin bu takımlar hakkında yeterince bilgiye sahip olmadığınızı da gösterir aslında. Doğaldır bu. Her ne kadar takip etsek de Avrupa futbolunu, çok mümkün değil buradaki kadar orayı iyi bilmek. Haftadan haftaya NTV'den izliyoruz sadece biz Barça'yı Madrid'i. Bazen 2-3 haftada bir. 

Galatasaray-Fenerbahçe maçlarından önce "ekinler dize kadar, "sosisli" muhabbeti yapan taraftarları futbol cahili, futbol uleması, fanatik vs. diyerek adlandırıyoruz. Bunun arkasındayım hala. Peki, biz bu "Franco'nun çocukları" geyiğiyle aynısını yapmıyor muyuz? Burada saçma geyikler yapan kişilere demiyor muyuz, bilmiyorsanız susun adam sansınlar diye, aynısını yapmıyor muyuz birazcık da olsa peki? 

Bilmemek ayıp değil, bilmeyip ahkam kesmek ayıp. Yaz bunu, güzel söz...